29 Aralık 2013 Pazar

Yeni Yıla Doğru Giderken...

Güya iki dakika blogları okuyup çıkacaktım dostlar. Nerdeee bende o irade !

bakayım dedim eş dost ,abi ,abla,ne yazar ne çizer,ne çeker,ne oynar ,

FESTİGAN'a uğradım Allahım o ne güzel fotoğraflar öyle,bayıldım !Ben de geçen gün servisten inince bizim caddenin çok çıplak kaldığını düşünüp hayıflanmıştım. Yoksa ben mi görmedim ya !

Hiç yeni yıl geliyormuş gibi değildi. Sabah serviste bile iktidarın yolsuzluk haberlerini dinliyoruz.Bu arada elimde de bugünlerde Soner Yalçın'ın Samizdat kitabı var ya,pek alakalıyım.Yine de bazen kaçıyorum açıkcası gündemden.Çünkü bana ne diyemiyorum !Sabah ilk bunları duyunca da ,bulanan midem daha çok bulanıyor.Kahvaltımı etmem gerek düşüncesiyle az idare eder popüler müzik kanalına transfer oluyorum.Ya da olmadı bazen Star TV'deki Seda'yı açıyorum.Ancak ona tahammül edebiliyorum bazı zamanlar.Onu da annem seviyor :)

Ben de seviyorum ben de !
Sadece bir çağrı merkezinde çalıştığım için modumu pozitif ayara çekmek istiyorum,ondan !

****
Bugün tatildim.tek tatil günüm.Aslında bugün evde olmayı çok isterdim.Odama bir ayar çekmem gerekiyor.Ama annem anneannemle teyzemin beni özlediğini söylüyorlar.Malum kaç haftadır gidemiyorum yok misafir geliyor yok biz onlara gitmek durumunda kalıyoruz,düşün arkadaşlarla program yapmayı sadece hafta içi akşama sıkıştırmaya çalışıyorum!
sokaklar hareketli ama her zamanki hareketlilik.Uşak'ın hareketli tek caddesi var Mecburiyet Caddesi.Ee biz de göbeğinde oturduğumuzdan kalabalık halini biliyoruz.

arkadaşlarla yılbaşı çekilişi yaptık.Hediye alacağım.Sonra da renkli ışıklar var ya kablolu,onlardan aldım.Çam ağacım mı var,aksine aynamın üzerine takacağım.

muhtelif zamanlarda uzun zaman uğrayamadığım sevdiğim insanlara uğradım.Oysa ne zordu oraya gitmek !
Yeni yıl takvimi aldım,sanki o varmış gibi,bir de süpriz varmış takvimin içinde !

sonra gelirsin akşamına yüzündeki maskeyle odanı değiştirir ışıklandırmaya kalkarsın,
üstüne şahane çekilmiş ışıl ışıl yeni yıl fotoğrafları !

bu yazı da yeni yıla hazırlık yazısı...

Şaka maka bu blogu da 2 sene önce yılbaşında gözümdeki yaşlarla açmıştım....
Ve bu sene şeytanın bacağını kırıp gerçekten sevebileceğim ,gönlüme göre bir iş icat etmek ve başarılı olmak istiyorum.Herkes başarımdan söz etsin istiyorum.Beni eleştiren,beni daima yargılayan,beni olduğum gibi kabul edemeyen,her davranışımda ama her davranışımda art niyet hisseden insanların hakkımda ne kadar yanlış düşündüklerini görmesini istiyorum.Çocuklarımı  özledim.okullara,köylere gidip sobalı sınıflarda tiyatro oynadığımız çocuklarımı özledim."sizi izlemiştim" "Siz tiyatroyla ilgileniyordunuz" diyen insanlara devam edebildiğimi söylemek istiyorum.
Beni anlayan,benim yanımda olan,beni ben olarak seven birini bu sene hayatımda pat diye,onun gönlümün çalmasını dileyerek....

sonrası da diğer yazıma kalsın...

bu şimdi heyecana kapılarak yazdığım yazı,

fotoğraflısı,hınzırlısı,muziplisi olsun o da....
Sevgiyle kalın...



27 Aralık 2013 Cuma

Ben Yazmış Olsaydım

Ancak bir 'ben' daha yazabilirdi bunları.bakmayın bugünlerde cümlelerim bile dağınık.Bana gelenleri istemeden dağıttığım bile oluyor.Çünkü ben de anlaşılmakta zorluk çekiyorum.
Bugünlerde  kitap sayfaları gözüme çarptı PİNTEREST sayfalarında.
Hangi yazarın kitapları,bilmek isterim. Malum bugünlerde bana yakın bir ruhun yanımda olmasını önemsiyorum....
bir zamanlar tiyatro sahnesinde beni izleyen çocuklar,öğretmenler bana ulaşıyor,bana kendilerini anlatıyorlar.Ne işim var burda diyorum,ağırıma gidiyor...bir çok şeyi özlüyorum...canım acıyor...
sonra nedenlerimi,içsel kurtuluşumu hatırlıyorum..
bir müzik dinliyorum sonra satırlara gömülüyorum... 








Cemal Süreya





cemal süreya

24 Aralık 2013 Salı

Canım Çekiyor İşte :)


Bugünlerde kendimle başbaşa kalmayı,
bu evde oturmayı, 




sevdiğim insanlarla oturup sohbet etmeyi 
burada güzel vakitler geçirmeyi /



böyle bir koltukta kitabımı elime alıp ,
boylu boyunca uzanmayı ,/



bu mutfakta engin mutfak tecrübemi paylaşmayı ,
en sevdiğim yiyecek makarnayı sevgilim için pişirmeyi /




Delibes'in flower düet senfonisini açıp gözlerimi kapayıp hayal kurup saatlerce bu küvette kalmayı,


bu tenecerede güzel güzel yemekler pişirmeyi,



bu muhteşem sadelikteki zarif yemek takımında başbaşa yemek yemeyi,





üstüne çifte kavrulmuş lokumlarla veya bitter çikolata ile az şekerli türk kahvesini yudumlamayı



ve böyle keyifli saatler geçirmeyi




NE KADAR ÇOK İSTİYORUM BİLİYOR MUSUNUZ ;)



aklınızda evlenme gibi bir düşüncenin kıvılcımı dahi çakmasın !
öyle bir yazı daha hazırlarım ki,bunun tam tersi o da ! :-))

Sevgilyle kalın....

22 Aralık 2013 Pazar

MİDNERĞÖ




herşey değişir de ben değişmez miyim,

sanki ruhum bir arayış peşinde,

bu kez saçımı başımı boyamak gibi bir değişim değil,hani öyle saçını kıpkısa kestirmeler,

eskime döndüm.yüzüm makyajsız çoğu zaman.bir ruj sürüyorsam o işte,

herkes beni sevsin derdinde bile değilim,nasıl olsa herkes mutsuz olmak ,mutsuz etmek için kendince haklı sebepler türetiyor

hiç yapmadığım şeyler yapıyorum,
yokluğundan mı bilmem ama senden boşalan koltuğa kimseyi oturtamıyorum,gidemiyorum ki yanına,
kırılıyor musun acaba!

yeni 2014 takvimi çıkmış ,gördüm,
gidemem ama.2014 takvimi alacağım ama başım daraldığında soluğu yanında alacağım bir İçöz olmayacak! Senden başka nasıl anlatırım içimdeki Ruhianiyeti ;)

neyse değiştim diyordum,
eskisine oranla saçımla az uğraşıyorum.saçımın bir ucunu renklendirmek dışında.
bu sene yüzüklerimi takmayı azalttım.sanırım küpe takma konusunda ilerelemeler kaydedeceğim.bunun da bir psikolojik çıkarması olabilir mi ?
psikologlar herşeye hastalık çıkarmayı bilimsel sanırlar.Marinoff bunu kitabında güzel anlatmıştı.

daha çok yazmaya başladım.tek başıma şiirler okuyorum.yetmiyor sosyal medya sayfamda bile insanlar şiir okusunlar diye paylaşıyorum.merak ediyorlar ha,ne paylaşmış diye.Amacıma erişiyorum.

bu sene hiç şiir okuma günlerine katılmadım.odamdan okuduğum şiirleri duyuyor olmalısın !

