26 Nisan 2013 Cuma

Son Günlerden Seçki Haberler

AŞKLAMA - METİN ELOĞLU
Şiirler
Şaraptı rakıydı şuydu buydu
Kişi esrimeyi bir aşkta tatmalı ilkten
Dedim ya ondan gayrı korkuluğa güvenmem
İçtiğim hep aşktı benim gerisi tortu

Sevişik bir keçi yumukgöz oğlağına
Özüne aşk sızmış o sütü emziriyor
Yumurtasını bir kovuğa koyarken
Aşkı da koyuyor anaç zargana

Aşk mavisi tükendiyse o boşuna denizde
Bil ki diken diken bir çamurla örtülüdür sığlığı
Niye enez bu zambak diye sordular mıydı
Aşksız geçen günlerinde örselenmiş, de

Aşk bürünmeseydi de bak hiç şakır mıydı
Şu bi damlacık isketeyi tâ gagadan kuyruğa
Kişi gönlünü yitirdi mi ne yüzle çıkar sokağa
Yaşamda nesi varsa aşk işte onun adı

Ansızın aşkla yağdı da sular
Ondan kokulandı ıtır çiçeklendi elma
Doğayla el ele bizi üreten bir sevgi var
Evrende en soylusu sezdim ki bu çoğalma
Metin Eloğlu

Keyif Sanat Kahvesi'nde bu hafta Metin Eloğlu şiirleri okunacakmış.Günlerden beri katılamadığım şiir akşamlarına yarın katılabileceğimi ümit ediyorum.İnşallah! Çünkü çok özledim şiir akşamlarında geçirdiğim zamanın keyfini.

Şair ise hayatını İstanbul'da geçirmiş.1927 
yıllarında doğup 1985 yılında ölmüş.
Kendisi hem bir şair hem bir ressam.Pek çok eserinin olması yanı sıra TDK şiir ödülüne de layık görülmüş bir şair.Şiirlerinde her ne kadar Orhan Veli etkileri de olsa aslında o Nazım Hikmet'in İnsan Manzaraları etkileri taşıdığı da gözlemler içinde.Ece Ayhan ve Behçet Necatigil de etkilerinin gözlemlendiği diğer şairler.Ataol Behramoğlu da Metin Eloğlu'nun şiirlerinden etkileniyor. Bu da kendisi hakkında küçük bir bilgi.

Aslında yarın yazmak daha mantıklıydı.Ama söz size.Hakkında bir kaç şey daha öğrenirsem ilk size yetiştireceğim dedikoduyu:)

Geçtiğimiz günlerde Moliere'in Hastalık Hastası oyununu oynadık ve toplu gösterimin sezonunu bitirdik çok şükür.Son zamanlarda ekip hafiften cozutmaya başlamıştı.İpler genelde hep bana sarıyordu.Ama neyse ki çevreden ve arkadaşların çevrelerinden olumlu tepkiler aldığım için bana sarfettikleri tüm olumsuz cümle ve kırıcı sözlerin cevabını performansımla ve izleyenlerin cümleleriyle aldılar.
Ben de kimseyle polemiğe girmeden,onları da yargılamadan en doğru şekilin göstereceğim performansla ilişkili olduğunu düşünerek sahnedeydim.

Oynamaktan en keyif aldığım sahneydi....Oooh Tanrı'ya bin şükür....! -Beline-

Şimdilerde ise değişik bir çalışmaya başladım.Tiyatroda Gratowski Deneysel Tiyatro  akımının bir örneğine başladım.Aslında bu öykü günlerinde okuduğum bir yazının farklı bir okuyuş çabalaması.Yetiştirebilirsem 19 Mayıs'ta Keyif Sanat Kahvesi'nde başlayacağım.Ama zihnimde ve kabimde o enerjinin sinmesi için 1 sene süre verdim kendime ileri aşama kaydedeceğim için.Konu ve yazar belli.ezber çalışmalarına başladım.Karakter tahlili ve bilmediğim sözcükleri öğrenmek ve tamamen hakim olmam gerekiyor.Beline karakteri zaten benim için zıttı.Ama bu da başka bir kulvarda bir karakter.Cins biraz.İsmini söylemeyeceğim.Belli mi olur ,belki geleceğim tutar oralara.

Tiyatro Medresesine başvurular başladı.Çok üzgünüm ama ben başvuru yapamıyorum.Bu sene de kendimce çalışmaya ,eşelemeye devam !

Hayatımda herşey yolunda gitmiyor elbette.Kimin gidiyor ki !Sorun bitiyor mu ' Bitmiyor...
Ama yılmak yok çalışmaya da devam....

Tiyatroyla yakından ilgilenen arkadaşlarım dışında kimseye söylemedim.Haberleri olacak bir gün ama süpriz olacak onlar için.

