Ana içeriğe atla

2.Konuşma


Tutunamayanlar - Oğuz Atay 

Sevgili dev adam,

beynim küçülmüş.bunu hakaret olarak söylemediler.bildiğin,tıbbi terimlerle söylediler.hani senin canın yandı beynin kanadı ya,benim de küçülmüş.bildiğin geri zekalıyım ben,tescilli atrofi
yaşın kaç dediler ,29 dedim ama kendimi 20'mde hissediyorum.hangi yaşım önemli dev adam,
biyolojik yaşım mı,düşündüğüm yaş mı,biyolojik yaşım mı,yoksa tıbbi beyin yaşım mı !

çok canım yandı dev adam.biliyorsun ,sen tanık oldun haykırışlarıma,içime atışlarıma,gözyaşlarıma.
hele bu sene canım ayrı bir acıdı.Yemin ederim sana,yaşamak bu kadar ağır gelmemişti bana.
hiçbir zaman 'hayat daha zor 'cümlelerini duymak şimdiki kadar acıtmamıştı.Daha fazla güçlenmem için mi gittin bilmem ama acıdıkça canım ,kendimi daha fazla korumak istedim.

sevgili dev adam,
kaç hafta oldu
gidemedim,
sanki gidersem seni görürsem 'seni kaçak kız yine kayıplara karıştın ,seni yalancı 'diye takılacaksın  diyeceğini sanıyorum.
ben de 'kendimi özleteyim' diye takılacağım.
hakkınızda bir rivayet duydum bugünlerde,siz bizim rüyamıza girince bizim ruhumuz sizin yanınıza geliyormuş.Siz istiyormuşsunuz !
peki ruhumuz geliyorsa,neden hala sizi özlemeye devam ediyoruz ,
bencillik mi bu ?
Sizlerin orda iyi olduğunu düşünüyorum aslında.


hatta benim canım çok yanıyor ya bazen,siz biliyorsunuz ,utanmasam- beni doğru anlasalar ,iyi ki öldüler onların bari canı yanmasın ,diyesim geliyor.
 diyecek oluyorum
susuyorum....
Mesela ilk kez bu sene yaşamak istemedim,ilkleri bu sene yaşadım ben...
çok şey için susuyorum...


 yeni işime geçtim bir gsm operatöründe müşteri temsilcisi oldum.beraber olsaydık neler kaynatırdık şimdi seninle...ne hikayeler döktürülürdü...Bugün Sabri amca ile tanıştım ,dev adam..ona gerçekten yardımcı olmak istedim.Sen ordan bir el uzatıver olur mu,çok beyefendi bir amcaydı.

Bu işimi de çok sevdim dev adam,
içimden bol bol şiir akıyor onlarla konuşurken
orhan veli gibi serseri akan dizeler
ece ayhan gibi yeni lugat türeyişleri
hiç ümit yaşar gibi romantik çıkmadı ama
bu işimi de sevdim,
bol bol tiyatro,şiir,edebiyatla özdeşleştiriyorum
bu işimi de böyle sevdim
ha unutmadan bir takım liderimiz var
bir tek ona kanım ısınmadı
hiç gülmüyor ,gülümsemiyor
ürküyorum ondan ,
bir el uzatıver ordan,

hergün servise bin,ye,iç,konuş,servise bin,gel ,

canımın yanışına alışıp ,acımalarını bile sevesim geliyor,
bana insan olduğumu hatırlatan bir duygum var....




     

Yorumlar

Profösör dedi ki…
Susmak en iyisi. Avaz avaz bağırmaktan da iyi, öylesi.
Profösör dedi ki…
Susmak en iyisi. Avaz avaz bağırmaktan da iyi, öylesi.
Shirin Serkan dedi ki…
herşeye rağmen yaşamak,inadına yaşamak, yaşamdan zevk almak çok daha güzel ama Şükran....
nefes almak, güneşin sıcaklığı altında yürüyebilmek, sevdiklerimizle sevgiyi dostluğu paylaşmak, bir hayvanın başını okşamak,bir gülü koklamak, v.s v.s o kadar çok güzellikler var ki..
hep o tutunamayanlar yüzünden olmasın mı bu? :)
okuduğum dönemde benzer ruh halleri sarmıştı beni de..:)
çabuk bitir de daha keyifli bir şeyler oku lütfen..
sevgiler....
Şanselize Bulvarı dedi ki…
shirin ne diyebilirim ki ,herkes dediğin gibi yaşasın,sen de öyle yaşa...
ama hayatın bir parçası olan bu duygularımız da var ve bunu oluşturanlar da,silkip atabiliyor muyuz!
Aslında bu bir düşünce ,bir kendini sorgulama,bir kendine gel durumu...
herşeye rağmen güzel şu bu filan da,gerçek bu,eğer üzülmek varsa ,canın acımak ve sonra tekrar ayağa kalkabilmek,kanasan da sızlasan da ,sadistçe de gelse bu da güzel,
beni anladığını düşünüyorum bu cümlelerimden sonra,ne dersin;-)
Şanselize Bulvarı dedi ki…
profesör,her suskunluğun sonu acı ya da tatlı bir şekilde patlıyor,onu anladım.
İnsanoğluyuz sonuçta,duygulu ve her birimiz nevi şahsına münhasır kararkterleriz ama bir şekilde duygularımız bir yerde patlak veriyor....bana kalırsa susmak çare değil.zamanında sakin konuşursan,halledersen sonunda bu kadar dolmuyorsun.bugünkü işini yarına erteleme,şimdiki duygunu da şimdi hisset ve aklınla çözmeli bence insan:)