İlk kez siyasi bir kitap okuyorum.Soner Yalçın-Samizdat.
kimine göre taraflı olabilir. Ama ben mantıklı tespitler gördüm.Siyasiliği geçtim kitap tam bir aktüalite,entellektüel bir birikim zenginliği var.





hayatımda ilk kez şu acı gerçeği düşündüm.
Sağlığına dikkat et.Zihnine ve kalbine dikkat et.Sahip olabildiğin en büyük zenginliğin onlar.
Çünkü bu hayatın ve insanların bizlere ihtiyacı var.kaç kişi yüreğini ve zihnini kullanma kapasitesine sahip !
Sağlığına dikkat et.Çünkü SGK kapitalist bir rejimin bize dayattığı esaretten başkası değil.Maaşlarımızdan kesilen sözde bizi sonra koruyan maaşımızı bize veren yine kendimiziz.Kimse bize bakmıyor.Sen kendine bakmalısın.Siyaset ,ahlak dinlemiyor.Kim ne olursa olsun. Benim kazandığım para bürokrasi sistemini doyuruyor.ben koyuyorum para,yeri gelince alırsın.Hatta bunu vermemek için ,sanki lütfediyorlarmış gibi,sanki onların parasını gaspediyormuşuz gibi emeklilik yaşını çıkartıyorlar.sadece almayalım diye,hırsızlık bu,sömürü.Hadi ki aldı,devlet bize bakmıyor.bizim paramızla personeli yüzümüze bakmıyor.bizim verdiğimizle doktor hakkını almıyor.Doktor ilgilenmiyor.İlgilenmiş gibi ilaçlar yazıyor,sorumluluk hissetmeden.Kendi paramızla bile.Paran varsa özel hastanelere gidiyorsun.Hadi sen gidiyorsun,ben gidiyorum.Ya gidemeyen; insan değil mi !
Neymiş bugünün yarını da var.Yarını düşünürsan SGK'ya değil kendine iyi bak.Sağlıklı beslen,Sağlıklı beslen,Sağlıklı hisset.
Doktorun ilaçlarına çok güvenen,leblebi gibi yutan bizler söz konusu gıda takviyesi önerilince 'öldürür mü diyoruz'
Sağlığına dikkat edeceksin.bu senin birincil vazifen.Ölmek için bile olsa ,diri öl !Kimseye muhtaç olma.Huzurevleri bile 10 milyar bağış istiyor.İlerini düşünüyorsan sağlıklı yaşa,sağlıklı !


Bunu öğrendim.
Neler öğreniyoruz değil mi !

İnsanları anlamanın boşuna olduğunu,
değiştiremeyeceğimi,
kendimi akılsız olarak düşünürken ,
hayatımda en çok kendimle uğraştığımı,
yaşıtlarıma göre çok düşündüğümü,
farklı gördükleri için incitildiğimi düşünürken
bunun bri ayrıcalık olduğunu gördüm
çünkü bu bendim....
 çok düşünürken ,beynimin nasıl küçülebildiğini gördüm

rüyamda hayatım boyunca hiç yapmadığım şeyleri yaptım mesela,
ilk kez yüzdüm hem de tehlikeli sularda,
yükseklik korkum varken ,
sana gelmek için nasıl gökyüzüne doğru tırmandığımı gördüm.
çünkü bu sene ilkleri bir kez daha yaşadım...

Daha ben böyle çok şey öğrenirim

bazı insanlar belki bu öğrendiğimi önceden öğrenmiştir ya da öğrenme zamanları olacaktır...

ne demiş Ataol Behramoğlu

YAŞAMDAN ÖĞRENDİĞİM BİR ŞEY VAR.....

sevgiyle....





4 Aralık 2013 Çarşamba

2.Konuşma


Tutunamayanlar - Oğuz Atay 

Sevgili dev adam,

beynim küçülmüş.bunu hakaret olarak söylemediler.bildiğin,tıbbi terimlerle söylediler.hani senin canın yandı beynin kanadı ya,benim de küçülmüş.bildiğin geri zekalıyım ben,tescilli atrofi
yaşın kaç dediler ,29 dedim ama kendimi 20'mde hissediyorum.hangi yaşım önemli dev adam,
biyolojik yaşım mı,düşündüğüm yaş mı,biyolojik yaşım mı,yoksa tıbbi beyin yaşım mı !

çok canım yandı dev adam.biliyorsun ,sen tanık oldun haykırışlarıma,içime atışlarıma,gözyaşlarıma.
hele bu sene canım ayrı bir acıdı.Yemin ederim sana,yaşamak bu kadar ağır gelmemişti bana.
hiçbir zaman 'hayat daha zor 'cümlelerini duymak şimdiki kadar acıtmamıştı.Daha fazla güçlenmem için mi gittin bilmem ama acıdıkça canım ,kendimi daha fazla korumak istedim.

sevgili dev adam,
kaç hafta oldu
gidemedim,
sanki gidersem seni görürsem 'seni kaçak kız yine kayıplara karıştın ,seni yalancı 'diye takılacaksın  diyeceğini sanıyorum.
ben de 'kendimi özleteyim' diye takılacağım.
hakkınızda bir rivayet duydum bugünlerde,siz bizim rüyamıza girince bizim ruhumuz sizin yanınıza geliyormuş.Siz istiyormuşsunuz !
peki ruhumuz geliyorsa,neden hala sizi özlemeye devam ediyoruz ,
bencillik mi bu ?
Sizlerin orda iyi olduğunu düşünüyorum aslında.


hatta benim canım çok yanıyor ya bazen,siz biliyorsunuz ,utanmasam- beni doğru anlasalar ,iyi ki öldüler onların bari canı yanmasın ,diyesim geliyor.
 diyecek oluyorum
susuyorum....
Mesela ilk kez bu sene yaşamak istemedim,ilkleri bu sene yaşadım ben...
çok şey için susuyorum...


 yeni işime geçtim bir gsm operatöründe müşteri temsilcisi oldum.beraber olsaydık neler kaynatırdık şimdi seninle...ne hikayeler döktürülürdü...Bugün Sabri amca ile tanıştım ,dev adam..ona gerçekten yardımcı olmak istedim.Sen ordan bir el uzatıver olur mu,çok beyefendi bir amcaydı.

Bu işimi de çok sevdim dev adam,
içimden bol bol şiir akıyor onlarla konuşurken
orhan veli gibi serseri akan dizeler
ece ayhan gibi yeni lugat türeyişleri
hiç ümit yaşar gibi romantik çıkmadı ama
bu işimi de sevdim,
bol bol tiyatro,şiir,edebiyatla özdeşleştiriyorum
bu işimi de böyle sevdim
ha unutmadan bir takım liderimiz var
bir tek ona kanım ısınmadı
hiç gülmüyor ,gülümsemiyor
ürküyorum ondan ,
bir el uzatıver ordan,

hergün servise bin,ye,iç,konuş,servise bin,gel ,

canımın yanışına alışıp ,acımalarını bile sevesim geliyor,
bana insan olduğumu hatırlatan bir duygum var....




     

26 Kasım 2013 Salı

1.kONUŞMA

her perşembe ve her cumartesi bugün planladığım bir etkinlik var demek istiyorum.Bugün şiir okumak için,öyküler okumak için ,bugün kaç aydan beri hazırlanmış olduğum tiyatro oyunu için....

Yelteniyorum saatler bulmaya,oyunum için kostümler bulmaya,oyunum için seninle afiş hazırlığı yapmaya..Para ayıracak oluyorum bir kenara ,afişlerin basımı için,bugün bir saat almak için,saatlerin tiktağına katlanabilmek için..Sen bilmezsin ben odamda saat tiktağını bile duymak istemem...
Oysa şimdi gözüm envai çeşit saatlerde...
günler haftalar geçiyor ,ama saatler geçmek bilmiyor.Oysa önceden saat nasıl geçerdi ,günler haftalar geçmeyi zor bilirdi !

Ne tersim ben değil mi ?
Sen gideli tersliğim daha bir belli olur oldu.Meğer bir heykeltraşın ellerinde de yontuluyormuşum !
Şair duyarlığın bu olsa gerek !

Önceden zaman yetmezdi.Her gün bir şeyler olurdu.Her gün ben de bir şey bulurdum.Evin yolunu bulmak için randevular verirdim.Şimdi ise iş dönüşü bir yerde tıngırdamak için fırsat kolluyorum.

Çayını özlüyorum.Sigaranı da özlüyorum.Sensiz içtiğim bir sigaranın tadı bile yok.
Bazen içim coşuyor.sana gelmek için,haykırmak için,ben anlatmadan senin beni anlatmanı bekleyerek,hayattan ve insanlardan,edindiğim iş tecrübelerinden gözlemlerimi anlatmak istiyorum.
Sonra aklıma geliyor yokluğun.vazgeçiyorum.eve gidiyorum.Canım dışarı çıkmak,arkadaşlarımla görüşmek istemiyor.

