Ana içeriğe atla

'21 Aralık Blog Coşması

Herkese merhaba,

İyisiniz hoşsunuz afiyettesiniz inşallah.

Günlerden bu yana 21 Aralık furyası sürüp gidiyordu.O da bitti gitti.Maya takivimine göre on yıl önce de kıyamet oluyordu zaten.Yine bir şey olmadı.Delinin biri kuyuya bir taş attı ,medya da bunu alladı dalladı süsledi püsledi bir alamet-i farika şekline dönüştürdü.
Aklıma şimdi Hüseyin Rahmi Gürpınar geldi Kuyruklu Yıldız Altında İzdivaç.Bilen bilir kuyruklu yıldızın  günlük hayatta insanların arasında nasıl rivayetlere yol açtığını yansıtıyordu bu romanında, yazar. Aynı mesele, yine benzer konuşmalar arasında geçmiyor mu şimdi...
Hay Allah ,hiç mi değişmeyiz kardeşim,hiç mi :)

Bu arada Şirince'de şaraplar ucuzlamış  ve bu kez yerli turistler sarmış Şirince meydanını...Hani ilk Şirince etkilenecekti ya bu 21 Aralık kehanetinden:)   

Ah bu Mayalar..Mayalarrrr...Neyse burdan hareketle bugünlerde dolaşan bir mimi yazmak istedim ben.Ebru'yu ziyaretim sırasında yorum yapıp seve seve bu mimi cevaplama kararı almıştım.
Hem de bu mimi 21 Aralık'ta yazarım ,demiştim:)

****

Mevzu derin..Mevzu coşup durduğumuz bu blog aleminde görmek isteyip istemediklerimiz,beğendiğimiz tarafları,beğenmediğimiz tarafları...

Bloga ilk geldiğim sıralarda bazı şeyleri tuhaf bulmuştum.ama zamanla burayı da olduğu gibi kabullenmem gerektiğini düşündüm.Blog yazmanın da,blog dünyasında olmanın da kendince kuralları vardı.Başta bilmiyordum,sonra sonra öğrendik gittik işte..Mim dediler şu bu..şurda çekiliş var dediler...katıldık ettik...sonra benim de takip ettiğim bloglar olmaya başladı..Sonra bu iş çok keyifli hale geldi...Çünkü ben paylaştıkça ben de arkadaşlarımın bloguna girip bilmediğim çok şey öğreniyordum..öğrenmeye devam da ediyorum...

Başlarda blog hakkında fikrim pek yokken şimdi görmek isteyip istemediğim durumlar hakkında fikrim netleşti.Nelerin hoş karşılanıp nelerin itici geldiğini gördüm.Uzun yazının okunmayı zorlaştırdığından ziyade ; keyifli,samimi,sıcak,bol içerikli yazılmış uzun bir yazının tadına doyunulmadığını da  gördüm.

****


GÖRMEK İSTEMEDİKLERİMDEN başlayalım önce ya da HOŞ BULMADIĞIM  :
(Dikkat Dikkat görmek istediklerim ,görmek istemediklerimin yanında belirtilmiştir )


*Çok fazla argo sözcük ve küfürler ve fazla özel hayattan bahsediş 

 İki cümle arasında bir argo küfür yazınca ,çoğu yazında bu üslupta devam edince çok rahat olmuyorsun ,çok samimi de olmuyorsun aslında.Kendimi bir an Amerikan bestseller yazarını okumuş gibi hissediyorum.Bu seni fazla okunur yapmıyor,bence bu taklitçilik oluyor !!
bir de özel hayattan abartılı şekilde bahsediliyor.Şuraya gittim buraya gittim. bunu yaptım. bu fotoğrafı .bu sevgilim. eee beni ilgilendiren kısmı ne ?mutluluklar dilerim..Bir takipçi sınırlaması var.Habire onlara mektup döşeniyor blogda.Başka yok !Şu bana atar yaptı.Lafı yapıştırdım.Şöyle ezik böyle ezik.O bana koydu ben de ona koydum.Sanki ilkokul çocukların günlüğü gibi. Hoş gelmiyor doğrusu.
Bir düşünce,bir fikir,bir atılım,bir girişim ,olumlu bir şey belki bir sorgulama belki hoşuna gitmeyen bir davranışın etkilerini,hislerini merak etmeyi bekliyorum.

