25 Şubat 2014 Salı

Uyumaya Çalışırken





belki bir an siz de benim hatlarıma düşüyorsunuz.kim bilir.aranızda çağrı merkezini aradığında kızan arkadaşlarım varsa bazınız haklısınız ama çoğu zaman da haksızsınız.Bu hayatta bazen ticaret denilen şeyin hizmet sektöründe olduğunu gözardı ediyor ve orada çalışanların da bir yere bağlı olduğunuzu unutuyorsunuz sanki.yetkili isterken çağrıdaki kişiye zaten yetki verildiğinizi ,verilseydi seninle onca lafı edeceğine direkt bağlamayı tercih ederdi değil mi !

işte bu cümleler günlük hayatımın bir parçası olmaya başladı !

*****

geçen hafta hep gece çalıştığım için tek tatil günümde de takdir edersiniz uyku düzenimi oturtamadım VE ben 5:30'da kalkacak olmama ve bu saate kadar hortlayıp zıplamama rağmen,kitap okumama rağmen ve gözlerim yanmasına rağmen UYUYAMIYORUM !

Heyecandan mıdır nedir ! Deli olacağım.Ben uyuyamazsam çok huysuz olurum !

Bir yandan içim içime de sığmıyor.Bir garip huzursuzluk da var.Bunda ev ahalisinin gerginliği de var tabi.Diğer taraftan telefonumun bozulmaya yüz tuttuğundan ve yeni alacak olduğum telefonun fiyatının beni düşündürmesi.bir yandan gelecek hayallerim....

tüm bunlar bir yana düşününce içimi aydınlatan,güneş gibi içimi ısıtan,hayatıma yeni birisi girse bu kadar sevinir miydim acaba diye düşündürten bir durum :

TATATATAMMMMMM,

oyun teklifi aldım. "1 saatlik bile olsa gelse ne iyi olur " denmiş hakkımda.Benim için düşündükleri rol de yine benimle ters köşe bir rol.Öyle sıradan değil yani.oyun hareketli de bir oyun.oyunu okumayı yeni bitirdim.kafamda işliyorum bakalım.

henüz kesin değil ama %95 olacak gibi.:)

burdaki çoğu insan beni tiyatroyla tanıdı."bir oyunun olduğunda haberimiz olsun ,izlemek isteriz"diyorlar.
hayatımda ilk defa tiyatro izledim.bir daha oyunun olduğunda haber ver.eşim çok beğendi,bundan böyle hep tiyatroya gidelim"diyen oluyor.
çok mutlu oluyorum.koltuğum kabarıyor.ve yerimi anımsıyorum bu hayatta.sonra tekrar hedeflerime yoğunlaşıyorum.

******

başka bir yazı yazacaktım bugün.içimden bu saatte bu geldi.
eski yazılarıma bakıyorum da önceden daha bir dolu yazıyormuşum.ee tabi müsait zamanım daha fazlaydı.
dur bakalım yine olur,yine !



21 Şubat 2014 Cuma

Şimdi Haberler !

işten az önce geldim.güya hemen yatacaktım eve gelince.telefonumu iş yerinde unutmuşum.ayrıca yarın tek tatil günüm.telefonu almak için gitsem mi gitmesem mi bilmiyorum !

*****
günü yetkili görüşmesiyle sonuçlandırdım.orda adamın biri beni yakup ile görüştür diye ısrar ederken benim ekip başım çağrı değerlerimi görüp görmediğimi sormasın mı ,

-hiç sırası değil,ben burda nelerle uğraşıyorum,

görüşmeyi devraldı.saat 01:30'u geçti.görüşme devam ediyor.

o kadar beni başından savsakladı ya bugün hepsinin cenemesini çekti.Adama baştan kızmıştım ama iyi de oldu .

*****
bugün tiyatrodan bir arkadaşım aradı.geçen seneki gruptan hoca ile beni konuşmuşlar.provalara düzenli gidemediğimi söyleyen hoca arkadaşıma bu sene için 'bir saat bile olsa gelse ' demiş.nasıl koltuklarım kabardı,nasıl mutlu oldum anlatamam.demek o kadar başarılıymışım!
akşama kadar bu pozitif duygularla geçti.Uzun süre oldu hiç bu kadar mutlu olmamıştım ben!

