12 Aralık 2012 Çarşamba

Sıcak Sıcak Mimler

Bugünlerde ben düşünüyordum bir mim.Erteleyip dururken bir baktım bu sabah Denizin Yıldızı mimlemiş beni.Sonra da Bir Sırrım Var Ebru mimlemiş beni.İkisi tarafınan da unutulmayıp mimlendiğim içim azıcık şımardım.Boynum tutuk olmasına,ağrım olmasına rağmen acım biraz kas gevşeticiyle ağrım azalmış gibi numara yaparken bana ,fırsattan istifade mimi cevaplayıvereyim dedim ben de.
Hem belki Konya gezisine gitmiş olan annemler de gelir diye ümit ettim.Gelir gelmez de avuçlarımın arasına alıp romatizmal krem sürdüreceğim çünkü :))
Pek çıkarcı gördüm kendimi şu an ama,bugün köylere giderkenki çektiğim acıyı anlatmam imkansız.Yarın ki oyunu ertelemez de bizimkiler.El mecbur,yarına kadar iyi olmanın yollarını arayacağım.
Sabah ilk defa dudaklarımdan şu döküldü.Tarihe kara bir iz gibi düştü :
-Şimdi memur olsam izin alır,doktora gidersin.doktor iki gün rapor yazar.Hafta sonu ile birleştirir tatil yaparsın.
Can havliyle canımın acısından söyledim.Yoksa şimdi öyle düşünmüyorum ben !

Supercellma,Ms.Eliane,Pembe Deniz,Deeptone
aklıma geliyor başka arkadaşlar da ama. yaparlar mı bilmiyorum.Ben mim cevaplamıyorum denilince insan bir demorilize oluyor :) 



1-Mantığın mı yoksa Duyguların mı ön plandadır?



Bazı zamanlar mantığım daha çok öne çıkıyor.Bazı yerde de duygularım.Kararsızlığım tuttuğunda kendime sorular soruyorum.Kendimi tartıyorum.Her ikisi de diyebilirim.Tanrı bir akıl bir de duyguları bahşettiyse bunun nedeni dengelemek için olsa gerek ,değil mi;)



2-İnsanlar niye mutlu değiller?Niye gözlerinin önündeki mutlulukları görmüyor ve şükretmesini bilmiyorlar?

İnsanlar küçük şeyleri dert edinebiliyorken küçük şeylerden mutlu olmasını bilmiyor da ondan.
Mutluluk bir başarıdır.Hayatta bizi mutsuz edecek çok şey var.Asıl önemlisi o çokluğun içindeki mutlu olma sebeplerimiz...Hayattan büyük beklentilerimiz var.Ondan da mutsuzuz genelde sanki.Beklentiler insanı mutsuz eder.Daha yalnızlaştık,daha bir kendimize döndük.Daha maddiyatçı olduk.
Diğer yandan insan her daim mutlu da olamaz.Bu da bir hayatın gerçeği.Şu oranı kaybetmemek lazım sanki: Mutlu olma sebebin mutsuz olmandaki sebepten daha çok olmalı.Mümkünü olanları iste.Çok mükemmelliyetçi olma.Olursan da mükemmele gitmek için küçük adımlar atman gerektiğini bil.Biliyorsan da ,kendini hafife alma.

Yeri gelmişken çok beğendiğim bu nükteyi de paylaşayım istedim :

Platon’a iki soru sormuşlar.
Birincisi:
“İnsanoğlunun sizi en çok şaşırtan davranışları nelerdir”?
Platon tek tek sıralamış:
-Çocukluktan sıkılırlar ve büyümek için acele ederler.
Ne var ki çocukluklarını özlerler…
-Para kazanmak için sağlıklarını yitirirler,
Sonra sağlıklarını geri kazanmak için para öderler….
-Yarından endişe ederken bugünü unuturlar.
Dolayısıyla ne bu günü ne de yarını yaşarlar…
-Hiç ölmeyecekmiş gibi yaşarlar . Ancak hiç yaşamamış gibi ölürler.
Sıra gelmiş ikinci soruya:
“Peki sen ne öneriyorsun?”
Bilge yine sıralamış:
-Kimseye kendinizi sevdirmeye kalkmayın!
Yapılası gereken tek şey , sadece kendinizi sevilmeye bırakmaktır….
-Önemli olan;”hayatta en çok şeye sahip olmak değil,”en az şeye ihtiyaç duymaktır.


