29 Kasım 2012 Perşembe

Günlük Hayhuylarım İşte

Bir çılgınlık yaptım bu gece.Ben bile inanamıyorum bunu yaptığıma. Ben bile benden bunu beklemezdim !
Aman ne bileyim ben iyi mi olur kötü mü ! Hayırlı olsun,hayırlı ! Bugünlerde zaten radikal kararlar alıp duruyorum habire.Satürn artık Aslan'da mı yürüyor Terazi'de mi yürüyor bilmiyorum .Güzel olan ne varsa yürüsün gezegenimde.Sorun morun istemiyorum arkadaşım artık:-))

Yarın dolu dolu bir gün beni bekliyor.İki okulda kaç seans bilmediğim oyunlarım var.Ardından arkadaşlarla toplanıyoruz.Ardından yetişebilursem Nazım Hikmet şiir gününe katılacağım.

Bana kalsa yarın Nazım Hikmet'i yeğlerdim.Buluşma günü cuma olsa,cumartesi olsa derdim ammaaaa...bu kez diyemiyorum arkadaş!Çünkü buluşacağım bu grupta arkadaşın biriyle aramız limoni.
Ve bu arkadaş benim, zamanında çok samimi olduğum bir arkadaş.Bu arkadaşım onun için düşündüğüm ince düşünceli bir plan girişiminden fevri bir şekilde kızıp kendisini aramamamı yaptığımda iyi niyet görmediğini söylemişti.
o günler öncesinde şehir dışında olan ben ertesi gün döndüğümde annemin yokluğundan istifade temizliğe sardırdım kendimi.Arayan bu arkadaşa da dışarı çıkamayacağımı yarın görüşebileceğimizi söyledim.
O günlerde görme engeliler kütüphanesi için okuduğum bir kitap okumam vardı.Görme engelli bir ablam bununla ilgili arayınca hemen  apar topar yanına gittim.Sonra hoşbeş derken ablanın moralinin bozuk olduğunu gördüm.'yarın buluşalım mı iş çıkışı ' diye sorunca 'haberleşiriz ablacım' dedim çıktım.Söz vermedim ablaya.

Ertesi gün arkadaşıma şöyle dedim : Sevgi ablanın canı sıkkınmış.Seninle akşam 6'ya kadar takılsak da sonra Sevgi abla ile devam etsek olur mu üçümüz ,dedim.Sorun olursa senin için ona da yarın buluşalım diyeceğim,dedim.
gelen cevap : ben vali miymişim de,ben de randevu alınıyormuş ! onunla görüşmek istemiyorsam söyleyebilirmişim..falan filan...
ki,en çok birlikte vakit geçirdiğim arkadaşım.Nerdeyse çoğu çevremi tanıştırdım onunla. Benim de bir huyum vardır allah kahretsin,anamın karnından doğrucu davut mu çıktım ne bilmem,herşeyi pattadanak söylerim,kıvıramam hiç.Bir şeyi saklayamam hiç kendime dair. Bir sevgim olsa söylerim.Bir kulübe gitsem söylerim.Bira içsem sigara içsem söylerim.ağzımda bakla ıslanmaz ki !

Ay ne bileyim böyle tepki ile karşılaşacağımı!Ben ona sordum mahsuru olur mu diye . Uydur değil mi şükriye sen de bir yalan dolan,hiç düzenin adamı olamadım !
zaten bana kalırsa bu bloggerlerin çoğu bundan yazıyor.Düzenin adamı olmadıkları için...