****

size ileride kurmayı düşündüğüm avangard tiyatro evimin dekor örneğini göstereyim mi.Nette fotoğrafları görünce bayıldım resmen !

model 1
Model 2

 
Kostüm odası. Evimde de biriktiriyorum kostüm olacak eşyaları. 

Kostüm Odası.

evde envai çeşit şey var.hangi oyun istersen hangi döneme dair ;uydurabileceğim bir parça var.

******
Yazı yazmaya başladım.Tiyatro oyunları yazmaya başladım.zihnim daha bir üretken.İngilizce çalışıyorum.
Gitar kursuna başlayacağım.tek kişilik oyunum için TDK sözlüğü aldım,ona başlıyorum.Edebiyat dizisi kitapları okuyorum.Tiyatro olacak bakalım izin günlerinde.
Proje üretebileceğim sosyal toplum çalışmasının olduğu amatör bir duyguyla profesyonel iş sağlanabilen kendime uygun bir iş istiyorum şehirdışında.

*****
amerika keşfedilmişse başka bir diyar da var.keşfeilebilir.
öğrendiğimiz görüler vardır ,başka öğrenebileceklerimiz de olabilir
sanat bunun için var
hayatın içinde
hayat kalbimizin içinde........

TİYATROOOOOOOOOOOOOOOOO
BEKLE BENİ GELİYORUM
TAŞA TAŞAAA :-))

15 Şubat 2014 Cumartesi

2.Kurgu Agent Tiyatrosu Monoloğu

bugün uyuz bir kız yüzünden servise geç bindim.otobüs geç geldi.otobüs kartım da yoktu ayrıca.
dakika 1 gol 1 !
geldim bilgisayar arıza verdi kulaklık mute çalışmıyor softphone güncellemesi yaptı
varan 2 gol 2 !
sisteme geç girdim .süpervizör çağırdı sabah içtiması alındı
varan 3 gol 3 !
elim ayağım titriyor.kafayı toplayamıyorum.ateş gibi yanıyorum.
Allahım ne olur sabır ,ne olur !
İki cümle edecek halim yok!
İnsanların gözüne bakıyorum.feri yok gözlerinin.Canım sıkılıyor daha çok.biri ce dese ağlayacağım.Ne işim var burada benim!
Sonra çok şükür ki bir süre sonra sistem güncellemesi başladı.çalışma bilgisi vermeye çalışıyoruz.
Allahım çok şükür,buna benim çok ihtiyacım vardı.Ben tiyatromu,ben çocuklarımı,hızlı adımlarla yürüdüğüm ,kulağımdaki müziklerle hikayeli yürüyüşlerimi,bayram ziyaretini andıran çatkapılarımı özledim!
Allahtan ki bugün insanlar çok nazik insanlardı.
allah var insan karşısındaki kişiyi bir şekilde iletişim kuruyor ama iş ortamı öyle mi ya !
***
bugün her yer kırmızı kalpli balonlarla doluydu.her masada bir tane balon.Çok da sevgi gönüllü insanlarız ya !!
-bu ne, demişim ya ; bu ne arabesk bir durum
hiç sevmem öyle kalpli balonları.masamdaki kırmızı balonları attırıvermişim bir yerlere.Akşama doğru ruh durumum şirineliğe başlayınca,tanıdık ve gerçekten gülümseyen ,sevgi dolu gözlerle karşılaşınca
biraz daha düzeldim.Başka masalardan kalpli balon topladım.bugün iki yakın arkadaşım ve sevgilisi ile bir mekanda toplanmaya karar verdik.
sen iki çubuklu kırmızı kalpli balonla servise bin,yürü,balon elinden çıksın ,üşenme koştur peşinde yakala al,sonra mekanın kapısında bir tane balonsuz çubuk ve kırmızı balonla kapıda kalakal.bir merdivenlere baktım bir kapıya,gözüm yemedi girdim içeri.Kısmet buraya kadarmış !
***
bugün agent bir arkadaş anlatmış arkadaşlara.güldüm ben de.
telefondaki müşteri :
-sizin orda o.çocukları mı var ,demiş.
kız da melez güzeli hafif balıketli tatlı bir kız cevabı yapıştırmış :
-Özel bilgilerimizi paylaşmıyoruz ,demiş !
Açıkcası çok güldüm.bana göre zekice bir cümle olmuş.Ne taraftan anlarsan !

