Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Ağustos, 2012 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Hüp deyine geleceğim ben:-)

Bugün ardı ardına yazı paylaştım.Yani bugün kendimi blog yayını paylaşma konusunda aştım : D

Ama hak verirsiniz ki,günlerden beri uğrayamıyordum.
İşte ben de hem şu bir kaç günün acısını çıkartırken hem de önümüzdeki günlere kısa bir veda hazırlığı yapıyormuşcasına blog gündemimde olan bir kaç yazıyı döktürüverdim bu ve bu yazı şeklinde:)

Bunlar sinyalini küçük de vermiş olduğum mutfak yazıları,elbette...Hani paylaşacağım deyip bir türlü arkasını getiremediğim.Şimdilik bunlarla idare edeceksiniz ben dönünceye dek.
Bu yazımda sizden şimdiye dek bilmediğim bir şarkı önermenizi istemiştim ya.Arkadaşlar listeme aldım o şarkıları.Dikkate alan,bundan böyle alacak tüm arkadaşlarıma şimdiden teşekkür ediyorum.Önümüzdeki günlerde hangisini senasıma(!)eklediğimi açıklayacağım:)




Benim haftaya çok önemli olan bir  matematik sınavım var.Dualarınızı bekliyorum....
Bu arada sınavım bittikten sonra, okuyacağım güzelim yorumlar da bana yüksek voltaj moral verecektir.:-))
Ha belki, sınavımdan hemen sonr…

Mutfak dürtüklemelerimden Bir kuple

Bugün içimdeki bir ses beni dürttü.Ne zamandan beri ıce tea şeftali yapma deneme düşüncem vardı.Hazır boş bir anım var yapayım dedim ve geçtim tezgahın başına...

Önce demlikte kalan çayı süzdüm.İçine şeftali rendeledim.Bir süre buzdolabında beklettim soğuması için.Sonra mikserde karıştırdım şeftalinin biraz daha suyunun çıkmasını beklemek için.
annem de bu sırada şeeftali reçeli yapmak için,şeftalileri şekerle kaynatıyordu.Onun da suyundan biraz koydum tatlansın diye.
İçine de bir miktar rom damlattım.Hani markette satılan dörtlü küçük şişeciklerden.Sıcak soğuk tüm içeceklerde kullanma bir yana,pasta ,kek yapımında da kullanabiliyorsunuz.
Şeftalinin tadı yoktu.Onun için bir miktar da şeker koyma gereği duydum.Ama kendim yaptım diye söylemiyorum (!) lezizdi.Hımmmm:-))
Yapmaya çalıştığım ıce tea şeftaliyd aslında Lipton (!) beni duymasın ,onu yapmakta başarısız oldum (!) Şimdilik !



Ama farklı bir içecek yapmış ve lezzeti kendimce yakalamıştım.Şeftalim belki tatlı olsaydı ,oooo daha güz…

İşte Beklenen Saffet Beni Affet Pastası :-))

Yıl 2009.Ben yine günlerden öncesinden doğum günüm geldiği için içim biraz heyecanlı ama huzursuzum.Kutlama telaşında değilim ama kimler bugünümü unutmayacak diye merak içindeyim.

Günler öncesinden 10 .Ağustos için sözleşmişiz Nesli, Biricik ablamız Nurper Abla ve kıymetli annelerimiz.Aslında benim doğum günüm bir gün sonra.Bundan ne çıkar ki,ha bir gün sonra,ha bir gün önce ...Neslicim uğraşmış didinmiş benim için pasta yapmış.Adı ne peki dersiniz,Saffet Beni Affet.
Bunu duyduğumuzda epey bir gülmüştük aramızda:-))
Sonra da canım arkadaşım -hiç de bilgisini kıskanmaz-eşkem köşkem tarifini kendi elceğizleriyle tarif defterine yazıvermişti.



Sene 2012 .Yine bir doğum günü huzursuzluğu.Annem bana bu pastanın kayısılısını yapıp üzerini de vişne reçelinin tanesiyle süslemiş.Pek de tatlı olmuş.Görüntüsü biraz şey olmuş biraz ,yani belki iyi görünmüyor ama tadı güzel :-)
*Şık Şık bu sayfadan bununla ilgili bir yazıma daha ulaşabilirsiniz.

