Ana içeriğe atla

O o bir Türklerin Emile Zola'sı, O..o bir müzmin bekar , O kadın naturalisti...


*18 Ağustos 1864 doğumludur.Babasından etkilenmemiştir.annesine ise çok düşkündür.
Annesi o dört yaşındayken veremden ölmüş ,bunun üzerine teyzesinin evine Aksaray'a yerleşmiştir.

*Annesinin veremden ölmesiyle beraber evhamlı biri olur.Hatta Ahmet Mithat Efendi'nin kızını kendisiyle evlendirme teklifini nazikçe reddeder ve ömrü süresince evlenmez.Refik Ahmet Sevengil'in neden evlenmiyorsunuz sorusuna odasında bir nefese dahi tahammül edemediğini ,sinirli olacağını hatta bu sebeple misafirlikte bile kalmadığını dile getirmiştir.

*Kadınların arasında uzun yıllar yaşadığı için onlardan etkilenmesi şüphesiz.Örgü ve tentene örmesi,reçel pişirmesi,evini bir kadın gibi titizce temizlemesi onun bu yönünü doğrular.

*Sanat için sanat mantığından ziyade sanat toplum için yapılır görüşünü savunmuştur.Türklerin Emile Zola'sı diye bilinir öğretisel naturalizm akımında.'Deneysel Roman'
Sadece belli bir kesimi anlatmaktansa halkın günlük hayatı üzerine yazmayı hedefler.

*Ahmet Mithat Efendi Şık romanını onun yazdığına inanmaz.Çünkü yaşı o zamanlar 18'dir yazarın.Çok gençtir.Ahmet Mithat Efendi onun yazdığına kanaat verdiğinde memurluktan ayrılır ,öyküleri Tercüman-ı Hakikat Gazetesi'nde yayımlanmaya başlar.1908 Meşrutiyet yılıdır.Gazetede basılan eserin adı Şık'tır.Alafranga diye geçer. 

*Kadınların hafifmeşreplikleri üzerine kurulu kitapları olsa da erkek karakterleri de ilk başta mazlum gibi gösterse de ,her karakterin hakkını romanın sonunda verir.

*Yazarın kitapların olay örgüsü ,konusu ,işlenişi günümüz popüler anlayışının akıcı ,sürükleyici tarafına uysa da yazarın kitapları aslında tiyatro oyununa uygun geçişlerdir.

*Kitapların kısa kısa bölümlerden oluşması kitabın okunurluğunu sürüklese de,yazarın zaman zaman romandan uzaklaşıp kendinin konuştuğu da bariz hissedilebilir.Hatta karakterlerin zaman zaman uzun cümleler kurması,konuyu dağıtacak ders vermeye yönelik cümleleri okuyucuyu konudan uzaklaştırabilir,zaman zaman sıkıcı bulunabilir.

*Felsefe,din,metafizik,toplum kuralları,adetler,toplumsal görgü ve gelenekler yazarın keyifli ve mizahi anlatımıyla romanlarını eğlendirici kılıyor.Değme mizah yazarlarıyla yarışabilir.

*Kadınları yerden yere vururken erkekleri de haklı buluyor değil aslında.Ama kadınların cinselliğe karşı aşırı düşkünlükleri,hafifmeşreplikleri,aldatmaları,hocaya ,büyüye aldanmaları,aşk yüzünden ne delilikler yapılabileceğini okurken acaba yazarın kadınlara karşı bir güvensizliği ,bir nefreti,bir tiksintiliği mi var acaba,diye düşündürüyor.Koca bir konakta hayatını geçiren yazar ,herhalde yazdıklarının hepsini kurguluyor olamaz .Demek ki romanlarında da büyük konaklar mekan olarak yer alıyorsa gizli kapaklı çok işler çevrilmiş ki,o da bunlara tanık olmuş ki ,hiç evlenmemiş .

*8 Mart 1944 yılında ölümüne kadar   Heybeliada'daki konağından  ayrılmamış.Şimdi de konağı Hüseyin Rahmi Gürpınar  müzesi haline getirilmiş.   

Namuslu Kokotlar(1964)Deli Filozof(1973)Kaynanam Nasıl Kudurdu(1927)Muhabbet Tılsımı (1921) 
Yazdan bu yana Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın bu kitaplarını çarçabuk bitirdim. 
Hele hele Kaynanam Nasıl Kudurdu kitabını okurken gülmekten şiştim son bölümlerinde.Facebook duvar yazımda paylaştığımda son günlerin en çok beğenilen yazısı oldu.