***
kırmızı balonlu gören kim varsa bugün bana baktı.hiç cool tarzıma uymuyor sanırım.ağır buyur kıyafetlerle iki tane kalpli balon !

***
İşyerinde bazı kızlara çiçek geldi.ömrü hayatımda o kadar tiyatro oyununda oynadım protokol kuralları dışında hiç öyle özel bir çiçek almadım.
Aslında takmam böyle şeylere ama içim biraz ne bileyim buruldu herhalde.Çünkü ben benimsediğim insanlarda arsızlığa dökerim işi.ama kimse de "bunu görünce sen aklıma geldin" ya da "bu da benden olsun" demez.Olsun ,sevilmek yetiyor bana !

Olsun yine de şanslıyım ben,
alemin tek sevgilisi var ,benimde bir çok beni seven sevgilim !

Sevgi'ler gününüz kutlu olsun,sevgiyle kalın.......

9 Şubat 2014 Pazar

1.Kurgu Agent Tiyatrosuna HOŞGELDİNİZZZ !



Senaryo 1 :

TL - artık olmuyor,uğraştık ,biliyorsun düzelmen için çok çaba sarfettik.olmadı.yollarımızı ayırıyoruz.başka iş ilanlarına bakmaya başla.

Agent gider.Çağrının başına oturur.

Müşteriye söyler :
-ben şu kampanyadan yararlanmak istiyorum.
-bak,baştan söyleyeyim..baştan şöyle anlaşırız.sonra bunun algısı vergisi var kızııım.sonra bak bana gelip de mızıldanma.heee,ayağını denk al.

şu şu kadar şu ödemen var
-biz parayı kolay kazanmıyoruz ...hanım
-ben mi söyledim sana kampanyaya gir derken.sen gireceksin kampanyaya.ben burda bunları duyacağım.girmişsin kampanyaya,onu verdiysen bunu da verirsin .
kişi mırıldanır
-heyt kime konuşuyorum burda !benim yetkili diyorum benim !

bu ödememin bana geri iade edilmesini istiyorum
-oldu efendim,başka arzunuz.Öyle her geçene geri iade olaydı oooooo !yapmıyorum ödeme filan ,git,belediye baksın sana.

-benim ödemem 15 olacaktı bana 23 gelmiş
-bu önceki devirde 0,17 yazıyor .bu önceki yatırılamayan ödemeden mi ,diyen kişiye
-sen allahtan belanı istiyorsun herhalde kadın,çok muz zenginsin,fikren engin misin?ben burda kimlerle muhatap oluyorum,ödemesi 240'ı aşmış,sen tutmuş bana 1 liranın hesabını yapıyorsun !git işine ya !

-bunun parası bu mu ,şunun ödemesi ne zaman
-ilgili ekranlarıma ulaşıyorum
-ne çok ilgili ekranınız var !
-beğenmiyorsan geç başına ,senin isteğine yetişebilmek kaç saniye görürüm seni ben !


ben şu kampanyaya girmek istiyorum.
-düzenli ödeme yapman lazım.otomatiğe bağlaman lazım,yapabilir misin ,bilgilerinde sicil olmaması lazım ,yapabiliyor musun
-ben inşaatta işçiyim ,ödemelerim gecikiyor
-o zaman kusura bakma da arkadaşım ,kampanya nerene yan,,ben bile girmiyorum kampanyaya.cebinde varsa para herşey kampanya !git git kurtar kendini,girme böyle zararlı şeylere....

işine gelmeyen açıklamaya karşındaki kişiye şırpıntı diyen kişiye
-Allah seni bildiği gibi yapsın ,seni ben adam yerine koyup gezmem !