*Bir blogun sadece şair ve yazarların alıntılarından oluştuğunu gördüğümde,

Takip dikkatim azalıyor.Neden ? Çünkü o alıntıları artık heryerde okumak mümkün.Hele sosyal medya artık bunlarla doldu taştı.Şimdi kitap okumaya ezirgenen insanlar bile, senden bile daha çok ezberinde tutuyor bunları.Şahsen ben bu alıntıları okumak yerine o şair ve yazar hakkında bir kaç bilgi edinmeyi ,birkaç anektod okumayı seviyorum.Yorum yapmayı,ne hissettiğimi söylemeyi,o kitabın bana neyi çağrıştırdığını,o kitabın bölüm bölüm mü nasıl yazılmış olduğunu duymak, okumak istiyorum..Hatta okuduğum kitapla ilişkili başka kitabını da okuduysam onunla ilgili benzerlik ve farklarını düşünmek isterim.Çünkü seni de o bağlamda tanıyorum,bakış açını çözmeye çalışıyorum...bak bunu ben düşünmemiştim deyip şaşırmayı, hayret etmeyi seviyorum....

*Alışveriş 
Alışveriş yapılıyor . Tek tek resim koyup da iki satır yazılıyor.Bu tür yazıları  elime tutuşturulan broşür gibi görüyorum ben. Broşürü eline verirler.bakar bakar sonra çöpe atarsın ya öyle işte.Aklımda bir iz bırakmamış!
Bununla ilgili farklı notlar da düşülebilir mesela.Elektirikli ızgara almış bile olsanız bir tarifle denediğinizi yazın ,farklı bir ürünle karşılaştırdığınızı ,denediğinizi yazın, ne bileyim:)
 Mutlaka anlatacak daha çok şeyiniz olmalı değil mi ? Upuzun bir yazı yazmak zorunda değilsiniz ama kolay okunsun diye de bu şekilde geçiştirmek bana fazla özentisiz geliyor.
Bilmem söylememe gerek var mı artık ama, iki üç fotoğraf ekleyip altına açıklama yapmak sosyal medyada var değil mi ;)

Kitap alışverişi yapılıyor.Kargo bekliyorum .Kargo geldi.Bunu annem aldı şunu bilmem kim aldı...başka bir şey yok...Mümkünse o kitapları okuduktan sonra düşüncelerinizle birlikte yazsanız:) 

http://dogalvekeyifli.blogspot.com/
 
Blogunun ismi kitap ile başlayan blogger arkadaşlardan beklentim çok yüksek. Blogunun ismi kitap ile başlamayıp ama bloglarında, okudukları kitaptan güzel alıntılar yapıp düşüncelerini yazan  arkadaşların kitap yazılarını beğenerek okuyorum.(örnek vermekten sakınca görmüyorum Shirin Serkan, şu an aklıma gelen  ilk isim )

*Karşı cins ,başka blogger atarlanmaları,

Tamam bayanız.Şimdiye dek pek çok başarısız ilişki yaşamışız.ama bir durun..bir durun.İki lafının arasında habire erkekleri eleştiren duran ,topa tutan yazı görmek istemiyorum.Abartıyı sevmiyorum.Hepimizin hataları var.Evet farklı olabiliriz belki birbirimizden. Lütfen dozu kaçırmadan yazalım.Tamam arada olabilir söylenebilir ama dilimize bir ince ayar çekmemiz lazım kanımca.(bu konuda da Bir sırrım var Ebru'yu sevimli ,sempatik ve öykücü buluyorum.Eşini ve kayınvalidesini bir anlatışı var ki,hem ailesini anlatıyor hem de toplumun gerçek insan yönünü.)   

