Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Eylül, 2012 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Tatatammmm.! Şanse Pazar Bu Hafta Yine Karşınızda:-))

Tatatatam!
O lala la , İşte geldim burdayım ben bu işte ustayım! Radyo frekansları başında kulağını dikmiş pek muhterem dinleyicilerim,
Hoşgeldiniz sefalar getirdiniz !!!! (şak şak şak,ıslık sesleri )
Yine bir pazar günü sizinle birlikte olmanın heyecanını ve keyfini yaşarken dopdolu ,bol adrenalinli anlara ne dersiniz ?
Günün bu saatlerinde evden çıkmakta olanlar,evden çıkmış yol almakta olanlar,ütü yapacağım yardıma gel bari boş boş konuşma, diyenlerin radyosu burası! Takmış koluna elin adamını,beni orta yerinden çatlatıyor diyenlerin frekansı!
Taktık sevgilimizi ama yapacak bir şey yok, diyenlerin durağı burası...Her nerede olursanız ben dinlemeye razıyım seni,diyenlerin durağı burası!

Bu hafta tweetlerinize bakmakta sorun yaşıyorum sevgili dinleyiciler.İnternet bağlantısında oluşan bazı problemler sebebiyle programımıza telefon bağlantılarıyla devam ettireceğiz.
444 o 489 11 nolu telefon numaralarından programımıza canlı bağlanabilirsiniz.Benim kartoloz sesimi duymak istemezsin…

1.Uyku Merasimi

Uyumak istiyorum pazara kadar.
Gördüğünüz rüyaları pazar günü okurum artık.
Pazar günü programını bu hafta konuk yazarım Sevcoş yapacak:))
Ben biraz ortalıktan kayboluyorum.
Gelen yorumlarınız ve fikirleriniz gözlemime açık,biliyorsunuz ;)
Görüşürüz.

                               Ben gelene dek Candan Erçetin 'Kendine iyi bak 'şarkısını dinleyin.

                                       Gelirken istediğiniz bir şey var mı?Adettendir:,-))

İnsanlıkla ceviz

İnsanı cevize benzettim ben.
Önce yeşil,rengini bırakıyor.Taze,yumuşak,kabukları hemen soyuluyor.
İnsan da böyle değil mi!
bebekliğimiz çocukluğumuz renkli düşlerimizle ,hayallerimizle güzelleşiyor,iz bırakıyor herşey zihnimizde.
Ne kadar tazeyiz,ne kadar körpe.Yaşam denilen yıla tecrübe deniyor.Sen de henüz tecrübeleşmemiş doğrular ve yanlış görüler var.Zamanla doğrular yanlışa,yanlışlar doğruya,yanlışlar daha yanlışa,doğrular daha çok doğruya artarken bazen doğru ve yanlışlar hep aynı kalabiliyor.Önce tenimiz ne kadar pürüzsüz,kırışıksız oluyor.Gitgide göz altımızda yüzümüzün orasında burasında çizgiler beliriyor.Kimi zaman açık olan tenler koyulaşıyor bile.
Sonra hayatın ve bazı insanların kazandırıp kazandırmadıklarıyla ,kalp kırgınlıklarınla,öfkelerinle,öğrendiklerinle sertleşmeye başlıyorsun.Olgunlaşıyorsun vesselam.Bir gün geliyor kabuğunu kırmak ya faydan dokunacak kişiye ya da aç gözlü bir obura veyahut cimri bir baklavacıya düşüyor.Cimri de olsa kırıyor kırıyor kırıyor seni.…

Değiş Tokuş Fikirleri :-))

Merhaba Şanselize Bulvarı sakinleri,

Bu kez başka bambaşka bir yazıyle karşınızdayım.Şu dakikalarda giyinmiş kuşanmış ekip arkadaşımı beklerken boş durmayayım dedim .Ne zamandan beri yazmayı beklediğim öneri yazısını gündeme alayım dedim:-))Bunun için pazar gününü bekleyemezdim doğrusu !

Şimdi ; şu aşağıda ve yukarıda görmüş olduğunuz kitap dizinleri benim kitaplığımda bir süre ikamet etmekteydiler.Sahibi zat-ı muhterem bunları zamanında aldı.Zaman zaman birkaçını okur gibi oldu ama devam ettiremedi.Kitaplar aslında çok okunan bestseller dizisinde.Hani olay,macera,aksiyon,şu bu var ama dönüp dönüp okuayacağım kitap türünde olmadıkları için kütüphanemde olmalarının da bir mantığını göremiyorum.Diğer taraftan kütüphanemde şu kitap olsa,şu kitabı okumuştum,beğenmiştim bir daha okumak isterim dediğim kitaplar oluyor.
Ben de bu ışıkta düşündüm taşındım.Kendimce bir fikir buldum.Aslında bu konuda Ebru'nın mucize kitap takas fikri bana ışık oldu desem yalan olmaz.Bence onun sayfasına …