Agent gülümseyerek gider !

"oh be,neydi o öyle anacım,rahatlayıvermişim.üstüne dua aldım bak "

işe yeni giren agenta takım liderinin yanında :
-Bunlara kanma.bunları burnu pek yukarıdır.pek kolay gelmiştir bu yere.Allah kurtarsın arkadaşım!

arka fonda da :
Sertab erener "güle güle şekerim" çalar.




1.sahne sona erer.
2.sahne çok yakında blog sayfalarımızda....



4 Şubat 2014 Salı

Artık Hayatımdan Çıksan Diyorum Bu İki Delilik Sona Erse.....




-seninkisi nasıl bir delilik
-bilmem ki deli deliye benzemez.her deli başkadır.Her insanın farklı olduğu gibi.
delinin tavrı kimseye benzemez.Deli ,öyle kolay kolay deli olmaz.Bir de kişi,bir de bugün delireyim demez.Deli kelimesinin köküne baktığımızda bir yerde tam olan bir parçanın bir yerden delinmesi,kusuru olması değil midir acaba?
Bir insan neden deli olur ?Deli olduğunu kabul eder?
etten kemikten ruhtan ibaret olan insanlar fabrikasyon ürünü görünse de her birimizin kendine göre farklılığı var.Ne kadar farklılığa tahammülümüz olsa da benzerlikler yakınlıklarımızı doğuruyor.
katlanabiliyoruz ama yakın olmak başka!İşte insan olmak böyle bir şey. Deliliğe katlanmak için iki çeşit bir durum.1-insan deliliğin farkındaysa hem acı duyar;çünkü kendi dışındadır,ruhunda vardır;hem de garip bir sadist keyif alır.İki zıt duygu.Aslında sever de bu halini ama toplumun ona koyduğu kategori rahatsız eder onu.Bu kısa süre ve her zaman doğan duygudur.Genel geçer,adı üstünde.
2-deli olmak marifetmiş gibi gelir.Çok gariptir,öyle olmasa bile övünür.Oysa deli,deliğini farkettirmez.
Deliler,bireyi ve toplumu kendi gözünden mercekle görür .tarafsız görür.Övünmez.Deli,kendini kabul eder ancak.
Bir zaman Komşu Köyün Delisi oyununda oynamıştım.Ordaki deli,gerçek bir deli değildi aslında.Ama köyde deliyi oynamak ve o riski göze almak bence asıl delilik olan oydu.Köy halkının deli lakabını taktığı kişi aslında en akıllı kişiydi.Ne kadar tezat değil mi !Bu da bir bakış açısı işte.Belki de kendimizde deli gördüklerimiz ,asıl doğru olanlar;insanların deli diye nitelendirdikleri kişiler gerçekten olması gereken değerler !Aynı durum Jack Nicholson'un oynadığı Guguk Kuşu filminde de var örneğin !
zaman zaman sorguluyorum. "deliriyor muyum""deli miyim"
zaman zaman yanımdaki masadan ve çevremden garip bakışlar alıyorum.Hayatımda ne hissettiysem onun doğru olduğunu gördüm.fakat kendimi çok önemsiyormuşum gibi geldiğinden,bazen önyargılarımın olduğunu düşünerek hep erteledim.Hep meraklı oldum ben.Ama kimseye bir şey sormadım.Sabrettim ve cevabı bana geldi. Bunu yazıyor olmak nedense canımı acıttı şimdi.Garip ,içimden ağlamak geldi.acaba bu işteki kullandığımız mail adresinin hacklendiğinden dolayı olabilir mi?
Şifre geliyor ama içinde boş saattlerimde kendimi oyalamak için yazdığım hikayem ne olacak !
Evet sabrettim ve cevabı bana geldi.Ve o bakışları hissediyorum.İnsanlar saatlerce aynanın başında ne giyinsem diye düşüdüğümü sanıyorlar.Ben ruhumu giydiriyorum.anılarla giyiniyorum.O gün içim nasılsa onlar geliyor elime.kravat takmayı seviyorum.diğer ertesi gün tapuklu ayakkabılarımla salınmayı seviyorum.Çünkü hayatı bir sahne olarak algılıyorum.Bir gün kadın oluyorum,bir gün 15-16 ergen gibi hissediyorum,bazen bakımsız olan apartmanımı bile seviyorum kurduğum dünyada çok lüks evler ve apartmanlar yok zaten.Bir gün Kadıköy'de kaldığım küçük otel odasını bile sevmiştim oysa.Kendimi sıradışı görmüştüm.Şimdi burda da mutlu olma yollarını arıyorum.alışmaya çalışıyorum.
kendime sebepler arıyorum bu işi benimsemek için.
-TDK sözlüğü almak 
-istediğim Yaşar Kemal İnce Memed'leri almak
-George Orwell ,Elias Canetti,Mıchael Ende,Michel Zevaco,Rafik Schami,Hüseyin Rahmi Gürpınar,Jean Dark  kitaplarını eklemek  
-İngilizce öğrenmek ,enstrüman çalmak
-tek başıma bir yere kaçmak bir gece de olsa herkesten uzak tek başıma kalmak,saatlerce suyun altında kalmak ve şiir okumak,sarsıla sarsıla ağlamak ve yağmurun ardından açan güneş gibi gerçekten gözlerime kadar gülmek istiyorum
-mart ayında dünya tiyatrolar gününde opera izlemek istiyorum,baleye gitmek istiyorumm.
-tiyatro medresesine katılmak istiyorum

