29 Haziran 2014 Pazar

KARINCA KARARINCA




BİRHAN KESKİN kalemiyle...

Karınca

Ruhumdaki sabır, kalbimdeki aşkla kurdum
kor dantellerden bu yolu, ormanın altına
yeter ki oku onu.

Senin gördüğün ağzımın kenarında duran dua,
ben ayaklarımın altındaki toprağa, döktüğüm
gözyaşına inandım. Öyle uzun ki dünya;
katlanmaya, kıvrılmaya, açılıp çarşaf olmaya.
Mümkündür yol yapmaya bir ömür, yol almaya.

Ah! yine de yolumdaki kederi kimse bilmesin,
büyüsün, genişlesin, dolansın ömrümü;
kapısı kapalı çoktandır, penceresi dargın.

Kim anlayacak bu kor işaretleri?
Kimsenin dilinden okunmasın içimde ufalan.
Ovada ve dağda saklı bir mavi için
düştümdü yola. Benim de yaban bir çığlığım vardı,
çok zaman oldu, teslim ettim onu rüzgara.

Kışa girdik kıştan çıktık
ama değişmiyor insan
karınca duası diyorlar ördüğüm yola.

(Yeryüzü Halleri'nden)

Unutmuştum artık şiirin nasıl olduğunu.unutmuşum uzun zaman önce bana keyif veren küçük zevklerimi.
Aslında unutmamıştım da ,özlemiştim de ama bir türlü bir adım atıveremiyordum.neyden korkuyorsun ,neden çekiniyordum bilmem ama ertelemiştim hep.uzun süre şiir okumamıştım.
ha bir de uzun süre klasik müzikten ayrı kalmıştım.Oysa çok severim.Chopin'in Mazurkaları,Delibes'in Flower Duet'ini ve Dvorak new world ...

şu iki gündür kafam devamlı yeni yapacağım projede.Ciddi ciddi çalışıyorum.uzun soluklu ve beni çok iyi bir yere getirecek bir projeden bahsediyorum.tiyatro ile ilgili olduğunu düşündünüz değil mi! HAKLISINIZ !
bazen benim neyime deyip,kendimi yetersiz görsem de,akşam olunca karanlık basınca,uykularım kaçınca,tüm gördüğüm karman çorman rüyalarıma rağmen bu isteğimi ve projemi taze tutmaya çabalıyorken..
hem iki günden beri işe gitmememin,mola ve yemek saatlerimi aşmamamın,maaşımın düşeceğini bile bile rapor almamın ,bu kadar canımın yanışı boşa olmamalı değil mi.canım ne kadar yanıyorsa yaptığım işin büyüklüğü o kadar çok olacaktır.gireceğim yolun kolay olmadığını biliyorum.tam anlamıyle oturması için bir sene gerekiyor.
Aslında,çalışma yeri,dekor,kostüm konusunda kaygım yok.ekip konusu bir an düşündürse de ilk aşama için o bile hazır diyelim.kafamdaki şey olana kadar çok değişebilir.ama sağlam kişileri bulabileceğime eminim.
benim istediğim bir hayalden çok ,kısa vadeli bir projeden ziyade uzun vadeye dayanacak bir girişim.
çok sordum kendime.uzun vadeli ne yapmam gerek diye.hah inanmazsınız ama tapuklu ayakkabılarımı giyip öyle sordum kendime.eğer siz bir erkekseniz takım elbiselerinizi ve deri kösele ayakkabılarınızı giyerdiniz kendinizi o modda görmek için.ben de tapuklu ayakkabılarımı giyindim.
ve gülersiniz,sorularımın cevaplarını en alakasız yerlerde aldım kendi kendime.kitap okurken en alakasız yerde buldum bazı sorduğum cevapları.
düşün düşün düşün...filmler mi izlemedim.şarkılar mı söylemedim.yemekler mi yapmadım.kek mi pişirmedim.
alışverişler mi yapmadım.
taşlar tek tek oturuyor. şimdiki bu işimden hiç memnun olmadığıma göre ve şimdilik bu işe de ihtiyacım olduğuna göre bir şeyleri göze almam ve vakit kazanmam gerek.herkes de bana kucağını açıp "ay biz de gelsen de ,bendeki salonu kullan,ne istiyorsan senindir" demeyeceğine göre...
kolları gerçek kavramlar üzerine kavuşturalım dedim.
sosyal girişimcilik ,sosyal sağlık güvencesini ve uzun vadede bize döner sermaye kapsamalı kendini döndüren bir maddi bir dönence gerekiyor.yani çark maaş ve sigorta ve sanat ve eğitim ve felsefe bir arada koşmalı.
bu yüzden KOSGEB ,çalışma ve sosyal güvenlik kanunları ,daha önce yapılmış projeleri araştırmaya karar verdim....
şimdilik bu kadar açıklama yeter...
bu konuda fikriniz varsa konuşun.yoksa ölene kadar susunuz diye tarihi vuruş yaparmışım.
haha fazla mı gaza getirdim kendimi bilmem ama bu gazdan daha fazlası lazım bana.