Yarın Kızılay Çadırında Gençlik İl Spor Müdürlüğüyle birlikte çadırda olacağım.
Pilatese başlayacaktım.Kaldı.Oysa heveslenmiştim...
Neyse onun yerine dikiş dikerim.Evde bir dolu onaracağım,revize edeceğim kıyafetler var.Hele bir onları yapayım...

Geçen gün de öğle yemeği için eve geldim.Uzun süre mutfağa geçmiyordum.Sanki plan yapmış da geçmişim gibi ,karnımın da acıkmasını fırsat bilerek yaratıcılıkta bulundum.bir an ,öylece !
Patlamış mısırı patlattım.Sonra onları bir tabağa aldım.ayrı bir yerde de 3 yumurta,biraz yoğurt ,süt,peynir,kekik,nane,kırmızı biber serptim.Sonra üstüne patlamış mısırları koydum karıştırdım.Yerken de çıtır çıtır yedim.Siz de isterseniz evde bayatlamış patlamış mısırları bu şekilde yapabilirsiniz.annem bazılarını sert buldu ama ben çıtır çıtır olduğu için sevdim.Kendim yapmış övmüş gibi olmayayayım ammmma......

Aman dereden tepeden haberler böyle.Siz de de sağlık afiyet olsun.Uykum geldi.
Kaçtım ben.Hadi görüşürüzzzz:)
   



22 Nisan 2013 Pazartesi

Her Zaman Okuduğunuz Hürriyet'i Şimdi İzleyin



Hürriyet TV şimdi yayında.

Hürriyet TV’yi ziyaret edenler, aradıkları her şeyi artık tek tıkla seyredebilecekler. Hürriyet TV, zengin haber içeriğinin yanı sıra konusunda uzman isimlerle gerçekleştirdiği programlarla da dopdolu.

Hürriyet TV’de Berza Şimşek’ten günün mutlaka görülmesi gereken haberlerini izleyip usta gazeteci Sedat Ergin’den haftanın yorumunu alabilirsiniz. Üstelik gündemin özetini, Metehan Demir, 3 dakikada sizin için yorumluyor.

Burcunuzdaki yeni gelişmeleri merak ettiğinizde ise Susan Miller ile yıldızlara bakabilir, Sebla Kutsal ile dilediğiniz zaman, kültür ve sanat dünyasında keyifli bir yolculuğa çıkabilirsiniz.

Uğur Cebeci ise sivil havacılığın geldiği son noktayı size Kokpit’ten anlatıyor.

Magazinden spora, eğlenceden ekonomiye hepsi ve daha fazlası, sürekli güncellenen Hürriyet TV’de sizi bekliyor.

Bir bumads advertorial içeriğidir.


19 Nisan 2013 Cuma

Tıkla İndir, Tıkla Getirt!





26 ilde 128 mağazası ile sektöründe lider olan D&R, dr.com.tr ile kültür, sanat ve eğlence dünyasını bir tıkla evinize getiriyor. Reklam filmiyle online sipariş hizmetini duyuran D&R, kültür, sanat ve eğlenceye kısa yoldan ulaşmak isteyenler için internet sitesini yenilenen tasarımıyla hizmete sundu. Kitap, film, müzik, elektronik, oyun&konsol, dergi, kırtasiye, hobi&oyuncak, kişisel ürünler ve  e-kitap kategorilerinde yer alan binlerce ürünü sipariş edebilme olanağı sunan D&R, teknolojinin sunduğu olanakları en iyi şekilde kullanarak müşterileriyle buluşturuyor.

İnternet sitesi dışında tablet ve akıllı telefonlar için tasarlanan mobil uygulamalarla tüm platformlarda hizmet veren dr.com.tr, hızlı ve kolay bir alışveriş imkanı sunuyor.

Ayrıca D&R ve DMC’nin işbirliğiyle yayın hayatına başlayan yasal internet müzik platformu "MUSICCLUB" ile 200.000 adet yerli şarkı ve binlerce albüm indirilebiliyor.

Kültür, sanat ve eğlencede zengin ürün çeşidine ulaşmak için siz de dr.com.tr’ye girin, tıklayıp indirin, tıklayıp getirtin.

Bir bumads advertorial içeriğidir.






14 Nisan 2013 Pazar

Tiyatronun Ardından...

