Ana içeriğe atla

Sorguluyorum,Kendimle Konuşuyorum



Neden bazı insanlar iyi şeyler söylese bile hakkımda bana batıyor?
Neden diğer insanlara gösterdiğim sevimliliği onlara gösteremiyorum?
Acaba ben de mi öyleyim?
Hata mı bende?
Tanrım ben bir yerde hata yapıyorum ama nerde?
Dürüst olmak nedir ?Bu ne biçim soru diye sorma.Bu soruyu sormaya hakkımız var bizim.Bu son günlerde gördüm ki herkes kendine göre dürüst.Herkese göre farklıysa bu o zaman kime dürüst olmaya çalışıyoruz?Ne için,hangi amaçla dürüstlük bu?
Dürüst olunca mutlu olur mu insan?Mutlu olmak ddiye bir kavram mı var ?Mutlu olmak ne?Kime göre mutlu?Sen televzyonda lost izlemekten memnunsan mutlu oluyorsan ,ben olmuyorsam ben mutsuz mu olacağım?Neden seni mutlu eden şeyler beni mutlu etmiyor?Neden illa benimle benzer şeyleri seven birini bulmam gerekiyor?
.............................



Sevmek diye bir şey var ama.Nasıl oluyor bilmiyorum ama var.O küçücük kalbimizin içinde binlerce koordinasyon telleri var.Tıpın ne dediği beni ilgilendirmiyor.Ama kalbin nasıl sevmeyi sağladığını merak ediyorum ben.Kalp seviyor ,seviyor ama nasıl seviyor?Bize hep sigara alkol kullanmamız tembihleniyor.ben de tiyatroda doktor rolümdeyken alkolün ve sigaranın insanı nasıl olumsuz etkilediğini anlatıyorum çocuklara.Kalp için şunu yemek gerek,bunu yememek gerek;sigara içersek ,dumanı kandaki oksijeni kovar demek;alkolü çok içersek nabzı yükseltir;kalp kan yerine alkol pompalar demek.İnsanlar ölür demek.Kalp...Herkes kalpten bahsediyor severken...herkes kalbinden hasta olunca anjiyo oluyor.Hasta olunca kalp sevmeyi bırakıyor mu?Koordinasyon telleri kopmuyor anlaşılan?
Tanrım ben şimdiye ölmedim.Ortada bir terslik var.Demek ki herşeyden kararınca alınca ölmüyorsun.Şimdi biz çocuklara yalan mı söylüyoruz?Tabi onlara için yavrularım,bunlar şifadır diyemeyiz ama.Çevremizde bu kadar ahlaksız,samimiyetsiz,iki yüzlü insanlar,hem kendilerinin önde olmalarını isteyenler,kibirli,küstah,ukala varlıklar varken sigara ve alkolün zararından bahsedilemez?
Yalan söylemeyin diyoruz çocuklarımıza.Sonra dürüstlüğümüzün bedelini ağır ödüyoruz.Ortada dürüstüm dürüstüm diyen insanlar bakıyorsun sana göre en büyük yalancılar.Sanırım dürüstlük anlayışım bu dünyaya uymuyor.



Şuyum buyum,şu arzularım var ,şuna gıcığım,buna böyleyim demiyorum,diyemiyorum.Bunları söylemem için dört dörtlük bir insan olmam gerekli.Ben neyim ki,insanları eleştirebilirim.Ama samimi olduğuma inanıyorum.Hem de onlşardan daha çok samimi olduğuma.
İşte bu yüzden bazı insanların sözlerinde tipik bir kusur görüyorum.ufak sinek mide bulandırır derler ya ufak bir söz tüm iç güdü duyularımı atağa geçiriyor,üzgünüm ama bu duyum da en çok bazı akrabalarıma gelişiyor.Baba tarafımın akrabalarıyla böyle bir şey söz konusu bile değil.Çünkü hepsi de zaten elini eteğini çekmiş ,olgun,yetişkin,gençleri desen özgüvenli,kompleksiz insanlar.Kendi kendilerine mutlu olabilmiş,kendine yetebilmiş,meşgalesi olan insanlar.Anne tarafımın bazı kuzenleri ise samimi olduğunu düşünmediğim insanlar.
düşünün yaklaşık 15 gündür evde tek başınaydım.Beni gördüklerinde her  defasında sordukları soru :
-ee bekarlık nasıl gidiyor  -(içimdeki nazik kız)nasıl yani ben ailemle mi evliydim?onlarla da bekardım.
Şimdi akşam gezmelerimiz,akşam çaylarımız,eğlencemiz  bazı akraba toplantılarında dile getirilince insan göze batıyor tabi böyle.
-aman nasıl gidecek ,onlarla nasıl gidiyorsa tek başıma da öyle gidiyor.ben öyle aileden kaçamak yapacak ergen miyim?
Yalnızız ya ne yapacaksak?
Tiyatro ile de ilgileniyoruz ya marjinal bir şey bekleniyor herhalde?
Onlara göre hatta bulunduğum çevreye göre öyle olduğum da zaten sık söyleniyor.Herşeyimi ailemin bilmesi,annemin bilmesi de akıllarında bir hin konusu.
aman ne yapacağım,akşam üzeri çekerim şortumu ,giyerim üzerine salaş bir tişört çapraz çantama koyarım cüzdanımı telefonumu..doğru yürüyüşe ,,,,müziği de açtım mı sana....ohhh akşam serinliğinde... yanımdan arabalar geçer ben sanırım kendimi altımda deniz....acayip güzel hayal kurarım ben övünmek gibi olmasın hani...Sonra keyfim yerindeyse tek başına da yemek yerim lüks bir yerde ;keyfim yoksa otururum parkta bir şeyler içerim.Ordan dergimi de alır.aheste aheste karıştırırım...biri bana mı bakmış,birini mi benzetmiş,ayy kız yalnız gelmiş acımaklığı filan ...hiç hiç bana göre değil...