****


bugün kitap okurken alakasız bir konu geldi aklıma.okuduğum kitap da BEYNE FORMAT AT 
neyse.hayatımızın belli bir döneminde bir grup insanlar giriyor ya hayatımızda.sanıyoruz ki hiç çıkmayacaklar hayatımızdan.düğünde,nişanda,hayatımızla ilgili önemli temsillerde hep orda duracaklar.ki bu insanlar hep bizimle olan ,aynı şehirde olan insanlar.diğer taraftan farklı şehirlere gitmiş ,şimdi toprakta olan sevdiklerimiz.
Anlatabiliyor muyum,hani o hep bziimle olan,aynı şehirde olduğumuz insanlar sadece o süreç için bizimle beraberler.uzaktaki sevdiklerimiz ise onların hiç yeri değişmiyor.zaman geçse de onlar hayalimizin hep içindeler.bu benimle alakalı bir durum mu diye düşünüyorum.acaba insanları tüketen ben miyim yoksa bazı ilişkiler sözleşmeli personel gibi o süreci mi kapsıyor ,
şimdi mesela yeni kuracağım işte bir zamanlar hayatımda olan insanları düşünemiyorum.davet etmemekten değil ama görünmez bir bağ kopuşu.bazen de hiç yakın olmadığın insanlar hayatında önemli yere sahip olmuş.iki gündür tanışıyorsundur ama ilkokuldan bu yana tanıştığın arkadaştan daha iyi anlayıp değer veriyordur,güveniyordur sana. hayattaki ilişkilerimiz düşünülmeye değer. 
kitapla alakası olmayan düşünceler bunlar !

*****
bir gün gece vardiyasındayım. gece 01:30 .mesai bitmesine 5 dakika bir süre kalmış bulunuyor.bir çağrı geldi.
karşımdaki kişi "senin ne işin var orda " gibi bir cümle söyledi. ilk başta sorunlu ve bana hakaret eden bir kişi gibi algıladım.kişiye ona nasıl yardımcı olabileceğimi sordum.
vaktinizden almayayım beni birine aktarabilirsiniz ,dedi.bu şekilde aktarım sağlayamadığımı söyledim.adam bana telefonda kedilere süt verdiğinden,karıncalardan bahsetti.engelli olduğunu söyledi.adam yalnızdı.demek ki o vakitte konuşacak,bir şeyler paylaşacak kişiyle konuşma ihtiyacı oldu.benim de mesaim dolmuştu.takım liderim görüşmeyi sonlandırma cümleleri söylemem gerektiğini söyledi.
bu durumdan bir kaç düşünce çıkarmıştım.içim acımıştı ve bir sürede konuşamadığımı söylemeliyim.
1-kişi o kadar yalnızdı ki bu küçük olayı biriyle paylaşma isteği vardı.
İnsan özünde paylaşabilme dürtüsü olan bir varlıktır.ne olursa olsun dinlenmek ve anlatmak istiyoruz.
2-toplum olarak yalnızlaşıyoruz.
bu adam o kadar yalnız hissetti ki onunla telefonda olan birine anlattı.
işte bu yüzden insanlar tanımadığı insanlara chat sayfalarında anlatıyorlar.çünkü o kişi ilerde demeyecek ki,bak sen de böyle yapmıştın,bak anlatırım demeyecek,
ilişkilerimiz değişti.herkes sosyal medyada erdemli oldu,herkes dinli ibadetli oldu ama hala birbirimizi sınıflandırıyoruz. dediğimiz hiçbir şey paylaşımlarımızla bir tutmuyor.
herkes facebook kültürü kesildi.senin bir haftada okuyamadığın tutunamayanlar olric bir bakmışsın değerli vaktini o zamana kadar masal bile okumaya vermemiş kişinin dilinde.
ilişkiler değişik.yalnızlaşıyoruz.
Kaybedenler kulübü,Seven Pounds,The Passenger filmlerini izlediğimde bunu gördüm.
Seven Pounds filminde Will Smith çağrı merkezindeki adamı nasıl aşağılıyordu...