Çünkü seninle konuşuyorum,seninle,içimden ta derinlerden,beni bu şehirde bu hayatta anlayabilecek insanken.Bu kentte yalnızlığımı unutturacak tek kişiyken.Senin karşında yorulmadığımda....

kimse bu yazıma yorum yazmasa iyi.Çünkü herkes yorum yaptığında senin bu yazıyı popüler bulup okumayacağına inanıyorum...

Biliyorum sen benim blogumu okuyorsun ...

21 Kasım 2013 Perşembe

Bunu Blogumda Paylaşabilirim. Hürriyet Benim.



Hürriyet; gündeme dair cesur bir projeyle karşımızda. TBWA\ISTANBUL'un hazırladığı proje kısa zamanda oldukça ses getirdi. Din, dil, ırk, cinsiyet ayırt etmeden bireysel özgürlükleri konu alan projenin amacı Türkiye'nin dört bir yanından insanların hürriyetlerini dile getirmeleri ve seslerini duyurmaları...

Bu proje katılımcıların kendi hürriyetlerini anlatmaları için tasarlandı, katılımcılar videolarını oluştururken ilham versin diye de bir film hazırlandı.

Hürriyet, herkesi kendi hürriyet cümlelerini yazmaya ve hürriyet şarkılarını yaratmaya davet etti. Kullanıcılar içinde kendi fotoğraflarının da olduğu hürriyet filmleri yaratabiliyor ve bu filmleri sosyal medyada dilediğince paylaşabiliyor. Ayrıca seçtikleri mesaj ve fotoğraflarından oluşan bannerı hurriyet.com.tr sayfalarında yayınlanıyor. Kısaca proje tamamıyle interaktif bir proje olarak kurgulandı. www.hurriyetbenim.com üzerinden ilham verici videoyu seyredebilir, kendi video ve bannerınızı yaratabilirsiniz.

"Hürriyet Benim" filmi, daha TV’ye çıkmadan viral olarak sosyal medyada gösterildi ve çok kısa sürede yayılarak; sosyal medyada konuşulmaya ve paylaşılmaya başlandı. Kullanıcıların katkılarıyla yapılan klipleri Twitter'dan #hürriyetbenim hashtag'iyle takip edebilirsiniz.

Ben de kendi videomu oluşturdum ve benim için hürriyetin ne demek olduğunu anlattım. İzlemek için;

Bir boomads advertorial içeriğidir.


16 Kasım 2013 Cumartesi

Şiir adamı keyif adamı



Dev adam gitti.Hani derdim ya size Keyif Sanat Kahvesi,Keyif Sanat Kahvesi diye.Hani her hafta şiir akşamları olurdu.Hani öyküler okurduk.Az şey anlatmadım mekan hakkında.Aslında ne zaman birini tanısam ,ne zaman edebiyat sanat hayat insanlar hakkında konuşsak,kitaplar veya şiir tutardım elinden Keyif'e götürürdüm.Talat İçöz ile tanıştırırdım.Gönlü dev kendisi dev adam...

Hakkında çok şey konuşulacak,gidişiyle büyük bir süpriz yaşatan özel insan....

ARTIK YOK!

Dev Adama...
Şiirlerin bende dev adam,blogumu gökyüzünden takip ettiğinden eminim.Şiirlerini bir gün belki burda yayınlarım.Kıskanmayı bıraktığım gün..
Biliyorsun seni ve Keyif'i kıskanmak bu son günlerde bulaşmıştı bana.Yüreğimin bir bildiği varmış meğer,seni kıskandığımdan zahar...Eskisi gibi her yeni tanıştığım kişiyi hemen kolundan tutup getirmiyordum sana...

Kaldım mı yine bir başıma böyle,
bir başıma ,dımdızlak yine!....

bugün sana gelmek için çok yeltendim,
sonra gözlerim gezindi Kahve sayfasında,
çakıldım yerimde,kıpırdayamadım,
seninle içtiğimiz çayı,tüttürdüğüm sigaramı,soluyamadığım dumana gülmek istedim
Anlayamadığım insan ilişkilerini düşündüm
seninle konuştum
kıpırdayamadım yerimden,içimden konuştum

 Şiir değil bu Talat İçöz ,
sen bilirsin beni,
böyle yazarım ben içimden geçenleri....


Kelalaka durumların gün dökümü

evliymiş
çocuğu varmış
bayağı sorunları olmuş
karısı çok iyiymiş
karısını aldatmış
çok iyiymiş o da ,
bayağı sorunları varmış bir ara
onu burda görünce çok şaşırmış

aman ne güzel,
orman ne güzel ne güzel,




bugünkü yaşadığım durum da ,duyduklarım da
aynen böyle kel alaka !

Öyküler döktürmeye devam,,,,

sağlıklı beslenme aktivistliğine devam ...
şimdi bunun yanına çağrı merkezinde müşteri temsilcisi olma yoluna başladım...

Bu hayat beni tiyatro çevirsin,öykü yazsın diye getirmiş dünyaya,

yaşadığı her olumsuzluk ve şanssızlığı kendine ödül gören kızdan selamlar,

Yaşamak için hayallere
hayalleri gerçekleştirmek için çalışmaya ,
çalışmak için sabretmeye devam......


14 Kasım 2013 Perşembe

Adını siz koyun

yaşadığınız acıdan,kayıptan dolayı özel bir insan olduğunuzu hissettiniz mi?
neden gitti diye ahlar vahlar edinip,
bir yandan canın çok yanıp...

sevdiğiniz ,benimsediğiniz,canınızın içi kabul edip sonra suistimal edildiğiniz için sustuğunuz,
günlerce ağlayıp zırladığınız,sizi anlayacak insanın artık geri dönmeyecek olmasına,
tek sigaranın ve çayın onunla keyifli olup onunla edebiyat,sanat,hayaller,insanlar,herşey ama herşey üzerine konuşup,o gittiğinde derin bir boşluk hissettiğiniz,
onu kaybederken bile duyduğunuz acıdan özel olduğunuzu
hissettiniz mi?

her defasında artık bu işi devam ettireceğim,benim de artık devamlı bir işim olacak,birikim yapıp hayallerime daha kolay erişeceğim,bu iş ortamım çok iyi sanırım bu kez tam oldu derken
sonra hayatınızın tepe taklak olduğunu görüp tekrar iş değişikliği yapıp kendini o işte ıspatlamaya çalışırken didindiğiniz,didinirken bile özel olduğunuzu hissettiniz mi?


hayatın ,senin hayallerine doğrudan değil de dolaylı olarak gerçekleştirmesine sebep olduğu için,dolaylı gerçekleştirirken de bazılarına göre daha çok kendini yetiştirdiğinde ve farklı olduğunu gördüğünde,seni kategorize etseler de ,canın çok yansa da,nazarlar değse de bir yerlerine,canın çok çok çok yansa da,
özel olduğunu hissettin mi bunları yaşadığınız için ?

küçük bir şehir senin ihtiyaçlarına karşılık vermiyorsa,
canın opera izlemek,bale izlemek,klasik müzik resitallerine gitmek,caz festivallerine katılmak,farklı sergi ve bienalleri görmek,sokak sanatinı görmek isteyip bir yandan bunları okuyup araştırıp,gitmiş kadar olmayıp ama gitmiş gibi bilgi sahibi olup kendi şehir insanının vizyonundan bir nebze sıyrılıp kendini bir yerde dünya vatandaşı gibi görüp ,hem o kısıtlılığı yaşayıp canın sıkılırken hem de ona ulaşmak için yaşadığın vehametin başarı mutluluğunu yaşamak...hem tezat hem özel hissetmek değil midir ?

ve daha bir çok şey sayabilirim...biliyorum içinizde birileri benim gibi düşünüyor,aynı olmasa da bazı noktalarda veya kendi durumlarında...

işte ben bu durumlarda hem canımı yakıp hem de kendimi özel hissettiğim oluyor ,

tıpkı keyif sanat kahvesin'deki dev adam hayatımdan bir ay önce çıkıp gittiğindeki hissettiğim gibi...
canım çok yanıyor ama onu tanıdıığım için de özel hissediyorum...

şimdi olsaydı yanımda bir çay koyardık.sigaramızı yakardık,
yanında cannetti,borges,ece ayhan tınıltıları...
bu yazı böyle sonucu olmadan asılı kalsın
ölümünü gördük,yazının sonucu şart değil ya.....

Ah senin hiçbir zaman okunmaya yakıştıramadığın şiirlerin...Oysa ne kadar güzeldir onlar.....