ki beni bilen bilir ,çevrem geniştir.ama daha çok yetişkin gruplar filan.sonra üniversiteliler tanır.Lise öğrencileri .Öğretmen filan,küçük şehir olduğu için de tiyatro oyuncuları birbirini tanır filan yani.Ama hani birini buldum,diğerini boşgeç havasında olsam anlayacağım ama.Ben hep haftalık rutinlerde ziyaretler yaparım bayrammış gibi.bu ne şimdi !
ben de 'sen beni tanımıyor musun,yaptıklarımda kötü niyet olduğunu mu düşünüyorsun dedim 'bence evet ' yazmış .İşte bu beni bitirdi! Kaç kez bu arkadaşın bazı tavırlarını arkadaşlığımı harcamayayım diye alttan almış durmuştum.Nerdeyse bir keresinde hırsız yerine koymasına rağmen.sonra hanımefendi pişman oldu.
Bu son yaptığı tavırda da böyle deyince çok üzüldüm ben.Bu kez alttan alamadım.Hatam olsa gidip özür dileyeceğim filan ama bu kez gerçekten onu düşünerek sormuştum.zaten ne zaman yanımda başka arkadaş görse ,o yakın arkadaşıma bir havalar filan..kaç kez mahcup oldum arkadaşıma.Oysa ben onun arkadaşına hep güleryüz gösterdim.Sevmesem bile suratımı asmadım.Çok konuşmadım belki ama yeri geldiğince rahatsız olmaması için çabaladım.Çünkü arkadaşıma saygım vardı.
Bu son davranışından sonra bu arkadaşım ramazan bayramında bayramlaşmak için geldi.Mesafeliydik ikimiz de ama sözünü etmedik.Anladığım kadarıyla biraz havayı yumuşatmaya çalışıyor gibiydi. Konuştuk bayramlaştık.sonra bir kere çarşıda karşılaşmamızda merhaba dışında pek konuşmadık.
şimdi yarın onunda içinde bulunduğu arkadaş grubumuzla toplanacağız.Beraber karar vermişler başka bir kız arkadaşla.O haber verdi.Muhtemelen gelemeyeceğim diye kıvırmamı beklediler.Gelmeyeceğim deseydim zaten Nurcan getiriyordu onu da ,olurdu.Ben çok başkayım ya onlardan ,çok kitap okurum onlara filan bakmam ya ben !Belki de Nurcan ile konuşmuyorum diye gelmem diye beklediler.Benim ortada suçum yok ki,olsa da zeytinyağ gibi üste çıkamam ki ben !Haksızsam haksızımdır.Özür dilemesini de bilirim evelallah !

İşte bu yüzden buluşma gününü erteleyemedim.Bir saat filan takılır baktım ortam sarmadı ben de Nazım Hikmet 'e kavuşurum.Hem orda insanlar beni şekillendirmiyor . Orda uzaydan gelmiş muamelesi de görmüyorum ! Kendimi bulduğum Keyif Sanat Kahvem'de takılırım ben de!

Siz şimdi bu mızıklanmamı,şikayetimi,geçmiş arkadaş kırgınlığımı okuyadurun dönüşümde iki bomba yazı yazmaya hazırlanıyorum size .Şööylle bol bol bilgi,edebiyat kokan..diğer tarafta Şanse Magazine kokan:-))

yok azizim yok ,günlük hayatta ister iletişim ordünaryüsü ol,ister iyilik abidesi ol ,ister altınla ser önüne kıymetlerini ...yine insanların anladığı kadar oluyor sözlerin....

Biz seviyorduk değil mi bu hayatı ,insanları....

Bunu düşünmek lazım..:))

27 Kasım 2012 Salı

#bimilyonneden: Çığ gibi!


Dünyayı kurtarıyoruz! Amacımız daha iyi bir dünyaya inanmak için #bimilyonneden bulmak. Çığ gibi büyüyoruz! Senin de yardımına ihtiyacımız var, hadi bi el at!

Bir bumads advertorial içeriğidir.



25 Kasım 2012 Pazar

Sizlerle Keşfedebildiğim Şarkılar:)

Bundan aylar aylar önce Bana Bir Şarkı Bulun,Benim Henüz Keşfetmediğim Olsun demiştim hatırlarsınız belki  
Üzerinden onca süre,onca yazı geçti ,kısa kısa ara verdim bir türlü yazamamıştım hangisini keşfettim,müzik seansıma girdi diye..