işte bizi arayan insanlar da öyle konuşuyorlar.gülümsedim.
diyor ki telefonda :
-ben diyor para kazanana kadar nasıl terliyorum ,para kolay kazanılmıyor diyor .
herkes kendi hayatıyla meşgul.
Anlatabildim mi !
3-mesaime az kalmıştı.
düşünsenize bir an.bir kişi ölmek üzere.bilmiyorsun ki onun zor durumda olduğunu.
ya o zamana kadar geçirdiği en büyük ekonomik bunalımını ve kişilik buhranını yaşıyor.ve sen tam o hayattan gidecekken çıkıyorsun karşısına.ya da sana en tahammül edemeyeceği anda.ona da baskı yapan bir kuvvet var.banka var,çevre var,parasal sorunlar,çevresel sorunlar,var da var.dinlemek istiyorsun yanında kalmak istiyorsun.birinizden biri koparıyor bağı.
işte bazı ilişkiler de böyle.yanlış zamanda doğru kişi mi bilinmez ama.şu muhakkak.
karşımıza çıkan insanlar,sizler de dahil.hiçbirniz karşımıza boşa çıkmıyorsunuz.
bizde ne eksik varsa onu tamamlamak için geldik hayata.ister 2 dakikalık bakışalım ister 2 ay kalın hayatımda ister 2 yıl ister 2 asır.kimse onu tamamlamadıkça miladını tamamlamadıkça bu hayattan gitmiyor.



Beethovan'ın hayatını okurken bu düsturu edinmiştim.9.senfonisini kulakları duymadığında bestelemişti.ve salonda koca bir alkışla ayakta alkışlarlarken beethovan kalabalığa anlamsızca bakmıştı.orkestra şefi söylemişti.o zaman selam verebilmişti.kulakları sağır olduğunda asırlara imza atacak senfoninin sahibi olabilmek..bak miladını tamamlamış işte o zaman!
umarım ne demek istediğimi anlatabildim!
****  

ve daha 2 gündür tanıyorum sevip bağlanmak neye bu kadar erken,bu kişi bu kadar bağlandıysa bu kadar da çabuk mu soğur benden!Sevgi denen şey koşullandırılmaz.Akışına bırakılır.
Miladı dolmayan duruma müdahale olmaz.

****
bir de geçen gün şöyle bir yazı okudum sosyal medyada :


Ben buna katılmıyorum. Bence kızın da olsa oğlun da olsa bir.istersen çocuğun bile olmasın. Bu hayata insan ne ekerse o çıkıyor. hangi ceviz agacinda roka biçilmiş ki;-))

acısını çıkardım herhalde uzun süredir yazmamamın.android uygulamalarından blogger uygulamasını bulsam iyi olacak.yoksa işten kaytarmasam yazacağım da yok....

ha söylememe gerek var mı bilmiyorum desteğinize ihtiyacım olacak :-)

seviliyorsunuz
hayırlı ramazanlar geçirmeniz dileğimle....

27 Haziran 2014 Cuma

Televizyon, Müzik, Magazin, Moda, Sanat ve İş Dünyası “Magnum Altın Kelebek Ödülleri” Gecesinde Buluştu.



Televizyon ve müzik dünyasının en iyilerinin ödüllendirildiği Hürriyet Altın Kelebek Ödülleri, bu sene haz tutkunlarının vazgeçilmez markası Magnum işbirliğinde, Zorlu Center PSM’de gerçekleştirilen görkemli bir törenle sahiplerini buldu.



Saat 19.00'da kokteylle başlayan gece Sibel Arna, Onur Baştürk, Cengiz Semercioğlu, Ömür Gedik ve Ece Sükan’ın ‘in konukları karşılamaları ve davetlilerle kırmızı halı röportajı yapmalarıyla tam bir Oscar havasında gerçekleşti. Her sene olduğu gibi kazananların Hürriyet okurlarının internet ve posta yoluyla gönderdikleri oylarla belirlendiği gecenin sunuculuğunu başarılı oyuncu Mete Horozoğlu ve Nefise Karatay gerçekleştirdi.