Keyif Adamı Ailesi

Ataol Behramoğlu şiirlerini okurken




3 Kasım 2013 Pazar

Vitaminlerle Günlük Hayatımız




Teee iki yazı öncesinde size söz vermiştim.Size Vitaminlerin Kutsal Kitabı Earl Mindell'den aldığım notları aktaracaktım.

Üstüne üstlük İstanbul'da gittiğim Extravaganza izlenimlerimi anlatıp Ucla Beslenme Labaratuarı Dünya Obezite Kürsü Başkanı bilim adamı David Heber'den aldığım notları aktaracaktım.
Geç olsun güç olmasın diyerek,bu geç kalıştan dolayı affımı dileyerek paylaşmak istediğim notları bilginize sunuyorum....

Bilmiyorum sever misiniz belgesel izlemeyi ama öncelikle şu belgeseli bulup izleyin derin :)
National Geografic -Muhteşem İnsan Vücudu !

NİASİN’İN VÜCUDUMUZDAKİ ROLÜ (B3 VİTAMİNİ)
*Vücut kendi niasin ihtiyacını triptofan aminoasidini kullanarak üretebilir.
*Vücudunda B1,B2 ve B6 yetersizliği olanlar niasin üretemeyebilirler.Niasin yetersizliği olumsuz kişilik değişimlerine neden olabilir.
*Niasin yetişkinlerde günlük önerilen miktar 13-19 arasında söylenirken,emziren annelerde 20 mg’dır.
*Östrojen,testosteron,kortizon,progesteron,thyroxine ve insülin için temel besin vitaminidir.
*Sağlıklı sinir sistemi ve beyin işlevleri için gereklidir.
*Metobolizmayı düzenli değiştirir.Sağlıklı bir sindirim sistemine etkendir.
*Sağlıklı bir cilt için gereklidir.
*Migren kaynaklı baş ağrılarının önlenmesi ve yatıştırılmasına yardımcı olur.
*Dolaşımı artırır ve yüksek tansiyonu azaltır.
*Vertigo semptomlarını azaltır.
*Enerjiyi artırır.
*Aft yaralarının ve kötü kokulu nefesin yokedilmesine yardımcı olur.
Olaki niasinden kaynaklı kızarma oldu,20 dk.sonra geçecektir.Bir bardak su içmeniz yeterlidir bu durumda.
Not:Güneş ışığına karşı hassasiyetiniz varsa niasin yetersizliğinin erken göstergesidir.

B1 VİTAMİNİ (THİAMİN)
*bütün B vitaminleri gibi herhangi bir fazlalık vücuttan atılır,depolanmaz.
*b vitanleri birarada kullanıldığında daha güçlü etki gösterirler.
*hastalık,stres,ameliyat sırasında kullanımı artırılmalı.
*moral vitamini olarak bilinirler.Zihinsel faaliyet üzerinde ve sinir sistemi üzerinde büyük etkisi vardır.
*büyümeyi geliştirir.
-karbonhidratların sindirimine yardımcı olur.
*sinir sistemini,kasları,kalbin ritmik ve düzenli atmasını sağlar.
*hava ya da deniz tutmasını önler.
En yaygın günlük dozlar 100mg’dan 300mg’ye kadardır.
*b12 vitamini ile kullanılırsa strese karşı ve diğer durumlarda daha etkilidir.

B2 VİTAMİNİ (RİBOFLAVİN)
*Vücuttan atılan miktar vücudun ihtiyacına bağlıdır ve buna protein kaybı da eşlik edebilir.
*düzenli olarak alınmalıdır.
*en yaygın vitamin yetersizliği b2 vitaminidir.
*büyümeye ve üremeye yardımcıdır.
*sağlıklı bir cilt,tırnak,saç sağlar
*göz yorgunluğunu azaltır.
*karbonhidratların,yağların,proteinlerin metobolize edilmesi için diğer maddeler ile işlev gösterir.
*migren tipi baş ağrılarının yatıştırılmasını sağlar.

B6 VİTAMİNİ (PİRİDOKSİN)
*Sindirimin ardından 8 saat içinde vücuttan atılır.Yiyecekler ile beraber vitamin desteği sağlanmalıdır.
*yüksek protein tüketildiğinde gereksinim artar.
*antikorların ve kırmızı kan hücrelerinin üretimi için sürekli varolmalıdır.
*b12 vitaminin emilimi için gereklidir.
*hidroklorik asit ve magnezyum üretimi için gereklidir.
*süt ürünleri b6 yönünden zayıf kaynaklardır.
*kalp hastalığı riskini düşürür.
*bağışıklık sistemini güçlendirir.
*böbrek taşı oluşumunun önlenmesine yardımcı olur.
*protein ve yağı tamamen asimile eder.
*niasine dönüşmesine yardımcı olur.
*sinir ve cilt rahatsızlıklarının önlenmesine yardımcı olur.
*mide bulantısını azaltır.
*yaşlanmayı önleyici nükleik asidin uygun sentezini destekler.
*ağız kuruluğu ve idrar sorunlarının azaltılmasına yardımcı olur.
*gece kas spazmlarını,bacak kramplarını,ellerin uyuşmasını,el ve ayaklardaki sinir iltihaplarını formlarını azaltır.

B12 VİTAMİNİ (KOBALAMİN)
*Temel mineral unsurlarını içeren tek vitamin.
*vücuda fayda sağlaması için emilim sırasında kalsiyumla birleştirilmeye ihtiyaç duyar.
*düzgün işlev gösteren tiroid bezi b12’nin emilmesine yardımcı olur.b12 yetersizlğinin etkisinin vücutta görülmesi 5 seneyi bulur.
*vücutta depolanan tek vitamin.Vücuttan ancak 3 senede çıkar.
*kırmızı kan hücrelerini biçimlendirir,üretir,anemiyi önler.
*kalp hastalığı riskini azaltır.
*büyümeyi destekler.çocuklarda iştah açar.
*enerjiyi artırır.
*sağlıklı sinir sistemi sağlar.
*yağları,karbonhidratları,proteinleri,uygun şekilde kullanır.
*asabiyeti yatıştırır.
*konsantrasyonu ,belleği,dengeyi geliştirir.
*sigara nedenli  kansere karşı  korur.
*kemiklerin güçlenmesine,osteoropozun önlenmesine yardımcı olur.
*folikasitle birleştirildiğinde etkin bir canlandırıcıdır.
*adet dönemi sırasında ve öncesinde kadınlar b12 vitaminini yararlı bulurlar.

BİOTİN(KOENZİM)
*Yağ ve proteinin normal metobolizması için gereklidir.
*Bağırsak bakterisi tarafından sentezlenebilir.
*çiğ yumurta vücutta emilimini önler.
*B2,B6,niasin,A ile sinerjiktir ve sağlıklı cilt sağlar.
Saçların beyazlaşmasını önlemeye yardımcı olur.
*saç dökülmesi için tedavide yardımcı olur.
*kas ağrılarının iyileştirir.
*egzama ve deri iltihaplanmasını azaltır.
*kırık ve çatlak tırnakları önler,iyileştirir.

FOLİK ASİT
*Kırmızı kan hücrelerinin formasyonunda temeldir.
*proteinin metobize edilmesine yardımcı olur.
*Nükleik asitlerin üretiminde önemlidir.
*Vücut hücrelerinin bölünmesinde temeldir.
*Şeker ve amino asitlerin kullanımı için gereklidir.
*Homosistein seviyelerini düşürür,kalp hastalığı riskini azaltır.
*doğum kusurlarını önler.
*Daha sağlıklı görünen bir cilt sağlar.
*Ağrı kesici görevi görür.
*Pantotenik asit ve PABA ile birlikte kullanıldığında saçların beyazlaşmasını geciktirir.
*iştahı artırır.
*Aft yaralarını önlemeye yardımcı olur.
*Aneminin etkisini azaltır.
*Laktasyonu geliştirir.
*C vitamini alımı folik asidin vücuttan atılmasını artırır.C vitamini alan kişi folikasit  alımını artırır.