*Hediye çekilişleri ve etkinlik düzenlemeleri 
Bloguma ilk başladığım günlerde ben de ortama yabancı olduğumdan girmiştim bir iki tane.Şurda paylaş ,burda paylaş,dendi.Bu da bir süre sonra anlamsız geldi bana.İstisna dışında pek katılmadım çekilişlere.Bir karpostal etkinliğine girdim.O da elime yüzüme bulaştı.Sonra öyle etkinliklere de girmedim.  
http://bisirrimvar.blogspot.com/
Bir Sırrım Var Ebru'nun hediye çekilişini beğenmiştim.Söylemeden geçemeyeceğim.Çünkü onun için de okunmanın önemli olduğunu biliyorum. Bileğimin hakkıyla sorusunu da bilmiştim.Bir daha da unutmam artık !!!
http://www.mutlueller.com  ( Umarım sorun olmaz ,izin istemeden aldığım için)
Bir de Semi'nin Mutlu Elleri'nde mutfak önlüğünü görmüştüm.Çekiliş olduğunu bilmeden girmişim.Çünkü yazısına hızla göz gezdirip tekrar okumak için bilhassa geleceğimi söylemiştim.Önlüğü görünce de dayanamamış yorum yapmıştım.Böylece kazara çekilişe girdim.Çünkü Semi Mutlu Eller'de de bir yerde paylaş dayatması yoktu. Zaten işin açığı, gel sana satayım, dese alırdım :-))

Bir kaç görmek istemediğim daha :
-Bloguna gidip yorum yaptığında bir kere bile gelip yorum yapmaya tenezzül etmeyen arkadaşlar üstelik sanki kendi yapıyormuş gibi atarlanan arkadaşlar,
İğneyi kendinize ,çuvaldızı başkasına batırın.Eğer arkadaşınız sizin yazınızı okumaktan keyif almak için geliyorsa ,siz onun sayfasına gidip yorum yapamıyorsanız bari susun ...Önce bi kendinize dönün bakın derim...
http://biricitinyeri.blogspot.com/

-Bloguma gelmiş,yorum hanesine de yorum bırakmış arkadaşım, konuyla ilgili bir kaç cümle bari döktürüverin de çıkarınız için gelmiş gibi görünmeyin.Bu konuda Biricit'in AYDINLATICI yazısını salık veriyorum :-)) sayfamı takip edin,diyor.Yazı hakkında tek yorum yok !
Çıkar da çıkar olsa hani.."Benim takipçim olur musun,"
"Olurum"  Bir  'izle'  derim burdan bir daha da gelmem sayfana yazını okumak için. senin de takipçi sayın artmış olur..
Gerçekten okunan bir blog yazarı mı olmak istiyorsun yoksa takipçi sayısı çok olup okunmayan insanlardan oluşmasını mı ...Ben okunup önemsenmeyi daha çok yeğliyorum... 

http://mefkuremiz.blogspot.com/

-Bir de bazı ziyarette bulunduğum,beğendiğim bloglar var .Diğer yandan gerçekten önemseyerek ,hatta soru sormaya varan yorumlarda bulunsam da karşılığı hep yanıtsız kalıyor bu bloglarda.
Tamam her yoruma bir yanıt vermek zorunda değilsin En azından birinden birine ver ki,okuyucu kendine değer verildiğini,cümlelerinin onun için önemli olduğunu hissettsin.(Bu konuda da Sade ve Derin Dünyasıyla Deeptone imrendiğim isimler arasında.Merak duygumu katlandıran blog meleği)

Başlarda bu konuda ben de tecrübesizdim.yorumlara yanıt versem, biraz şey mi olurum, yani gardımı almış gibi, fazla laubali gibi anlaşılır mıyım diye düşünmüştüm.Ama sonra benim karakterim insanları önemsiyor ve cümleme bir kaç daha şey eklememi gerektiriyorsa bu da benim farkındalığımı ortaya koyar dedim.  

