30 Kasım 2014 Pazar

Bu Pazar Sokaklardayım, Anlaşıldı !



Sokakta yapılan sanatı seviyorum.Doğaçlama çıkan düşünceleri de.Tiyatroda Gratowski buna deneysel diyor.Bana göre herkes sanatçı olamaz,olmak zorunda değildir zaten.Ama herkesin kendisini ifade ediş biçiminin olması gerektiğine inanıyorum.bir fotoğraf çeksin,bir resim yapsın,hatta yapmasın ilgisi olsun sadece merak etsin sosyal medyayı bunun için kullansın.Herkes bir Yıldız Kenter olmasın herkes kendisi gibi olsun sahnede.Başkasının sözcükleri yerine kendi bedenini bulsun.

Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı 15.yıl Reklamında Sokak Sanatına dair ayrıntı hoşuma gidiyor.


İşte bu yüzden sokak sanatını önemsiyorum.Sokakta yapılan dansı ,müziği,tiyatroyu beğeniyorum.Sadece entellektüel aydın çevresi için sadece parası olanlar için değil o saatte sokakta olan çöpçü de o anı izlesin.Farkındalıklar diyorum ; sokak sanatı bana farkındalığın en yüksek ağrı eşiğini uyandırıyor.

                                                 Boğaziçi Caz Korosu bankaya giderse...


Bundan iki sene önce gittiğimde görmüştüm Kadıköy'de ne kadar çok vardı.Filmler görürüz.Ha bir de Hollanda'da Amsterdam 'da gençlerin çaldığını belgeselde görmüşümdür.
Şimdilerde Uşak'ta bile Mecburiyet Caddesinde görüyorum genç arkadaşları.Bazıları utangaç sıkılgan mır mır birşey dökülüyor dudaklarından.kimi küçük bir grubu oluyor,onlar daha rahat tabi.

DENİZ DOKU -SOKAK SANATÇILARI SERGİSİ 
İçimden onları rahatlatmak istiyorum.Gülümsüyorum.
herkes perdeli herkes sahneli oyun oynamak zorunda değil elbette.herkes haftanın belirli gününde o saatte gelemeyebilir de.kaç yaşında kadınlar var mesela,evli.İçlerinde istek var.Ama evli oldukları ve kocaları katılım sağlamadığı için içinde ukde kalanlar...Herkesin toplumda şikayet ettiği bir şeyler var.Herkes herkese oynuyor aslında.Niye bu şikayeti doğaçlama oynamasınlar ki...
herkes tahammülsüz herkes mutsuz herkes güvensiz olmuş birbirine karşı.Herkes korkar olmuş.
İşte bu yüzden sokakta yapılan sanatı önemsiyorum.Doğaçlama düşünceleri seviyorum.
çünkü fazla disiplin gerektirmiyor.Çünkü herkes disiplin sahibi olamıyor.

                                                                        *****

               
                                            SİYA SİYABEND-PARANOYA


Geçen gün bu konu üzerinde gece 2'ye kadar kafa yordum.Düşünüyordum.Sonra farklı müzikler aramaya başladım.Ordan burdan derken sokak müziği yapan SİYA SİYABEND ile tanıştım.haklarında fazla bir bilgi edinemedim ,ekşi sözlükte Sokak müziği yapıyor diye bilgi aldım.
Hayyam,Oğuz Atay anısına müzikleri var.

EKŞİ SÖZLÜK 'DE SİYA SİYABEND


Bu da son dakika golü.Bakayım daha neler var diyordum ki Estonya'nın Talin başkentinde Sokak Sanatları Festivali yapılıyormuş.Bu resmi görünce TIRINKK ! Bir girdim, ülke hakkında yazılmış bir blog postu gördüm.Bu fotoğraf da o blogtan alıntı.

Blogun sayfası belirteceğim linkte ,bence keyifli bir blog.
Süprizlerle Dolu Bir Ortaçağ Şehri : Talin için başlığı tıklamanız yeter !

Nerden nereyee geldim yine ,
Sevgiyle kalın...



23 Kasım 2014 Pazar

Piedra Irmağı'nın Kıyısında Oturdum Ağladım



Aslında bu aralar hiç bu tarzda bir kitap okuyasım yoktu.
İncecik , okunması kolay sürükleyici bir etkisi vardı kitabın.
Kitabın sonlarına doğru son zamanlarda kafama takılan bir çok sorunun ve sessiz düşünüp sorgulamalarımın izini buldum kitabın içinde.
Kitaplarda beğendiğim cümlelerin altını çizemiyorum. Bu sebeple okuduğum kitaplardan alıntılar yaptığım cümlelerimi panorama defterime not alıveriyorum.