Bazı zaman şöyle derken yakalıyorum kendimi mesela :
Aa o zamanda mı böyleymiş,diye şaşırdığım zamanlar oluyor.Bazı adetler,görenekler teknolojiye rağmen değişmiyormuş mesela.bunu gördüm.
Bazen o zamanlarda doğal karşılanan durumlar şimdi garipseniyor.Yani diyeceğim şu ki,hani gittikçe modernleştiğimizi,inceldiğimizi,geliştiğimizi düşünüyoruz ya.Hani çağdaşlaşıyoruz biz(!)yok beee,daha geriye gidiyormuşuz.Biz hatta o tür insanlara mezhebi ne kadar geniş diyoruz şimdi !

Ecir ve Sabır ,Misafir öykülerini okuduğumda da o yılların görgüsü,kültürü ile şimdiki arasında pek fark olmadığını görüyorum.Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın bu şekilde yalın,çarpıcı,bir resim gibi,bir tiyatro oyunu gibi gözümüzde an be an canlanan bir sahne gibi anlatması da ustalığının cabası.   

yazarın kitaplarından çıkardığım dönem ile ilgili bir kaç anektodu ve kelimeleri,alıntıları notlarıma eklemiştim.Onu da başka bir yazıda aktarırım artık;)

Genelde iş koşullarımın dağınık ,yoğun,düzensiz olduğundan mütevellit ,iş dışında geçen zamanlarımın etkinliklerde boy göstermekte olduğumdan,arkadaşlarımla olan programımdan,yaklaşmakta olan matematik sınavımın hararetlerinden dolayı,eve de geldiğim vakit akşamın geç saatleri olduğu için,erken geldiğim vakitlerde de sevgili arkadaşlarımın ne inciler döktürdüğünü merak edip yorum yazmaya vakit ayırdığım için ancak yollarda ,tiyatro kulislerinde,molalarda,yemek aralarında ,bekleme yaptığım yerlerde okuyabiliyorum.buna rağmen en fazla 3 günümü aldı.yoksa inanın bana 1 günde bitmezse ben neyim:))
Ooo, önceden lise zamanlarımda bir gecede kitap bitirdiğimi hatırlıyorum.Şimdi bana o kaybolan yıllarımı verseler ya:-)) 


Yorumlar

semmma dedi ki…
sayfanın tasarımı sanki böyle değildi, ya da ben mi yanlış hatırlıyorum bilmiyorum ama sol köşedeki cumbaya bayıldım(:

hüseyin rahmiyi ise gulyabanisinden dolayı pek severim(:
Şanselize Bulvarı dedi ki…
semma ,
sayfamın tasarımı uzun bir süreden beri böyle.Beğendiğine sevindim:))

ben hangi kitabını bulursam alacak H.R.Gürpınar'ın:-))
Ebru i.S. dedi ki…
kaynanam nasıl kudurduyu merak ettim bak,ben de okuyup uygulayayım bari:))))
demek Hüseyin rahmi benim gibiler nedeniyle belki böyle kadınlar hakkında olumsuz fikirlere kapılmıştır di mi ya?:)
Şanselize Bulvarı dedi ki…
Hüseyin Rahmi'nin eserlerinden en azında ikisini okuduktan sonra kadınlar hakkındaki görüşünü masaya yatıralım ebrucum,ne kadar yanıldığını açççık ve seççik göreceksin:-)))
okuduğun ilk kitabı evlere şenlik kaynanam nasıl kudurdu olsun,tamam mı :))
Ebru i.S. dedi ki…
hmm bak şimdi ev ödevi almış gbi oldum okumadan çıkamam karşına artık:)
Şanselize Bulvarı dedi ki…
okumanı isterim elbette ama yok arkadaşım öyle ev ödevi gibi koşul önermedim:-))Acele de etme öyle bak:)
Ebru i.S. dedi ki…
ya zaten kötü hissediyorum okuycam dediğim hiçbir kitabı okuyamadım son 2 aydır neredeyse.birinin beni zorlaması fena olmaz :)
Şanselize Bulvarı dedi ki…
kitap okumaya başlamak için bu kitap bence en uygunudur.oku o zamanen yakın vakitte.bakalım sen ne düşüneceksin kadınlar hakkındaki görüşüne yazarın;)))
deeptone dedi ki…
türk zolası ha iyi benzetme.
namuslu kokotlarla kaynanam nasılı biliyom.
:)

