14 Mayıs 2013 Salı

Mıknatıs : Dikkatinizi Çekerim

Selam sabah ,

Bugün bodoslama konuya dalıyorum.Gündemden haberlerime dalıyorum.Çok dalarsam çıkarın beni.Yüzme bilmem ben ,bakın!


Dikkatinizi çekerim :

Sivil toplum hareketi konusunda bir girişim bugünlerde dikkatimden kaçmadı.Her zamanki gibi Semi Mutlu Eller doğru bir konuya parmak basıp bu hareketi sayfasında duyurdu.
Aşağıdaki bağlantıda Semi Mutlu Eller'in sayfasından yazıya ulaşabilirsiniz....Ben kendisini severek zevkle takip ediyorum:)

Katı Atıklar yazının başlığı ise Ayna Ayna Söyle Bana...Burda da küçük bir süpriz var ki, ismi de ordan geliyor zaten.İmrendim doğrusu :)

Dikkatinizi Çekerim :

Zaman zaman belirtirim Mahfi Eğilmez'in kulağını çınlatıveririm.Kendisi de yazdığı yazılarıyla sanki çınlatılmak ister.

Analiz Yeteneği Nasıl Geliştirilir ? 

Geleceğinizi Planlamak

Mahfi Eğilmez ünlü bir ekonomist.Yüksek lisansını Hititler üzerine yapan bir bir tarih araştırmacısı.Anitta'nın Laneti diye bir kitabı vardır hatta Hititler konusunda yazdığı.

Blogu olduğunu da Semi Mutlu Eller'in sayfasından öğrenmiştim.Matematik ile ilgili yazdığı bir yazıdan itibaren takibime almıştım.O günden bugüne her yazısını doğru dürüst okuyamadım belki ama bu tür yazılarını kaçırmak istemedim.

İşte o yazı da ,bu yazı :

Matematikten Sondan İkinciymişiz 

Dikkatinizi Çekerim :

Çevremiz enerjimizi absorbe eden Yalan Dünya Vasfiye Teyzeleri ile dolu. Yakınlarında böyle insanlar varsa ,
kaçabileceğin en uzak yere kaç.Çünkü böyle insanlar ne yapıp edip enerjinizi sömürüyorlar.En iyisi mi , çevreni değiştir !

Bilmem farkında mısınız,başınıza geldi mi bilmem ama ,
Belki tüm sevginize ve arkadaşlık sevginize rağmen sizi harcayan,sizi kıran,sizi üzen ,sizi terkeden insanların yerine promosyonlu iki kişilik daha güzel insanlar girer çevrenize.
Siz kimseye gel de demezsiniz,git de,kal da ; ama birileri girer ,kendisi çıkmayı tercih eder,.Ve... birileri siz gel demeden bulur sizi...Bir bakmışsınız ki sonra o girenler sizi daha iyi önemsiyorlar,siz onlara,hayatınızdan çıkanlara davrandığınız gibi davranmasanız da....

Dikkatinizi Çekerim :

Bu hayatta ne istediğimizi bilmek gerçekten önemli.Düşüncelerinize dikkat edin.Düşünceleriniz hayatınızı yönlendiriyor.

Bugünlerde müzik seansı olayımı abartmak üzereyim.Odamdaki kitaplık yerine kullandığım vitrini kaldırmak üzereyim.Kitaplarım bir süre dağınık duracak.Problem değil.Dans etmek için yerim açılacak.Duvara ayna koyacağım.Bugün iş yerinde çöpü boylayacak yazı tahtasını sırtladığım gibi eve getirdim.Bir tek mantar pano kaldı.Hayallerim ve hedeflerim için hazırladığım pano yine başucumda.

****

Haldun Taner'in Onikiye Bir Var öyküsünü okuyorum.Hatta okuma çalışmaları yapıyorum.Hatta ezber çalışması yapıp kişileşiyorum özümde.Tek kişilik bir oyun olacak bu.Koca salonlarda oynamadan,bürokrasi,AKM'ler olmadan hatta...Saatler asacağım duvara.Tiktaklar...tik..tak...guguk guguklar...

***
Jehan Barbur -Sarı ,Belki,Eskiden şarkıları 
Model-Makyaj
Amy Mcdonald-This is the life
Zuhal Olcay-Küçük Bir Öykü

***
Haftalardan maskülen ,stil bohem ,kendi içimde dağınık...Kravatlı dağınık dalgalı kızıl saçlı bir ay geçiriyorum.Şehir bana yabancı gelmeye başladı yine ;şehir de zaten beni kabul edemedi...Çok da umrumda değil...

