22 Ağustos 2013 Perşembe

Koyu Perdeler Ardında Güneş

Merhaba Güneş,
Biliyorum aslında sen saatler önce doğmuştun.Odamdaki koyu perdeden ışığın hala geliyor.Loş odaları severim ben belki de senin doğduğunu ancak ben kalkarsam yatağımdan görebileyim diye koyu perde seçiyorum.Peki yataktan kalkınca hemen perdeyi mi açıyorum dersin ;elbette hayır .Çünkü ben loş odaları severim.Arada bir aklım eserse ancak öyle perdeleri açarım.Aklım ne zaman eserse,duydun değil mi !
Aklım eser benim öyle.Bir ara bakarsın sigaranın s'sini almam ağzıma.Bir bakarsın bir dönem elimden düşürmem.Mesela bugünlerde az senaryo üretmedim sigara ile ilgili.Sen doğup da batınca güneş,ben hep o aralarda yaşadım.Sigara içen asil bir kadın da oldum,döpiyesli ve tapuklu ayakkabılarıyla ; şortlu tişörtlü akdeniz kadının sigara içmiş hali de,kimi zaman sigarasını dost edinmiş bir öğrenci veya gazeteci;kimi zaman serseri bir kadın,kimi zaman bedeni başkalarının ellerinde çürümüş bir yosma gibi hissettim.Sigara ile kaç karakter çiziliyormuş öğrendim.Dinlediğim müziklerle,sigara eşliğinde odamda bangır bangır şarkılar söyledim mesela.Karakterimi tam oynadım madam.Ne bir eksik ne bir fazla.Yaşadım onu.Öyle hayatlar çiziktirdim ki,hem yosma olduğumu kabul ettiler hem de üzüldüler benim için.
Biliyor musun bu sanal dünya bir garip.Kendimizin içindeki yalnızlıklarımıza üzüleceğimize ,bunları düzeltebilecek kişinin kendimiz olduğuna inanıyoruz ama başkalarının hayalini,fantezilerini sohbet odalarında arıyoruz.Güneş sen doğmadan geçer vaktim,şimdi bana nasıl tükenebileceğimizi ,tükenmişken nasıl doldurulabileceğimizi gösterdi.Tükenmişlik yokkk!
Nerden nereye geldim değil mi ;estim yine.Esti yine aklım.
Umay'ın Hareket Vakti şarkısnı gece gece avaz avaz bağırarak güneş doğmadan söyledim.
Ferzan Özpetek'in Şahane Misafir filmini izledim.Güneş doğmadan önce...
Güneş doğdu ,gün başladı.Ben bu ay sigarayı bıraktım yine.
Bu yazıdan ne anlarsınız bilmem .
Heyecanını yitirmiş Merloni."heyecanımı yitirmiş olmak bile şu hayata karşı,güçlü bir intihar sebebi"      

6 Ağustos 2013 Salı

Sabah rüyası

Az önce kalktım.Sessizliği doldurmak istedim.Hemen bilgisayarımı açtım.Müzik dinlemeye başladım.Kendimi berbat hissediyorum.bir rüya gördüm kabus gibiydi.

Rüyamda tiyatrom için aldığım  dikiş makinem yanan bir otomobilin içinde harap olmuştu.
sonra başka görüntü gelmişti.dikiş makinemi bir başkası bozmuştu.Kağıtlar hep uçuşmuştu havada.Kimse yardım etmiyordu bana.Zor zahmet topladım.

herkes beni eleştiriyordu.Koca bir topluluğun içinde acımasızca eleştirilmiştim.Çocuk,genç,yaşlı herkesin önünde...Hepsi hayallerim için beni yargılıyordu hepsi beni suçluyordu...

Nasıl kalktım yataktan bilemedim.Ellerim direkt bilgisayara gitti ve internettin blogger kısmına..

ve burdayım işte....

Sabaha gözyaşlarıyla başladım.

Umarım bundan sonrası daha güzel olur....


2 Ağustos 2013 Cuma

2.Dükkan Ziyaretim.