Boşuna bugünlerde aklıma Gratowski düşmedi.Meğer aynı günde doğmuşuz biz.Hakkında bugünlerde ufak çaplı bir araştırma yaparken öğrendim bu gerçeği de.Enid Blyton da böyle düşüvermişti aklıma.Bir baktım onunla da aynı gün doğmuşum.
Gratowski ,deneysel tiyatro kuramcısı.Enid Blayton da çocuk kitaplarının macera romanı yazarı.İkisiyle de bir ortak noktam var kendimce.
Nerden mi aklıma geldi bunlar !
Uzun bir süre içinde klasik bir tiyatro oyunu oynadığım için artık daha doğal,kendi halinde,bir o kadar da zıt karakterleri bir arada oynamak istediğim  için neden olarak sayabilirim.
Bir de klasik tiyatro anlayışında kostüm,dekor,makyaj daha çok ön planda oluyor.Oyuncu ne yaparsa yapsın ,kostüm onun havasını verdiği için kendi kişisel gösterin arka plana atılıyor.
ayrıca tiyatro oyunu oynayacak salon sıkıntın olunca çalışma şartlarını etkiliyor. Haliyle bununla beraber büyük bir ekip olunca bu sıkıntılar artıyor.bu yüzden sanıyorum bugünlerde Gratowski'nin kulağını çınlatıyorum sık sık.Çünkü kendisi tiyatronun sadece salonlarda yapılamayacağını öngörüyor.

Sanıyorum bugünlerde benden sık sık Uşak mekanları duyacaksınız. Sık sık esnaf ziyaretleri yapma niyetim var.Mesela haftanın bir günü bir kuaförde çalışabilirim.Haftanın diğer bir günü de bir spor salonunda çalışabilirim.Bir yerde gördüm karate kursu veriyorlarmış.Belki hareketlerime farklı bir form vermek için bir fırsat olur bu.Ay ay çok bedavacı gördüm kendimi şimdi;)

Kafam boşaldı ya .Dinlenmeye zaman ayıracak durumumda yine zihnimi ve vaktimi doldurmaya çalışırken buluyorum kendimi.

Bu kadar lak lak ettiğim yeter.hadi ben biraz müzik dinleyip zıplayayım.sonra stantta mankenlik yapmaya...
Sözüm ona dün önümden geçen çocuklar beni gösterip manken diye bahsetmişler.İyi güldüm hani:))

güzel bir gün olsun....

9 Nisan 2013 Salı

Tabletteki Hürriyet değil, tablete özel Hürriyet




Hürriyet, Türkiye’nin en çok okunan gazete uygulaması Hürriyet E-Gazete’den sonra Hürriyet Tablet uygulamasını da hayata geçirdi. “Tabletteki Hürriyet değil, tablete özel Hürriyet” sloganıyla tanıtılan ve Apple Store’da 1 numaraya yerleşen bu yeni uygulama kullanıcılar tarafından oldukça beğeniliyor.

2011 yılının Mart ayında hayata geçirilen Hürriyet E-gazete uygulaması bugün, Türkiye’nin en çok okunan tablet gazetesi olmayı başarmış durumda. Toplamda ücret ödeyen abone sayısı 16 bine ulaşarak, ücretsiz rakiplerinin ulaştığı rakamları geride bırakırken; Hürriyet okurları, E-Gazete uygulamasını günlük 50 bin, haftalık 350 bin kez ziyaret ediyor.

Tablet okurunun beklentisinin farklılaşması ve ilgi alanlarının değişmesiyle, okurlar artık okuduğu haberin videosunu da izlemek, farklı spor dalları hakkında analizler okumak, dünyadan ilginç fotoğraflar görmek, içeriği 'parmağının ucunda' hissetmek istiyor. Hürriyet Tablet uygulaması tam da bu beklenti ve ihtiyacı karşılamaya yönelik hazırlanmış bir uygulama.

Bir haftadır Apple Store’da en çok indirilen uygulamalar arasında 1 numarada yer alan Hürriyet Tablet’te, Manşet, Güncel, Ekonomi, Spor, Kelebek, Seyahat bölümlerinin yanı sıra Cumartesi ve Pazar eklerinin bambaşka yorumları yer alıyor. Günün videosu ve foto galeriler oldukça beğenilirken, HTML5 tabanlı bir uygulama olduğu için reklamverenler için de oldukça cazip.

Tablet bilgisayarların tüm olanaklarını kullanan yeni Hürriyet Tablet uygulaması, App Store ve Android Market’te, ücretsiz.

Bir bumads advertorial içeriğidir.



Aktüel Dergisi çıkarsam buna benzer bir şey olurdu...

Bir ara herşey üstüste gelmişti. Bir yeri ayarlasam bir yeri ayarlayamıyordum.Bir yeri düzeltsem diğer yerden patlak veriyordu herşey. Başladı mı hepsi başlıyor ,bitti mi de herşey aynı anda bitiyordu.Bir orta yol çaresi yok mudur acep diye hayıflanıp duruyordum.Hani bir ara bu kadar yorgunluktan başım sık sık dönmeye başlamıştı.Yine aynı koşturmacadayım ama şunu idare edeyim bunu edeyim diye bir kaygım yok.Şükürler olsun ki, alnımızın akıyla son provaları bitirdik.Yarın prova olsun diye buranın küçük bir ilçesinde ilk temsili oynayacağız.