Bugün apartman merdiveninde bir sigara gördüm.Az önce karşılaştığım delikanlının paketinden düşmüş olmalıydı.bilmiyorum.İçtim.Afiyet olmadı.Zıkkımın peki oldu.Hep öyle söyledim arada yaptığım bu kaçamaklar için.

Ağlamak istedim.Onun yerine geçen gün doğum gününden kalan pastayı yedim.Ağlamadım. Gözlüklerimi taktım kalkan yerine.İyi oldu.Güçlü sandılar beni.Güçlüyüm değil mi !

Bir yerlere gitmeliyim çarçabuk... Uykum geldi benim !







12 Mayıs 2013 Pazar

Keyif Sanat Kahvesi'nde Bir Şiir Akşamı





Bugün ne yaptım dersiniz,
Uzun süreden beri gidemediğim Keyif Sanat Şiir Akşamına katıldım.Orhan Alkaya'nın şiirlerini okuduk.Biraz geç katılabildim ama olsun katıldım ve keyifli bir akşam geçirdim.Akşamın son demlerine denk geldiğim için de kapanışın yıldızı da oldum haliyle.Şiir akşamını şairin kitaba da adını verdiği Tuz Günleri şiiri ile noktaladık.

Orhan Alkaya aslında pek bize yabancı sayılmayan bir şair.

Kendisi hakkında küçük bir bilgiyi de burada paylaşıyorum.

Vikipedia Alıntı :


Orhan Alkaya,   (d. 1958İstanbul)   Türk şair, yazar, tiyatro ve sinema oyuncusu, yönetmen, gazeteci.
İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi ve Marmara Üniversitesi Basın Yayın Yüksek Okulu’nda okuyan Orhan Alkaya, günlük gazetelerde ve dergilerde değişik sanat disiplinleri üzerine eleştiri yazıları, siyasi makaleler, denemeler yazdı. Şehir Tiyatroları’nda oyunculuk ve yönetmenlik görevlerinde bulundu. 12 Eylül Darbesi sürecinde 1402 sayılı sıkıyönetim kanunu ile görevden alınan binlerce kamu görevlisi arasında yer aldı. Sanatçı; ansiklopedi yazarlığı, gazetecilik, editörlük, danışmanlık dışında, sinema filmleri de çevirdi. Birgün gazetesinde yazıları yayımlanmakta olan Alkaya'nın basılmış 6 kitabı bulunmaktadır. Sanatçı, 8 Ocak 2008 tarihinde İBB Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmenliği'ne getirildi, 29 Mayıs 2009 tarihinde görevden alındı.Türkiyenin reyting rekorları kıran Kanal D dizisi 'Öyle Bir Geçer Zaman ki' adlı dizide Hikmet Karcı'yı ve Atv'de 'Al Yazmalım' adlı dizide Salih karakterini canlandırdı.

Ve...
                                                                     Tuz Günleri şiiri :

bize yapılanları gördüm , hepsini 
bin ejder kuvvetinde kötüydüler 
bir kuşak yok edilirse belki, çok yılın 
öcünü alacaklardı; kimbilir haklıydılar 
hepsini gördüm; dağılan beyinler 
ucuz bir klişe kadar hakikiydi 
dağılan hayatlar tevazu ile romansız 
aşklar hep yarına ertelenmiş ve gizli 
sırtlanlar ısrarlı sır taciriydi 
annem de korkuyordu onlardan 
kimdi onlar çün hazır ve nazır 
onlar içimizde ve zahiriydi 

bize yapılanları gördüm, hepsini 
kimliksiz bir ülkenin sadık bekçileri 
yarınsız memurları dünden ari günün 
ve Aryan rü'yaların yanlış Batılıları 
harita üzerinde oda ararken 
hepsini gördüm, bir el bombası 
ellerinde patlayarak yok ediyordu 
boydangay boygay bir coğrafyayı 
sadakat hep bugüne gönderilmiş ve açık 
ebemler ısrarlı yol muhaciriydi 
gönlüm de korkuyordu onlardan 
onlar ki toprakta mayın suda kolera 
havada ihanet kadar çoktu 
onlar hem Yeşil hem Hareket bir ordu 

bize yapılanları gördüm , hepsini 
an benimle geçerken zamansız 
ve hep bir ukte kadar karanlık 
günler hayli sevimsiz hatıra haliyle 
isimler ölüm hükmündeydi 
kusmuğundan tanıyorduk artık insanı 
hırçın ve hükmedici bir hal sinmişti her yere 
hata! erken büyüyor burada 
Feryat da korkuyordu onlardan 
eksik arzu, kayıp çocuk, masum örümcek 
onlar boşlukta karşılıksız bir soruydu 