Merhaba millet,
Bak bugün huzurunuza şıkır şıkır geldim.Ne,tam entel mi olmuşum !Amaaan boşversene yemişim entelliği.Bugün içimden serserilik yapmak geldi.böyle giyiniverdim işte.Bir hafta sonra döpiyesimle görürsün,resmileşiriz yine.No problem;))
Eee nasıl gidiyor bakalım ,anlatın hayat nasıl gidiyor ?Ne o yüzünüz niye turşu satıyor bakayım! Cık cık cık !
Olmaz,beğenmedim.Gidiyorum ben.döndüğümde bir daha böyle görmeyeceğim.
Gülmeyin.İlahi kız'mış !Teee nerelerden gelmişim.tutmuş bunlar beni nasıl karşılıyorlar !
Neyse kitap bırakmıştım ben buraya.Onları almaya geldim.Okudunuz mu ?
Zaten bak ,Beki İkala Erikli'nin kitapları,Bilinçaltının gücü,The Secret,Evrenin İlahi dili hemen hemen aynı güzergahta kitaplar.
Beki İkala erikli isteklerimize yoğunlaşalım derken ayrı bir spritüel bir gerçeklik sunarken Nilda Ferhan Efeçınar Bilinçaltının Gücü adlı kitabında daha bilimsel yaklaşıyor.Mesela namaz kılarken neden Kabe yönünde secde ettiğimizi anlatıyor.Her ikisi farklı yöntemlerle aynı konuya parmak basıyor.Bülent Gardiyanoğlu Evrenin İlahi Dili kitabında da Beki İkala Erikli esintilerini anlatıyor kısmen.
Hüseyin Rahmi Gürpınar ise biliyorsunuz benim vazgeçilmezim arasında.Takip edenler bilir bir ara onunla ilgili bir yazı yazmışlığım bile vardır.edebiyat kategorisinde bulabilirsiniz onu da. 
Cengiz Erşahin de kişisel gelişimi öykülerle somutlaştıran okunmayı kolaylaştıran anlatımıyla sohbet havasında bir kitap yazmış.İlk defa okudum.Keyifle okudum ben.Hemen de okunuyor hani.
Okurken 'aynı ben 'dediğim anlar oldu.Aslında zaman zaman Mümin Sekman'a benzettiğim de oldu.Buna çok takmazsanız kitap oldukça verimli.
Simon De Bouveoir ise ne zaman okumak istediğim yazarlardan biri.Oldukça kalın.Felsefik,toplum ve siyaset konuları içeriyor.Bakalım konu nasıl ilerleyecek ! daha devam ediyor anlayacağın:))

Ha bu arada bayram dönüşü Felsefe bölümüne kayıt yaptırıyorum arkadaşlar.Not ortalamam 80'in üzerinde olursa örgün eğitime geçebiliyormuşum.İşin içinde sembolik mantığın olması azcık hevesimi kırmadı değil ama ne yapalım başa gelen çekilir.
Lise yıllarında mantık dersini pek sevmezdim de,övünmek olmasın.Sağolsun hocası çok düzenli defter tutuyorum diye beni mimlemişti.Notum düşüktü de dönem ödevini o dersten almıştım.bir ödev verdi hoca.Bulamadım.sonra değiştirdi.sonra kendimin yazacağı kompoziyon ödevi vermişti bana.Ayyy! İlk defa ansiklopediye bakmadan dönem ödevi hazırlamıştım.Herkesten kuple kuple fikir alıp kendiminkilerle birleştirip on sayfalık ödev hazırlamıştım.Hoca bana ödevimden 99 vermişti.Böyle de nevi şahsına münhasır bir hocam vardı işte ;))
Hey gidi günler hey !Hangi dersten zorlanacağımı düşünsem ödevimi ondan alırdım.100 alırdım.en zor hocalardan tek 100 alan kişi olarak tarihe geçmiş kişiyim anlayacağınız.arkadaşlarım benim yüzümden hoca ile kaç kez tartıştı!Ben şaşkoloz gurur meselesi yapar 'hocam olmazsa vermeyin bana 100 ' derdim.Şaşkoloz!hocanın tavrı kesin tabi 'onlar da iyi hazırlansaydı ''
Tiyatrocu ya da welness danışmanı olmasaydım afilli bir gazeteci olurdum  kesin !Gerçi bir ara basında da çalıştım ben ! Unutturmayın böyle bir on numara hikayem daha var benim.İsterseniz anlatırım.

neyse ya iyi oldu ,lise anılarım,kitaplar derken ziyaretim uzadı.
ha bir de derste kitap okudum diye kitabımın atılış hikayesi vardır.Ama o benim için buruk bir anıdır.Sonradan hocaya yazmıştım bunu ben.Kitabım bir yandan atılırken bilim tarihi hocamızın kitap okuyorum diye beni gözde öğrencisi yapıp kanaat notunu bol bol kullandığı da olmuştu.Hocamızın adı da Banu Alkan'dı. Sonradan evlendi de Aydın oldu soyadı hocanın.

telefonum çaldı.beni bekliyorlar.Hadi görüşürüz.E hep ben hep ben olmuyor böyle,bir kere de siz geliverin;değil mi ya değil mi ya !!

Sevgi ve ışıkla kal