http://sadevederin.blogspot.com/
Zamanla da bunun etkilerini aldım sizden zaten,teşekkür ederim...
Sizden çok şey öğrendim.Sizleri sevdim gerçekten..Yalnız olmadığımı gördüm sizin sayenizde...tek farkın bende olmadığını gördüm..Benim de bazen düşünemediğim şeylerin oluşunu gördüm...bilmediklerimin hala öğrenebileceklerimin yarısı olduğunu....İyi yüreğinizin,samimiyetinizin,yorumlarınızdaki o ince,o nazik,hoşgörülü,kimi zaman imrenen tınılarınızı hissettim...
Ne görmek istedimse sizde gördüm ben.. 
İyi ki var olduğunuzu size ne kadar aksettirdim bilemem şimdiye dek.  Yazılarınızdan nasıl haz aldığımı,bana ne kadar çok şey kattığınızı söylemek istedim...
Semi'nin Mutlu Elleri,İki Kum tanesi,Bir sırrım var,Shirin Serkan,Profesör,Deeptone....İsimini sayamadığım sık ziyarette bulunduğum ,bana kıymetli olduğumu hissettiren arkadaşlarıma sevgiler...


Yazılanları okurum,yarama dokunursa iyileştirmenin yollarına bakarım:) 

2012'nin son günlerine 9 gün kala sevgiyle kalın...


Sabırla okuduğunuz için mersilerden ayrıca bir demet...




   

Yorumlar

Profösör dedi ki…
Çok yararlı bir postla bir cumartesi mutluluğu yaşadım diyebilirim. Gerçekten bloger olmak çok önemlidir. Başlıbaşıan bağımsızlıktır. Kende mecramızdır. Bunun yahnında bizim paylaşımlarımız kitabi ve alıntılarla değil, edindiğimiz bütün tecrübelerin bileşkesi olan kendi edebi duruşumuzla sayfalarımıza yansımasıdır. Birbirimizden çok şeyler alacağımızı biliyorum. Başta hangi fikre ve vizyona sahip olursak olalım, insani ve vicdani yanımızla, iyi niyet ve dostluk duygularıyla birbirimizin yanında olmayı yeğliyoruz. Biliyoruz ki; yalnız değiliz, bunun verdiği huzurla hayattan ad keyif alıyoruz.

Özellikle güzeal sanatlarla ilgili arkadaşlarımızın, felsefeyle ve şuurlu bir toplum özlemiyle bir sorumluluk taşıdığını biliyorum. Bu anlamda da seni takdir ediyorm. Zaman zaman çalışmalarımız hakkında da birbirimize ışık tutacak projelerin olabileceğini de düşünüyorm.