tiyatromu ve çocuklarımı çok özledim....
hayallerimden uzaklamış hissediyorum.Kendime ihanet ettiğimi.Sanki paranın beni ele geçirdiğine.
Ah keşke para için çalışmak zorunda olmasam...ne kadar para verseler o zamanımdaki mutluluğumu kimse veremez bana.Neyse şimdi birkim yapabilirim.Tabi kendimden uzaklaşmazsam,kafayı yemezsem...
dedim ya tek tesellim sahip olmayı istediğim bu küçük şeyleri alabilmek.
Bir de kimsenin "evlenmem gerektiği "önerisini duymadan bir hayat istiyorum.Bir kere kendi başıma olmadan,kendimle yüzleşmeden,kendimle en az 6 ay geçirmeden ,farklı bir şehirde olmadan,uzaklaşmadan bu ruh halimle evliliği yürütebileceğime inanmıyorum.
Belki bu düşüncem halime yansıyor ve herkes hayatımda birinin olduğunu düşünüyor.Bana yaklaşamamalarının sebebi bu olsa gerek.Belki de giyimime para yetiştiremeyeceğimi mi düşünüyorlar ,hah (!)insanların düz kalıp düşünceleri !
geçen biri sordu :
-Giysilerini özel mi seçiyorsun ,diye
-bugün yine giyinmiş diyorlar.
çok saçma geliyor.insanlar onlar gibi olmadığınızda sizden uzaklaşıyorlar ya da beğeniyorlarmış gibi yapıyorlar ya da beğendiklerini saklıyor,eleştiriyorlar.aklıma bak şimdi de Küçük Prens geldi:)
-özel bir şey yaptığım yok.çok alışveriş ettiğim de yok.4 seneden bu yana ilk kez geçen gün pantolon aldım.Üstümdeki kabanım annemden.Yelek teyzemden.Sevdiğim insanların parçalarıyla giyinmek hoşuma gidiyor.Abimi özlediğimde abimin kazağını da giyiyorum.
bazen çağrıda ben işlemimi yaparken bir annenin çocuğuyla oynayışını görüyorum.İçim ısınıyor birden .
"Allah bağışlasın" diyiveriyorum.biri devamlı eşine danışıyor "mutluluklar" diyiveriyorum.
Bir keresinde de kişiyi bekletmeye aldım sanıyorum 'Tutamıyorum Zamanı' şarkısını söylüyorum.Bir baktım kişi bekletmede değil.Karşımdaki "Şükran Hanım bir şey soracağım ama siz önce işleminizi bitirin,dikkatinizi bozmayayım" dedi.Ben de aklımdan "bir şey diyecek yine görüşme sürem uzayacak"diye düşünüyorum.Kişi işlem yaptığında hızlı hızlı konuştum.Kişi araya girdi.Kaçınılmaz son,kurtulamadık,diye düşünürken kişi "şükran hanım siz az önce şarkı mı söylediniz "demez mi !
Duymuş ! Nasıl müstehzi gülümsüyor bana.Karşımda gibi sanki. Kaçış yok ."evet dalgınlığıma gelmiş"
dedim ne yapayım !
Çağrı kalitesinde maaşda sorarlar tabi bunu bana !
birinde de sessize aldım sandım.kişi çağrıya düşmüş.ben de de elektronik dım dım dım diye akustik yapıyor ritm tutuyorum.sonra karşımdaki kişi kahkahalarla gülmez mi !
-Şükran hanım ,ilk defa böyle bir durum yaşıyorum.artık yanında kaç kişi varsa kalabalık bir gülüş sesi duydum.Olsun,bak sayemde güldüler,fena mı ;) hahahahayyy!
Ayarlasan yapamazsın he :)
Geçen gün beni anlamayan kişiye "amcacım" demişim.bazen kızgın geliyorlar,çok kızıyorlar.sonra mahcup oluyorlar
"şükran hanım biz size bir şey demiyoruz,biliyoruz siz de çalışıyorsunuz"
bazen yüzünü görmediğiniz insanların sözleri de çok üzüyor.Diyorsun ki "bunları duymak için mi girdim buraya"
bazen beraber çalıştığın insanlar zihnindeki şemaya uymuyor.Aslında bu dünyadaki çoğu şey zihnimdeki olması gereken şemaya benzemiyor.
Bazen komik şeyler gözlemliyorum.İşyerinde,telefon görüşmesi yaptığım kişilerle.Aklıma ne muziplikler geliyor o anda.artık hepsini yazıyorum.peçeteye yazıyorum.telefonuma yazıyorum.devamlı kaydediyorum.böylece gün biraz daha katlanılıyor oluyor.