3-Çok para harcayıp keşke almasaydım yada harcamasaydım dediğin bir şey var mı?


Bir keresinde konservatuar sınavından çıktıktan sonra deli gibi alışveriş etmiştim.Cebimde bir tek otobüs param kalmıştı.Kredi kartımın limitini bile doldurmuştum.El dokuması bir şalvar almıştım,balon etek gibi de görünebilen.Şu şartlarda beğensem de o kadar parayı veremeyecek olan ben ,nasıl bir aşka geldiysem alıvermiştim.Madem aldım,o kadar da para verdim diye de çatır çatır giyiyorum.Bizim buralarda pek öyle giyen olmaz.Dönüp dönüp bakmalarına rağmen umurumda değil,almışım bir kere !

Ama pişman değilim.alınmış alınmıştır.Her gördüğümde anılarım canlanır...

Bunun dışında alışveriş ederken acayip piyasa araştırması yapan,ne istediğini bilen,ihtiyacının de ne olduğunu bilen,bütçemin neleri kaldırıp neyi kaldırmayacağını bilen,geleceği de ön görüp marka hakkında bilgiler edinen,internetle çarşıyı karşılaştırıp,pazarlık edebileceğim sık alışveriş ettiğim mağazaları tercih ederim.Şimdiye kadar da allahıma bin şükür pişman olmadım.Seve seve kullanıyorum :-))



4-Haklı olduğun bir konuda hakkını savunur musun yoksa susmak adalet mi dersin?

Susmak asaletten gelir derler.doğru.ama günümüzde bu asalet pek yaramıyor.Ağlamayan bebeğe meme vermezler deniliyor.Bu günümüzün anlayışı ki.Maalesef bu da doğru.
Benim bazen hakkımı savunamadığım,hazır cevap olamadığım,zekamın insanların aç gözlülüklerine yetmediği,jetonu geç düşen -hatta sözüm meclisten dışarı tabiri caizse-salak olduğum izlenimi veren,bazen kendi hakkımı savunmayı bırakıp benim dışımdaki insanların hakkını savunduğum hatta bu yüzden  arkadan çok dolap çevrildiğim gözlemlerle (!)mevcuttur.
Hakkımı savunurum bir şekilde,er veya geç.Ama çok pis utandırma yollarım varmış.Bazen aklımda yokken öyyle bir laf ediyormuşum ki (arkadaşlarım buna laf sokma diyor) karşı taraf ondan dolayı rota değiştiriyormuş.
hatta bazen bilinçli bilinçli öyle sakin söylüyorum.Sevmiyorum öyle ses yükselmelerini.Anlayan anlıyor sonuçta.anlamayan da çirkefliğine,haksızlığına devam ediyor. 
İşte bu sakince ,gülümserken söylediğim sözler etkili oluyor.Bu da laf sokma sanatına giriyormuş.Edebiyattan olacak o da;)

Konuyu dallandırdım yine:)



5-Tok gözlü müsün yoksa herşeyim olsun diyenlerden misin?

Eskiler şöyle der : Allah çok verip azdırmasın,az verip kapılara baktırmasın,derler.Aynen yaşayacak kadar,muhtaç olmayacak kadar olsak yeter!
Yok be.Öyle herşeyim olsun diyen biri değilim.Mağazada filan bir şey göreyim,çok beğeneyim.Bu illa benim olsun demem mesela.Nasibimde varsa o zaten beni yine bulur ,derim.Nitekim de beğendiğim yüzük olsun,tişört olsun böyle ,o indirimde beni bekliyordur.İhtiyacıma göre alırım.Bir şey indirimde dahi olsa ,ihtiyacım yoksa ,onunla giyebileceğim bir giysim yoksa alayım da,sonra bir şeyler uydururum demem.
Mesela evlenince tam tekmil evler döşenir filan,kusursuz,herşeyden çifter çifter filan.Yok öyle,ihtiyaç olan temel eşyalar iyisinden ve en kullanışlısından alınır.Gerisi zamanla olur nasıl olsa.Ayrıca ben odamı bile zamanla dekore ettim.eksiklerimi tamamladım.böylesi daha keyifli:))
Dileğim bir gün evlenecek olursam kocam gümüşlük gibi ağır kalantor eşyalara özenmesin.Düğünmüğün istemem.bir nikah, bir arkadaşlarla eğlence yeter.

Tok gözlü olmasam da yaşamın  ölçüsündeyim, onu biliyorum:)) 

Yorum Gönder