Selam ve sevgiler..
Miss Eliane dedi ki…
Bir çırpıda anlatmışsın bloglarda ne olup ne bittiğini bu kadarını tahmin edemezdim. İnsanlar beğenilmek, onaylanmak, kabul görmek istiyor ve ne yazık ki bu hemen öylece olsun istiyor. Sabrımız yok. Bir satırla geçiştirdikleri yorumlarla geri dönüş almak istiyorlar. Zaten sabun köpüğü gibi kalıyorlar da.. Oysa gerçekten içten olunsa zaten hiçbir şey yapmaksızın karşılık da bulacaktır. Severek okuduklarımdansın, iyi ki varsın :)
Şanselize Bulvarı dedi ki…
Profesör,
ne mutlu bana o zaman cumartesi mutluluğunu size yaşatabildiğim için.
Sözleriniz için bilhassa teşekkürler.Hakkından eglebileceğim her projeye sonuna kadar evet...evet..evet...memnun olurum:-))
Şanselize Bulvarı dedi ki…
Miss Eliane,
kendimce gördüklerimi ve hoş karşılamadıklarımı söyleme cesaretinde bulundum.Teşekkür ederim.Bana söylediğin için söylediğimi sanma ama duygularımız karşılıklı.severek takip ediyorum.İyi ki sende varsın ve tanımışım senle iyi ki...iyi ki...:))
Ebru i.S. dedi ki…
benim de zaman zaman düşündüğüm,hatta seninle de paylaştığımız ama kendi yazıma yazmayı unuttuğum noktaları sen unutmamışsın.kesinlikle noktası,virgülüne kadar katılıyorum.
beğeni cümlelerin de beni onurlandırdı,daha iyi olmaya zorluyorsun beni.en çok da bu hoşuma gidiyor:)
umarım bu yazdıklarımız haspel kader de olsa ilgili kişilerce okunur ve dikkate alınır.bu mimi kim yazdıysa benzer şeylerden bahsediyor çünkü...
Şanselize Bulvarı dedi ki…
ebrucum,
zaman zaman dile getirdiğimiz şeylerin böyle bir mimle açığa kavuşması da benim cesaretimi artırdı zaten,ilk ve son olacak bu yazıların da kendimce derlemesini yaptım:-))
beğendiğim isimleri söylemekten de çekinmiyorum.çünkü gerçekten bu sözleri hakediyorsun..hakediyorsunuz...Her daim okunduğumu ,kıymet verildiğimi görüp önemsenmek de beni onurlandırıyor...
yazdıklarımız umarım ulaşır ,benim de kendi nazarımda kusurum olursa da duymaya hazırım zaten:-))
Teşekkürler güzel insan...
Şanselize Bulvarı dedi ki…
ebrucum,
zaman zaman dile getirdiğimiz şeylerin böyle bir mimle açığa kavuşması da benim cesaretimi artırdı zaten,ilk ve son olacak bu yazıların da kendimce derlemesini yaptım:-))
beğendiğim isimleri söylemekten de çekinmiyorum.çünkü gerçekten bu sözleri hakediyorsun..hakediyorsunuz...Her daim okunduğumu ,kıymet verildiğimi görüp önemsenmek de beni onurlandırıyor...
yazdıklarımız umarım ulaşır ,benim de kendi nazarımda kusurum olursa da duymaya hazırım zaten:-))
Teşekkürler güzel insan...
takıpcı sayısı fazla olupta okunmamak en kotu kabus olmalı bence:)
herkes okunmak bıseyler paylasmak ıcın blog acıo ama gercekten guzel yazanlar kalıcı olurlar takıpcı artırma amaclı yazanlar yada baska amaclarla acanlar zaten bı muddet sonra kapıorlar o blogları.yazını cok beğendım banada yer vermen cok hoş tesekkur ederım canım sevgıler:)
umay dedi ki…
ne kadar da detayların varmış uhhuuu:p
Şanselize Bulvarı dedi ki…
Biricit,
Blog yazarlığına dair bir yazı yazarsın da ,ben de onu yine paylaşmaz mıyım,önemli bir rehber çünkü:))teşekkür ederim...

Umay,
detaylar evet var ama görüdğüm iyi örnekleri de göstermeye çalıştım aslında.Bir de sanırım benim ruhum yazma konusunda pek detaycı:-))
Abarttığımın farkına vardım sonra ama zaten bu da ilk ve sondu.:))
deeptone dedi ki…
vay beeeee yazdın mı yazıyorsun sen.
:)
bu yazı da aydınlatıcı.
:)
yorumlar atarlar hiç farkında diildim yaw.
:)
Şanselize Bulvarı dedi ki…
gördüklerimi yazmıştım ama ben de eleştirdiğim bir konuda benzer bir tutum yapıyormuşum,ilkokul günlükleri karalamaları derkennn:-)))
kendimi de görmek açısından yararlı oldu:)

Bu blogdaki popüler yayınlar

Güzel İnsanlar Biriktirmişim,

Bugün bir huysuzluk vardı üzerimde.Gece de uyuyamamışım.Sabah gözümü bankanın mesajıyla açtım.Sağolsunlar,bugün şerefine,alışveriş edeceğim noktalardan ne alırsam üç katı fazla puan vereceklermiş.Ben ise ihtiyacım olmadıkça alışveriş etmeyi seven bir tip olmadığımdan bu mesaj bana yaramadı.Sağolsunlar yine de sağır sultandan önce doğum günümü kutlama lütfunda bulundular.