Kitaptan alıntı yapmadığım zamanlarda da kitabın zihnimde oluşturduğum düşüncelerimi yazıyorum bir başka deftere.














Bazı alıntı yapacağım sayfalar çok uzun cümleydi.Bundan sebebtir ki,onların fotoğrafını çektim.umarım görüntüleyebilirsiniz.

Son sözüm :
 Latin Amerika etebiyatında bilirsiniz Marquez ,Borges gibi yazarların da büyük yeri vardır.Paulo Coelho da kendi ülke edebiyatlarının gurur neferidir bana göre.
Ha bu arada çevirmeni Aykut Derman da yaptığım bir kaç incelemeye göre başarılı bir çevirmen ve kültür ataşesi olarak tanımlanıyor.


Bu da benim önceden çektiğim ama sonradan koymayı unuttuğum ,şimdi de fotoğraflar arasında bulamadığım ama bir başkasının da dikkatini çekip koymuş olduğu alıntı fotoğraflardan biri.

(Ne uzun cümle kurdum,bir an bağlayamayacağım diye düşündüm :)


AYKUT DERMAN 'A AİT KISA BİR BİLGİ :

Aykut Derman

Aykut Derman 1942’de İstanbul’da doğdu. İ.Ü. Edebiyat Fakültesi ’nde okudu. Yıldız Teknik Üniversitesi’nde okutmanlık yaptı. 1970’ten bu yana çeşitli yayınevlerine, ansiklopedi ve dergilere çeviriler yaptı. Çeşitli konularda elliye yakın çevirisi var.
Can Yayınları ve Yapı Kredi Yayınların'da olmak üzere bir çok çeviri kitabı var.

Paulo Coelho hakkında ise zaten daha çok bilgi var.
Ben dikkati bu kez çevirimen üzerine çekmek istedim.Zira çeviri de önemldir değil mi ya ;-)

Kitaba dair bir çaok görsel var tabi.Ama ben kendi keşfimi bu paylaştıklarımla yaptım işte.

Okumadıysanız bir solukta bitirebileceğiniz,okurken de zihin dimağınızın açılacağını düşünüyorum.

Sevgiyle... 


20 Kasım 2014 Perşembe

Hayatımıza Taşan Sanat Ruhumuzla Dans Ediyor...




Bugünlerde algı ayarlarım her zamankinden daha fazla açık sanata karşı.Görsel sanatlar.Hani anlatabiliyor muyum ;resim,müzik,dans ..ne varsa beni besleyen onlarla geçiyor zamanım.
dün günlük müzik dinleme seansımı yaparken aklıma geldi .Severim bazen izlediğim filmleri tekrar açıp açıp izlemeyi.Hatta sevdiğim bölümler varsa bilhassa onları izlemeyi seviyorum.
Sizin de hoşunuza gider ümidiyle sizin için de bir seçki yaptım.Malum her zaman tiyatro,dans,bale,opera olmuyor,izleyemiyoruz.Biz de bu şekilde arayaı kendimizce kapatalım dedik;)


Sevdiğim sokak dansı filmlerinden bir dans kareografı bölümü.İzledikçe bana ilham veriyor desem yalan olmaz.



Bale ile sokak dansı ; ne alaka değil mi ! Bakın bu iki dans türünü nasıl güzel sunmuşlar.
Olmaz demeyin ,şansınızı deneyin.Milli Piyangodan kendi başarınız çıkabilir :-)



bu dans tam sokak dansı.Tam hayatın içinden.Bayılıyorum bunun müziğine ve dansına !
Nasıl dans edersen et ! Hayatın ritmine kaptır kendini yeter !



Bu da bir sokak dansının iş hayatına uyarlanmış bir kareografisi.
Dansla da birçok şeyi anlatabiliyormuşuz değil mi!


video

bu videoyu kendi arşivimden koydum.Başarılı olmuş mu yüklenmesi emin olamadım.Bizet 'in carmen operasındaki Habanera operetini yorumlamış .İzledikçe keyif aldığım bir dans !