Şimdi yeni şeyler söylemek lazım

Dün o derece çelişkili yazmışım ki anlamakta zorluk çektiniz beni.Haklısınız.İnanın şu günler ben bile kendimi anlamakta zorluk çekiyorum.Bir kararszılık eşiğindeyim.Atımı terkime atıp ,gözlerimi de şaşı feleğine döndürüp,mor kaftanları odun belime sarıp terk-i diyar edesim var bugünlerde.Her gördüğüm otobüse de çılgınca fikirlerle bakıyorum.Ayranı yok içmeye tahteravalliyle gider...hesabı..Nereme gidiyorum!Sezon başladı ! Elbette kış modasının sezonundan bahsetmiyorum.Dün o kadar laf ettim,tiyatroyu bırakıyorum diye.. Yemedim yedirdiler ,yutamadım yutturdular; tilki misali yine kürkçü dükkanıma döndüm.Yani devam !

Biirrr, oyunun as kişisi olan ben, şu saniyeden sonra bırakamam.Söz verdim geri dönemem.
İkiii,haklı olsam bile ,kendi açımdan mantıklı gerekçelerimin olduğunu biliyorum ama bırakırsam haklıyken haksız duruma düşmem söz konusu var.
Üçççç en azından sömestriye kadar bu sürece devam etmek,
Dörtttt ilerde en azından  birbirimize bir selamımımız olsun,kötü ayrılmayalım,sonuçta…

Tiyatro SON

Bunun böyle olacağını biliyordum ben. Neden böyle şimdi ,farklı bir sonuç bekliyormuş gibi davranıyorum ki!
Anla artık bir insan her konuda iyi olamıyor.Herşeyi içi almıyor.Kabullen artık bunu,kabullen!Neyin uzatması,neyin gururu bu ?Başlayacağım senin yine sorularına he ! Bırak onu ,bunu,insanlarla bir alıp veremediğim de yok benim.Sorunum kendimle.Hep ertelediklerimle,tembelliğimle.Yaptığım ne kadar çok görünüyorsa yapmadıklarım da fazla.Yapamıyorum bile değil,yapmıyorum!Hiç ona buna kızma.Bu sonucu sen istedin!Şimdi kendi tercihlerini yaşıyorsun.Kendi tercihlerinden dolayı kendini erteliyorsun ve hep başkaları için yaşıyorsun .Sonra onlara kızıyorsun.Sen kendini harcarsan herkes de seni harcar.Sen kendine acımazsan.Herkes sana acır.Sen kendine iyilik yapmazsan kimsenin iyiliği de sana yaramaz.
tamam dedim sonuç ne olursa olsun devam edeceğim dedim ama içimden gelmiyor ;zorla mı ! ya bri kağıt parçası ya,bir kağıda bakıyor benim bu kadar kendimi tüketişim.Şşşşşşşt!yüklendin yine bi…

Ah Yalan Dünya,Yalandan Yüzüme Gülen Dünya

Yalan Dünya

Yalan Dünya,Tatlı Dillim,Mühür Gözlüm,Zahidem,Karadır Kaşların Kara ve daha nice türküsü vardır Neşet Ertaş'ın.Hepsi dilimizdedir ,biri başlasa önümüzden diğerimiz eşlik ederdik türkülere.İster caz ,ister klasik,ister pop sevin bir araya gelindi mi hep ondan türküler söylenirdi.Kimi zaman unuttuk bile ,bu dilimize pelesenk olmuş güzel türkülerin sahibini.Biliyorduk türkülerini ,duyuyorduk, eşlik ediyorduk ama kime ait olduğunu bilmiyorduk kimi zaman...



Neşet Ertaş ebediyete yol aldı."Yalan dünyadan" sonsuzluğa ulaştı.

Bir sanatçı için ölüm sözünü kullanmak bana ağır gelir.Çünkü bazı sanatçılar ölmez,eserleriyle yaşarlar.
O yüzden onları hep yaşıyormuş gibi hissederiz.
Bazı sanatçılar da bize yaşıyormuş gibi gelmez;onlar da hep eserleriyle anılırlar . Onları da hep bizi bekleyen melekler olarak görürüz .
Geride bıraktıkları eserler ,zihinlerimize ve yüreklerimize attıkları mühürlü imzalardır...

Güle Güle Neşet Ertaş...Toprağın nur olsun !

Tez Elden Öz Oldun,Geç Tanımışım Seni/Başıma Taç Oldun

Yaşamın Ucuna Yolculuk,Tezer Özlü :

"..........Sizin düzeninizle, akıl anlayışınızla, namus anlayışınızla, başarı anlayışınızla bağdaşan hiç yönüm yok. Aranızda dolaşmak için giyiniyorum, hem de iyi giyiniyorum. İyi giyinene iyi değer verdiğiniz için. İçgüdülerimi hiç bir işte uygulamama izin vermediğiniz için. Hiç bir çaba harcamadan bunları yapabiliyorum, bir şey yapıldı sanıyorsunuz."


Kalanlar,Tezer Özlü :
“İnsanın başkalarına söylemek istedikleri kendi duymak istedikleridir.Yazdıkları,okumak istedikleridir.Sevmesi sevilmeyi istediği biçimdedir.”



