7 Ocak 2015 Çarşamba

Sohbetin ucunu kaçırdım ben




bir yazı yazıyorum.epey de ilerliyorum. sonra da vazgeçiyorum.sonra vazgeçmekten de geçerim diye onu da kaydediyorum.ama hiç dönmüyorum...silinenler vazgeçtiklerim oluyor...
tatmin olamıyorum.
Ne yazasam boş geliyor..
bazen sadece yayınlarınızı okumak için geliyorum buraya...
geçerken de bir selam çakıyorum size işte böyle...



uzun kitaplar okuyamıyorum bu aralar ...kısa öyküler ,şiirler okuyorum.
Orhan Kemal -Önce Ekmek kitabına devam...Tozan Alkan - Açık Kapı elimde olanlar...
Bu aralar bir de meal okuyorum . Kulaktan dolma şeyler,insanların Dini görüşlerinden artık bana bir haller geldiği için ben de bunu kendi perspektifimden değerlendirmek istedim.Ki iyi de olmuş şimdiden neleri anlamak istediğimiz gibi anlamışız onları gördüm. Okumaya devam...Sıra diğer meallere de gelecek...
Mahsun Kırmızıgül'ün Mucize filmine gittik.filmin ilk yarısı bende bir etki uyandırmadı.Ama ikinci yarıda beklediğim etki görüldü.Ağlamak için de gülmek için de gitmedim.Diğer taraftan iyi bir vurucu etki yaptı diyebilirim.Evlenen oğulların kuşun kafasını koparma sahneleri irkiltici geldi.yapmak istediği bir vurguysa yapmış ,zihnimde derin iz bıraktı.Hâlâ öyle âdetleri yoktur inşallah.diğer taraftan anane gelenekleri üzerinde fazlaca durmuş.tahmin ettiğim olay akışı farklı bir biçimde seyretmiş.Tahmin edilen gibi ama akışını tahminin ötesinde bağlamış bence.Son sahnelerinde tüylerim ürperdi.ben de bu etkiyi yapan Aziz karakteriyle ortak sorunu paylaşan bir arkadaşımla sinemaya gitmiştik.ve onun da aynı düşünceyi yaşamasıydı.Sanırım bu film onda daha derin izler bıraktı....bu konuda şimdilik sussam iyi olacak...


kendime bir stüdyo kurmaya karar verdim artık....mekan arayışım sürünce bu fikrim kesinlik kazandı.
en yakın zamanda çalışma yapacak bir yer bulmam gerekiyor.herşey tam olduktan sonra tüm mekanlar bizim....
bana şaşırıyorlar "bu devirde bir insanın derdi hâlâ tiyatro olsun,okumak olsun,kitap olsun ,sanat olsun,akıl alır değil.Hele de Uşak'ta "
Sanat her halükarda metropollerde var.Her konservatuarı bitiren soluğu büyük şehirlerde alıyor.o kadar dizi furyasının içinde küçük de bir rol bulacağım ,kendimi göstereceğim diye kendini ezenler var.Çünkü hayat böyle diyor,kazanmam lazım,kendimi göstermem lazım diyor.Oysa yerel küçük şehirlerde kendisini daha çok gösterebilir.Diğerinden zor olabilir ama imkansız değil.Bir de neden büyük şehirler olsun ki hep? Küçük şehirlere de gerek bence. Daha çok tutarlar.daha çok sahiplenirsin.
Az emek çekmezsin ama emeğini alabilirsin aslında.
Kuzum ben bakıyorum da hiç bir genç arkadaşımın kendisi için bir B planı yok .Saplanıp kalmışlar.Türkçe okuyanı da sosoyoloji okuyanı da sınıf öğretmenliği okuyanı da tüm hayatını
KPSS'ye adamış . O olmazsa yok !
Sanırım günümüz anlayışında vizyon ve misyon kimliğimiz yok.Misyon deyince ne anlamlara çekiliyor oldu artık ,geriye mi gidiyoruz ileriye mi belli değil ! bir kişinin bile kurum kimliği olmalı amatör ruh taşıyarak profesyonel işler başarılabilir.
Kurumsallık da böyle kazanılmıyor mu aslında ,yanlış mıyım !

http://ddy-necdetkaynak.blogspot.com/ 

Talat İçöz derdi ki Süt ve süt ürünleri bölümü bile okusan grafikerlik yapmak istiyorsan mutlaka onunla da ilişkilendirirsin !
kötü olan memuriyet ,öğretmenlik şu ,bu değil ; tüm hayatını bir şeye bağlamak ,vizyonunu kapamak,bir şeye bağlarken hayatını ertelemek....ben öğretmenlik okuyorum başka ne yapabilirim demek bana acizlik geliyor...
yine sohbetini ucunu kaçırdım.Gidiyorum ben...

Bu aralar dilimden düşmeyen bir Türk Sanat müziği var ,Onu paylaşmak istedim veda ederken .
benim babannem de ,Talat İçöz de severlerdi bu şarkıları....



Yorum Gönder