PANTOTENİK ASİT (B5 VİTAMİNİ)
*Hücre yapımında,normal büyümeyi sürdürmede ve merkezi sinir sisteminin geliştirilmesine yardımcı olur.
*Adrenalin bezlerinin düzgün işlev göstermesini sağlar.
*yağ ve şekeri enerjiye dönüştürür.
*yaraların iyileştirilmesi için etkilidir.
*enfeksiyonla savaşır.
*ameliyat sonrası şoku tedavi eder.
*bitkinliği önler.
*Birçok antibiyotiğin ters ve zehirli etkisini azaltır.
*kolestrol ve trigliseridi düşürür.
Not:eksikliğinde hipoglisemi kan ve cilt rahatsızlıkları olur.
*ellerin sık sık karıncalanıyorsa diğer B vitaminleri ile beraber pantitonik asit vitamininin alımı artırılmalı.
*stres durumuna karşı savunma sağlar.
DOYMAMIŞ YAĞ ASİDİ –LENOLEİK ASİT ( F VİTAMİN)
*12 çorba kaşığı ayçiçeği çekirdeği bir günün toplam ihtiyacını karşılar.
*Ağır karbonhidrat tüketimi,ihtiyacı artırır.
*Doymamış yağ-dengeli olarak ikiye bir oranında alındığında-doymuş yağın yanmasına yardım eder.
*kolestrolün atardamarlarda depolanmasını önlemeye yardımcı olur.
*X ışınlarının zararlı etkilerinden korumaya çalışır.
*Bezlerin faaliyetini etkileyerek ve kalsiyumu hücreler için ulaşılabilir hale getirerek büyümeye ve sağlığa yardımcı olur.
*Kalp hastalığı ile savaşır.
*Doymuş yağları yakarak kilonun azalmasına yardımcı olur.
Not : Yetersizliğinde egzama ve sivilce oluyor.

SÖZLÜK
TRİPTOFAN NEDİR ?
Beyin tarafından-B6 vitamini,niasin,magnezyum ile beraber-serotonin (beyinle vücudun biyokimyasal uyku mekanizmalarından biri arasında mesajlar taşıyanbir nörotransmitter)üretmek için kullanılan temel bir aminoasittir.
Doğal uykuya yardımcı olur.
Ağrı hassasiyetini azaltır.
Uyuşturucu olmayan bir antideprasan olarak işlev gösterir.
Migrenleri hafifletir.
Gerilimi azaltmaya yardım eder.
Vücudun alkolle ilgili bazı kimyasal rahatsızlık etkilerinin sıkıntısını hafifletmeye ve alkolizmin kontrolüne yardımcı olur.
NOT:
Doymuş yağlar,hayvansal;doymamış yağlar bitkiseldir.

HASTALIKLAR SIRASINDA BESİN DESTEKLERİNE NEDEN İHTİYAÇ DUYARIZ?
Hastalık sırasında vücut stres altındadır.Hücreler yok edilir,besinlerden mahrum kalan tükenmiş adrenalin bezleri düzgün olarak işlev gösteremez .Vücudun stresle mücadele eden ekibi olan C vitamini,B6 vitamini,folik asit ve pantotenik asit şiddetli bir şekilde tüketilir.Çinkoya ve C vitaminine daha yüksek miktarlarda ihtiyaç duyulur.
“Ateşin ve stresin vücudumuzdaki en temel besinleri talan ettiğini bildiğimizden,besin desteklerinin önemi aşikardır. Yemek ile birlikte alınmalıdır”
“Safra kesesi taşları,çoğunlukla kristalize kolestrol kitleleridir.günde 1-3 kez, 1 yemek kaşığı lesitin granül ve günlük 500-1.500 mg.taurin alınmasını öneririm.Rafine karbonhidratlardan,doymuş yağlardan kaçınılmasını,daha fazla yulaf yenmesini öneririm.
“zencefil,kemoterapi tedavisinde mide bulantısı ve kusmanın yan etkilerini azaltmada yardımcı olur.”
“soğuk ayakların nedeni tiroid bezlerinizin yeteri kadar tiroksin üretmemesinden kaynaklanıyor olabilir.Niasin ve E vitamini de dolaşıma yardımcı olur.Gingkgo biloba,arginin tableti alınması önerilir.”

BAZI YİYECEKLERE AŞIRI İSTEK NE ANLAMA GELİYOR?
MUZ: vücudun potasyuma ihtiyacı var.Kortizon alan kişiler –çünkü potasyumu çalar-muza arzu duyarlar.
PEYNİR :Sevmekten çok tutkuluysanız gerçek açlığınızın nedeni kalsiyum ve fosfor eksikliğidir.Daha fazla brokoli tüketin.Kalsiyum ve fosfor yönünden yüksek ve kalorisi daha azdır.Yenilen peynir işlenmişse farkında olmadan aliminyum ve tuz alıyorsunuz demektir.
ELMA :Oldukça fazla doymuş yağ yemeye eğiliminiz varsa bu elmaya olan arzuyu açıklar.kalsiyum,magnezyum,fosfor,potasyum ve kolestrol düşüren pektin için harika bir kaynaktır.
TEREYAĞI : bir çok vejetaryan, tereyağına düşük doymuş yağ alımları nedeniyle arzu duyar.
SERT KABUKLU YEMİŞ :Arzuluyorsan,Daha fazla protein,B vitamini yada yağ alabilirsin.
DONDURMA :yüksek kalsiyum içermekle beraber içeriğindeki şeker için hipoglisemikler ihtiyaç duyar.
TURŞU : tuzun peşindedir.Turşu aynı zamanda doyurucu miktarda potasyum içerir.
YUMURTA :protein (2 yumurta 13 gr)sülfür,aminoasitler,selenyum bir yana sarısının yağ içeriğini ya da paradoksal olarak kolestrol ve yağ çözücü kolini ararlar.
ZEYTİN:tiroid yetersizliği olanlar genelde zeytine ulaşırlar.Tuz içindir.
SOĞAN : baharatlı gıdalara duyulan özlem akciğer ve sinüs sorunlarının göstergesidir.
ÇİKOLATA:Şeker ve kafein bağımlısı olanlar çikolataya özlem duyar.Yenmek için keçiboynuzunu deneyin.
EKŞİ MEYVELER :safra kesesi ve karaciğer ile ilgili olan sorunları gösterir.
MSG ÇİN YEMEĞİ(CİPS,HAZIR ÇORBA,TAVUK ET TABLET ) tuz yetersizliğidir.

YEŞİL ÇAY:Polifenoller açısından zengindirler.güçlü kanser savaşçısı.düzenli olarak içen kişilerde mide,akciğer,yemek borusu,pankreas,kalın bağırsak kanseri ihtimali azdır.Antioksidanların,detoks enzimlerinin üretimini uyarır.Kanser yapıcı değişiklikleri engeller.Anormal kan pıhtılarını engeller,yüksek kan basıncını düşürür.iyi HDL kolestrol seviyelerini artırır.Minik yudumlarla içildiğinde bakterilerin dişlerinize yapışmasını engelliyor,diş çürüklerini önler.Yeşil çayın özelliklerinden faydalanmak için günde 5-10 fincan içmek gerekiyor.
Kulak uğultusu:manganez ve potasyum


ALINTI YAPILAN KAYNAK :
VİTAMİNLERİN KUTSAL KİTABI –Vitaminler,mineraller,şifali bitkiler,antiaging besin destekleri,alternatif terapiler ve optimal sağlık için eksiksiz bir rehber –EARL MINDELL-çev.Yeşim Özkardeşler Şallı-PRESTİJ YAY.
                                                               1.BASIM :Mart 2009

Tüm bu vitaminleri tek bir yemekte hücrelerimize almak mümkün müdür ?
Elbette,tabi !
Buyrun burda !
Ayrıntılı bilgi almak isteyen arkadaşlarım 
sukriyesukrankarahan@gmail.com adresine yazabilirler ,
















30 Ekim 2013 Çarşamba

Hayallerden Uzanan...


Uzun bir süre oldu mimlenmeyeli.Daha doğrusu mim cevaplamayalı.
Çünkü ben aslında beğendiğim mimleri cevaplıyorum mimlensem de mimlenmesem de.Uzun süre ara vermiştim kendimce.
Sonra blog gezintilerimi yaparken ve yine Deep'in paylaştığı mimi okurken tesadüfen bir baktım mimlenmişim ben.Deep tarafından da mimlenilmek güzel bir durum.Blogların gizemli prizmatik şeker bloggerı o.
Aranızda onu tanımayan pek yoktur ama ola ki küçük minnacık bir ihtimal sayfasını burdan ziyaret edebilirsiniz ve mim yazısını da :)




Hayal kurmayı herkes sever sanıyordum ben önceden ama.Sevmeyenler de varmış !
Oysa hayal kurmak yaşamanın bir başka boyutu bence,
Hayal kurmak hayatımın bir parçası olduğu için yazmadan duramazdım.Teşekkür ederim Deep,kulakların şu an güzel bir konçerto müziği gibi çınım çınım çınlasın inşallah :)

Hergün hayatım ne kadar yoğun olursa olsun hayal kurarım ben.Hatta onun için ayrı bir zaman dilimi oluştururum.Boş kaldığım her saniye benim için hayal anı.O an temizlik yapmam gerekip misafir ağırlamam gerekse bile hayallerimi öyküleştirip tiyatral hale getirdiğim oluyor laf aramızda.
Moralim çok bozuksa bile mesela kendimi sahnede hayal ediyorum,direkt modum değişiyor.