*(Laf aramızda ben önceki yazılarımda bağlantıyı uzu…

Bayramın içine gazete kupürü düştü ,iyi mi :)

Bir koleksiyoner gibi çalışıyorum çoğu zaman.Gazetede gördüğüm bir köşe yazısını,beğendiğim veya beğenmediğim bir kişinin röportajını ,ilginç geliyorsa,bakış açısını yansıtıp üzerine sayfalarca makale döktürebilecek arı kovanına çomak sokan ,benim fikrim bu ,isteyen kabul etsin,etmeyen eyvallah diyen yazılara şapka çıkartır,onları arşivime koyarım.Bu yüzden evimde bir düzine ordan burdan kırpılmış haber,röportaj,karikatür,şiir,resim ,kitap yazısı aklınıza ne geliyorsa biraz biraz mevcuttur.Bu alışkanlığım nerdeyse ortaokuldan bu yana vardır.Ben her sene olmasa da iki senede bir dolabımda yığılı duran bu arşiv koleksiyonunu her sene temizlerim.O an çok beğendiğim bir şey  iki sene sonra bana cazip gelmiyorsa artık arşivden taşınma zamanı da geliyor geçiyordur bile.Bazıları da var ki senelere meydan okuyor....




Çetin Altan bir köşe yazısında "Her sene o senenin gazetesinden mutlaka bir tanesini dosyanızda tutun.Birikip de çoğaldığında geriye baktığınızda nelerin değişmiş olduğunu gör…

Bloguma Bayram İçin Yeni Ciciler Aldık,

Ben bugünlerde blog işine çok sardırdım arkadaşlar,
Baktım kayıtlara da ağustos ayı yazılarım diğer aylarda yayınladığım kayıtlara göre açık ara önde gidiyor.Ne kadar çok şey paylaşmışım,şu bir ay içinde ! Şaştım doğrusu !

Daha da aklımda olanlar var hani yazılmayı bekleyen .Artık kendime yazı takvimi bile çıkardım hani. Paylaşacağım ,aklıma gelen yeni yazı başlıklarını not defterime kaydediyorum. Anlayacağınız gündem belli :-)

Sanırım bu ayda bu kadar kayıtın olmasında benim evde bolca vakit geçirişimin de payı var. Sanırım mı ....Oooo geri aldım bu kelimeyi ! Bunun artık sanırımı mı kaldı ,kuzucuklar :)

Ne zamandan beri temamı değiştireyim ,bir kaç şey ekleyeyim,bu kayıtı okudunuz şunu da ister misiniz şeklinde hanımefendi cümleler kurabilen blog widgetleri istiyordum.Ama hangi isimle aratıp ,o widgeti koyacağım diye düşünüyrodum kiiiiii : Bu konuda Supercellma'nın çok büyük desteğini ve bloguma yaptığı yeniliklerden büyük emek dolu çalışmalarını da aldım.Kendisine burda kocaman…

Ben mini minnnacık çocuk iken...

Kaç yaşındaydım bilmem.Annem anlatırdı. Zihnimde parça parça koparılmış anılarım var .
Uslu bir çocukmuşum.Öyle söylüyorlar.Bana kalırsa zekası pek gelişmemiş ,ot gibi bir çocukmuşum aslında.Büyükler uslu çocukları sever.O yüzden onlar için biçilmiş kaftandım.Oysa şimdi olsam çocukluğumu daha ipe sapa gelmez şeklinde yaşardım.
Bana ' Burda dur 'deyince duran yaramazlık yapmayan bir çocukmuşum.Anneannem evinin önünde "Otur ,burdan kıpırdama " dermiş bana.Ben ise işte kaçsan ya ,şöyle çevreyi gez filan.Cık ! Zekanın katresi yokmuş !Öylee durur,gelene geçene bakarmışım.Gerçi şimdi de pek yaramaz olarak anılmam çevremce.Ama kendimce muzurluklarım var tabi.Hatta ve hatta çocukluğumda yapmadığım bir çok şey yaptım büyüdükten sonra.Başıma ne geldiyse büyüdükten sonra oldu.Parmağım kırıldı,ayağıma çivi battı,elimdeki başparmağa top çarptı,düştüm,kalktım öyle 28'ime geldim ben:-))