Deeptone'un beğenileri ve önerdiği müzisyenler gerçekten benim seveceğim tarzdaydı.Beirut,Sia,Mabel Matiz,Jehan Barbur bugüne dek dinleme arşivime koyduğum isimler.....

Jehan Barbur'u ise müzik dinleme keyfimin seanslarına dahil ettim.Diğerlerine de hikaye uydurdukça onlar da dahil olabilir tabii.Biliyorsunuzdur belki ,Jehan'ın Sarı albümü çıktı.Sarı ve Belki gözdelerim oldu bile.
Tam diyecektim ki Bülent Ortaçgil keyfi alıyorum diye..meğer onunla çalışmıyormuymuş !!

Sarı rengini çok severim ,adı sarı olan çoğu şeye de sempati duyarım.Ama Jehan'ın okuyuşuyla beraber bu şarkıyı sempatim 2X arttı.anlayın siz ;))

                                        ben yine de sizinle Belki şarkısını paylaşmak istiyorum :

ardından tabi kendimin de dinledikçe aşina olduğum müzik buluşlarım var.Mesala Adele'nin Someone Like You şarkısı...

Mesela R.Kelly 'nin When a Woman Love şarkısı...

Nil Karaibrahimgil 'in Gitme Yoksa şarkısını biliyordum .Ama onu da daha yeni yeni seansıma ekledim.

Eee bu kadar eklenirken aradan çıkanlar olmuyor değil...Ben değişiyorum.Müzik zevkim de değişiyor.Çok popüler olan kişiler sarmıyor mesela beni.Saranları var ama eskisi gibi değil..

ha bak unutuyordum Sertab Erener'in sesinden Üzgünüm Leyla şarkısını duymak güzel.Dönülmez Akşamın Ufkundayım şarkısını da...Bazı yerlerde söyleyişini pek tutmasam da Sertab'ın yine de dinlenilesi bir albümü var.


Aslında ben Tarkan'ın da böyle bir ara çalışması olsa diyorum.Bir zaman Müzeyyen Senar ile Benzemez Kimse Sana 'yı söylemişti de mest olmuştum. Arabeski sevmesem de Orhan Gencebay'ın Hatasız Kul Olmaz şarkısını da başarıyla yorumladığını düşünüyorum Tarkan'ın.

Eski şarkıları pişirip pişirip temşit pilavı gibi önümüze sunulan müzik piyasasında Tarkan'ın Ölürüm sana şarkısını söyleyen RockA'yı bu acı eleştirilerimin dışında tutuyorum.Sonuçta orjinaline pek dokunulmamış,yorum katacağım diye şarkıyı bambaşka bir formata sokmamış,paşalar gibi Tarkan da çıkmış ,klipte de oynamış.Beğenerek dinlediğimi,garipsemediğimi söyleyeyim.



Ah Anam Lahanam

Günü Geçmiştir,Anlamı Hiç Bitmeyecektir...




Güçlü adımlarıyla sağlam basıyordu yere.Pencereye kadar gitti.Dalgın ama kararlı,kendinden taviz vermeyen,güçlü,kendinden emin bir adamın sesi yankılanıyordu.Kazım Karabekir tehlike sinyalini bildirmek üzere içeri girdiğinde son durumu arz ettiğinde ' Geldikleri gibi giderler ' demişti Türk ulusunun kurucusu Atatürk.

Atatürk'ün Mondros Ateşkes Antlaşması'nın ardından gösterdiği tavır. 
Bu görüntü zihnime mıh gibi çakılmıştı benim.Çünkü benim tarihi sevdiren,tarihi sınıfta tiyatro oyunu gibi oynayan,şu günde bile Atatürk'ün gençliğine ve duruşuna benzettiğim çok kıymetli bir öğretmenim vardı.

Tarihi sevmemde büyük etken olan bu öğretmenim,mezun olduktan sonra bile tarihe karşı ilgimin azalmayışımın sebebiydi.

Ondan sonraki hiçbir dönemimde ,sosyal bilimler ve edebiyat bölümü okumama rağmen ,tarihin envai çeşitini lise dönemimde görmeme rağmen üzerimde tesir bırakan hiçbir tarih öğretmenine rastalamadım.