Chicago gibi müzikal gösterileri severek izliyorum.Chicago aslında şöhretin uç taraflarını ,basını,şöhret dünyasının arkasında oynanan oyunları ,aile ilişkileri,toplumsal boyutta aldatmayı incelemiş.Catherine Zeta Jones ,Renee Zellwenger,Richard Gere gibi ünlü oyuncuların tiyatral performansını izleyebilmeniz mümkün.Evinizde büyük ekranda ,karanlıkta izlerseniz o keyfi alabilirsiniz.Hatta işi abartıp bundan kendinize küçük bir oyun çıkartamak isterseniz bir gösteriye gider gibi özenli giyinebilirsiniz.siyah takım kıyafet veya şık bir siyah elbise ile gidip o atmosferi yaşayabilirsiniz ;-)



Yine bir Chicago dansı.Tabi film boyunca çok var bu şekilde dans gösteri.Ben sadece şimdilik bu ikisini tercih ettim buraya koyabilmek için.



Notre Dame De Paris. Açar açar bakarım arada. Çok popüler olan Belle'yi bilirsiniz. Ben bu kez daha haşin ,içinde daha kareografi ve oyunculuk olanını seçtim.


Grease 'i duydunuz değil mi ! Nerdeyse her dans programında bazı müziklerine aşina olduk.




Eh bunu tanımayanımız yoktur herhalde ,
bu yazıyı sonlandırırken en uygun müzik ve danstır.
bu da bizden olsun !

Geçmiş zamandan bazı beğendiğim reklamların müzik ve dansı vardır.
Onları da bulursam belki bir gün onu da paylaşırım.

Sevgiyle kalın....

Günün sözü :
Sanat belki karın doyurmaz ama Sana verilen nimetlerin şükrünün farkındalığını artırır...Lezzetini aldığın nimetlerin inceliğini verir.Sanat karın doyurmaz sanat hücresel beslendirir...



18 Kasım 2014 Salı

Küçücük Ufacık Evlerin Dekorasyon Modellleri

Bugünlerde dar ev dekorasyonlarına takıldım kaldım resmen.
1+1 ev düzen durumları anlayacağınız,
bugün bir ilk daha yapayım dedim.
çoğu kişi zaten biliyor az çok geniş evlerde ne kullanılıp kullanılmayacağını.Ama önemli olan dar ev dizaynı yapabilmek.Ben biraz araştırdım.Belki sizin de işinize yarayan bir kaç fikir olabilir diye paylaşıyorum.


Koridordaki ölü alanları değerlendirmek için uygun bir yol
Şayet sizin de böyle dar holünüz varsa bence uygulanması makul bir seçenek



Mutfağınız bu şekilde dar ise iki tarafı da tezgahlı yapmak yerine bir tarafı aynalı veya camlı büfe olarak tasarlamak mantıklı görünüyor.hem evi aydınlık hem de büyük gösteriyormuş öylesi.

yatak odası küçük.gardrop küçük sorununa küçük bir dolap çözümü.yatağın tepesindeki o dolap hoşuma gitmedi gerçi.bir dolabın kapağı aynalı biri ünlü bir ressamın tablosu olsa ne güzel olurdu !
Klimt desem ;-)

İşte bu da başka bir mutfak dekoru çeşiti.Üst dolabı benim zevkimi yansıtıyor.Kullanışlı.

Bu da başka bir mutfak dolabı rengi ve modeli.Mutfak şekli yine aynı.Renk doğal moğal ama bu renkten ben baydım artık.Zira kahverengi rengi hayatımda kullanmadığım ve kullanmak da istemediğim bir renktir aslında.
Ama hoşlananlar için şık bir mutfak !

oda düzeni böyle olanlar için güzel kullanışlı bir model.ben bunun koltuğunun koyuş biçimini ve televizyonun yerini yakıştırdım.kendime uygun buldum.bunun dışında televizyonun altındaki o uzun ve hantal şey bana göre değil.



Bu dekor içimi açıyor adeta !


Küçük banyonuz olup küveti de seviyorsanız bu düzen de iyidir.

Ben bu ayakkabılığın sadece birini düşünürdüm alacak olsam.Kullanışlı ve gözü yormayan bir hol dekoru.


Bu da başka bir mutfak dekoru görseli .


Böyle bir dekor ise çocukların odasında güzel.Elbette bunun için şu an uygun değil ama uygulanmayacak bir model değil.