Edebiyatın lirik,nostaljik hüzünlü prensesi diyorlar onun için.Oğuz Atay'ın dişisi diyenleri de var.
Hayata karşı baktıkları pencereleri,yargıları,tutumları,ikisinin de burjuvayken burjuvaziliğe bu derece karşıt oluşlarını düşündüğümde sanıyorum ben de aynı fikirleri taşıdım.Varolan bir düzene karşı dizeye getirdiği ilk alıntı ,neden daha önce Tezer Özlü'yü tanımadım ki diye beni hayflandıran bir mevzu.İtiraf ediyorum,T…

Ladies and Gentelmen..Ola la la,radyo programımın ilk günü...O lala..la:-))

Yeeeeess...Ladies and gentelmen...
Eveeet...Baylar bayanlar bir pazar gününün miskinliğindeyken ,kiminiz arabalarında,kiminiz dostlarınızla buluşmak için dolmuşlarda ,metrolarda ter dökmekteyken,kiminiz buluşmuşken ,kiminiz sevcoşunuzla orası benim, burası senin gezerken , spikeriniz Şanse Pazar yayınının ilk kurdelesini kesmek üzerine şerefyap oluyor efenim:-)
Bundan böyle her pazar çat diye blogunuza taş atıp kaçabilirim.Ona göre:)Camlarınızı lütfen siyah filmle kapatınız. (O niyeyse öyle:)
Nasıl bir pazar şarkısı değil mi.Üzüntüyü bırak,sen yaşamaya bak...Pazar gününün coşkusuyla beraber 'sıkı durun pazartesi geliyor ' şarkısıdır bu ! Siz bilmezsiniz seneler önce Gönül Turgut 'Üzüntüyü Bırak Sen Yaşamaya Bak ' şarkısını söylemiş.Tutmuş Ajda ablamız da bu şarkıyı ondan yıllar sonra, bakın nasıl çevirmiş :


Biri diyor,üzüntüyü bırak ,diğeri diyor : Bu ne biçim hayat ! Biri Polyanna , hayat sevince güzel şarkısı tadında Ayşecik,Polyannacık ; Biri de isyankar gençlik..…

Kahvemi pişirdim,hayatıma konuk alıyorum

Yine bu yazımda böyle bir kule yapmıştım ben.Biricit de kitap kulesiyle  ,okuduğu kitaplarla galeyana getirince ben de okumak istediğim kitapların elimde olanları ile bir kule yapayım dedim.Okumadıklarımla senin okuduğun kuleleri geçerim dedim ama sanırım bu görünüşle onu da kıramadım:-)) Ama yine de en iyisi Biricit'in .En azından okumuş !Benimki gibi "-ceğiz, -cağız" gibi gelecek kipleriyle dilbilgisi planlamaları yapmıyor.:-))



Bugünlerde okumak istediklerim arasında Stanislavski'nin Bir Karakter Yaratmak kitabı,Lou Marinoff'un Felsefe Hayatınızı Nasıl Değiştirir kitabı ,Yaşar Kemal'in İnce Memed 2.serisi,George Orwell 1984 romanlarını okuyasım var.




Rafik Schami,Michel Zevaco ,Mıchael Ende,Simone De Beavoir ,Jean Paul Sartre de okumak istediğim yazarlar arasında.

Türk yazarlar arasında da Sevgi Soysal ,Tezer Özlü ve Yusuf Atılgan ile tanışmak istiyorum.Haklarında pek iyi intibalar duydum.Bir acı kahve eşliğinde tanışsak hiç kopmayız diye düşünürüm.
Ne de ol…

Mini minnacıklığı geçtik,ortaokulu da bitirdik

Çocukluk anımı ilk yazışımdan sonra aylar geçti.Bir mim yazısı beni nerelere ,neleree götürmüştü.Deeptone daha ilerisini yazmam için beni şevklendirdi.Yalnız hikayenin bundan sonraki yazımı, benim için pek kolay olmadı.
Ya fırsat olmadı,ya zaman! Zamanım olduysa da ruh halim bunları yazmak için hazır değildi.Sonra da erteledikçe geçti.Sonra da unutmuşum ..Ta ki Ebru'nun hatırlatmasına kadar...
Sanırım artık yazmaya hazırdım kendimce:)


Eylül'de okulların ilk açıldığı hafta idi, Uşak'a taşındık.O zamana dek biz küçük bir ilçede yaşıyorduk.Herkes birbirini tanıyordu.Okulda ilişkilerimizin içine hiç kavga ,kibir,alaya alma,fitne fesat girmezdi.

Ben top oynamasını bilmeyen bir çocuktum.İp atlayamazdım.Ama tenefüslerde zaman zaman arkadaşlarıma katılırdım.Zaman zaman ben beceremiyorum diye girmek istemezdim aralarına. Onlar benim de katılmamı isterlerdi ama.Ben güçsüzdüm.Okulun arka tarafında ağaçlıklı bir oyun alanı vardı.Köşe kapmaca oynanırdı ağaçları seçip.Ben hep ebe olurdu…