bize yapılanları gördüm, hepsini 
yanlış tariflerle uzatılmış bir yol gibiydik 
bizden mütevelli heyeti ve icracı avukat 
kötü gün yabancısı ve yatakta hoyrat 
sözsüzlüğe tutsak bir aile, sınav çocukları 
bizden bir aşağılanmanın hazır özneleri 
münasip suçortakları...ve suskunluk hücresi için 
bie adım ileri! istendi. yıldırımlar yaratmak 
memleketi yarısına kadar demir ağlarla donatmak 
memleketin yarısını unutmak beklendi bizden 
bir bok vardı gibi sundukları hayatta 
vazgeçemezdik sanki güzel ve yetenekli olmaktan 
kudretle aptaldılar, hiç bırakmadılar korkuyu 
memleket bile korktu onlardan 
güzel ölüm, iyi abla, sine qua non hayat 
arsenik ve çaydılar, rü'yasız uyku 

bize yapılanları gördüm , hepsini 
açlık gözümüze sokulmak için bekletiliyor 
vicdan derin çarpışmaların gazisi 
ibne! arkadaşımın müstear ismiydi 
havlamamızı istediler, uluyabileceğimiz kestirmeden 
onlar; zihnimize kartal salanlar 
haklıydılar, postumuza göz dikerken 
bedevi yol açacak, nizamcı oturacaktı daima 
argonotun yolu vardı ve uzakta 
meşkederdi yoksul tanrılar 
Adam bile korktu onlardan 
yaratılışı yaraladılar sır fabrikalarında 
bereketsiz süt ve inançsız başaktılar 

bize yapılanları gördüm, hepsini 
benliği gölgeleyen iktidar ardımızdan ağladı 
ve hep ikizini terketti hevesle kutsanan 
hayat! merakın sağrısında çok yol alındı 
kan tarif etti göbeğinden ayrılanı 
kırılan göğün altında kamaşan gözlerimizle 
az gittik uz gittik dere tepe biz gittik 
iklimden iklime değiştik, evet 
zamanın suyu vardı, bir de bunu bildik 
ve onlardan azade korkuyu 

bize yapılanları gördüm, hepsini 
kır hayvanını okşayıp isteğe uzandık 
kırk yıl ayrı koydular kadın ile erkeği 
bize bir harf öğreteni kırk yıl hayattan kovdular 
öğüt, tütsü ve fal tutuşturdular elimize 
cinayetimizi çaldı onlar nesebi gayri sahih 
sevgiyle. oysa ne güzel yenilmiştik 
öğrenmekteydik tam acının kudretiyle 
: sabit kalemlerle silinir kan 
insan yok etmeye yazgılıdır ve varlık 
bu şiddetle sınanır. işte şöyle 
: romanımızı yakarlar, hayvanımız yaralanır 
kalbimiz kırılır soludukça çok yıllık ölümü 
ırmağımızı ateşe salar semender tıynetan-ı aşk 
gül yanlış kokarsa, tuz yakaya takılır 

bize yapılanları gördüm , hepsini 
gül yanlış kokarsa tuz yakaya takılır


Abimin 31.doğum gününün yokluk melankolisi sarmaz mı içime.Hazır eğitim ,toplantı ya da başka bir program da yok.Yemişim sağlığını dedim ,içimdeki diğer Şükran uyandı.Serseri,melankolik,debdebeli,kapalı Şükran.İki sigara bir bergamotlu çay içtim.Deniz'e inat.Onun nasıl baktığına inat etmeden.Zihninde neler döndüğünü bilmeme rağmen....
Ara sıra kaçamaklar... 
Amaaan....!

8 Mayıs 2013 Çarşamba

İncelikler yüzünden

Çok şey yazdım.Sildim.Bu dördüncü olacak.
Uzun cümlelerimin hasılı 

İncemiydik kaba mıydık,görgülü müydük bilmem önceden 
görgümüz gitmiş,
              inceliğimiz gitmiş,
                          incelik yüzünden hep incitilmişiz...
                                                                     incinmişiz...

hepimiz insan doğuyoruz ama insan ölüyor muyuz ,bilinmez 
hakkın,adaletin,hoşgörünün,bilgeliğin,dürüstlüğün sözlerde,
                                   sosyal medya duvarında profil süsleyen sözler olduğunu görüyoruz,

Masa başı insanlar olmaya özendik,
masa başı insanlar olmak için düşüncemizi,hürriyetimizi,duygularımızı takas ettik 
Koltuklar önemli sayıldı hep devlette,bürokside 
Bazı ülkelerden iyiydik ,bazı ülkelerden geri....