Bu sandalye modeli her dekora uyuyor bana göre.
İstersen kurdele ile şık bir hava ver.İsterse kılıf dik, ister eskitme yap, ister böyle şirine bir sandalye olsun ; her kalıba uyar ;-)


Gözüme hoş gelen dekor örneklerini alıyorum .Zaten üzerinde de yazıyor.
Buradaki hol dekorunu sevdim.Ölü alanları cazip hale getirelimmmm!


Bunu tamamen kitaplık amaçlı olarak düşünüyorum ayaklı olanından.İşin esası açık raf sistemini seviyorum.Ama her gelenin kitaplarıma sulanmasından bıktığımdan dolayı kapalı ve kilitli olması en iyisi.Sulanmaları bir yana ben de paylaşmayı seviyorum.Ama bir kitabım gidip de bir daha gerisin geri gelmeyince ve gelen kitabın canı çıkmışcasına zulüm görmesine kat-la-na-mı-yo-rum !
Ben bile karalamıyorum.Notlarımı tuttuğum bir deftere üşenmeden yazıyorum.
Ay sinir geldi yine !
Neyse!
Renk bu ! Model bu !En bacaklı olanından :-)


bu sandalye çok hoş. Çok beğendim .Ama stilim değil. Ama melekler çoook güzel !
Benim evimin teması olsa kuşlar ,kelebek,melek,martı,dünya olur .
Ama sandalyede değil !

Bu da yine bizim oda düzenine benziyor.Güzel,içaçıcı konsept .


Yuvarlak masa ve yuvarlak sehpa .
Dikdörtgen,kare ,üçgen olan keskin hatları olan eşyalar ruhuma itici geliyor nedense.
Bir de çok moda görünen ,çiçekli yemek takımları. 
Eflatun,pembe,Gri rengi ve kahverengi olan nesneler dengelenip orantılanırsa bir nebze tahammül edilebilir.siyah ve aliminyum tercihtir.



Bana göre ev insanın ruhunu yansıtır.özgünlük taşır. Küçük dokunuşlar büyük farklar oluşturur.
Ben sadece küçük bir örnek sundum nacizane.
belki bir faydam daha olur birilerine.

Burada aydınlatmaya dikkat çekmek istedim.
Dantel örtüler belki bu şekilde değerlendirilebilir;)

Bu kadar gevezelik yeter.
Hoşçakalın,sevgiyle kalın.... 







16 Kasım 2014 Pazar

Evliliğin 3D Maddesel Eleştirmasyonları




Kültürümüzü oluşturan anane geleneklerimiz var bizim.ve şu bir gerçek ki çoğu anane geleneği yokluktan dolayı adet haline gelmiş. çünkü zamanın yaşam koşulları bu adetleri yapmaya mecbur kılmış. Bazı anane geleneklerini sürdürmek güzel bir şey tabi ama illa ki o geleneği sürdüreceğim diye bu kadar insanların kendini hezimete sokmasına karşıyım.

Bazı şeyler tabi ki değişiyor.Ama bazı şeyler olduğu gibi duruyor .İşin komik ve trajik yanı "O şöyle yaptı,Ben de yapayım " gibi gelenekler.İlginç özentiler varmış mesela.Yok kına gecesinden sonra bir caminin avlusunda kınalı eller yıkanırmış .
GİBİ !
İyi de kardeşim ,geçmiş zamanda insanların evinde su yokmuş.Bundan dolayı eller çeşmede yıkanırmış.Diğer taraftan  şimdi maşallah ve çok şükür ki evimizde her daim sıcak su bulunuyor . Bir de İzmir yöresinde testi kırma muhabbeti var ki ! Onun mantığını bilen varsa o açıklasın bana.



Daha önceden de duyar görürdüm ama ben nişanı taktıktan sonra neler duydum neler !
Neymiş efendim bir başka ailenin gelin kızı "benim ailem kardeşimin dünürüne 1 milyarlık eşarp almış.Siz de ALACAKSINIZ " üsluba bak.Maksat başınızı kapatmak değil midir kardeşim bir milyarlık eşarp da olmayıversin "
Sanırsın 1 milyarlık eşarbı diğer tarafta alacağı köşenin taksidi yapıyor. Ben bilmem söyleyenlerin yalancısıyım.
Hah bir de bedavaya gidiyorsun demezler mi bana .Kahkahalarla bir tarafımla gülüyorum yani .tövbe tövbe !
Bana da eğlence çıktı tabi :-))
Sonra bir de düğün yapmak için elindeki arsayı satanlar var.Durumun yoksa düğün de yapmayıver.Başını sokacak bir ev al. Değil mi !  Ay dediğin geliyor !
Hoş nikah yapalım deseler de burda nikaha halen devrik gözlerle bakıyorlar.Sözüm meclisten dışarıdır:
-Dul karı mısın sen! Niye istemiyorsun !
-Niye nikah olacakmış !
-Düğününde şöyle şöyle oynayıvereceğiz.
Düğüne katılım ücreti alacağım valla bu gidişle.Bir spor merkezine yazılsalar en az 50 verirler.Şakka Şakka :-))
Yaftalamaya bak ! Kardeşim özeniyorlarsa durumları varsa dul kadın da düğün yapabilir .Alnında Led ışıkla mı donatmış ben dulum diye .Hey Allahım !
Hadi diyoruz ortam bunu gerektiriyor .Tamam düğün olacak.Kabul ettik.



