11 Kasım 2015 Çarşamba

başlıksız yazı.

herkese merhaba,
ne zamandan beri bir geleyim geleyim diyorum, bir türlü olmuyor.araya başka şeyler karışıyor.buraya da gelemeyince  de,  sosyal medyada kısa sürelerde girip çıkıyorum.Elbette buranın yerini tutmuyor.özlüyor arıyor insan.meğer yazarken ne çok şey öğreniyor ve ne çok şeyi pekiştiriyormuşum.hatta ve hatta bloga yazı yazacağım diye merak ettiklerimin üzerine daha fazla eğiliyor ve daha çok yaşamın içinde rol alıyormuşum.şimdi ise bir durağanlık dönemindeyim.sanıyorum hiç bu kadar kendi halimde günler geçirmemiştim.evde oturmaya mecbur kaldığım zamanlarda bile kafam deli gibi iş üretiyordu.şimdi de aslında bunları yapmamı engelleyen bir faktör yok.Aslına bakarsanız buraya uğramamı engelleyen küçük bir engelim var o da evime internet bağlatamayışım henüz.arada işte annemlere gelince bir sesimi duyurayım diye geliyorum.o da takvime bakacak olursanız en son 3 temmuzmuş.neyse bu da fazla sürmez elbet .vızır vızır 

yazdığım yeni içerik ürettiğim günlerim de gelecek elbet.sabrediyorum.
akıllı telefonlar sağolsun onlarla internete girebilmek mümkün ama takdir edersiniz ki blog yazısı paylaşmaya çok müsait değil.hele de benim gibi sazı eline alıp da cümlesini kuşa çeviremiyorsanız zor.

buraya gelince hemen yazılarınıza göz atıp onları okuyorum.ay nasıl hasretle okuduğumu nasıl da heyecanla okuduğumu gözlerinizde canlandırabiliyorsanız canlandırın işte.
sizle görüşmeyeli hayatımda değişen şeyler oldu.hayatımın temel çıtası oynadı resmen.
evlenmek fikri bile benim için henüz yeniyken ailemize katılacak yeni üyenin -yani bebeğimizin- müjdesini almak kendi içimde farklı sorgulamalara yol açtı diyebilirim.Özetin özetine gelecek olursam 

"iyi bir anne olacak mıyım"
"ona bildiklerimi nasıl en doğru şekilde gösterebilirim"
cümlelerinden çıkışla çevremin çocuklarıyla ilişkisini daha fazla gözlemlemeye yorumlamaya başladım.bazı şeyleri doğru bulmayınca da korkular olmaya başladım."acaba benim de çocuğum böyle olacak diye düşündüm."acaba istemeden de ayıplıyor muyum"diye düşünürken kendimi ayıpladım.
yani bebeğin ilk agu gugu sesinden ziyade ben geleceğine yönelerek korku geliştirdim.
sonra da düşündüm ben bensem ,eşim de eşim olduğuna göre ,bir domatesten de kabak çıkmayacağına göre bize de bunun çok da planını yapmamak gerektiğini ve anı yaşamam gerektiğini sonucuna vardım.sanırım fazla mükemmelliyetçi bir tutum geliştirmek üzereydim.bu da beni daha sonra aşırı kontrolcü baskın bir anne adayına dönüştürebilirdi.
işte tam bunlar küçük bir özettti sadece.


bu arada da iyi kaynak kitaplar buldum.eğer siz de bir anne adayıysanız veya bir anne adayınız varsa çevrenizde Klan Kitaptan çıkan Ayşe Öner'in hamilelik ve bebek kitabı en ince ayrıntısına kadar anlatan bir rehber kitap özelliğini taşıyor.
bu süre zarfında sadece hamilelik kitapları okumadım elbette.Irvın yaloom-Nietzche Ağladığında kitabımın bitmesine az kaldı.

Bu ara da Yıldırım Keskin'in Dünya Yayıncılıktan çıkan Bir diplomatın Anılarını da keyifle ve merakla okudum.Eğer siz de benim gibi anı deneme tarzında da okumayı seviyorsanız öneririm.Bugünlerde aklıma Elif Şafak'ın Siyah Süt kitabı geldi.Onu da listeme ekledim bile.Notos ve Kafka okur dergileri de bulabildikçe takiplerim arasında.
benden bu kadar.Tekrar görüşene dek sevgiyle kalın.... 
 
Yorum Gönder