Bu ülkede kim eğitimin,sanatın ekonomiden siyasetten önemsiz olduğunu söylüyorsa o aslında onların daha önemli olduğunu bildiği için söylemiyordur...

Bugün geldiğimiz nokta incitilmişlik...bir kültür yobazlığından ,özenmişliğinden,bir sanat merkezinin otopark ve AVM olmasından anlıyoruz...
Otoparkların çoğalıp çoğaldığı halde otomobillerimizi sığdıramadığımız toplumdan,okul bahçelerinin çoğunu işgal eden çocukların oyun oynama alanını gasp eden tüketim toplumundan,müzik beden dersinde fazladan matematik dersi yaptırmayı kâr bilen ebeveyn ve öğretmenin anlayışından,çocuklara her gün 2 saat etinlik verdirecek gönüllünün sertifika ve not alma çabasından,Erkek çocukları deyince paşa deyip çıplak çıplak gezdirilmesi ,aslan oğlum denilmesi ,kız olunca 'ört ayıptır' diyen bir toplum geliştiğini mi düşünüyor ?



   



5 Mayıs 2013 Pazar

Pazar yeri gibi burası,isteğin bini bir para

Hazirana kadar bu oyunu çalışmayı hızlandırmalı ve ezberi bitirmeliyim.
Hazirana kadar bir çok insana yardım etmeliyim.
Başka insanların da hayallerini gerçekleştirmeliyim.
Artık ödemeleri bitirip birikimlerime geçmeliyim.
Daha çok kitap..daha çok film...daha çok il..daha çok insan..daha çok dergi..Daha çok sergi...daha çok üretmeliyim...
Günlük konuşma kalıplarında fransızca cümlelere daha çok hakim olmalıyım...
Bir enstrüman çalmalıyım..bir gitar,bir mızıka, bir bateri ,bir perküsyon ,bir şan dersi beni geliştirecek ve öfkemi kontrol etmemi sağlayacaktır
iki -üç kişilik bir grup oluşturmalıyım kendime,ortak paydada buluştuğumuz...
Seyahatlere vakit ayırmalıyım,dil okullarını değerlendirmeli,yurt dışında çalışmalara katılmalıyım...
Bir daktilo almalıyım..
Bir cansız mankenim olmalı mesela...
Daha fazla vitamin mineral ,daha fazla omega-3 almak gün boyunca daha zinde olmamı sağlayacaktır
Pilatesi hayatıma koymamın zamanı geldi,ertelememem gerekiyor
Bu yaz bir gördüğüm o tulumu dikmem lazım.Onarılacakları onarmak ,yeniden düzenlenecek kıyafetleri sırasıyla revize etmek gerekiyor...
Gerekli olan makine lastiği,dantel,fisto ,lastik,boncuk ,tül temin edilmeli...
Tiyatro için kitaplıkta bir bölüm açılmalı,
Bir an evvel yükselmek istiyorum.Bilgisayarım ve telefonum benden ilgi bekliyor..
Bir dinlenme anımda blogumun temasının değişmesini istiyorum
Ertelediklerimi yapmak istiyorum
2014 yılında Tiyatro Medresesinde olmayı daha sonra da Paris'e veya Moskova'ya gelmek istiyorum.
İki oyun daha hazırlanıp trenle seyahat edip nerde çalgı orda kalgı mekanlarında oynamak istiyorum
Anneme yeni bir mutfak yaptırmak istiyorum.Salonun duvarını da kırdırmak istiyorum.Mutfak duvarını da kırıp onun yerine  buzlu camlı küçük kareli nişli bir detay eklemek istiyorum.
Uşak'ta eski döküntü küçük bri sahne var.Seneler önce Ayşegül Atik Uşak'a gelmişti o sahneye 'Gizli Bahçe'oyunu için.O yıllar lisedeydim.Şimdi kullanılmıyor.duydum ki çok kötü durumdaymış.Hayalim orayı restore ettirmek.Dekorasyonu da kendim yapmak...

Hayaller ,hedefler nasıl birbirine giriyor...Yatmadan önce düşünmek bile öyle güzel geldi ki...Kendi k-hayatından çıkıp bir çok insanın hayatına ve hikayesine dokunmasına mutlu olabilmek...