Gecenin onur konuğu ünlü Hollywood yıldızı Jessica Alba’ydı. Güzelliği ve zarafeti ile tüm davetlileri kendine hayran bırakan ünlü yıldız,  törende sırasında yaptığı konuşmada  “Burada bulunan bir çok harika sanatçının verdikleri emeği kutluyorum. Bu emeklerin insanların hayatına kattığı mutluluğu görmek bir sanatçı için çok değerli. Magnum Altın Kelebek Ödül Töreni bu çalışmaları takdir ediyor ve bu şekilde sanatçıları destekleyen organizasyonlar, markalar olduğu için çok şanslıyız. Ben de bunun bir parçası olduğum için çok heyecanlıyım. Katılan tüm sanatçıları şimdiden tebrik ediyorum. Hepinize keyifli bir gece geçirmenizi dilerim” dedi.

Ozan Doğulu’nun son albümü “130 bpm Moderato”da, “Harika” şarkısını okuyan Ajda Pekkan-Kenan Doğulu, törende Ozan Doğulu’yla birlikte sahne aldı.  Üçlü, albümün çıkış şarkısı “Harika”yı

ilk kez Magnum Altın Kelebek gecesinde seslendirdi.


Gecenin ikinci sürprizinde, Sinan Akçıl babası Saim Akçıl’la birlikte sahnede aldı.  Borusan Filarmonu ve Tekfen Flarmoni orkestralarını kuran Saim Akçıl’ın yöneteceği orkestra ile sahneye çıkan Sinan Akçıl, “Güzel Kız” ve “Tabi Tabi” şarkılarını seslendirdi.

Başarılı sanatçı Gökçe her zaman çok konuşulan ve ses getiren show’larından birini  30 kişilik dans ve Bando ekibiyle birlikte gerçekleştirdi. Son albümü’ Kaktüs Çiçeği’nde yer alan ‘Aşkım Aşkım’ ve ‘Sittin Sene’ şarkıları ile sahne alan Gökçe’ye ‘Sittin Sene’ şarkısında ‘Kamufle’ eşlik etti.





“Magnum Altın Kelebek Ödülleri”




Bir boomads advertorial içeriğidir.