Bana göre şöyle bir adet olmalı.Malum evin yatak odası ile mutfağı damat tarafı alırmış ya.Salonu döşemeye ne var.Paran oldu mu peşin kapa ! Ama mutfak öyle mi ya !Yatak odası !Küçük parçalar daha çok .Büyük eşyalar gibi hep birden değil parça parça alınıyor :)
Bence mübarek olsuna gelme inceliği gösterilsin. O gelenler kızın ihtiyacı olan şeyleri ister arkadaşlarıyla birleşerek ister gücü yettiğince alsın.Hatta aldıkları eşyanın kullanılmasını beğenilmesini çok önemisiyorlarsa gelin kız ürünlerini beğendiği bir mağazayla anlaşsın.Herkes bütçesine göre alsın.Alan razı satan razı.Düğünden sonra hediye getirip her eşyadan restoran takımı düzercesine eşyası olacağına;  seveceği, kullanacağı eşyadan adamakıllı bir tane olsun yeter.
bir şey söyleyeyim ufak tefek şeyler daha pahalıya geliyor.Hele ki zor beğeniyorsan bu dediğim alternatif en iyisi .
Tabi bunu yapmak şu an sıkar beni .Ama yapmak isteyen varsa pekala uygulanabilir bir şey.
Aynı şey bebek beklerken de.Kullanmadığınız beşiği ,bebek malzemelerini güzelce dezenfekte ederek ihtiyacı olan yakınınza vermek ne güzel bir destek aslında .
Üç al bir öde yorgandan almak yerine kullanacağınız gerçekten kaliteli ,kullanışlı bir yorgan yastık almak en mantıklı.İşte mübarek olsuna giderken bir fikir.



Gelelim başka anane göreneklerinin bir çeşitine daha.
Söz nişan alışverişi yapmak.Gelin kıza alışveriş yapılır.O gün giyeceği kıyafet,ayakkabı,çanta,ıvır zıvır şeyler.Sanki birşeyimiz yokmuş gibi.Aslına bakılırsa bayan tarafından küçültücü bir şey.Arsızca hediye bekler gibi.Benim alışverişimi niye damat ödüyormuş  ?
Geçmiş zamanlarda varmış. Zaten o zaman bu kadar tekstil önde değilmiş ki.O zamanlar gerekmiş.Şimdi artık bayram seyran demeden ihtiyacımız olduğu zaman alıyoruz.Çok şükür her birşeyimiz var.Ha olmazsa alırsınız hediye anlamında o ayrı.
Ben çok direttimalınmaması konusunda.Sonunda gönülleri olsun diye alışveriş yapıldı.Allaha şükür alnımızın akıyla kimse kimseyi kırmadan su gibi akarak oldu herşey.

Bir de kaç bilezik yapacaklar diye bir terane olur. Şu kadar .Yok olmadı .Kavgalar filan.
Ben sevmem zaten öyle sohbetleri.Bana kalırsa da söylenmemeli.
Eskiden kaynanaların ,büyüklerin elleri pek sıkıymış belki de istenirmiş o koşullarda . Günümüzde zaten durumları olduğunda, sen istemesen bile yapmak için çabalıyorlar.