Tam bir Fransız kadını oldum.Söylemesi ayıptır.Coman sava,comen se bien ,siyen bien levu desem Paris'te bile oynarım.Hahaha attım ha,şimdi tam bir özgüven patlaması yaşıyorum sayın seyirciler !:))
Aynı anda hem iş eğitimleri,hem wellness günleri,hem güzellik partisi bir yanda işlerimiz için eğitimler,şehirdışı eğitimleri;bir yandan sesli kitap okuma projesi.Bir yandan tiyatro derken şimdi sesli kitap okumam da bitti üzerinize afiyet.Yani bu hafta normal insanlar gibi olacağım.Sıradanlaşacağım azcık:)

Sesli kitap okuma projesinde sağolsun GETEM bir iyilik yapmış ve dipnotlu,bol bol yabancı kelimeler geçen,parantezli,bölümlü ders kitabı bölümleri göndermiş.Ayrımlarımın hepsini okudum ama cuma günü eksik ve yanlış olan yerler için küçük düzeltmeler yapılacak.Geçen dönemden okuduğum deneme kitabının bir kopyasnı TÜRGÖK'e göndermiştim.bu kez aynı kitabı GETEM'e göndereceğim.

Yaz ayları için serbest zamanlarımda elbise dikmek istiyorum ama pratik,şık ,kullanışlı olsun istiyorum.Varsa elinde modeli olan ve fikri olan benimle paylaşırlarsa memnun olurum...

Bugünlerde stantta görevliyim.Başlarda çok zordu.Önümden geçen tanıdıklarımın selam vermemesi beni oldukça üüzyordu.Bazılarına ise ben gözükmek istemiyordum.Ne bileyim başta alışamadım işte.sonra alıştım ve sevdim.Bu sayede insanları gözlemleme fırsatı buluyorum.Öyle tipik yürüyenler var ki.Eve gelince 'onu oynasam onun gibi nasıl yaparım' diye düşünüyorum.Beni çok geliştiriyor.
Başlarda rededen çoktu.Sonra kendiliğinden gelmeye başladılar.Bir süre o kadar kişiyi yönlendirmiş olmalıyım ki vücut analizi için  arayıp dinlenmemi söylediler.Bunun anlamı  'burası çok yoğun,yetişemiyoruz' demekti.
Rededilmek, hele de kasıntı durumlarda yüzüne bakmadan,asık suratlı bir şekilde önünden çekip gitmek hoş bir durum değilmiş ,bunu anladım.Ama almasanız ,ilgilenmeseniz bile sıcacık bir tebessüm ve 'teşekkür ederim ilgilenmiyorum'demek daha medenice.Söz konusu herşeyde güleryüzlü ve ilgili olmaya çalışan ben ,bu durumlarda kasıntı memuru gibi dolaşan,devamlı bir telaşesi olan,dalgın,umursamaz,ücretsiz ya çıkar bunun da bir yerden suyu 'diyen insanlardandım.Meğer neler kaçırıyormuşum ben !Stantta durunca aklım başıma geldi !
Siz siz olun,ilgilenmeseniz bile tebessüm edim,teşekkür ederim,deyin.İnan benim için böyle insanların tutumu çok farketti!

üniversite sınavlarına girmiştim.Barajı geçmişim.Ama benim ilk girdiğim dönemlerle şimdiki dönem değiştiği için sistemi pek anlamıyorum.'yıllık örgün bölüm okuyup öyle de değerlendirebilir ,hiç olmadı açıköğretimin dört senelik felsefe ,sosyal bilimler ,sosyoloji gibi bölümlerini tercih etsem diye düşünüyorum.felsefe çok ağır basıyor bende.Ama açıköğretimden ziyade örgün istiyorum.Ama ona da puanım yeterli değil. 

10-11 nisan tekrar tiyatro sahnesindeyim.Tüm yakın çevrem oyunu izlemek için can atıyor. Eğitmenlik ve yönetmenlik yaptığımı bilenler ,kaç seneden bu yana tiyatro ile ilgilendiğimi bilenler,beni tiyatrocu bilenler,iş arkadaşlarım,ekibim,öğretmenlik yaptığım çocuklarımın velileri,öğretmeni hep gelecekler.Bu yüzden kendimi daha çok güçlendiriyorum iyi olmak için.
Allah utandırmasın :-))

Facebook'ta herkes TC yazıyor.Bak bir şeylere duyarlı olabiliyoruz.Demek birlikte bir hareket başlatabiliyormuşuz.İmzala.com 'da kampanya bile başlatılmış.Gururla soyadımı paylaşarak katıldım.Bundan sonra tavrımı daha net koyacağım.Bakalım yakama taktığım ,onurla iliştiriğim Atatürk rozetim için de izin isteyecekler mi !