Dürüstlük meselesine gelince ;bununla ilgili teorilerim var :
1-Dürüstlük sözlük anlamında her zaman doğru söyleyen olsa da ,bu işine göre dürüst olan şekilnde değişebilir.
2-Bir insan size ikide bir dürüstüm dürüstüm diyorsa o kişiyi iki kere göz önünde tut.Bir yerde mutlaka falso verecektir.Zira kendinin öyle olmadığını bildiği için bunu kendine kabul etttirmeye çalışıyordur.
3-bir de dürüst olacağım diye çoık kalp kıran,lambadak lafı indiren tipler vardır.Maalesef .Bu insanların yanılgısı trübüne oynamaktır.Evet dürüstlerdir ama patavatsız boyutunda.Birşeyi üslubunca söyleyip yaparsan alim olursun hem kavgacı hem çingene olursan davulcu olursun.Ama dikkat alim dinlenir davulun da sesi uzaktan hoş gelir....
4-Dürüstlüğü işine gelene göre yapılır.Politikacıların sık başvurduğu yoldur.Kendi hesabına dönerse aynı eylem doğru;muhalefete dönerse kavga sebebi olur....
5-Kendi suçunu örtbas etmek için başkasını suçlayanlar vardır.Başta eser gürlerler.Kızdıklarında ya da hazmedemediklerinde  dolap çevirirler.Sonra pişman mı olur ne düşünür sonra bilmezsin dürüstlük yapar.Kendini aklama uğruna yaptığı bu geç dürüstlük tekrar yaptığı iki falso davranışıyla mehter marşı edasıyla sona erer.Sen dersin keşke,bilmeseydim ;bilinçlilik bazen fazla ıstırap kardeşim
6-herkes dürüstlüğü haketmez...Bunu bilir bunu konuşurum....
Siz isterseniz bu listeyi uzatın gidin.Ben kendimce böylesini topladım.



Sevmeye gelince biz insanlar dünayaya sevmek ve sevilmek için geldik.Yemek yiyip,içmekten,gezip tozmaktan ziyade bir de ruhsal ihtiyaclarımız var.sevmek sevinilmek ,dokunmak dokunulmak ,paylaşmak paylaşılmak dürtülerimiz var.Seviyoruz.Kalp mi zihin mi,vücudumuzda ne ne zımbırtısı varsa kalp kırılsa da sever cümlesine istinaden....Bazen hayatın yoğun karmaşasına,ekonomik,siyasi ne problemimimiz olursa sevmeye sevilmeye ihtiyaç duyuyoruz.Sevmek sevilmek oldukça da paylaşımlar göze çarpıyor.İnsaoğlu buna romantik kavramını veriyor ama ben buna sevgi,nin bütünleşmesi gözüyle bakıyorum.
Sevginin bütünleşmesine illa ki romantik denilecekse evet ben de bir romantiğim aslında.Aslında siz de romantiksiniz:Romantiklik güzel bri şey aslında.Sevdiğini göstermek....İster iki dost arasında...ister iki kardeş veya evlatlar arasında.Bakmayın siz hep kadınla erkek arasında olduğuna...romantiklik sevdiğini göstermektir...işin aslı sevdiklerimizdir aslında ....

Sevmek güzel şey,paylaşmak da ......

Yorumlar

deeptone dedi ki…
kafan karışmış senin yaw. bu sıcakta nerden geldi aklına bunlar.:) birileri dürüst davranmamış olsa gerek sana. dürüstlük iyi bişisi tebisi. sevgi de dünyada en güzel şey. sanırım sevmek sevilmektenden daa iyi.

müzik ve yürüyüş, aheste sakin günler büyük şans kiii. mutlu ol işte.
:)
Şükran dedi ki…
sıcağın insanlar üzerinde kurduğu baskıdan ve baskıdan tetiklenen durumlar sebebinden aklıma geliyor desem...ya da bizzat yaşatıyorlar desem...arada insanın kafası karışabilir bunu sormak düşünmek bile bazen iyidir desem...keşke herkes yapabilse...sevmek için ve bazı değerlere sahip olmak için çaba sarfedilmek gerektiğine inanıyorum....