Hergün kendime ayırdığım rutin hayal anlarım ise mutlaka müzikle oluyor.
Bazen bir sinema filminde oynuyorum,TV dizilerine sıcak bakmıyorum ama Yalan Dünya dizisinde kendime bir karakter çiziyor oluyorum,olmadı Nil'ce şarkılar söylüyorum.Bazen rock müzikler söylüyorum sahnede.Bazen ise deli gibi dans ediyorum,bazen ise artistik danslar yapıyorum.Mesela bir keresinde kendimce zor bir hareketi çalışa çalışa yapmıştım,


Bazen müzikal tiyatrolarda oynuyorum...Bazen kendim açıyorum sahnemi,tiyatro merkezimi.Bir bakıyorum orası bir Yaşam merkezi olmuş çıkmış.Sabah insanlar geliyor mutlu,beraber kahvaltı shakelerimizi içiyoruz,sporumuzu yapıyoruz,gün arasında yeşil çaylarımızı,türk kahvemizi yudumluyoruz,provalar oluyor ,müzik oluyor eğleniyoruz,herkes sakin,mutlu ,dingin,
herkes bir başkasına yardım ederek mutlu oluyor.
Kimse yanımda evlenmem gerek,çocuğum olmuyor ,param olsa şu kürkü alırım,evleneceğim ama kaynana 5 bilezik yapmıyor ,demiyor...



bazen de Oscar töreninde,Cannes 'da görüyorum kendimi.Tony ödülüne de layık görülebilirim değil mi:) 
Hatta hayal bu ya,işi abartıp bir edebiyat ödülüne de layık görülebilirim.Mesela Haldun Taner Öykü Ödülü...Tabernakul,Nobel,Pulitzer...biri beni durduurrrrrrrrsuuun :D


Büyük bir evde 10 çocukla beraber kalmak...Onlarla kurabiye yapmak onlarla top oynamak onlarla dans etmek sonra aynı yerde büyüklerin de olduğunu düşünmek tavla şakalaşmaları,aile kutlamaları,dayanışmalar....

Arada da tek başına kalmak istediğimde sığınabileceğim küçük bir antresola bir liman yani ev....
Mutfak ,salon alt taraf,merdivenlerden .çıkıldığında yatak odası ve çalışma köşesi,banyoda mutlaka küvet ,ve küvet cam kenarında veya gerçekmiş gibi görünen bir deniz manzarası...

Sevdiklerime kullanışlı bir ev....



Araba maraba yok.Motor da yok.eğer çok lazım olursa kiralanır.
Bisiklet olur ama.Genç,yetişkin,çoluk çocuk ,yaşlı selemize sandviçlerimi koyar kır gezilerine gideriz.

Paranın pulun malın mülkün,kişisel gelişim zırvalıklarının rafa kalktığı sevginin ,anlayışın ,hoşgörünün,kahkahaların ,sağlığın konuştuğu güzel anlar kuruyorum...
Kimi zaman Paris'de olup Edit piaf dinleyip Chanel kıyafetleri giyerken,
Bir yandan Travis -closer dinleyip country ev halinde olduğum oluyor,
Bazen eski zaman kıyafetleri ginip Grease esintisi oluştururken,
bazen Chicago müzikleriyle kadınsı ve hayat dolu ve feminen oluyorum
Bazen popüler müzik dinliyorum,o zaman da fabrikasyon seri üretime kaçıyorum,yani herkes ne giyerse ondan,
Brahms esintileri dinlediğimde de uzun kuyruklu vücudu saran kıyafetler için mağrur bir kadın gibi....


Hep böyle güzel olmuyor bazen tabi,
Bazen kurduğum kötü bir hayale bile aldanıp ağladığım oluyor.Bilmem nedendir kaptırıveriyorum...

Sonra da bir bakıyorum her biri yazılmayı bekliyor....
Yetmiyor şimdi bunları Pinterestte görselleştirmeye başladım.Aştık azizim aştık !

Geçen gün şunu derken buldum kendimi :
"Acaba ben kafayı mı yiyorum ?"
"yoksa gerçeklerden mi kaçıyorum"

Ne zaman bunu düşünsem kendimce uçuk gördüğüm hayalim gerçekleşti.Demek az kalmış bir şeyler için daha !


Hayaller kurulur,öyküler yazılır...Veee açılır perdeeeee :)

Mimlediğim kişileri buraya yazmıyorum.Sayfanıza gelip tek teeek söyleyeceğim ,

Seviyorum sizi,
Özletmeyin kendinizi ....

Not : Fotoğraf mı ?Yok canım o kadar da bana kalsın ;)

 
 

26 Ekim 2013 Cumartesi

.............................

Merhaba,

Günlerden beri yeni bir yayın yazmak için didindim.Ama ne yalan söyleyeyim bloga yazacak iç açıcı bir şeyler yazmak henüz içimden gelmiyor.
Garip bir içine kapanıklık var.Kendimi tanımlamakta,anlamakta zorluk çekiyorum.Haliyle bu halim bazen çevreme olumsuz yansıyor.Fena gelgitli durumlar anlayacağınız...
Kayıtlarda yayınlanmayı bekleyen bir kaç yazım daha var önceden.Ama paylaşmak bile içimden gelmiyor.
Ama işten ilk fırsat bulduğumda uzuuuuun süreden beri ziyaret etmediğim gözardı etmek durumunda olduğum bazı bloglara ziyarete gidip yorumlar bırakıyorum.Sayelerinde isigami öğreniyor,Anne Ben Barbar mıyım bienaline gitmiş gibi oluyor ordan ver elini Londra demiş gibi gezilere çıkıyorum oturduğum yerde.Ve uzuuuuun süreden beri ara verdiğim öykülerime dönüş yaptım.Artık hergün kısa öyküler yazma çalışmaları yapıyorum....Belki birilerini yanımda hissetmek,hatırlarını yaşamak için kimbilir...Belki'si fazla ,öyle....
bu sırada blog ziyaretleri sırasında Betûl Mardin'i okuyorum.Buyrun siz de okuyabilirsiniz,herkese lazım!
KEndimi bazen saçma sapan espriler yaparken buluyorum.Telefonda da soruyorlar :
-Sen bir şey mi içtin ?
-Yooo
-ne bileyim,bir tuhaf konuşuyorsun?
(Bu arada karşıdaki şahsın ağzı yamulmuş,tek kaşı havaya kalkmış,bir eli saçında kaşınıyordur)
Öyle çok çalışmak istiyorum ki ,bir şey düşünecek,bir şeyin yokluğunu hissedecek zamanım bile olmasın.Tabiri caizse başımı kaşıyacak vaktim olmasın!

Sonra pek bir uykucu oldum bu aralar.
keşfettiğim de bazı müzikler var .

Sonra arada Edith Piaf ,Dvorak Yeni Dünya senfonisi,Mozart'ın Zaide'si,sonra Tchaikovsky -Scene Black Swan,Giazotti-Adagio takip ediyor.
bu son günlerde Ferhat Göçer'in son şarkısı Yarabbim şarkısı da hoşuma gitmedi değil.Pek sevmem aslında ama bu şarkının sevgi voltajı yüksek.Ama bir süre sonra o da sıktı beni.
Ki,ben şarkıları çok dinledikçe bağlanırım.Bazısından soğudum mu tam soğuyorum.Onları çok dinlemeye gelmiyor.
Bu şarkıyı günlerden beri belki dinlediğim 1000i bile geçti.Telefonumda,bilgisayarımda,zihnimde  hep bu şarkı :)
Sanki bana O'nun hediyesi....
Öyle işte,
başka diyeceğim bir şey yok....

7 Ekim 2013 Pazartesi

Teknoloji Harikası Yataklarda Büyük İndirim...


İyi uykunun, sağlıklı yaşamın olmazsa olmazlarından biri olduğuna inanan İşbir Yatak, herkes sağlıklı uyusun diye yaptığı Büyük İNDİRİM KAMPANYASI ile 2013 yılına damgasını vurdu...