Bundan yaklaşık 6 sene öncesine kadar nişan töreni kalkmıştı aslında.Özenen binde bir yapıyordu.
Ben hep onu aile arasında diye düşünmüştüm.Ki,öyle de oldu.
Fakat kalabalık bir aile ortamına giriyorsan,aile ilişkileri de iyi ,her biri farklı ilde oturuyorsa ,gelin kıza bakmaya hevesleri varsa aile bireylerinin nişan yapmak en iyisi. hepsiyle bir gün de tanışabiliyorsun.diğer türlü iş yükü cefakar annelerimize düşüyor (!) Şekil A1 ben :)
Yine 6 sene evvel öncesinde evlerde oturma odası da yapmamaya başlamışlardı.Şimdilerde ise hem salon takımı hem de oturma odası alınıyormuş.
Mehter marşı kareografı gibiyiz.bir ileri,iki geri.Neymiş salon batmasınmış !
Siz kendinize değer vermeyin.misafirleriniz için saklayın o salonları.
sonra sizinle ömür yaşar inşallah :-)

Allahıma bin şükür hep endişem şuydu.İnşallah daha sonrası da öyle olur.Aileler anlaşsın.Aile bireyleri iyi olsun.Kayınvalidemi de seveyim,kayınpederimi.Sonra ne olur bilmem ama şimdilik iyiyiz. İlk başta yedi kardeş olduğunu duyunca kemküm oldum ama hepsiyle tanıştık.Sıralamada karıştırıyorum ama :-) Anlaşılmayacak kişi görmedim aralarında. Sıcaklar.

Hep bi kaynana görümce durumları olur gelinlerde.Arada söyleniyor işte "daha dur bunlar ilk günler "diye. Ama ben saygının sevginin içtenliğin iyiniyetin herşeyden önemli olduğuna inanırım.



Çeyiz durumu konusunda akıl veren çok.
Unuttukları bir detay var.ben üşengeçin tekiyim.ev konusunda çok da ayrıntıcı değilim.kısacası ev kendimi yansıtsın ama ıvır zıvır kullanmayacağım eşyalara da hizmet vermeyeyim.haliyle herşeyden birer tane.
Zaten durum karışık.yurtdışına çıkabiliriz.burda idareten 1+1 evimizi döşeyebiliriz .O kadar.
Bunun dışında geçen gün mutfak takımı muhabbeti olmuş arkamızdan.
-Elinde bir mutfak takımı görmedik.Yoksa yardım edelim ,diye.
Mazallah mutfak takımı da olmazsa biz ne yeriz içeriz bilmem ;-)

Çok mu ukalayım ben be ! Bilgiç bilgiç !

Ne kadar eşya odaklı yaşıyoruz. Aslında evlensek de evlenmesek de durum bu.Tamam doğamızda bu var.Alıyoruz. Ama yaşamın merkezine oturtmak ne kadar mantıklı !
Eşya odaklı olmaktan hayatı ıskalıyoruz.O eşyaların temizliğini yapacağız diye sevdiklerimizle geçirieceğimiz zamandan çalıyor ,kimi zaman kırıyoruz kendimizi.

Bir de ev döşenecek ya.Nasıl olsa ilk baştan alınıyor diye evleri mobilya mağazasına dönüştürüyorlar.Eve girdiğinde sizden bir parça yok.
Alınmış olması için alınması ,nasıl olsa gelinim,damadım şımarıklığı.
Üç kuruş fazla olsun,kullanışlı olsun,ev senin tadın tuzun olsun.Eve girince huzur hissediyor musun,eşinle anlaşabiliyor musun ; budur önemli olan.



Uzun süre önce bir arkadaşımla konuşuyorduk.Evliliği bitmişti.Arada sırada baktığım dekorasyon ürünlerinde onun bir özenci kalmamıştı.Oysa o da ilk evlendiğinde ne kadar çok hevesi vardı.Hiç düşünmüyordu Ailesi geçinecek mi?Kayınvalidesi sevecek mi?Kocası ilişkileri dengeleyebilecek mi?O bunların neresinde kalıyor ?Kocası her iki aileye de saygı gösterecek mi?
Ne örnekler duyuyoruz.Öyle ya iki farklı insan.farklı insanların kültürüyle yetişiyor.Ne kadar orta yol bulabileceksiniz?
İşte o zaman bunu düşünmüştüm.Mesele Pierre Cardin kahvaltı takımı değil tatlım,
mesele o kahvaltıda kiminle huzur bulduğun.Bunlar ise huzuruna güzel detay katacak somut enstanteneler.

