15 Aralık 2014 Pazartesi

Çocuk olmaktan Birey olmaya giden çizgiye...




Yaşlanıyorum galiba ben. Çünkü ne zaman bir çocuk ,kendimden küçük bir genç görsem " bizim zamanımızda böyle miydi " diyorum içimden. Bazen de annemle sohbetlerimizde dillendiriyoruz bunları.
Çevremize bakıyoruz değerlendiriyoruz . Bazen kişilerden yola çıkıyoruz ama amacımız onun arkasından konuşmak filan değil . Amacımız ve gittiğimiz yol ,onlardan hareketle değişen toplum sürecimiz .Hayat akışımız .
Ne zamandan beri bu konuyu gündemime getirmek hep aklımda .


Bu hafta misafirlerimiz vardı.Ama bunun yanında toplam 4 çocuk vardı farklı yaşlarda.Bizim eve gelirken hep bilgisayar oyunu diye hevesle geliniyor ve saatlerce kalkılmıyor o ekranın başından.Biri ben geçicem biri sen çok geçtin diye ağlamalar da cabası.
Çocukların erken yaşta bilgisayarla bu kadar haşır neşir olması ben de zeka belirtisi uyandırmıyor.
"Şimdikiler fena ,bizimkisi daha 3 yaşında bilgisayarı açıyor kendisi oyun da açıyor " vs. söylemleri. Hadi açıyor filan tamam ,bir nebze tolere edelim.Saatler boyu kalkılmaması ise ayrıca bir garip.Büyüklerin de onun hayat kurtarıcı bir nesne olarak görmesi apayrı bir garip.
 tabi misafirlerle ilgilenmekten çocuklara ayıracak zamanın olmuyor maalesef. O yüzden o kadar telaş arasında onların bilgisayar başında olmasını umursamıyor insan..
Ama dün bir değişiklik yaptım. Çocukları bilgisayarın başından kaldırdım.Çocuklar hemen, dakika 1 gol 1 "ne zaman gideceğiz ki canım sıkıldı" demeye başladı. bir süre umursamamış gibi yaptım .Bu can sıkıntısından bakalım kurtulmak için nasıl çare bulacaklar . 
Gittim bu  arada büyüklerle oturuyorum.Derken -
Sesler gültü,kavga,şamata...derken sazı elime aldım.Kitabımı alıp yanlarına gittim.Ellerine de kitap verdim.Bir süre zor kıyamet okundu kitap.sonra birbirimize anlattık.Sonra fıkra anlattık birbirimize.Tekerleme ,şarkılar derken birbirimizi tanımaya yönelik oyun oynadık. 
Şimdi gel de söylenme .Çocukluğum boyunca yanımda hep bir kitap bulundurmuş yoksa bile yanımda o evde o süre içinde okuyabileceğim bir kitapla vaktimi geçirmişimdir. Sokakta oynamasını,gezmesini seven arkadaşlarım da kendi halinde oyunlarını oynar,evciliklerini oynardı.
(Daha olmadı zaten anneannem herkese dantel öğretiyordu.Ben öğrenemedim.Baktılar olacak değil sen kitabını oku diye azad etiiler beni.Allah razı olsun ;)


tüm bu dediklerimden hareketle sonuca ulaşmak istediğimde kafamdaki model çocukların sadece teknolojiye kapılmaması kendilerine motor ve sosyal becerilerini kazandıracak güzel çalışmalar..
Buna da en iyi somut örnek sık sık takibinde bulunduğum SEMİ MUTLU ELLER....
bu tüketim çağında çocukları biraz üretkenliğe ve yaratıcılığa özendirmek gerekiyor bence. Kendine güvenen,kişilik sahibi,farkındalık sahibi bireyler bu küçük adımlarla atılıyor.Kişi başkalarının imzasını değil kendi imzasını taşıyor.
Ben hatırlıyorum da liseden çıktıktan sonra iki sene sonra cep telefonum olmuştur.Tamam şimdi çevresel koşullar bir başka güvenlik açısından ama yine de kaş yaparken göz çıkartıyor gibi oluyoruz.Bakıyorum çocuğun elinde benim telefonum kadar üst model.Düşünsene o telefonu bile "alacağım ama ihtiyacımı karşılar mı boşuna o kadar vermeyeyim "diyorsun.Sonra da çocuk telefonun başından kalkmıyor.sonra eleştiriyorsun "hiç ders çalışmıyor ,dikkat dağınıklığı var "
Bu konuda kesin ve netim çocukta neyi eleştiriyorsak sahibi biziz bu konuda. 



"Çocuğum yoktan anlamıyor ,marka istiyor "
şu var bence "benim çektiğimi çocuk çekmesin ,bizde görsün " diye yetiştirdiğimiz çocuklardan kendimiz şikayet ediyoruz.
ister çocuğumuz olsun ister olmasın bir abla,bir teyze bir hala bir dayı, bir amca hepimizin bunda payı var küçük de olsa. 
sonra "çocuklarımız mutlu değiller " olmazlar.Çünkü onun için çaba sarfetmedi.Çünkü sen verdin eline .
Küçükken annem dikerdi kıyafetlerimizi.10'lu yaşlara geldiğimizde abimlere pantolon filan alınırdı ama annem bana etek ,elbise dikmeye devam ederdi.Sonra erkek kıyafeti filan demez giyerdim.Şimdi moda terim unisex ya ,biz o zaman unisex munisex mi biliyorduk ,giyiyorduk valla.O zamanlar böyle imkanlar yok tabi.
Şimdi de diyorum "iyi ki de yokmuş " "iyi ki şimdi doğmamışım "


Bugün Doğan Cüceloğlu'nu dinledim. " Şahsiyetli çocuklar yetiştirmek diyor .Kimisi diyor hayata davetkâr ,kimisi çocukluktan hüzünlü...
Bazı anneler görüyorum o kadar ilgisiz ki ,çocuğu başından gitsin de ,çocuk ne olursa olsun...geliyorlar sonra anneliğin kutsallığından bahsediyorlar...Kimisi de o kadar çok sırtına almış ki çocuğunu tüm dünyası o...Bu da tehlikeli...Bazı anneler ise gerçekten çocuklarına bakıyorum da belli oluyor gerçekten çocuğun hali,nden tavrından nasıl iyi yetiştirildiği...
Anne diyorum ama baba da önemli .Çoğu baba eskisi kadar otorite değil .bu güzel aslında. Ama çocuğun her istediğini yapması da bana mantıklı gelmiyor.Anne kontrol sağlamaya çalışıyor baba ise herşeyi alıyor. Kontrol mekanizması bitti.



Nerden nereye geldim şimdi.Çocuğun olmayınca kolay konuşuyor insan değil mi :)
Şaka bir tarafa sanırımm ben otoriter biri olacağım.Annem kadar iyi olmayacağımı düşünüyorum.Çünkü çocuk yetiştirmek kitaptan okuyup da yetiştirmeye benzemiyor.biraz içgüdüsel ve fazla sabır gerektiren bir şey. Benim çocuğum olsa bana çekerse yandım valla . 

Ay neyse uzadıkça uzuyor yazıyor.bu aslında sohbet konusu.
Bazen yazarken sohbet ediyormuşum gibi geliyor .

Ha bu arada çocukların teknoloji ile bu kadar içiçe olup erken tanışmasıyla ilgili bir makale okumuştum .Yeri gelmişken paylaşayım...

sevgiyle kalın... 


Yorum Gönder