Bu blogdaki popüler yayınlar

Güzel İnsanlar Biriktirmişim,

Bugün bir huysuzluk vardı üzerimde.Gece de uyuyamamışım.Sabah gözümü bankanın mesajıyla açtım.Sağolsunlar,bugün şerefine,alışveriş edeceğim noktalardan ne alırsam üç katı fazla puan vereceklermiş.Ben ise ihtiyacım olmadıkça alışveriş etmeyi seven bir tip olmadığımdan bu mesaj bana yaramadı.Sağolsunlar yine de sağır sultandan önce doğum günümü kutlama lütfunda bulundular.


Annem bugün  benim için  hazırlık yaparken  neli pasta  istediğimi sordu.Ben de beş karış suratla yapmamasını söyledim.Dedim ya ,doğum günüm benim için tam bir mutluluk kaynağı değil.Hatırlanmak,kutlanmak güzel şeyler.Sadece yanağıma iki öpücük ve seni seviyorum demeleri yeterli...Yoksa insanların benim için yorulmalarını istemiyorum.Hele hele oruçluyken...Ama annem bu...Koca kazık olmama rağmen tüm gününü mutfakta geçirme pahasına da olsa birbirinden leziz 4 çeşit yemeği yetiştirdi,üzerine bu moloz yığını düşmüş gibi duran bezmin bir kıza doğum günü pastası yaptı.Masayı da kurdu bir güzel...Gık bile demedi..Öyle keyi…

................

Ayyyy sabah sabah duydum şoklara girdim ! Meğer gündemin yüzeyselinde takılı kalmışım ben. Sabah annemle sohbet ederken ağzından şöyle bir cümle çıktı annemin : "artık kurumların adı Atatürk ile başlamayacak" "Atatürk Kültür Merkezi ,Atatürk Kapalı Spor Salonu...." bu ne ?
Şaka mı bu ,dedim.Aslında beklenilmeyecek bir şey değil bu.Ama ne bileyim onlar benim uydurmalarımdı ,gerçek olmamıştı.
Tüylerim diken diken diken oldu.Atatürk ibaresi kaldırılıyormuş.Bayramlarım kutlanmıyormuş.
Kanım dondu resmen ya.
Hele ki evlerimize astığımız bayraklar ve atatürk resimlerimiz bile izinli olacakmış.
Oktay Sinanoğlu'nun Bye Bye Türkçe'sinin ilk bölümü vardır hani.İlk okuduğumda çok korkmuştum ,endişelenmiştim.bir o kadar da içimdeki o ataleti yenmemin bir sebebiydi o örnek.
Nasıl korkmuştum o kitabı okurken ben !
İnsanlara bir silkelenin, bir kendinize gelin,herşey bu kadar iyi olamaz ,yaptıkları bazı yanlışlıkları da görün,bu kadar da kendi hatalarınızı görmezden gelmeyin.
Bir…

Üniversiteli Anne

Evlenip de çocuk sahibi olduğumdan beri hayatım öyle bir değisti ki...bir türlü rotamızı kaybettiğimiz günler bile oldu.. 6-7 ay İzmir Tire'de yaşadık...O başka bir hikaye...burada bahsetmeyi istediğim en güzel şeylerden biri... Umarım yakın zamanda bunu size güzelce anlatırım. Zaten bundan sonra bu blog sayfamda bir takım değişiklikler yapma kararım var...Bunun için artık daha organize daha planlı gitmek için yöntemler edindim. Evet bu da başka bir gün yazısı .Burda bir gülümseme smile'ı görmüş gibi gülümseyebilirsiniz . Benim bilgisayarım biraz arızalı olduğundan eşimin bilgisayarından yazıyorum.Onun klavyesi de kırgız-kazak alfabesi ...Yani bu satırları yazana dek ben bir süre idman yaptım.Ama yine smile yapamıyorum... ben aslında gülümsemeyi seven yazı dilinde bile seven gerçek hayattaymış gibi bunu yansıtmayı isteyen biriyim. bu yazımı okurken bunu düşünüp hissederek okursanız doğru iletişimi kurmuş olacağız  burda bir gözlüklü smile düşünebiliriz işte... Seneler seneler…