Müzik ve yürüyüş beni mutlu ediyor.Kötü olduğunu mu ifade etmişim orda...ve mutsuz olduğumu...deeptone kabule diyorum karışık şu,bu ama ben mutluyum,teşekkür ederim beni düşündüğün için;-)
ebru dedi ki…
ingilizler encok sunshine li sarkilar yazip soyluyorlar biz en cok ask li sarkilarini seviyoruz yani insan kendinde ne eksikse onu dillendiriyor birsekil.karsisindakine surekli serefsiz diyen biri veya surekli ben durustum diyen iste anla sukocuum ne eksikse onu haykiriyorsun .hesap kitap yapmaktan asik olamiyan bir ulkenin insanlari ancak sarkilarda romanlarda inanabiliyor aska.

Bu blogdaki popüler yayınlar

Cemal Süreya ,Keyif Sanat Kahvesi'nde

Camında Turgut Uyar'ın Göğe Bakma Durağı şiiri yazılıdır.Uşak'ın farklı ,özgün ,kültür sanat çalışmalarının  yapıldığı ,sahiplerinin de sıcak ,sanatsever oldukları aşikar;) Keyif Sanat Kahvesi'nde şiir okuma akşamlarımız başladı malum.Ben tabi ara ara kaçak olsam da ,her gittiğimde aldığım keyfi size anlatamam. Şiiri bu akşamlar sayesinde sevdiğimi itiraf etmeliyim.Bazı zaman ruhsuz okuyan arkadaşlarımın okumasından keyif almasam da ,onların şiire karşı duyarlılığı ,zaman geçtikçe okumalarında çaba sarfettiklerini görünce,bu tür ince şeylere önem verdiklerini  düşününce mutluluğum artıyor aslında.Bu yüzden bu açıdan bakınca tahammül edebiliyorum. düşünün,önceden şiir yazıp şiir okumayan,bildiği şiir ikiyi geçmeyen kişiyken şimdi başka şairler tanımak için çaba sarfediyor,sevdiğim şairlerin kitabını bizzat alıyorum. Ama şiir yazmıyorum artık !!! Boyumun ölçüsünü aldım,şiir yazmak ne kadar kolay görünse de zor zanaat ,bunun farkına vardım:-))) Sanırım iyi de o...

Köylerde Tiyatro İzlenimleri

Günün  Çocuk Sözü : "Öğretmeniim,bu abla çok güzel ama burda çok çirkin olmuuuş." 20-30 kadar çocuk merdiven trabzanına çıkar.Karşılarındaki rengarenk,şimdiye dek gördükleri ablalarından farklı olan ablaya inceleyerek bakarlar.Sorular eksik olmaz tabi haliyle : -O afişteki abla niye gelmedi ? Bizim Sevcan'dan bahsediyor.Direksiyon öğretmenliği yapmadığı günlerde aramızda katılan bu arkadaşımız grubun en hareketli ,en delişmen ,en  organizatörcüsünden... -Adınız ne? -Seneye gelecek misiniz? -abla be ,parayı vurdunuz heee Nedense bir de böyle bir cümle var.Sanki parayı bedava alıyoruz.Sanki hepsini biz alıyoruz.Çocuğunda da böyle ,erişkininde de ,yaşlısında da..Gel sen bir gün bize katıl,bakalım içine girince ne oluyormuş !  Cem Yılmaz' ın kulakları çınlasın:)) -Abla,seneye de olacak mısınız ? Sonra öğretmenleri  gelir : -Öyle öcü gibi bakmayın kıza.Uzaylı mı o !Senin benim gibi bir insan ! Ufak tefek kıpırdanmalar olur.Kimileri gider.Kimileri k...

Felsefe Edebiyatla Bir Araya Gelirse...

Salvador Dali Bugünlerde blog sayfam kadar felsefe de gündemimde ,arkadaşlar ! Aslında epeyden beri zihnimin bir köşesinde.Artık felsefe üzerinde fındık fıstık konuları okumaktan daha ileri gidip bu konuda haddimi aşmak istiyorum tabiri caizse...Yani ikinci üniversitemi okuyacak olursam bunu sadece kendi istediğim için okumak istiyorum.İşte sırf bu yüzden bugünlerde felsefe ile ilgili üniversitelerin tüm ders programlarına hemen hemen bakmış durumdayım.Hatta salt bir üniversitenin tüm felsefe derslerini,hocalarını,ÇAP programı içeriklerini,yayınladıkları teze kadar incelemiş bulunmaktayım. İş olanağı,şu ,bu diye yüzünü buruşturanlar oluyor.Ama benim amacım ,sıradan bir öğretmen olmak veya akademisyen olmak değil.Bunlardan o kadar çok ki çevremizde ...Neyse fazla açmayayım konuyu ben...Blog aleminde detaycı olmak biraz risk faktörü...Ben de sadede ve asıl paylaşmak istediğim mevzuya geleceğim...Zaman henüz varken... İşte ben böyle bir tarafıma raptiyeler saplanmış gibi yerimden...