Bugünlerde aynı anda bu kitaplar elimden geçiyor.Bölüm bölüm olduğu için ve birbirini tamamladığı için dikkatimi yoğunlaştırabiliyorum.Bir bölüm bitti mi,diğer kitabın bölümüne geçiş yapıyorum.diğeri bitince de bir diğerine...Böyle böyle devam ediyorum işte !Ne zaman mı okuyorum ?Akşam yatmadan ,sabah da kalkınca.Eve erken geldiğim ender vakitlerde ,müzik dinlemediğim zamanlarda !
Bu kitabı beğendim....
Beni her bölümü çok etkiliyor inanın.Okuyun ,düşünün ve uygulayın !

Louis Ignarro nobel ödüllü tıp adamı.Nitrikoksitin vücuttaki önemi  ve varlığını anlatıyor.Hangi besinimiz de l-arginne ve l-utcutrille var ;tüm bu bilgileri bu kitapta  paylaşıyor.Gururla söylemeliyim ki,gıda takviyesi ve bitkisel olduğuna inandığı için ürettiği bir ürünü de Herbalife'a veriyor hakkını.
Kendisi yıllar önce Viagrayı buluyor.İlaç firmaları amaç dışı piyasaya sürdüğü için kalp için ürettiği ürün cinsel amaçla satılmaya başlanıyor.Bunlardan yorulan Ignarro nitrikoksit buluşunu da Herbalife'a hediye ediyor.Kitabın içinde bu hikayeden de bahsediyor.Sağlığımız için okunması gereken bir kitap.
Hani aracımız kaza etmeden kaskolatırız ya,Ignarro da kalp rahatsızlığı olmadan sağlığımızı sigortalatma vizyonu amaçlııyor....İnternette bununla ilgili kaynaklara gözatabilirsiniz.

bilhassa arka kitap görselini de paylaştım.Kitap ülkelerin oyuncak müzelerinin tanıtımıyla  başlıyor.Keyifli bir oyuncak tarihi sunuyor okuyuculara.İmge Kitabevi yayınlarını oldum olası severim zaten.Bu kitap da oldukça farklı bir tarih sunuyor bize.İlgimi çekmesinin bir nedeni de Bekir Onur'un Felsefe mezunu olması  ve çocuk üzerine psikoloji kitaplarının olmasından da kaynaklanıyor.İlgi yoğun ya kan çekiyor herhalde :-))
Bu kitabı kütüphaneden aldım ama kendi kütüphanemde de olsa hiç fena olmaz hani:)
Belki ben de ondan feyz alır ;tüm bu çalıştığım alanlarla ilgili ilerde klinik felsefe alanında çalışmalar yapabilirim.
Yine uçtum,tutun beni :-))

Yavaş yavaş kendi halime dönmeye başladım.Uzun yazılarımdan görüyorsunuz.Sıkılıyor veya zaman yokluğundan,bilgisayarda okunması zor olduğundan hızlıca geçiştiriyor olabilirsiniz....Olabilir...ama kesemiyorum...Çünkü konuşurken de böyleyim ben !Konuşmadığım zamanlarda dinlediğim vakti de hesap alarak tabi...

Bize ayrılan sürenin sonuna geldik.Bir daha görüşene dek sevgiyle ve umutla bakın kendinize ve sevdiklerinize....

7 Nisan 2013 Pazar

................




