Ana içeriğe atla

Günü Geçmiştir,Anlamı Hiç Bitmeyecektir...




Güçlü adımlarıyla sağlam basıyordu yere.Pencereye kadar gitti.Dalgın ama kararlı,kendinden taviz vermeyen,güçlü,kendinden emin bir adamın sesi yankılanıyordu.Kazım Karabekir tehlike sinyalini bildirmek üzere içeri girdiğinde son durumu arz ettiğinde ' Geldikleri gibi giderler ' demişti Türk ulusunun kurucusu Atatürk.

Atatürk'ün Mondros Ateşkes Antlaşması'nın ardından gösterdiği tavır. 
Bu görüntü zihnime mıh gibi çakılmıştı benim.Çünkü benim tarihi sevdiren,tarihi sınıfta tiyatro oyunu gibi oynayan,şu günde bile Atatürk'ün gençliğine ve duruşuna benzettiğim çok kıymetli bir öğretmenim vardı.

Tarihi sevmemde büyük etken olan bu öğretmenim,mezun olduktan sonra bile tarihe karşı ilgimin azalmayışımın sebebiydi.

Ondan sonraki hiçbir dönemimde ,sosyal bilimler ve edebiyat bölümü okumama rağmen ,tarihin envai çeşitini lise dönemimde görmeme rağmen üzerimde tesir bırakan hiçbir tarih öğretmenine rastalamadım.

Bu öğretmenim gözümdeki öğretmenlik çıtasını o kadar yükseltmişti ki ,ondan sonra ki karşıma çıkan her öğretmeni onunla ölçtüm desem yalan olmaz.

Benim çok kıymet verdiğim öğretmenlerim oldu.Her hatırladığımda adlarını hatırla anımsadığım,selam verip konuştuğum,zaman zaman mezun olduğum, okula tiyatro için gittiğimde onların gurur dolu bakışlarıyla karşılaştığım her anım kıymetli ve onurlu olduğum zamanlarım oluyor...

Diğer tarafta zihnimde sadece isimleriyle kalmış olanlar da var.Zaman zaman onlarla da karşılaşıyoruz,kimiyle konuşuyoruz da...

ama kimisi var ki görmek bile mutlu etmiyor beni..iki adım ötemde dahi olsa , 'hatırladınız mı ben 21 nolu şu öğrenciyim' demeye dilim varmıyor.Onları görünce acı,kekremsi,akşamdan kalma bir sarhoşluk yayılıyor içime.Biliyorum ben çok terbiyesizim bu konuda ama, içimden gelmediği için  selam vermiyorum !!

Sonra kendi kendimi suçluyorum ama yüreğim hissetmediğim şeyi ,sırf yapmış olmak için yapma mantığını, gösterişini kabul etmiyor..Bu da benim ayıbım !

Ama hala gündelik yaşamımda çok sık olmasa bile aradığım sorduğum, yanlarına ziyaretine gittiğim çok kıymetli öğretmenlerim vardır...

Eminim bu durum bir tek bana has değildir herhalde ...Herkesin vardır değil mi böyle hayatında olumlu iz bırakan ,bırakmayan,iz bırakıp da unutulmak istenenler,görünce unutulmayanlar...

Öğretmenliğe günümüzde garanti iş olanağı,kapağı devlete dayama olarak bakılıyor ama ...Öğretmenlik de bir yetenek işidir kanımca.Salla başını al maaşinı anlayışıyla bir çok insan öğretmen olmak istiyor.İş bununla da bitmiyor ! Öğretmen adayları kendi alanında yeterlilik sınavından geçmek yerine ilgili olmadığı derslerin sınavından da tabi tutuluyor.Tarih öğretmeni olacak bir kişi neden matematik sorusu çözmek zorunda kalsın ki ! Eğitim bilimlerinin test kitapları olmasına yerine bir kaç kaynak verilir örnek.Aday onları okur kim en fazla doğru cevapladı,kim daha güzel yorumladı,değerlendirdi,buna göre sıralama olur..

hoş ben işin test kısmına da karşıyım.Oldum bitti klasik sınavı severim ben.Hoca söz gelimi 5 soru verir, istediğin kadar yaz ,yorumla,doldur sayfayı...a,b,c,d,e şıkları bireyi tembelciliğe ,ezbere iten en kötü sistem.İstesen beş şıkla da ilişki kurabilirim.Öğretmenlik gibi bir mesleği icra etmek için bile test mi olacağım!
(Bu da ayrı bir konu zaten (!)



Bana kalırsa okuyan öğretmenlik mezunları bile fakültelerince mülakata girebilir.Bir eleme sürecine girebilir.
amaaaa bu sistem ülkemizde zor uygulanır...Bunu da kılıfına uydurmaları işten bile değil hani..onca sıkı denetime karşı soruların her sene ele geçirildiği,kopya çekildiği duyumları,sözlü mülakata gelince bir takım zümrelerin sınavı kazanmada ön etkisinin olduğu  göz önüne alınınca bu sistem Türkiye'de zor uygulanır...

okullarda gördüğüm kadarıyla günümüzde  bu kutsallığı icra eden öğretmen sayısı bir elin beş parmağını zor geçiyor.Bunu nerdeyse çoğu yazımda vurguluyorum.Yaptıkları her fedakarlığa rağmen soruşturma geçirip duran öğretmenler,bırakın ödüllendirmeyi Şükriye Hanım,bari maaşımızdan kesilmesin diyenler,ceza alırım yerimden olurum deyip sündürülenler, eğitim için AB projelerine girip başarı gösterip de tebrik bile edilmeyenler,bir köy okulunu küçük görüp başarıları için tebrik etmek yerine müdürü arayıp 'bir yanlışlık olmasın' diyenler,kendi öğrencisinin kapasitesini bilip daha iyi yapacağını bilen öğretmenin çocuklarının sınavının güzel geçmediğini söyleyince yetkili müdürlükten 'onlarla alay edildiği ' gerekçesine takriben ne haller duyuyoruz...Ve bu öğretmenlerin korkusuzca ,kendinden emin tavırlarını görüyoruz...