Yaşamımızın 3’te birini uykuyarak geçiriyoruz…

Uyku, nefes almak, yemek yemek ve su içmek gibi sağlıklı bir yaşam için vazgeçilmez bir zorunluluktur. Vücudun kendisini yenilediği dönemdir. Bu yenilenmeye izin vermezseniz bedeniniz ruhunuzdan önce yaşlanır. İyi yaşamanın, huzurlu ve sağlıklı olmanın yolu, her şeyden önce iyi bir uykudan geçer. İyi bir uyku içinse doğru yatağı seçimi çok önemlidir. Doğru bir yatak, vücudun doğal omurga eğrisini korumasına yardımcı olurken, yanlış seçilmiş bir yatakta uyumak, kaslar, sinirler ve damarlar üzerinde baskı yaparak bel ve sırt ağrılarının oluşmasına neden olabilir.


Yaşamımızın 3’te birini geçirdiğimiz uyku ortamı aslında en fazla yatırım yapmamız gereken alanlarından biridir.

İşbir Yatak, uyku sağlığının sağlıklı yaşamın vazgeçilmezlerinden olduğu inancıyla, yatak ve uyku konforuna dair kaliteli, sağlıklı ve teknolojik ürünler üretiyor. İlk olarak NASA tarafından geliştirilen viskoelastik malzemeyle, 5 yılı aşkın ar-ge faaliyetlerinin ardından, yatak sektöründe devrim niteliğindeki “VİSKOELASTİK AKILLI YATAK VISCOSTAR”ı üreten İşbir Yatak uyku sektörüne kazandırdığı diğer teknolojilerle de, Türkiye’de yatak sektöründe kalite ve sağlık bilincinin hızla ilerlemesinde önemli role sahip.

Güne dinlemiş, dinç, keyifli ve mutlu hissederek başlamak için kaliteli uykuyu seçin...

Son yıllarda uyku konforuyla ilgili artan sağlık bilinciyle birlikte tüketici eğilimlerinin değişim gösterdiği gözlemleniyor. Günümüzde artık tüketici yatmak için herhangi bir yatak seçmek yerine, özellikleriyle kişisel ihtiyaçlarına en doğru çözüm olacak bir ürün seçmeyi tercih ediyor. Tüketiciler, yatağın bir sağlık ürünü olduğu farkındalığı ile, tercihini, ucuz ve sağlıksız ürünlerden, özellikli ürünlere kaydırmaya başlamış durumda.

Sağlıklı bir uyku için gereken tüm teknolojiler İşbir Yatak’ta…

İşbir Yatak, misyon olarak benimsediği, “dünyada gelişen teknolojiyi sektöre adapte etme” ilkesi doğrultusunda, ürettiği üstün teknoloji yataklar ile sağlığına ve konforuna önem verenlerin birinci tercihi.



Kullandığı “açık hücreli visko teknolojisi”, sadece İşbir Yatak için Türk mühendisleri tarafından üretilen patentli “polimer yay teknolojisi”, tüm yataklarda kullanılan ve ultra hijyen sağlayan lisanslı “Quallofil® Allerban®” dolgu teknolojisi, yatakların lavanta kokmasını ya da A,C ve E vitamini deposu olmasını sağlayan özel “nanoteknoloji” ile üretilmiş yatak kumaşları, anti-stres etkiye sahip yatak, at saçı yatak, hindistan cevizi özlü yatak, masaj yapan yatak, sporcular için özel nem tutmayan, dolayısıyla uykuda terleme sorunu önlemeye yardımcı olan yatak, yatak kliması gibi yeniliklerle, her anlamda ve her zaman pazarda yatak modasının öncüsü konumunda.

Teknolojik yatak denince akla ilk olarak İşbir Yatak geliyor....

İşbir Yatak, gerek yurtiçinde gerekse yurtdışında konusunda uzman kurum ve kuruluşlarla işbirliği halinde olmaya devam ediyor ve ürünlerinde kullandığı tüm teknolojileri laboratuvarlarda test ettirip sertifikalandırıyor.






İşbir Yatak’tan “herkes sağlıklı uyusun” diye, yatak sektöründe yıla damgasını vuran büyük İNDİRİM KAMPANYASI


*VISCOSTAR Viskoelastik Akıllı Yataklarda %30 (ErgoPlas Polimer Yaylı Viskoelastik Akıllı Yatak hariç), Pocket Spring Paket Yaylı Yataklar (Elite Pocket Ergonomik Ortopedik Paket Yaylı Yatak hariç) ve Lateksit Ergonomik Yaysız Yatak grubundan CocoDream Hindistan Cevizi Lifli Organik Yatak ve Troia At Saçı Yatakta %20 indirim yapılmaktadır. Diğer tüm yataklarda (Açelya, Ekoyat ve bebek yatakları hariç) tek kişilik yataklara 1 adet, cift kişilik yataklara 2 adet Promed yastık bedelsiz olarak verilmektedir. Kampanya, 1 Eylül – 31 Ekim 2013 tarihleri arasında kampanyaya katılan İşbir Yatak Uyku Merkezleri’nden yapılan alışverişlerde geçerli olacaktır.

**Görselde, kampanya kapsamındaki  Comfort Viskoelastik Akıllı Yatak  kullanılmıştır.

***Görselde belirtilen fiyat Comfort Viskoelastik Akıllı Yatak için tavsiye edilen KDV dahil peşin fiyattır. Bu tutara baza ve başlık dahil değildir. (Görseldeki baza seti: Neruda Set – Döşeme: efes – Renk: antrasit düz )

Unutmayalım... Hayatta bize sunulmuş en güzel hediye, yeni bir güne uyanmaktır...

İşbir Yatak


Online sipariş verebileceğiniz web sitemiz: www.isbiryatak.com

Bizi takip edin, kampanyalardan ve yeni ürünlerden ilk siz haberdar olun.
www.facebook.com/isbiryatak
www.twitter.com/isbiryatak


Bir bumads advertorial içeriğidir.


20 Eylül 2013 Cuma

Saçma Magazin

Zerrin Tekindor resmi 


Sözüm söz Vitaminlerin Kutsal kitabından aldığım notlarımı sizlerle paylaşacağım.Ama istanbul dönüşü !
Şimdi kısa bir aralık olup bu son günlerde yaşadığım olaylara ne anlam verebildiğime bakalım,ne dersiniz:)

Adı üstünde işte Saçma Magazin !

******


Yüzüklerin Efendisi serisini baştan izlemeye karar verdik kardeşimle.Gerçi ilk bölümün 3.yarısının çeyreğinde izlemeye ara verdik ama olsun.Ben ilk seriyi izlememiştim.
İnsan giremeyeceği şatolar,uçurumlar ,ormanlar,karşılaşmayacağı canavarların olduğunu bile bile nasıl korkuyor değil mi !Günlük hayatımda olan yükseklik korkum bile canlanıyor filmi izlerken.Bilinçaltıma inmeleri gerekiyor benim!

*****

Babaannem bizdeydi.Bir ay daha da bizde kalacağı evde konuşulan konular arasında.Ayağım alçılıyken evde olmam hem ona hem ailemize yaradı.Canı sıkılmayınca evde huzursuzluk da olmuyor.İstanbul dönüşü işe artık başlıyorum.O zaman nasıl olacak ,sonumuz hayır olsun.Hep diken üstünde olacağım kesin.Çünkü babannemle onun istediği gibi tek anlaşabilen kişi şu an benim.Övünmek gibi olmasın -ki bu diyeceğim benim için pek de iyi değil aslında-benim işe başlamam şu an sağladığım olumlu dengeyi bozabilir.Babaannemin bu munis hali şimdiki gibi olmayabilir.
Kendimi önemsiyorum bu konuda ne yalan söyleyeyim,gören göz kılavuz istemez!

****

Daha çantamı bile hazırlamadım.Şu an tek bildiğim Herbalife yemek-çay-tablet kutusu, Türk bayrağı,fotoğraf makinem,defterim,telefonumun radyo ayarı için kulaklık ve şarj cihazı almak.İşin en sıkıntı yanı ise nasıl bir ayakkabı tercih edeceğim konusu.Malum İstanbul'a gideceğim diye alçıyı çıkarttırdım doktora.Bandaj oldu.Günde 2-3 kez tuzlu sıcak suda masaj yapıp ardından soğuk su şoku uygulatıp bizim aloeveralı kremlerden sürüyorum.Bir nebze iyi geliyor.İyileşsin diye ayrıca kalsiyum ve D vitamini takviyesi alıyorum.Kemikleri iyileştirip güçlendirmek için et suyu,kelle paça suyu filan içmemi önerdiler.Hiç sevmem.Ama ayağa kalkıp tekrar koşturmam için ne yapmam gerekirse şu saatten sonra yaparım.