Ayyyy sabah sabah duydum şoklara girdim ! Meğer gündemin yüzeyselinde takılı kalmışım ben. Sabah annemle sohbet ederken ağzından şöyle bir cümle çıktı annemin : "artık kurumların adı Atatürk ile başlamayacak" "Atatürk Kültür Merkezi ,Atatürk Kapalı Spor Salonu...." bu ne ?
Şaka mı bu ,dedim.Aslında beklenilmeyecek bir şey değil bu.Ama ne bileyim onlar benim uydurmalarımdı ,gerçek olmamıştı.
Tüylerim diken diken diken oldu.Atatürk ibaresi kaldırılıyormuş.Bayramlarım kutlanmıyormuş.
Kanım dondu resmen ya.
Hele ki evlerimize astığımız bayraklar ve atatürk resimlerimiz bile izinli olacakmış.
Oktay Sinanoğlu'nun Bye Bye Türkçe'sinin ilk bölümü vardır hani.İlk okuduğumda çok korkmuştum ,endişelenmiştim.bir o kadar da içimdeki o ataleti yenmemin bir sebebiydi o örnek.
Nasıl korkmuştum o kitabı okurken ben !
İnsanlara bir silkelenin, bir kendinize gelin,herşey bu kadar iyi olamaz ,yaptıkları bazı yanlışlıkları da görün,bu kadar da kendi hatalarınızı görmezden gelmeyin.
Bir silkelenin, bir yorumlayın ya.
Atatürk gibi büyük lideri tarih sayfasından çıkarmaya çalışıyorlar.Yanılıyorlar bunu da biliyorum.Onlar istediği kadar böyle şeylerle sildiklerini düşünsünler.
Ne yapabilirim silkelemek için ?Nasıl başa çıkmalı ?Neler yapmamız gerekiyor ?
Onlar örgütleniyorsa biz de örgütlenelim.Bu öyle mitinglere çıkmayla bas bağırarak olacak şey değil.Biz de bayramlarımızı onlarsız coşkulu kutlayalım.Onlara rağmen ,onlara rağmen ,ona buna sataşmadan,onu bunu provoke etmeden eylemlerimizle anlatalım ,bize Atatürk'ü unutturamayacaklarını.  Daha çok çalışmamız lazım.Bilginin,ilmin,mantığın,kültürün sanatın ekip gücünün ne olduğunu görmeliler.Soruna odaklı değil çözüme odaklı olabilmek.Onlara rağmen bu eserleri koruyabilmek,bu değerlerimizi korumak,Atatürk'ü hep hatırlamak ve onun izinden yürümek...Çocuklarımıza daha fazla zaman ayırmak,etkinliklere vakit ayırmak,kendinize değer verip çevrenizdekilere de o değeri gösterebilmek,imrenilmek ,farklı kültürel aktivitelerden bulunmak ....Bahaneler yerinize yaşam tarzımızı değiştirelim.Biz değişirsek çevremiz de değişir.Biz değişirsek,çocuklarımız da değişir.Çocuklarımızı daha fazla dinleyelim mesela.İleride büyüyecekler ve yaşadığımız hayatta onlar aktif olacaklar.Çabalayalım.Benim yapışımdan ne olur demeyelim,yapalım ve bak onun için farketti diyelim.
Sorunlarımızı yeterince konuştuk zaten.Çözüm bulup eyleme geçmek gerekiyor artık.
Bu ülkede insanlar düşünceleri yüzünden bile asılsız iftiralar uydurularak hapishanede yatıyor.Belki beni bile birgün balyoz davasından mahkum edebilirler !Trajikomik değil mi ! Ama gerçek ! Çünkü geçen gün Doğan Perinçek'in oğlunun bile bu konuda bir söylemi yokken iki yıl mahkum edildiğini öğrendim Ayşe Arman röportajında. Çok üzüldüm.Sesimi duyurmak istedim o an ona .İyi şeyler söylemek istedim.İçimden dua ettim onun kurtulması için....
Üzülüyorum.Canım da acıyor . Tek başıma bu kadarını yapabiliyorum diyorum.

İnandığım ve bildiğim bir şey var :
Milli mücadele dönemine girerken Enver Paşa Damat Feri Paşa'nın damadıydı.Enver Paşa ,Atatürk'ü kendinden uzak tutmak istiyordu.Çünkü güçlü ve asil olduğunu ,karakter sahibi olduğunu biliyordu.Ülkenin padişahı başka ülkenin manda ve himayesine girmeye razıydı.Çok zora girince de zaten Rusya'ya sığınmıştı.
Bildiğim, siyaset ile hayatını sihirli değnek sahip olmuşçasına değiştiren insanlar bir süre sonra sihirilerinin bir gün biteceklerine inanmadılar.Siyaset hayatımızın bazı kurallarını değiştirir.Kendi ataletimizi yenmedikçe,sağlığımızın kıymetini bilmedikçe,oturuğumuz yerde dövünüp çaba sarfetmedikçe siyaset hayatımızın çoğu yönünü etkiliyormuş gibi geliyor insana.Güçlü duran bir kimseye ne yaparsanız yapın, ağlasa da zırlasa da ayağa kalkacaktır.Çünkü onun hayatta bir amacı ve hayali vardır ve bunu gerçekleştirecek karakteri de.....Atatürk gibi....

Yiğidi öldürüp haklarını yemeyelim.Gıdalarımızın çoğuna denetim getirmedikleri,GDO'lu ürünler sağlığımızı tehdit ettiği için şimdi gıda takviyeleri daha fazla çoğaldı...
Haklarını yemeyelim şimdi :
Öncekinden daha fazla yiyoruz.Evvelden lüks dediğimiz kaşar peyniri gibi besinleri yılın bir mevsiminde yerken şimdi herkesin mutfağında.Marketler bile çoğaldı.İnsanlar kredi kartı kullanıyor.1 milyonluk promosyonlu ürünler zayıf kalan bedenlerimizi şişiriyor.Küçük esnaf zaten işini sürdüremiyor. 
Hakkını yemeyelim şimdi ,
önceden yılın bir günlerinde gençler,çocuklar güzel güzel giyinir caddeden bam bam bando sesleriyle gelirdi.okula gitmeyenler bile anlardı o gün bayram var.Şimdi ise başımız ağrımıyor bam bam diye.Çünkü bayram olduğunu elime aldığım kırmızı karanfilden anlıyorum.Ne güzel değil mi ,çiçek veriyorlar !