Ki,bir insanın durumu olmasın.Dünyanın sonu ve sorunu değil.Yaratıcılıklar bile imkansızlıklar olmasa çıkmazmış.
Küçük bir örnek kendimden : (Söz de uzadı ama )
Ortaokul yıllarında maddi durumumuz iyi değildi.üç kardeştik.yaşımız çok yakındı birbirine.abim ,ben ortanca,bir de erkek kardeşim vardı.birbirimizin kıyafetini giyerdik.annem dikerdi çoğu zaman.bir tane pantolonum vardı sadece.hiçbir zaman yüksünmedim. o zamanlar kot pantolon pek modayken, ben etek giyiyorum diye dışlandığımı bilirim.Gel zaman git zaman yakınlarımın kıyafetiyle büyüdüm.Ama çok sevdiğim insanların.Şimdi bile birini özlüyorsam ondan bir parça giyiyorum.şimdi alabilecek durumum da var.ama benim böylesi hoşuma gidiyor.sonra gel zaman git zaman insanlar giyinme tarzımı sevmeye farklı bulmaya başladılar.hatta gel zaman git zaman onları kendime göre çevirmeye başladım.hatta tiyatro kostümlerimi bile kendim kombinlediğim ve bulduğum olmuştur.İyi ki yokmuş diyorum .İyi ki yokmuş ve ben bu konuda yaratıcı yeteneğimi bulamayacaktım.
Bazen siz de iyi ki olmamış bir sehpam, bak elimdeki tekerlek nasıl sehpa oldu ,herkesin hayranlığını kazandı diyebilin.



bir söz yazmıştım bundan ay ay önce ,paylaşmıştım :

benim bir evim olmalı arkadaş,
girdin mi odaları davetkar ,uğursuz düşünene tavırı net olmalı,
öyle her köşesinden bir şeyler sarkmamalı,
kırmamak için nesneleri dikkatli,
oynaşık olmayacak kadar asker duruşu olmalı,
bir evin kitapları olmalı arkadaş,
girdin mi gözü kapalı girebilesin...
ev dediğin İNSAN KOKMALI biraz.....

"Hayat bir tiyatro sahnesi;sen nerde istersen oyna.Ama rolün bittiğinde dönebileceğin lüks bir kulisin olmalı !! "

"En güzel ev ne köşk ne saray ne de lüks döşenmiş bir evdir. En güzel ev kondugun yürek ve huzur duyduğun evdir. "

bunlar bir sosyal medya paylaşımlarında kendi sözlerim.Alt tabanında böyle bir yazı yazabileceğimi hiç düşünmemiştim.benim için süpriz oldu.

zaten ben kendime süprizim.İnan bana ne yapacağımı ben de bilmiyorum.O an onu istiyorum hissediyorum ve yapıyorum.Ve kendime yaptığım bu süpriz pek hoşuma gidiyor :-))

Sanki konunun dışına çıktım.tipik ben :-)

Biraz da uluorta konuşuverdim.Yazı yazma aşkıma ,size yazarken heyecanıma verin artık.

Sanırım bundan sonraki yazılarım evlilik irdelemeli,anane görenekleri olan bir yazı olmaz .

Acıbadem esanslı öpücükler ya da naftalin kokulu sandık lekeli güzel anılarla...

Seviliyorsunuz,
Öptüm 


11 Kasım 2014 Salı

Sohbet Muhabbet...Konu Evlilik Azizim !




Değişiyoruz...ve bazen değişirken farkına varmıyoruz hayatın bizden ne alıp ne verdiğinin...İşin esası hayatın aldığı bir durum yok.Hayatın bize verdiklerini biz teslim ediyoruz o duyguya o yaşanılırlığa ait olanlara....
Bazen diyorum ki ben mi çok hızlı değişiyorum ?bir gün düşündüğümü ertesi gün düşünmüyorum.Sonra görüyorum ki hayat ne siyah ne de beyaz ;gri net bir kontrast ayarlığında.
Hiçbirşey göründüğü gibi değil.Duyulduğu gibi değil.Belki de hissedilir bile değil.Gerçi hisler bazen duyularımızdan güçlü oluyor.Onları nasıl yorumladığımızdır önemli olan.
Ne çok değişiyorum diyorum ya ,Dış görünüş olarak değişiyor olsa bile insan ,Sanma ki sadece dışında değişiyordur .Tırtıl gibi düşün mesela.Nasıl ki bir tırtıl gömleğini değiştirir dahili ve harici.Öyle !
Bak yine değiştim.Kısa kıpkızıl saçlı kız gitti.İşin garip bir yanı biyolojik yaşım 30.
Ooo lise yıllarımda 30 ne büyük bir yaştı.Bu yaştaki ablalar genelde çoluk çocuğa karışırdı.Evlenmezse de vahim tablo resmederdi zihnimde.
Oysa ben hala uçarı hallerimi ergenliğime , kırılışımı ağlamalarımı ise bir çocuğun gözünden dökülen sesiz gözyaşları gibi görüyorum.Sinirden yaygara koparışım ise bir bebeğe mamasını vermeden önceki açlık halinin sinirine.bilmem anlatabiliyor muyum ;) Anlayacağın benim içim büyümemiş arkadaş !