Aslında haksızlık etmeyeyim yine de çocukluğuma ,bazen muzurluk damarım işliyormuşşşş:-)
Be…

Kadir Gecesinde Dua Etme Girişimim

Adamın biri bir gün cebinde cep telefonu camiye gitmiştir.Henüz cep telefonu kullanmayı bilmiyordur.Cemaatin arasında yerini bulur ve namaz kılanlarla beraber o da başlar namaz kılmaya.Namazın ortasında dırıng dırıng diye çalan bir telefon caminin sessiziğini bozar.Kimse kılını kıpırdatmaz ve namazına devam eder.Adam telefonu nasıl kapatacağını bile bilemez.Tereddüt içinde cep telefonu ile oynarken yanındaki namaz kılan adam hem secdeye uzanır namaz kılarken dişlerinin arasından 'kul euzu bir rabbin nas ,yes'e bas ,Yes'e bas "der ...

Bu gece bu fıkra aklıma düştü. Bu bir fıkra aslında... Aslında ama.... Ben bu şekil anlatınca fıkra gibi anlaşılmadı tabi.Neyse fıkra anlatmaktan ziyade bugünden yola çıktığım bir durumun izdüşümüydü bu.



Bugün Kadir Gecesi münasibetiyle akşamımız derin bir huşu içinde geçti.Ben de bugüne dair bir dua okuayayım bari,dedim.Açtım yasin kitabını da.Okuduğum arapça kelimelerden ne denildiğini anlamak bir yana ,aklıma nice muzur şey geliyordu,…

!5 Yıl Sonra Şanselize

Biricit'in beni mimlediğinden bu yana onun mim konusu zihnimde bir soru işareti oluşturdu.Tamam gelecek hakkında insanın mutlaka planları,hayalleri olıyor ama bunu 15 sene sonra olarak ...diye sorunca sanki hayatım bu mime bağlıymış gibi hissettim bir ara.Kız ,dedim sonra kendi kendime hayatın buna bağlı değil,elbette bu bir varsayım.Geri kalanı zaten yaşamının detayları...Da iyiden iyiye de zihnimde tartıyordum...Cevaplaması güzel bir o kadar da karışık geliyor bana...Sanki 15 yıl sonramı anlatsam yine ince ince planlar yapıyorum gibi hissedeceğim...Ki ben zihnimde devamlı plan üreten bir insan olduğum için planlar da benim dışımdaki bazı şartlardan gerçekleşmediği için ,hep alternatif çözümler oluşturmak zorunda kalan ben yay gibi geriliyorum sonunda.Ve....her defasında artık plan yapmayı bıraktığımı söyleyip bunu bir kez uygulayıp güzel de yaşayıp herşey yoluna girdiğinde yine plan yapmayı (!)ihmal etmeyen bir tipim.Neyse efenim işte böyle tipik bir mim konusundan teee nerelere…

Siyah Kuğu Şanselize Bulvarı'na Yerleşiyor...

Ne zamandan beri düşünüyordum Siyah Kuğu ismini değiştirmeyi.Ne olduğunu anlamadığım bir anda henüz blog sayfam bile yokken bir blogda yorum yaparken alelade elime tutuşturulmuş bir broşür gibi gönülsüz aldım.O zamanlar Natalie Portman'ın Siyah Kuğu filmini izlemiştim.Ama finali dışındaki sahneler dışında pek de böyle aman aman bulduğum bir film değildi.Hani ki ona özenip alsam...Beni müziğiyle o atlayış sahnesi çarpmıştı. Ki, sinemada oynuyor olsaydım o bölümü oynamak için o karakteri de oynardım.Bir de tabi müziği hatrına..Hala da müziğini izlerken kendim o karakteri oynuyormuş gibi hissediyorum...
Ama benim Siyah Kuğu denilmesindeki nedenim film değildi..Dediğim gibi ne olduğunu anlayamadığım bir hisle bir anda anladım.açıklaması yok .
Sonra ilerleyen zaman içerisinde sağdan soldan gözlerim ,arkadaşlarımın bloglarına uğrayışımda yorumlardan gördüğüm kadarıyla zaten Siyah Kuğu adıyla bir blogger arkadaşımız varmış zaten.Şimdi durduk yerde neden iki elti gibi gezip biribirimizin …

Bu şarkı eşliğinde doğmuş olmalıyım,ben

Güzel İnsanlar Biriktirmişim,

Bugün bir huysuzluk vardı üzerimde.Gece de uyuyamamışım.Sabah gözümü bankanın mesajıyla açtım.Sağolsunlar,bugün şerefine,alışveriş edeceğim noktalardan ne alırsam üç katı fazla puan vereceklermiş.Ben ise ihtiyacım olmadıkça alışveriş etmeyi seven bir tip olmadığımdan bu mesaj bana yaramadı.Sağolsunlar yine de sağır sultandan önce doğum günümü kutlama lütfunda bulundular.