Benim bildiğim kutlu doğum haftası da kutlanır mevlid okutulurdu ülkemde.Benim büyüklerim öyle dolanmazdı bir çok eşarpla.Bir eşarp yaparlardı boynundan bağlarlardı.Hergün kuranını okuyup namaz kılarlardı.Kürt Türk ayrımı yapılmazdı .Türbanlı açık diye namuslu namussuz ayrımı da olmazdı.Bunlar övünülmezdi.Çünkü bunlar bir görgüydü.Kaça aldığını,nerden aldığını söylediğinde kızılırdı.Dinimiz mütevazilikti.Dinimiz övünmeyi bilmezdi.Kimin namaz kılıp kimin kılmadığını bilmezdik.Kimin ramazanda niyeti kimin ramazanda oruç tutmadığını bilmezdik.Çünkü bu bir adaptı.annelerimiz evde dikerdi bayramlık giysimizi.Bir kıyafet aldık mı üç kardeş erkek -kız farketmez giyerdik.
Çocukluğumdan hatırladıklarım....

Çok konuştum ya yine...Bir Sırrım Var Ebru sabah sabah kulağını çınlatan bendim arkadaşım.ben söylüyorum sen anla :

NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE !  

5 Nisan 2013 Cuma

İki Ara Bir Derede


Günler nasıl geçiyor anlamıyorum.Aman da şöyle geçiyor böyle bilmem ne oluyorum cümlelerinden baydığınızı biliyorum.Bu yüzden ben de araya sıkıştırdığım ayrıntıları sizinle paylaşmaya karar verdim.
Siz de haklısınız.Çünkü aynı şeyi ben de okusam bir yazı 'ee bana ne' 'sıktı senin bu yazıların da 'diyebilirim.Devam ederse de uzaklaşabilirim.


Bugünlerde bu yazara daldım ben.Ama ne dalış!Hazır uykularım da hazır ve nazır kaçıyorken dinlenme sürecimi kitap okumaya verdim.Hem de zevkle okunan ,'ay aynı ben ' cümlelerini sık sık aklımdan geçirttiğim kitaplar bunlar.Bir bölüm bir bölüm daha derken bir bakıyorum bitirmişim.Üzerine kendimi iyi de hissediyorum.Pek popüler ,pek ucuz kitapları diye dudak bükerken şimdi düşüncelerim değişti.
Hem de 180 derece birden.
Şimdi ne düşünüyorum bilmek ister misiniz :
Evet şimdiye dek kütüphanede çalışırkenki dönemlerimde bir çok kişisel gelişim kitabını inceleme fırsatı bulmuştum.Hepsi birbirinin aynısı veya bize göre olmayan şeyledi.Ne bileyim bir uygulanabilirlik görmemiştim.Bize yakın bir örnek de görmemiştim.Bir dolu insan kendini kişisel gelişim alanında yetkin olduğunu düşünüyor kopyala -yapıştır mantığıyla kitaplar yazılıyordu.
Diğer taraftan -hadi bunları bir kenara bırakalım- bu kitapları ve benim de okuduğum bu kitapları benden önce okumuş bir dolu insan vardı çevremde.Hatta sadece kişisel gelişim kitabı okuyan,öneren insanlar vardı.
Ama cümlelerinde hep bir çaresizlik,hep bir sorun,hep sorunu başkalarında arayan örnek cümleler duyuyordum.'Uygulamadım ve bildiğim şeyi neden yapmak için çabalamıyorum'diye soru soran yoktu çevremde.Herkes herşeyi biliyor.Herkes ordinaryüs,herkes akıl veriyor ama 'tık'yok.
Anladım ki bugünlerde ,karşılaştığım bir kaç durumdan, ben kişisel gelişim kitaplarına karşı değildim ;ben insanların kişisel gelişim kitabı okuyup hiç gelişememelerine tavrım varmış.
Aslında tavrım kendimeymiş.Tavrım yanlış tutumlanmakmış.

Bugün biri bana düzgün bir işe girsene ,para biriktirir özel üniversiteye konservatuara girersin,dedi.
Ve bunu diyen kişi fakültenin 2.olmuş bir hukuk mezunu.Her gittiğimde sağolsun benden bile çok acır halime :)Bu da bir ironi tabi.Kişisel gelişim seminerlerine katılmış ,üniversiteyi bitirmiş bu zatın önünde okulu bu sene dondurmak zorunda kaldığımı bile dile getiremedim.