25 Haziran 2014 Çarşamba

mektup

sevgili talat abi,
seninle konuşmaya geldim bugün.aslında ne diyeceğimi bilmiyorum.susumaya alışmışım ki.bir şey söylesem devamını getirir misin modundayım.benden çok senin konuşmanı istiyorum.beni senin anlatmanı istiyorum.çünkü en çok sen benim yerime daha iyi konuşabiliyorsun.Anlatabiliyor muyum!
dışarıdaki bir çok insan anlatmaya pek hevesli,izin verip vermememin onlar için bir mantığı yok.herkes teselli veriyor.herkes nasihat.ama kimse gerçekten beni anlamıyor.hahaha ergen gibi konuştum.yaşım otuza geldi be,ne ergenliği be abi!
çok mücadele veriyorum.canımın çok yandığı oldu ama her defasında başka bir acıyor be abi.bir acı bir acıma uymuyor.bir halimin halime uymadığı gibi.aslında böyle anlarda da gelmezdim sana.sadece bir kere geldim.gülümsedin.bana "AŞIK OL" dedin.Aşık mı olduğumu düşünmüyorum ama feleğimi şaşırdığım kesin.
hele de dolandırılışımın kuyruk acısı ,abim diye sevdiğim insanların usta bir yalancıve sahtekar olduğunu öğrenince büyük hayal kırıklığı yaşayan ben tam düzelirken oldu.tam klabimdeki ve aklımdaki kişiyi buldum derken küt diye o da beni yeryüzüne indirmesin zeplin hızıyla.bir den bir kez daha nevrim döndü.
bir ara yine ayağım sana doğru döndü.kaldım caddenin ortasında.bir öksürük nöbeti tuttu beni.nefessiz kaldım.bir allahın kulu da neyin var demedi.ölüme 2.yakın oluşum.ürktüm.ya şimdi ölürsem! oysa ben ölümümü böyle hayal etmiyordum.80-90 yaş görmeye umudum yok ama sahnede herkes rol yaptığımı sansındı.isterim ki "bu kadın şimdiye kadar düşünülmeyi yapılmayanı yaptı"çok övgü beklemem öyle adıma heykeller olsun falan da.sadece bir fark olsun.şu hayatta bir dikili ağacım olsun.
isterse hayatımda evlilik olmasın.ama sevip sevildiğimi bileyim.arkadaşım olsun.ama yanımda olduğunu hissedeyim.
çok param olsun istemem ama hayatımı idame ettirecek ,paylaşacak kadar olsun.
ve senin gibi ŞÜKRAN SAHNESİ olsun.sen benim için hayaller kuran güzel insan,
her defasında canım farklı yanıyor diyorum ya bu kez bir başka acıyor be abi.gören diyor ki bir psikiyatrise mi gitsen ,ilaç demiyorum bak !diyorlar.çünkü depresyon ilaçlarına karşı ,ve doktorun tüm verdiği ilaçları klozete kırıp atmış kişiyim.
doktora her gittiğimde kötü bir şey çıksın.uyutsunlar.sonra toparlarım.sonra savaşırım diye dua ettiğim çok oldu.sanırım bu dünyada yiyecek lokmam var.birilerinin bana ihtiyacı var.en çok da annemin var.yoksa artık beni farkedeceklerini düşünmüyorum.hayır hayır talat abi,hiç bir yorum yapma bu kez.lütfen.bırak beni.bu kez eteğimde ne taş varsa dökeyim.boğuluyorum.
kendimi ilk defa başarısız hissediyroum.asalak gibi.kimseye yardımım olmuyor.
geçen gün ne yaptım bak bir dinle ,
markete gidersin.abur cubur ,dergi canım ne istiyorsa aldım.sonra kasaya geldim.kredi kartını uzattım.kart geçersiz dedi.eksik bakiye.bankaya kızdım.sonra bazılarını seçtim.onları geçirdim.eksik bakiye dedi.tavır yaptım.banka dedim geçen gün de böyle yaptı,dedim.nasıl bri tavır nasıl bir tavır.
oysa biliyordum ya geçerse diye küçük bir ihtimal.bu kadar hesapsız gitmemiştim.ne olacağını bekliyordum ki!
ama iyi rol yaptım. kızın artık kafasında eksik bakiye diye acınacak bir halde olmaktansa bankanın da olabilir diye 2.bir bakış açısı oldu.uzun süre sahnede olmayışım formdan kaybettirmemiş.yırttık :-)
diğer taraftan her zaman keşke böyle yapabilsem.işte o konuda rol yapabilen biri değilim.seviyorken sevmiyor gibi,bağlanırken bağlanmıyor gibi,güvenirken güvenmiş gibi güçsüzken güçlü gibi içimde saç varken tilki gibi dolanamıyorum.hele de annem beni doğrucu davut doğurmuş.kendim hakkında hiç yalan söyleyemiyorum.
bugün gözlüğümü kırdım.bir camı tuzla buz oldu bir sapı ayrık diğer sapı da öyle.hippi yaşamaya karar verdim bu ay.cepte metelik yok.kartta bakiye yok.ekmek bulamazsak pasta yeriz kek çırpar.maria antoınette kulakların çınım çınım çınlasın emi!
adamın biri hepiniz geri zekalısınız dedi.nereme dokunduysa artık.adama laf anlatamadım.sinir oldum.bir de tabi sabahtan onu gördüm.aman bahane işte.gözlüğü nasıl kırdım kulaklığı nasıl bıraktım bilmiyorum.takım liderinden tut süpervizörüne çağırdı.kibar bir uyarı aldım.
sana bir şey diyeyim mi,
perma yaptırmanın bedeli ...tl
kitabın bedeli .... tl
aldığın hediyelerin bedeli .... tl
yaşadığın hezeyan ce can acıntısı paha biçilemez!

hah dedim manyak, üzüntünü aşıcan diye harcadığın her para burnundan geliyor şimdi.en yakın zamanda kredi kartı kapanır.kimsenin ruhu duymaz.ben de hepsini kapatır.kliniğe yatar temiz hava alır.işte o zaman hayrını görürüm.
sonra o süre zarfında ne düşündüm:
-ne istiyorsun sen?
-istemediğin ne ?
-önceliğin ne?
-öncelikle kendini iyileştirmelisin yoksa kurtulmalısın.
-eksiği ne
fazlası ne

aslında az kaldı biliyor musun kendi sahnemi kurmaya.bir gün aklıma şu ne olacak diye kaygı düşüyor.bir bakıyorum ertesi gün cevap geliyor ya da o tedirginliğim kalmıyor.o yüzden istediğim güzel günlerin geleceğine inanıyorum.yeni sıkıntılara göğüs gereceğim ruh halindeyken düzelecek.başaracağım.ama öncelik ruh sağlığımı tedavi etmek istiyorum.ne yapmam gerekiyorsa o olacak.

siz oraya boşuna gitmediniz.burdayken yetişemediğiniz kollar bugüm omzuma daha rahat erişiyor.