bir küçük mustakil ev tutup ,arkadaşlarla orayı onarmak ve vakit buldukça gitmek ,orda monolog oyunlar oynamak isterdim.çatısı yüksek.müziği açtığında bir kuğu gibi duvarlarına süzülmek....Belki o zaman daha fazla katlanırdım.tıpkı çağrı gelmediği durumlarda kafamdan uydurduğum uzun öyküler gibi.....
İçöz de yok şimdi.Ne zaman daralsam yanına giderdim.O anlardı beni...neyse gülümsemeye başlamışken yine gözlerim yandı.
unutkanlığım arttı.önümüzdeki hafta izini ayarlayıp doktora gideceğim.düşündükçe beyin küçülür mü !
oysa ben basit ve akışına kaptırarak yaşamaya çalışıyorum.
ekşi şeyler yiyorum.tek başıma dışarı çıkmak yerine artık kız kıza sohbetlere gitmeye başladım.haftanın bir gününü evde vakit geçirmeye başladım.siyah,deri giysiler,saç örgüleri,zımbalı giysiler ,iğneli küpeler cazip gelmeye başladı.
meğer konuşkan biri değilmişim ben.konuşkan kişi,herkesle muhabbet kurmasını bilen kişi.ben ise gözlerinin pırıl pırıl olduğuna inanıyorsam bir titreşim hissettiysem öyle konuşuyorum.
Bir şey kesin, dış görünüş,saç ,baş,giyim,makyaj değişiyor ama gözler.....işte onlar değişmiyor !

şunu diyeceğim.Bu bir dönem biliyorum.Mutsuzum diyemem.Mutluyum diyemem.Kabuğumu kırmaya çalışıyorum desem,bu ,bunun mücadelesi desem doğru olur.

güzel şeyler olacağına,sevdiğim bir işimin olacağına inanmak istiyorum...kabuğuma kırdığımda olacak !

Seviyorum sizi....