İşte ben bu tutuma karşıymışım.Sokakta HERBALİFE mı ,ıhhh diyen insanlar da en çok kişisel gelişim kitabı okuyanlar.Ya da ben gibiler ,ne diyeyim yani.Burdaki tavır da bana değil,kişinin kendine olan tutumudur.

Kırmıyor mu,incitmiyor mu ! Çoooook !
Ama onlar benim daha neler yapabileceğimi görmediler ,bunu da iyi biliyorum :-))
Sorunlarımız bitiyor mu ! Bitmiyor ! 
Ne yapayım oturduğum yerde ağlayıp sızlayıp birilerinin bana yardım etmesini mi bekleyeyim !
Doğama aykırı !
Bir gün tiyatromu da kuracağım.Çocuklarla beraber de olacağım.Yapılan her sivil toplum hareketinde ben de önde olacağım.
Keşke bunun için cesaret verseler !Vermeseler de bendeki,sizdeki cesaret bize yeter evelallah !

Daha güzel günleri görmek ve göstermek ümidiyle ...

Gözü yaşlı kabına sığmayan kızdan sevgiler....
Yazmayı ve yazdığımı büyük bir yürekle paylaşan,dualarını ve desteğini esirgemeyen blogcanlara selam olsun...

Nasıl yazdım bilmem ama geri dönüp cümlemei düzeltmek istemiyorum.Konuşur gibi olsun.Konuşurken,hele de hararetli ve coşkuluyken hayal edin beni.İşte böyle konuşuyorum  hattın bir ucunda:)

3 Nisan 2013 Çarşamba

Sanat Küçük Kalplere Dokunuyor




Sanat, tıp ve iş dünyası, kalp hastası çocuklar için el ele veriyor. Ünlü ressam Renée Niklan’ın 17 eseri, 10-14 Nisan tarihlerinde Ekavart Gallery’de sergileniyor. Ekavart Gallery nerede diyenlere, işte adres:  The Ritz-Carlton Hotel, Süzer Plaza, No: 15, Gümüşsuyu-İstanbul. Sergi, çarşamba-cuma günleri 11.00-18.30, cumartesi günü ise 12.00-18.30 saatleri arasında gezilebilir.

Bu serginin diğerlerinden farkı ne derseniz, salt bir resim sergisi olmanın ötesinde bir kurumsal sosyal sorumluluk projesi niteliği taşıdığını söyleyebiliriz. 

Sergideki eserlerin satışından elde edilecek gelirin tamamı, gelişmekte olan ülkelerde doğuştan ya da sonradan kalp hastası olan çocukların tedavi edilmesi için kullanılacak. Tedavileri, bu işe gönül vermiş bir avuç tıp insanının kurduğu Herkes İçin Kalp Derneği (www.cptg.ch) gerçekleştirecek. Dernek, modern tıbbın sunduğu olanaklardan yararlanamayan bu çocukların İsviçre’de ya da kendi ülkelerinde ücretsiz tedavi olmalarını sağlıyor.

Ne yazık ki, gelişmekte olan ülkelerde her yıl yaklaşık 2 milyon çocuk kalp bozukluklarıyla doğuyor ve bu çocukların yarısı maddi kaynak veya sağlık sektöründeki insan kaynağı yetersizliği nedeniyle ilk iki yıl içinde yaşamını yitiriyor. Bu ülkelerde açık kalp ameliyatı olmayı bekleyen çocukların sayısı ise 8 milyonu buluyor.

Herkes İçin Kalp Derneği’nin kurucusu Ord. Prof. Dr. Afksendiyos Kalangos. Kalangos, iki kez Nobel Tıp Ödülü’ne aday gösterilmiş bir kalp cerrahı. Bu alanda 14 ayrı teknik geliştirmiş. Son 100 yılın en iyi cerrahlarından biri olarak tanınıyor. Ayrıca, dünyanın en prestijli tıp ödüllerinden Fransız Tıp Akademisi Ödülü’ne sahip.




Sergi, Alvimedica’nın sponsorluğunda gerçekleştirilecek. Alvimedica Yönetim Kurulu Üyesi Leyla Alaton, hayır amaçlı bu tür etkinliklere özel önem veriyor ve Herkes İçin Kalp Derneği’ni yürekten destekliyor.

Niklan’ın mutluluk, umut ve sevgi mesajları içeren eserlerinden oluşan  “Sanat Küçük Kalplere Dokunuyor” temalı sergisini mutlaka görün. Gidemem diyorsanız, sergiyi Türkiye’nin ilk online sanat televizyonu www.ekavart.tv’de de izleyebilirsiniz. Resimler, yüreğinizi ısıtacak…

Hem dernek hem de sergi hakkında şuradan bilgi alabilirsiniz: http://alvimedica.com/hearts-for-all/tr/

Bir bumads sosyal sorumluluk içeriğidir.