Annem bugün  benim için  hazırlık yaparken  neli pasta  istediğimi sordu.Ben de beş karış suratla yapmamasını söyledim.Dedim ya ,doğum günüm benim için tam bir mutluluk kaynağı değil.Hatırlanmak,kutlanmak güzel şeyler.Sadece yanağıma iki öpücük ve seni seviyorum demeleri yeterli...Yoksa insanların benim için yorulmalarını istemiyorum.Hele hele oruçluyken...Ama annem bu...Koca kazık olmama rağmen tüm gününü mutfakta geçirme pahasına da olsa birbirinden leziz 4 çeşit yemeği yetiştirdi,üzerine bu moloz yığını düşmüş gibi duran bezmin bir kıza doğum günü pastası yaptı.Masayı da kurdu bir güzel...Gık bile demedi..Öyle keyi…

Küçücük Ufacık Evlerin Dekorasyon Modellleri

Bugünlerde dar ev dekorasyonlarına takıldım kaldım resmen.
1+1 ev düzen durumları anlayacağınız,
bugün bir ilk daha yapayım dedim.
çoğu kişi zaten biliyor az çok geniş evlerde ne kullanılıp kullanılmayacağını.Ama önemli olan dar ev dizaynı yapabilmek.Ben biraz araştırdım.Belki sizin de işinize yarayan bir kaç fikir olabilir diye paylaşıyorum.


Koridordaki ölü alanları değerlendirmek için uygun bir yol
Şayet sizin de böyle dar holünüz varsa bence uygulanması makul bir seçenek


Mutfağınız bu şekilde dar ise iki tarafı da tezgahlı yapmak yerine bir tarafı aynalı veya camlı büfe olarak tasarlamak mantıklı görünüyor.hem evi aydınlık hem de büyük gösteriyormuş öylesi.
yatak odası küçük.gardrop küçük sorununa küçük bir dolap çözümü.yatağın tepesindeki o dolap hoşuma gitmedi gerçi.bir dolabın kapağı aynalı biri ünlü bir ressamın tablosu olsa ne güzel olurdu ! Klimt desem ;-)
İşte bu da başka bir mutfak dekoru çeşiti.Üst dolabı benim zevkimi yansıtıyor.Kullanışlı.
Bu da başka bir mutfak dolabı re…

Aşk Yemini Filmini konuşuyoruz,hadi ne içiyorsanız onunla gelin :-))

Yapım:2011 - ABD

Tür:Dram,  Romantik,  

Süre: 104 dakika

Yönetmen:Michael Sucsy, 

Oyuncular:Rachel McAdams,
Channing Tatum,
Scott Speedman,
Sam Neill,
Jessica Lange

Müzisyen :  Rachel Portman,
Michael Brook, 

Görüntü Y.: Rogier Stoffers, 

Senaryo:Abby Kohn,
Stuart Sender,
Michael Sucsy,
Marc Silverstein,
Jason Katims, 
Yapımcı: Roger Birnbaum,
Jonathan Glickman,
Austin Hearst,
Paul Taublieb,
Susan Cooper,
Gary Barber,



 " Aşk Yemini " adlı filmi izledim bu akşam.Başrollerinde Rachel McAdams ve Chaning Tatum'un oynadığı bu film kimilerine göre tipik türk sinemasını çağrıştırsa da olayın kurgusu ajiteden uzakta bir gerçekliğin gözü oluyor.Oyunculuklar başarılıydı.Hikayenin kurgusunu da başarılı buldum.Olayın sonunu tahmin edemiyorsunuz.Eden varsa tebrik ederim : ama şunu itiraf etmenizi de beklerim;düşünün şimdi :
Kızın yaşadıkları,Leo'nun çırpınışları....Ne bileyim ya beni çok etkiledi.Ne kadar zor bir durum olsa gerek,çok seviyorsun,eşin/sevgilin seni unutuyor,ailesiyle…