Bu öğretmenim gözümdeki öğretmenlik çıtasını o kadar yükseltmişti ki ,ondan sonra ki karşıma çıkan her öğretmeni onunla ölçtüm desem yalan olmaz.

Benim çok kıymet verdiğim öğretmenlerim oldu.Her hatırladığımda adlarını hatırla anımsadığım,selam verip konuştuğum,zaman zaman mezun olduğum, okula tiyatro için gittiğimde onların gurur dolu bakışlarıyla karşılaştığım her anım kıymetli ve onurlu olduğum zamanlarım oluyor...

Diğer tarafta zihnimde sadece isimleriyle kalmış olanlar da var.Zaman zaman onlarla da karşılaşıyoruz,kimiyle konuşuyoruz da...

ama kimisi var ki görmek bile mutlu etmiyor beni..iki adım ötemde dahi olsa , 'hatırladınız mı ben 21 nolu şu öğrenciyim' demeye dilim varmıyor.Onları görünce acı,kekremsi,akşamdan kalma bir sarhoşluk yayılıyor içime.Biliyorum ben çok terbiyesizim bu konuda ama, içimden gelmediği için  selam vermiyorum !!

Sonra kendi kendimi suçluyorum ama yüreğim hissetmediğim şeyi ,sırf yapmış olmak için yapma mantığını, gösterişini kabul etmiyor..Bu da benim ayıbım !

Ama hala gündelik yaşamımda çok sık olmasa bile aradığım sorduğum, yanlarına ziyaretine gittiğim çok kıymetli öğretmenlerim vardır...

Eminim bu durum bir tek bana has değildir herhalde ...Herkesin vardır değil mi böyle hayatında olumlu iz bırakan ,bırakmayan,iz bırakıp da unutulmak istenenler,görünce unutulmayanlar...

Öğretmenliğe günümüzde garanti iş olanağı,kapağı devlete dayama olarak bakılıyor ama ...Öğretmenlik de bir yetenek işidir kanımca.Salla başını al maaşinı anlayışıyla bir çok insan öğretmen olmak istiyor.İş bununla da bitmiyor ! Öğretmen adayları kendi alanında yeterlilik sınavından geçmek yerine ilgili olmadığı derslerin sınavından da tabi tutuluyor.Tarih öğretmeni olacak bir kişi neden matematik sorusu çözmek zorunda kalsın ki ! Eğitim bilimlerinin test kitapları olmasına yerine bir kaç kaynak verilir örnek.Aday onları okur kim en fazla doğru cevapladı,kim daha güzel yorumladı,değerlendirdi,buna göre sıralama olur..

hoş ben işin test kısmına da karşıyım.Oldum bitti klasik sınavı severim ben.Hoca söz gelimi 5 soru verir, istediğin kadar yaz ,yorumla,doldur sayfayı...a,b,c,d,e şıkları bireyi tembelciliğe ,ezbere iten en kötü sistem.İstesen beş şıkla da ilişki kurabilirim.Öğretmenlik gibi bir mesleği icra etmek için bile test mi olacağım!
(Bu da ayrı bir konu zaten (!)



Bana kalırsa okuyan öğretmenlik mezunları bile fakültelerince mülakata girebilir.Bir eleme sürecine girebilir.
amaaaa bu sistem ülkemizde zor uygulanır...Bunu da kılıfına uydurmaları işten bile değil hani..onca sıkı denetime karşı soruların her sene ele geçirildiği,kopya çekildiği duyumları,sözlü mülakata gelince bir takım zümrelerin sınavı kazanmada ön etkisinin olduğu  göz önüne alınınca bu sistem Türkiye'de zor uygulanır...