Annem bugün  benim için  hazırlık yaparken  neli pasta  istediğimi sordu.Ben de beş karış suratla yapmamasını söyledim.Dedim ya ,doğum günüm benim için tam bir mutluluk kaynağı değil.Hatırlanmak,kutlanmak güzel şeyler.Sadece yanağıma iki öpücük ve seni seviyorum demeleri yeterli...Yoksa insanların benim için yorulmalarını istemiyorum.Hele hele oruçluyken...Ama annem bu...Koca kazık olmama rağmen tüm gününü mutfakta geçirme pahasına da olsa birbirinden leziz 4 çeşit yemeği yetiştirdi,üzerine bu moloz yığını düşmüş gibi duran bezmin bir kıza doğum günü pastası yaptı.Masayı da kurdu bir güzel...Gık bile demedi..Öyle keyi…

Bugünlerde Ben..

Pek film izleyemiyorum...
Fransız sinemasını beğendiğimi farkettim.
Audrey Tataou'nun ise fransız filmlerine kattığı ayrı bir çekicilik var bence...
%  Bugünlerde ben biraz matematiği boşladım.Ama yarın söz yine toparlanıyorum...Bu kısa ara veriş bana iyi geldi ama balık hafızama pek faydası olmadı herhalde galiba sanursa...m
%  Bugünlerde en erken saat 10:00'da kalkıyorum sabah.Amacım sabah 8:00 standartımı oturtmak olacak.Bayramdan sonra inanıyorum,günlük rutinime döneceğim.
%Bugünlerde ben Çalıkuşu'nu izliyordum sabahları.Şimdi onu erken vakte almışlar.'Yedi Numara' dizisini izliyorum.Kaç kere izledim..Ama her izleyişimde ayrı bir keyif alıyorum...
% Bugünlerde ben Seksenler dizisinin gündüz kuşağı tekrarlarına bakıyorum.Salı günleri ise ' Yalan Dünya ' dizisinin kaçırdığım bölümleri ile 'Seksenler' dizisi arasında rafting yapıyorum.
% İftar saatlerine denk gelen 'Ben bilmem Eşim bilir'  programını izlerken çok eğleniyorum. 'Ben Bilm…

Çantanızı Kapın; Gezintiye Çıkıyoruz Sizinle...

ARANOT: (Keyif Sanat Kahvesi'nin dıştan görünümü.
Burası pasajın içinde kendi halinde bir kahve.Müzikleriyle başka,atmosferiyle başka,tek başınıza otursanız kimse size dönüp bakmaz.Herkes tanıdıktır,tanıdık olmasan bile tanışırsın burda.Sizi yargılayacak,etiketleyecek insanlar giremez zaten buraya.Keyif Sokağı burası...Uçakla ıssız adaya düşmekten iyidir burası...En azından bir keyfiniz bir de kahyanız olur ;fena mı ;-))

Bundan 2-3-yıl önce kış vakitlerinde Keyif Sanat Kahvesin'de toplanırdık.Önce üç kişiyle başlamıştı cumartesi akşamlarımızın öykü günlerimizin başlangıcı.Kahvenin sahibi Talat abi ,eşi Aysel abla ve ben...Sonbahar günlerinde başlayan serüvenimiz saat akşam 19:00 'da başlangıç zilini vururdu.O saatlerde kahve artık tenhalaşıp da işler yavaşlamaya başladığında Talat abi ve Aysel Abla soluğunu öykü okuma masamızda bulurdu. Hatırlıyorum da şimdi , üç kişi başlayan ilk öykü akşamımızda Aysel abla öyküyü okurken Talat abi günün yorgunluğunun bedenine çörekleniver…