Hatırlarsın evlilik yoluna girdiğimi söylemiştim. Bahar yaz aylarında düğün olur muhtemelen.(nikah en iyisi ama..neyse bunun yazısı sonraya kalsın ;)
Hiçbir zaman evliliği hayatımın merkezine oturtmadım.Hep şunu düşündüm ölene kadar birbirimizi sevebileceğimiz , her gün büyüyen bir aşk , anlaşamadığımız noktalarda bile bir orta yol bulabildiğimiz ,birlikte eğlenebildiğimiz , birlikte gülebildiğimiz, birbirimizin acı tatlı anlarında yanlarında olabildiğimiz sadece BİRİ istiyordum.Ama her nedense evlilik terimini hiç kullanmadım.Ve ona odaklanmadım.

Çok şükür ki Allah utandırmasın o kişiyi bulabildiğimi düşünüyorum,Hissediyorum.
Tabi yine de kararı vermek benim için zor oldu.Onun açısından değil.Yani onu sevip beğenme hoşlantı duygusundan değil.
Bu benimle alakalı. ben gibi eserekli kafasına estiğini yapan,özgür ruhlu kız olarak tanınan ben evlilik yolunda yürüyebilecek bir olgunluğa mı sahiptim ;bunu düşündüm.
birgün bıraktıklarım yüzünden kimseyi suçlamak istemezdim.hatta artık kendimi bile suçlamaktan istemiyordum verdiğim karardan dolayı.elbette evlilik sorumluluktur.çocuk mocuk karıştığında işe kendi hayatını otomatikman 2.plana atıyorsun.görünen bu.Mantıklı mıdır bunu da analiz ettim bu süreçlerde.
Evlilik iyi bir şey midir kötü birşey midir? Geçen gün arkadaşımın ağzından böyle bir cümle çıktı.
O gün çok yürüdüm.Düşündüm.Evlilik dediğin ne iyi ne de kötü birşey.Yolculuğa kiminle çıktığına bağlı tamamen.Bir süre ailenle kalıp daha sonra bu yolculuğu başka bir er kişinin yer almasıdır.
Evliliğin boyutu farklı tabi.Hayata açı kazandıran bir ritüel bana göre.
Düşünsene aileni kendin seçemiyorsun.Ama bazen ailenin de  sana kazandırdığı koşullar  ağır olabiliyor. Maddi olabilir Manevi olabilir.
Neler duyuyoruz ;ama evlilik yolunda da aynı şey olabilir. bu yüzden salt iyi veya salt kötü olarak değerlendirmek ,bu yolun sorumluluklerının değiştirdiğini gözardı etmemek gerekiyor diye düşündüm.Yoksa çok zor şöyle böyle ;ya da çok iyi diye matahlaştırmanın gereği yok.
Olduğu bu. İşte bu yüzden diyorum hiçbirşey göründüğü gibi ne siyah ne beyaz .Ara renklerin olabildiği dünyada yaşıyoruz.


Hayat bizim akıp giden trenimiz.Sadece yolcu değiştiriyor bu tren.Az önce tonton amca vardı burda.Şimdi yerini genç üniversiteli kıza bıraktı timsali.
Bakalım bu yolculuk nasıl geçecek ? Bu bana da bağlı? sana da bağlı ?
- Ya tren raydan çıkarsa ?
 - E o zaman biz de makas değiştiririz.
- Eşek çarparsa ?
- Durur ,devam ederiz.
-Tren bozulursa ?
-Yollarımızı ayırırız.
çeyiz hazırlığı durumları ,evlilik hazırlığı durumları ise ayrı bir trajikomik.Benim gözlerimden bunu okumak isterseniz bundan sonraki sohbetimiz de bu konu olsun.
Zira bu sohbeti de sonra yapalım diyorum kahve eşliğinde . olur mu olur valla :-)

Sevgiyle kalın...