okullarda gördüğüm kadarıyla günümüzde  bu kutsallığı icra eden öğretmen sayısı bir elin beş parmağını zor geçiyor.Bunu nerdeyse çoğu yazımda vurguluyorum.Yaptıkları her fedakarlığa rağmen soruşturma geçirip duran öğretmenler,bırakın ödüllendirmeyi Şükriye Hanım,bari maaşımızdan kesilmesin diyenler,ceza alırım yerimden olurum deyip sündürülenler, eğitim için AB projelerine girip başarı gösterip de tebrik bile edilmeyenler,bir köy okulunu küçük görüp başarıları için tebrik etmek yerine müdürü arayıp 'bir yanlışlık olmasın' diyenler,kendi öğrencisinin kapasitesini bilip daha iyi yapacağını bilen öğretmenin çocuklarının sınavının güzel geçmediğini söyleyince yetkili müdürlükten 'onlarla alay edildiği ' gerekçesine takriben ne haller duyuyoruz...Ve bu öğretmenlerin korkusuzca ,kendinden emin tavırlarını görüyoruz...

Ki ben böyle idealist,kendinden emin,koyun sürüsü yetiştirmekle kendinle gurur duyan değil; araştıran,sorgulayan,merak eden,kin fikirleri ve duruşları olan çocuklar yetiştiren bu sıradışı öğretmenlerimin Öğretmenler Gününü kutluyorum....Hürmetle de ellerinden öpüyorum ...

Çünkü bizim onlar gibi öğretmenlere ihtiyacımız var....

      


23 Kasım 2012 Cuma

Elmas bile göstermez güzelliğini ,bir insan gülümsemezse :-)))





En büyük sihir ,gülümsemektir. 
Dudaklarınıza kondurduğunuz o gülümseme bazen o kadar önemli oluyor ki , sizinle karşılaşanlar için !
Şifa  gibi... Ametist şu bu yanında halt etmiş..En büyük pozitif enerjiyi veren de gülümsemektir.
İçten gülümsemek..Gözlerinin derinliğinde binlerce güzel canlıyı görmek gibi, okyanus kadar derin ,keşifli ve güzel...

Suratımın en sirke satan halinde bile karşıma gülerek çıkın...Gülmezsem..Gülümsemezsem ne olayım..Tüm mutsuzluğum kaybolur gider...İlaç gibi mübarek !
Zaten ben mutsuzluğumu pek uzatabilenlerden değilimdir.
Sorunlar,sıkıntılar,soru işaretleri bitiyor mu ; bitmiyor ,bitmeyecek,bitmez ! Hayatın gerçeği bu !

Oysa gülümsemek kendimize ve başkalarına yaptığımız en büyük iyiliktir bence !

Hiç unutmam ,tanımadığım bir bayan bundan seneler önce bana gülümsemişti de günüm nasıl aydınlanıvermişti.Kendimi tıpkı çizgi film karakterinde bir çizgiymişim gibi hissetmiştim.Nasıl günüm aydınlanıvermişti o gün..O günden bugüne ben de gülümseyerek bakarım insanlara..Bazen konuşurum...Bazen bir teyze düşer minübüste yanıma..Gülümserim..Gülümsemek bulaşıcı bir şeydir ...En güzel bulaşıcı virüs...



Yazılarımda gülümserim...arkadaşlarıma attığım mesajlarda gülümserim...telefonumun her çaldığında her efendim deyişimde gülümserim...zorlama değil...vallahi içimden geliyor...
içim kaynıyor gülmekten desem ,yuh be,abarttın dersiniz,inanmazsınız ;))

Gülümsemeyerek açmadığım telefon cevap vermelerim %20 'dir. Orası başka durum,karıştırmayın işte ;))

Bazen yolda bile hafif gülümserim.Hatta aklıma bir anı gelir.Yine bir şaşkolozluğum gelir aklıma.Güleceğim tutar.Zor tutarım ama toparlarım kendimi.

Ne farkeder demeyin..ilk başta kendinize iyi geliyor sonra başkalarını mutlu ediyorsunuz...Ayrıca üzerinizde ipek kumaşlar,hint kumaşlar olsa bile yüzünüzde içten bir gülümseme olmadıkça kusura bakmayın ama hiç de güzel olmuyor insan.
1) gülümseme ,
2) dik yürüyüş
                olmadıkça dış güzelliğiniz nazarım itibariyle sıfırdır.Böyle insanlar gözümde ancak bayan kumaş yığını olarak görünüyor.