Ki ben böyle idealist,kendinden emin,koyun sürüsü yetiştirmekle kendinle gurur duyan değil; araştıran,sorgulayan,merak eden,kin fikirleri ve duruşları olan çocuklar yetiştiren bu sıradışı öğretmenlerimin Öğretmenler Gününü kutluyorum....Hürmetle de ellerinden öpüyorum ...

Çünkü bizim onlar gibi öğretmenlere ihtiyacımız var....

      


Yorumlar

Mahalle Dayısı! dedi ki…
Öğretmen öğrettikçe öğrenen, öğrendikçe öğretendir, yani Vatandır Anadoludur. Eline sağlık..
Şanselize Bulvarı dedi ki…
teşekkür ederim Mahalle dayısı,değerli yorumun için:))

Bu blogdaki popüler yayınlar

Güzel İnsanlar Biriktirmişim,

Bugün bir huysuzluk vardı üzerimde.Gece de uyuyamamışım.Sabah gözümü bankanın mesajıyla açtım.Sağolsunlar,bugün şerefine,alışveriş edeceğim noktalardan ne alırsam üç katı fazla puan vereceklermiş.Ben ise ihtiyacım olmadıkça alışveriş etmeyi seven bir tip olmadığımdan bu mesaj bana yaramadı.Sağolsunlar yine de sağır sultandan önce doğum günümü kutlama lütfunda bulundular.


Annem bugün  benim için  hazırlık yaparken  neli pasta  istediğimi sordu.Ben de beş karış suratla yapmamasını söyledim.Dedim ya ,doğum günüm benim için tam bir mutluluk kaynağı değil.Hatırlanmak,kutlanmak güzel şeyler.Sadece yanağıma iki öpücük ve seni seviyorum demeleri yeterli...Yoksa insanların benim için yorulmalarını istemiyorum.Hele hele oruçluyken...Ama annem bu...Koca kazık olmama rağmen tüm gününü mutfakta geçirme pahasına da olsa birbirinden leziz 4 çeşit yemeği yetiştirdi,üzerine bu moloz yığını düşmüş gibi duran bezmin bir kıza doğum günü pastası yaptı.Masayı da kurdu bir güzel...Gık bile demedi..Öyle keyi…

................

Ayyyy sabah sabah duydum şoklara girdim ! Meğer gündemin yüzeyselinde takılı kalmışım ben. Sabah annemle sohbet ederken ağzından şöyle bir cümle çıktı annemin : "artık kurumların adı Atatürk ile başlamayacak" "Atatürk Kültür Merkezi ,Atatürk Kapalı Spor Salonu...." bu ne ?
Şaka mı bu ,dedim.Aslında beklenilmeyecek bir şey değil bu.Ama ne bileyim onlar benim uydurmalarımdı ,gerçek olmamıştı.
Tüylerim diken diken diken oldu.Atatürk ibaresi kaldırılıyormuş.Bayramlarım kutlanmıyormuş.
Kanım dondu resmen ya.
Hele ki evlerimize astığımız bayraklar ve atatürk resimlerimiz bile izinli olacakmış.
Oktay Sinanoğlu'nun Bye Bye Türkçe'sinin ilk bölümü vardır hani.İlk okuduğumda çok korkmuştum ,endişelenmiştim.bir o kadar da içimdeki o ataleti yenmemin bir sebebiydi o örnek.
Nasıl korkmuştum o kitabı okurken ben !
İnsanlara bir silkelenin, bir kendinize gelin,herşey bu kadar iyi olamaz ,yaptıkları bazı yanlışlıkları da görün,bu kadar da kendi hatalarınızı görmezden gelmeyin.
Bir…

Bu Pazar Sokaklardayım, Anlaşıldı !

Sokakta yapılan sanatı seviyorum.Doğaçlama çıkan düşünceleri de.Tiyatroda Gratowski buna deneysel diyor.Bana göre herkes sanatçı olamaz,olmak zorunda değildir zaten.Ama herkesin kendisini ifade ediş biçiminin olması gerektiğine inanıyorum.bir fotoğraf çeksin,bir resim yapsın,hatta yapmasın ilgisi olsun sadece merak etsin sosyal medyayı bunun için kullansın.Herkes bir Yıldız Kenter olmasın herkes kendisi gibi olsun sahnede.Başkasının sözcükleri yerine kendi bedenini bulsun.

Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı 15.yıl Reklamında Sokak Sanatına dair ayrıntı hoşuma gidiyor.


İşte bu yüzden sokak sanatını önemsiyorum.Sokakta yapılan dansı ,müziği,tiyatroyu beğeniyorum.Sadece entellektüel aydın çevresi için sadece parası olanlar için değil o saatte sokakta olan çöpçü de o anı izlesin.Farkındalıklar diyorum ; sokak sanatı bana farkındalığın en yüksek ağrı eşiğini uyandırıyor.

                                                 Boğaziçi Caz Korosu bankaya giderse...


Bundan iki sene önce gittiğimde g…