1 Aralık 2012 Cumartesi

O o bir Türklerin Emile Zola'sı, O..o bir müzmin bekar , O kadın naturalisti...


*18 Ağustos 1864 doğumludur.Babasından etkilenmemiştir.annesine ise çok düşkündür.
Annesi o dört yaşındayken veremden ölmüş ,bunun üzerine teyzesinin evine Aksaray'a yerleşmiştir.

*Annesinin veremden ölmesiyle beraber evhamlı biri olur.Hatta Ahmet Mithat Efendi'nin kızını kendisiyle evlendirme teklifini nazikçe reddeder ve ömrü süresince evlenmez.Refik Ahmet Sevengil'in neden evlenmiyorsunuz sorusuna odasında bir nefese dahi tahammül edemediğini ,sinirli olacağını hatta bu sebeple misafirlikte bile kalmadığını dile getirmiştir.

*Kadınların arasında uzun yıllar yaşadığı için onlardan etkilenmesi şüphesiz.Örgü ve tentene örmesi,reçel pişirmesi,evini bir kadın gibi titizce temizlemesi onun bu yönünü doğrular.

*Sanat için sanat mantığından ziyade sanat toplum için yapılır görüşünü savunmuştur.Türklerin Emile Zola'sı diye bilinir öğretisel naturalizm akımında.'Deneysel Roman'
Sadece belli bir kesimi anlatmaktansa halkın günlük hayatı üzerine yazmayı hedefler.

*Ahmet Mithat Efendi Şık romanını onun yazdığına inanmaz.Çünkü yaşı o zamanlar 18'dir yazarın.Çok gençtir.Ahmet Mithat Efendi onun yazdığına kanaat verdiğinde memurluktan ayrılır ,öyküleri Tercüman-ı Hakikat Gazetesi'nde yayımlanmaya başlar.1908 Meşrutiyet yılıdır.Gazetede basılan eserin adı Şık'tır.Alafranga diye geçer. 

*Kadınların hafifmeşreplikleri üzerine kurulu kitapları olsa da erkek karakterleri de ilk başta mazlum gibi gösterse de ,her karakterin hakkını romanın sonunda verir.

*Yazarın kitapların olay örgüsü ,konusu ,işlenişi günümüz popüler anlayışının akıcı ,sürükleyici tarafına uysa da yazarın kitapları aslında tiyatro oyununa uygun geçişlerdir.

*Kitapların kısa kısa bölümlerden oluşması kitabın okunurluğunu sürüklese de,yazarın zaman zaman romandan uzaklaşıp kendinin konuştuğu da bariz hissedilebilir.Hatta karakterlerin zaman zaman uzun cümleler kurması,konuyu dağıtacak ders vermeye yönelik cümleleri okuyucuyu konudan uzaklaştırabilir,zaman zaman sıkıcı bulunabilir.

*Felsefe,din,metafizik,toplum kuralları,adetler,toplumsal görgü ve gelenekler yazarın keyifli ve mizahi anlatımıyla romanlarını eğlendirici kılıyor.Değme mizah yazarlarıyla yarışabilir.

*Kadınları yerden yere vururken erkekleri de haklı buluyor değil aslında.Ama kadınların cinselliğe karşı aşırı düşkünlükleri,hafifmeşreplikleri,aldatmaları,hocaya ,büyüye aldanmaları,aşk yüzünden ne delilikler yapılabileceğini okurken acaba yazarın kadınlara karşı bir güvensizliği ,bir nefreti,bir tiksintiliği mi var acaba,diye düşündürüyor.Koca bir konakta hayatını geçiren yazar ,herhalde yazdıklarının hepsini kurguluyor olamaz .Demek ki romanlarında da büyük konaklar mekan olarak yer alıyorsa gizli kapaklı çok işler çevrilmiş ki,o da bunlara tanık olmuş ki ,hiç evlenmemiş .

*8 Mart 1944 yılında ölümüne kadar   Heybeliada'daki konağından  ayrılmamış.Şimdi de konağı Hüseyin Rahmi Gürpınar  müzesi haline getirilmiş.   

Namuslu Kokotlar(1964)Deli Filozof(1973)Kaynanam Nasıl Kudurdu(1927)Muhabbet Tılsımı (1921) 
Yazdan bu yana Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın bu kitaplarını çarçabuk bitirdim. 
Hele hele Kaynanam Nasıl Kudurdu kitabını okurken gülmekten şiştim son bölümlerinde.Facebook duvar yazımda paylaştığımda son günlerin en çok beğenilen yazısı oldu.



Bazı zaman şöyle derken yakalıyorum kendimi mesela :
Aa o zamanda mı böyleymiş,diye şaşırdığım zamanlar oluyor.Bazı adetler,görenekler teknolojiye rağmen değişmiyormuş mesela.bunu gördüm.
Bazen o zamanlarda doğal karşılanan durumlar şimdi garipseniyor.Yani diyeceğim şu ki,hani gittikçe modernleştiğimizi,inceldiğimizi,geliştiğimizi düşünüyoruz ya.Hani çağdaşlaşıyoruz biz(!)yok beee,daha geriye gidiyormuşuz.Biz hatta o tür insanlara mezhebi ne kadar geniş diyoruz şimdi !

Ecir ve Sabır ,Misafir öykülerini okuduğumda da o yılların görgüsü,kültürü ile şimdiki arasında pek fark olmadığını görüyorum.Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın bu şekilde yalın,çarpıcı,bir resim gibi,bir tiyatro oyunu gibi gözümüzde an be an canlanan bir sahne gibi anlatması da ustalığının cabası.   

yazarın kitaplarından çıkardığım dönem ile ilgili bir kaç anektodu ve kelimeleri,alıntıları notlarıma eklemiştim.Onu da başka bir yazıda aktarırım artık;)

Genelde iş koşullarımın dağınık ,yoğun,düzensiz olduğundan mütevellit ,iş dışında geçen zamanlarımın etkinliklerde boy göstermekte olduğumdan,arkadaşlarımla olan programımdan,yaklaşmakta olan matematik sınavımın hararetlerinden dolayı,eve de geldiğim vakit akşamın geç saatleri olduğu için,erken geldiğim vakitlerde de sevgili arkadaşlarımın ne inciler döktürdüğünü merak edip yorum yazmaya vakit ayırdığım için ancak yollarda ,tiyatro kulislerinde,molalarda,yemek aralarında ,bekleme yaptığım yerlerde okuyabiliyorum.buna rağmen en fazla 3 günümü aldı.yoksa inanın bana 1 günde bitmezse ben neyim:))
Ooo, önceden lise zamanlarımda bir gecede kitap bitirdiğimi hatırlıyorum.Şimdi bana o kaybolan yıllarımı verseler ya:-)) 


Yorum Gönder