Bu blogdaki popüler yayınlar

Güzel İnsanlar Biriktirmişim,

Bugün bir huysuzluk vardı üzerimde.Gece de uyuyamamışım.Sabah gözümü bankanın mesajıyla açtım.Sağolsunlar,bugün şerefine,alışveriş edeceğim noktalardan ne alırsam üç katı fazla puan vereceklermiş.Ben ise ihtiyacım olmadıkça alışveriş etmeyi seven bir tip olmadığımdan bu mesaj bana yaramadı.Sağolsunlar yine de sağır sultandan önce doğum günümü kutlama lütfunda bulundular.


Annem bugün  benim için  hazırlık yaparken  neli pasta  istediğimi sordu.Ben de beş karış suratla yapmamasını söyledim.Dedim ya ,doğum günüm benim için tam bir mutluluk kaynağı değil.Hatırlanmak,kutlanmak güzel şeyler.Sadece yanağıma iki öpücük ve seni seviyorum demeleri yeterli...Yoksa insanların benim için yorulmalarını istemiyorum.Hele hele oruçluyken...Ama annem bu...Koca kazık olmama rağmen tüm gününü mutfakta geçirme pahasına da olsa birbirinden leziz 4 çeşit yemeği yetiştirdi,üzerine bu moloz yığını düşmüş gibi duran bezmin bir kıza doğum günü pastası yaptı.Masayı da kurdu bir güzel...Gık bile demedi..Öyle keyi…

................

Ayyyy sabah sabah duydum şoklara girdim ! Meğer gündemin yüzeyselinde takılı kalmışım ben. Sabah annemle sohbet ederken ağzından şöyle bir cümle çıktı annemin : "artık kurumların adı Atatürk ile başlamayacak" "Atatürk Kültür Merkezi ,Atatürk Kapalı Spor Salonu...." bu ne ?
Şaka mı bu ,dedim.Aslında beklenilmeyecek bir şey değil bu.Ama ne bileyim onlar benim uydurmalarımdı ,gerçek olmamıştı.
Tüylerim diken diken diken oldu.Atatürk ibaresi kaldırılıyormuş.Bayramlarım kutlanmıyormuş.
Kanım dondu resmen ya.
Hele ki evlerimize astığımız bayraklar ve atatürk resimlerimiz bile izinli olacakmış.
Oktay Sinanoğlu'nun Bye Bye Türkçe'sinin ilk bölümü vardır hani.İlk okuduğumda çok korkmuştum ,endişelenmiştim.bir o kadar da içimdeki o ataleti yenmemin bir sebebiydi o örnek.
Nasıl korkmuştum o kitabı okurken ben !
İnsanlara bir silkelenin, bir kendinize gelin,herşey bu kadar iyi olamaz ,yaptıkları bazı yanlışlıkları da görün,bu kadar da kendi hatalarınızı görmezden gelmeyin.
Bir…

Üniversiteli Anne

Evlenip de çocuk sahibi olduğumdan beri hayatım öyle bir değisti ki...bir türlü rotamızı kaybettiğimiz günler bile oldu.. 6-7 ay İzmir Tire'de yaşadık...O başka bir hikaye...burada bahsetmeyi istediğim en güzel şeylerden biri... Umarım yakın zamanda bunu size güzelce anlatırım. Zaten bundan sonra bu blog sayfamda bir takım değişiklikler yapma kararım var...Bunun için artık daha organize daha planlı gitmek için yöntemler edindim. Evet bu da başka bir gün yazısı .Burda bir gülümseme smile'ı görmüş gibi gülümseyebilirsiniz . Benim bilgisayarım biraz arızalı olduğundan eşimin bilgisayarından yazıyorum.Onun klavyesi de kırgız-kazak alfabesi ...Yani bu satırları yazana dek ben bir süre idman yaptım.Ama yine smile yapamıyorum... ben aslında gülümsemeyi seven yazı dilinde bile seven gerçek hayattaymış gibi bunu yansıtmayı isteyen biriyim. bu yazımı okurken bunu düşünüp hissederek okursanız doğru iletişimi kurmuş olacağız  burda bir gözlüklü smile düşünebiliriz işte... Seneler seneler…