9 Mart 2012 Cuma

Bir kişi,Bir Nokta Dokunuş




Otobüste yaşlı bir kadına yer vermiyorduk.Birbirimizle kavga ediyorduk. Hatta bu esefle ellerimizi de bu kavgaya alet ediyorduk.
İlk gördüğümde sarışın ve havalı görünen bu kadın ile incir çekirdeğini doldurmayacak şekilde kavga ediyorduk.ilk de bu şekilde tanışmıştık kendisiyle.
Sonra tiyatro doğaçlama çalışmalarımız sona erdiğinde bu sarışın ,güzel,sıcakkanlı varlık yanıma gelip 'çok incitmedim değil mi,kaptırdım kendimi 'dedi. İşte o anda bu güzel varlığın frekansının benimle uyumlu olduğunu gördüm.
Resim öğretmeniydi.Öğrencileri ile sıcak ,samimi ve yakın ilişkileri vardı.Ona pek lakayt yaklaşıldığını görmedim.Kendine has tavrı gerçekten saygı uyandırıyordu.O zaten İzmirli bir hatundu en İzmirlisinden.Güzel,sıcak kanlı ve kültürlü ve özgün...Belki herkes kadar paylaşmışlığım oldu...belki daha az,belki daha çok.Ama içimdeki hissettirdiği duygular hep yaşadıklarımdan daha fazla ve derin oldu.

Bazen hani bir insanla tanışırsınız da senelerden beri tanışıyormuş gibi kaynaşırsınız...ilk kez karşılaşıyor olmanıza rağmen bir güven duygusu verir size.anlatsanız hani yadırganmayacağınızı,etiketlenmeyeceğinizi bilirsiniz.Çok tuhaf ve ince bir çizgide giden bir duygudur bu...öyle bir şey işte

Şehrin sosyete pazarı denilen pazarına bir öğlen yemeği sırasında öğrencisi ile koşa koşa gelen bir öğretmen düşünün....o gün cıvıl cıvıl renkleri olan herşeye bakmıştım.O günün anısına ve her giydiğimde hatırladığım o resim öğretmeni olan arkadaşımı(!)sevgiyle gülümseyerek hatırlarım.

Tiyatro çalışmalarında hep bir arada diyalekt çalışmaları yaptığımız sıralarda sohbetlerimizi hatırlarım..özlerim,iyi ki yaşamışım ,iyi ki tanımışım duygularıyla....




Gel zaman git zaman bu arkadaşımızın   tayini başka bir ile çıktı.Sosyal medya sağolsun ki,uzakları yakın ediyor.Bağlarımız yine kopmadı.Sevincimiz üzüntümüz acılarımız ve fikirlerimiz yine buluşuyor birbirimizle.Sesimizi duymasak da ,yazılarımız sesimiz kadar net ve içten geliyor bize....
İçtenliğiyle sosyal medyada bile popüler olan bu nevi şahsına münhasır arkadaşım duvar yazılarıyla da kendini aşmış durumda.Şahsen onun bu hayal gücüne ve fikir matematiğine hayranım....
Zaman içerisinde beğendiğim bir kaç duvar yazısını onun adına kaydettim.İşte bunlardan sadece birkaçı :

*Karakterim ve tavrımı birbirine karıştırmayın; karakterim "kim olduğum"la ilgili, tavrım ise "sizin kim olduğunuz"la...
*Hayatındaki herkes sana MUHALEFET yapıyorsa tadını çıkart, demek ki "İKTİDAR" sensinn
*Facebook çok gelişti diyolar ama hâlâ mağara adamı gibi duvara yazıyoz, ne iş?
*Türkiye'de artık yüz nakli yapılıyor....Tüm "yüzsüzlere" duyurulur
*Feminizm kocayı buluncaya, komünizm parayı buluncaya, ateizm uçakta sallanıncaya kadardır.
Ö.Çağlayan

Gerçi çoğumuz sosyal medya,internet sayesinde çok yazan,çok okuyan gibi görünüyoruz.Hele bazıları bunu aştılar bile.
Bir keresinde yakınlarımızdan bir kız elinde bir kitabı sallayarak geldi havalı havalı yanıma:
(bu kız benim kitap okumayı sevdiğimi bilir) 
-ben bir kitap aldım.Ben de bu kitabı okumaya başladım dedi.
Kitabı aldım elime.Mümin Sekman'ın  " Ya Bir Yol Bul, Ya Bir Yol Aç, Ya da Yoldan Çekil."kitabıydı yanlış hatırlamıyorsam.
kendisinin şimdiye kadar pek kitabını okumuşluğum yoktur ama hep de duyardım.inceledim kitabını.Kişisel gelişim kitabıydı.Okuyuşuna sevindim.

Sevinmesine de....hareketine anlam veremedim.Kitap okuyan insan(gerçekten okuyan ,seven)bunu reklam aracı yapmaz.ben elinde görürüm.zaten ilgelenirim ,bir göz atarım.Bu abartılı hareket bir yerde kışkırttı beni.herkes okuyabilir.Keşke okusa,daha çok okusa.Okusa da kendine,okumasa da....Bunu gösteriş olarak ,kitap okuyorum sloganı adı altında yapmak bana çiğ geliyor.Ki,bu düşüncelerimi tetikleyecek bir kaç hareketinden sonra fazla da ehemmiyet vermedim.Sonra bir süre sonra zaten kitap okuma konusu açılmadı.Ne zaman ki kitabı ödünç isteyip aldıktan ve aradan iki yıl geçmesine rağmen getirmeyişine kadar...üzerine bir bardak soğuk su içtim artık.En yakın vakit ona verdiğim kitabın aynısını satın almak olacak....

Aşina olduğumuz bir hikaye vardır:Ben sana sadrazam olamazsın demedim,adam olamazsın,dedim diye.Bundan çıkışla şu anlam geliyor insanın zihnine :
ben sana kitap okuyamazsın demedim, olgun ve bilge olamazsın ,dedim!

İşin bu tarafında sosyal medya ne kadar böyle insanların ortamı gibi görünse de böyle ağlar yetenekli insanların da varlığını ve onların da yazması gerektiğini vurguluyor bence.

 Bir edebiyatsever,sanatsever olmama ve takip etmeme rağmen çok kısa zamanda bunları  zihnine koyan ,benimle yarışan böyle insanlar çıkabiliyor karşıma.Çok komik buluyorum böyle insanları da.

Kendimi onlardan çok yüksekte ,farklı bir yerlerde tuttuğumdan mı? Hayır! Belki de evet ! Ben sadece onların bu tutumlarını anlamsız ve fütursuzca,küçük çocukların oyuncaklarını karşılaştırması gibi bulduğumdan bahsediyorum.  

Ama bu öğretmen arkadaşımı bu çizginin çoooooook dışında tutuyorum.Anlayan anladı;-)

Sevgilerimle....
Yorum Gönder