****

Öyle böyle değil şu an burnumun en orta yerinde kocaman bir sivilce duruyor.
Ve bu benim için KABUS !
Aanne/Kahraman ben çirkinleştim ya:(
-Çok evde oturdun,haraketsizlik sana yaramadı.
Üstüne üstlük kızıl ve kıpkısa saçlarımdan bir viraj alıp koyu kestane ve uzun saça dönüş yaptım.O kadar alışmışım ki o kızıl halime,bu halim bana pek bir sıradan geldi.Ben saçımı mora ve rastalı saça hazırlarken.Neyse o da seneye o da seneye :)

****

Ayyy ,ne moral oluyorlar değil mi !
Evde ise gergin bir hava.Dın dın dın dın...Arkada bir tehlike çanı !

*****

Elele ve Seninle dergilerinin eylül sayısını okuyorum arada ben de.bu sene kırmızının tonları,pembe tonları,zümrüt yeşili,hafif bol mantolar,kasığa kadar çıkan çizmeler moda olacakmış.Punk akımı geliyormuş falan da filan da.
Ben pek modaya uygun giyinmesem de bazen evde olan bir giysi modaya uygun olabiliyor.Olmasa da ben uyduruveriyorum zaten kendimce:)Ama uzun upuzun çizmeler ilgimi çekmedi değil.Punk stili bana göre değil.Geçen sezonun zımbalı detayları da bana göre değildi.Sanırım ben biraz Chanel stilinin,Armani stilinin ve vintage-bohem-hippi tarzının kendimce karışımıyım.Rustik mi demeliyim acaba buna ben,hı:)

******

şu işte ayağım arızalı olalıdan bu yana benim alıp da bir türlü kullanamadığım dikiş makinesini beğendiğim bir tulum modelini dikmek üzere açtık.Önümüzdeki günlerde onu da paylaşabilirim sayfada.
Hoş öğrenmek için ,kendim dikmek için çıkmıştım yola.Annem de kolay deyince kalkıştım.Yine de zaman alan bir modelmiş.Ben arada yine elimi attım ama işi biraz anneme yıktım.Zaten o da dünden razı,sonradan yarım yamalak teklif etsem de "sen dur ,burası senin için zorlu"
ayıptır söylemesi annem 8 yıl dikişi okumuş değme hocaları cebinden çıkartır,tü tü maşalah:)
Ben bir ara dikişe gittim de hocanın öğretişini beğenmedi.Annem arada geldiğinde dikişe gelen arkadaşlarım ve ablalar annemden yardım istiyordu.
Düşün bana teyelle şurayı dedi,yaptım,beğenmedi !
Sanırım benden bir Chanel çıkmazmış !
Ben dedim ama ben becerikli değilim sadece şartları zorlarım bir de orjinal fikirlerdir düşündüğüm!

******
yarın istanbul yolculuğu için mutfağa geçeceğim sabahtan.
Bak o konuda elimin lezzetli olduğu söylenir.Hamurun kıvamını iyi düşürür,iyi açarmışım.Eee o kadar da olsun!Giysi alınıyor ama boğaz(!)önemli !

*****

Elele dergisinde  "Yapmadım Demeyin" yazısından küçük bir kopya da size :

*Üniversite mezunu olmasanız da,kariyer planınız yoksa bile mesleğiniz olsun.
*az-çok kendi paranızı kazanın.Kendi ayakları üzerinde durmasını öğrenin.
*yalnız yaşayın.hayatı kimse karışmadan yaşamanın keyfini çıkarın.
*keyif aldığınız bir hobiniz olsun.
*formunuza dikkat edin yine ama istediğinizi yemenin tadını çıkarın.
*olympos gibi tatile çıkın.Giyiminize kuşamınıza dikkate tmeden,hijyen koşullarına dikkat etmeden salaş bir tatil yapın.
*sevdiğiniz işi bulana kadar farklı işleri deneyimleyin.
*affetmeyi,kin tutmamayı ve sabretmeyi öğrenin.
*yaşadıkça değil yaşamadıkça yaşlanacağınızı unutmayın.Bu yüzden her günün hakkını verin.

40 maddeden seçtiklerimi yazabildim size.Bak bak hep kendini anlatmış demeyin diye.Bugün biraz magazinel takınalım dedik,ne yapalım;)

Sevginin ışığıyla kalın...






18 Eylül 2013 Çarşamba

Alçı çıkacak ne güzel odamda güzel güzel tepinip zıplayıp hayaller kurabilirim dedim.Meğer şimdi daha çok dikkat etmem gerekmiyormuymuş !
Düş paraşütlerim, yeryüzüne sert bir iniş yaptı
Gerçekçi olup sakarlık mı desem,batıl inanca takıp nazar mı desem ,ne desem bilemedim.
Cuma günü çıkacağım İstanbul seyahati benim için umarım umduğumdan bile güzel geçer bu ayakla!
Sağolsun oturduğum mahallenin esnafı,tanımadığım insanlar bile geçmiş olsun dediler.
Eee kolay değil önlerinden hergün at gibi koşturuyorken şimdi tavşan gibi seklemek insana neler düşündürtür.
Bir de gurur meselesi yaptım he,saçma ama.kimseye tutunmadan yürüyebiliyorum savaşı veriyorum.güya!Belli oluyor işte ,ne saklıyorsun değil mi !
gidişim azaptı ama dönüşte allahtan komşuya denk geldik.O eve kadar getirdi.Allahın sevdiği kuluyum."Bizi bir götüren olsa"diye  pek içlenmiştim o ara.

Siz siz olun terliksiz evde filan gezeyim demeyin.İki elim yakanızda olur ,ona göre !

****

Durum bu şimdi.
Ayağım böyle olunca nişan tepsisi gibi otururken ortada arada film izliyorum.
Mr.Nobodys yani Bay Hiç Kimse 'yi izledim.
Film Daniel Jones 'un çocukluğu,gençliği,yetişkinliği ve yaşlılığı arasında dönüyor.film bilimkurguyu da anımsatıyor,psikolojik bir filmi de.Kadın erkek ilişkileri,ebeveyn ilişkileri,arkadaş ilişkilerini de içeren filmin gelgitleri fazla.Bazen nasıl onunla mı bununla mı diye ikilemde kalıyorsunuz.Filmi bir daha izlesem izlerim yani.Anlam boşlukları kaldı zihnimde.Msn Türkiye anasayfasında anlaşılması güç filmler içinde Bay HiçKimse filmi de yeralıyor.
Film konusunda altını çizmek istediğim cümleler bunlar.İzleyin bence.İzlenmesi gereken filmlerden bir tanesi bana kalınca.Film hakkında çok şey anlatmak istemiyorum ben.Ama Daniel'in Anna aşkı filme vurgu yapıyor bana göre.
Daniel Jones'un seçimleri ,ikilemleri,her ikisini de göstermesi bana son günlerde listelerden düşmeyen ŞAHANE HATALAR kitabını anımsattı.Hatırladınız mı April Yayıncılık *Heather McElhatton*

***

Abdullah Oğuz -Mutluluk 

Filmin hep methini duydum.Kitabını da Allah var elime aldım aldım bıraktım okumadım.
Hafif bir Fakir Baykurt,Orhan Kemal,Yaşar Kemal esintileri.Ee kim yazıyor Zülfü Livaneli bu.Kimden etkilenecek ki zaten.Beni son sahnesi çok etkiledi.Özgü Namal'ın çocuksu hali ve oyunculuğu hakikaten başarılıydı.Cast seçimi oldukça iyi uymuştu.Yakıştırmadığım bir kişi yoktu içlerinde.
Bir tek profesörün öğrencisinin tekneye gelmesi o sahne olmasa da olurmuş sanki.Ama film güzeldi.
Özgü Namal bu filme o karakter için çok iyi oturmuş.
Etkileyici ve vurgulayıcı !

****

Earl Mindell - Vitaminlerin Kutsal Kitabı Presteij yayınlarından çıkmış geçmişi 2000li yıllara uzanan bir kitap.Kendisi bir beslenme labaratuarında çalışan bir profesör.Kütüphaneden ödünç aldığım bu kitap hakkında ciddi notlar aldım.Amma velakin onu ayrıca yazmak istiyorum.
Ayrıca Cuma günü katılacağım eğitime Dünya Obezite Kürsü Başkanı David Heber geliyor.


David Heber 'in kitabı
 Sonraki yazı :
Vitaminler ve besinler....

Sevgiyle ışığıyla kalın...

(Ajda Pekkan ne güzel söylemiş Her Yerde Kar Var.Biraz blues etkisiyle...)