Hayat,bunu gerçekleştirebileceğini bilerek güzel...Bunun için savaşarak güzel...Tatmin oluyorum...

Bir Pazar Gününe giderken bugün Jehan Barbur'un Sarı parçasını dinleyin..
ve aklınızda ben kalayım...






4 Mayıs 2013 Cumartesi

Karmaşık Cumartesi

Bazen insan kendi içinde gizemlerle dolar.kendi içine kapanır.Duygularını,düşüncelerini bir potada eriterek zihninde yaşar ve kalbinde hisseder .Kimi zaman heyecan ve coşkuyla taşarak sevinçten,kimi zaman yine coşkuyla taşarak üzüntüden,kimi zaman ise kızgınlık bir lav olur çıkar yanardağından...ama hep içine içine..
Sonra bir bakmışız içimizdeki biriktirdiklerimiz taşmaya başlamış.Ağırlığımız bize yük olmuş.İlk başta aynı yüktü sırtımıza binen ama biz o duyguyla yürümeye başladıkça elimizdekiler bize yük olmaya başlamış.
Nasıl ki 5 kiloluk bir poşet  ilk taşıdığımızda bize normal ve taşınabiliyor geliyor;yürümeye başladığımızda ve mesafe arttığında poşetin artık bize fazla ağır geldiğini de duyumsuyoruz.
Gerçek,somut ve bir fizik kuralı olarak öngörülen bu örnek aslında hayatımızın anlamlarında da mevcut.
Kendi içimizde yaşadığımız duygular da buna benziyor bence.Kimimiz içimizde neyse dışımıza da söyler,içi gam tutmaz.Karşındakinin kalbi mi kırılacakmış kırılmayacakmış umrunda olmaz.Kimi de içindeki durumu kırmadan nasıl dile getireceğini düşünür.Karşındaki kırılsa da 'ben onu kırmamamak için nasıl bunu dile getireceğimi çok düşündüm.Buna rağmen bana kırılıyorsa onda var bir problem'Bazı zaman da hiçbir şey söylemez insan.O da taşar taşar.Sonunda biri püf dese boşanır artık.
Yüklerimiz bir pamuk kütlesine sahipken nasıl birer demir oldular çıktılar değil mi !
Sabah, ilk gözlerini açtığında o günün tüm sorumluluğunun omuzlarına bindiğini ve yapılınca etkisi geçecek ama yapasıya kadar geçen süreçte o işlerin gözümde nasıl büyüdüğünü tahmin edemezsiniz.İçimde tembel bir ruh var ve ben çoğu zaman onunla mücadele ederken buluyorum kendimi.O ilk kalkış,o üstümü giyinme telaşı,evden çıkana kadar herşey azap.Ama sokağa karışınca serseri ruhum debeleniyor.Kimliğimi sokaklarda insanların arasında buluyorum.
Seviyorum çoğunu insanların.Hayatıma bir kareden taşmış olan insanları daha çok seviyorum.Şanslı buluyorum kendimi.Kimi enerjimi sömürüp negatif bir enerji saçmaya çalışsa da,omzuma aldığım ağırlıklarla çok seviyorum.Fırtınalı bir ruh halim olsa da çoğu zaman insanların beni 'hep güleryüzlü 'diye tanımlamaları bir şeyi başardığımı düşündürtüyor.
Hayatın özünü aldığımı düşünüyorum bu safhada.
Elbette her zaman iyi günümüzde olmuyoruz.Mutlu olmadığımız bu zamanlarda bile herşey yolundaymış gibi davranmak daha ağır.Hayatın bana öğretilerinden biri de bu işte.Canın nasıl yanarsa yansın karşındaki insanın daha çok mutlu olmaya ihtiyacı varsa onun için mutlu ol.Mesela hasta yatağındaki bir sevdiğinize tutup aynı hastalıktan bir arkadaşının öldüğünü söylememek gibi,onun karşısında ahlanıp vahlanmamak gibi ,gözyaşı dökmek gibi...Hayatımdaki en büyük rolüm ve sahnem öyle bir anımdı işte...
Koca bir cumartesi uzanıyor şimdi önümde.Ayaklarını güneşe doğru vermiş.Miskin başlayan bir cumartesi ve ardında tempolu bir ritimle başlayan saat metronomları.....
İşte bir cumartesi karmaşıklığı...tıpkı cumartesinin kimine tatil kimine çalışma kimine de öğleden sonra başlayan gün tembelliği adına,kimine göre öğleden sonra başlayacak tatiller adına...
Mutlu bir hafta sonu geçirmeniz dileğimle...
Sevgiler