Dün tiyatro oyunumuz için küçük bir beldedeydik.Çocuk tiyatrosu için gittiğimize beldenin okulunda ,okul müdüründen tutun kantincisine,hizmetlisine,velisine,öğretmenine kadar uzanan kalabalık bir kitleye hitap ettik.Şimdiye kadar hiçbir okul müdürü bir merak edip de gelmemişti.Çok memnun olduk.

Yalnız içlerinde bir öğretmen vardı kiiii....Karşıya her bakışımda gözüme takılıyordu.Nasıl takılmasın ! Gözüm gidiyor gidiyor oraya gidiyor !Tam karşımda,gözümün her daim uğrak noktası,oturduğu yer ! 
 Öğretmenmiş kendisi.Tam da önümde.Bir izlemesi var oyunu, anlatamam.
Ben girdim sahneye,aynı ! Çıkıyorum sahneden aynı !  Mimik aynı jest aynı ! 
Lan insanın hiç mi yüz kası yorulmaz!Sanki bir heykeltraş bunun yüzünü yamultmuş bana sınav olsun diye koymuş karşıma . Ağzı bir başka ,gözü bir başka,burnunun şekli bir başka. Onu oynamaya kalksam oyunculuğum yeter mi bilmem,haddimi aşmak istemiyorum !
Çok şükür ki oyunu kazasız belasız atlattım ,ona rağmen :)) 

O öğretmenin bakışları bizim tiyatro bitip de selam verene kadar devam etti.Neredeyse 40 dakika.Ve ben Toplasan oyunda 5 dk. ancak yokum! Üzerime alınmadım desem yalan olur.Oyunu götüren benim nerdeyse,o bakışın muhatabi olarak da ilk kendimi alıyorum hani !
İlüzyon şovuna geçince baktım. Heykeltraş fazlalıkları götürmüş.Kadının yüzü normale dönmüştü.Tabi ne kadar dönerse ! 
Oyun arasında söyleyeyim ,bir kaç antrakt yapayım dedim ,o kadar ilgi ve itinanın üzerine bu duruma çok takmayayım dedim.Hani onun hatrı yoksa diğer misafirlerin de mi yok !

Düşünün ki ,ben gülümseyenle gülen bir insanım.Bu kadının karşıma çıkması tam bir sınav oldu benim için !
Siz siz olun gittiğiniz ne etkinlik olursa olsun ,sahnedeki veya kürsüdeki adamın gözünün içine baka baka ağzı burnu yamulmuş,turşu satar gibi beklemeyin.Nerden geldim ben buraya der gibi ! Zorla tutan yok.sıkıyorsa girme ,değil mi ! 
Beğenmediğiniz bir yönü varsa ,çıkışta söyleyin.Eminim kendini geliştirmek isteyen biriyse sizin dedikleriniz onu geliştirecektir.O da memnun olacaktır.



                                    Gülümsüyoruz hep beraber ,her an fotoğraf çekilirmişiz gibi :-)))
  

21 Kasım 2012 Çarşamba

Bir Kelime,Bin Anı

Deniz kabukları ,mektuplarımı fatoş'umu,mersin günlerimi anımsatır mesela.


bazen tek bir şey aklınıza bir çok şeyler getirir.
mesela atıyorum biri kalem dese aklınıza birileri gelir,bir çağrışım yapar,öyle işte...

benim de böyle bir çok anılarım zihinime dökülür tekrar.Aslında unutmazsın da işte,tarihin tozlu sayfasında(bu da ne klişe laftır değil mi! ) ardılanır...

Ne zaman 11 Ağustos olsa sabahın ilk çalan telefonunda abimin son kez sesini duyuşum aklıma gelir.Doğum günlerimi kutlamayı sevmem bu yüzden.Sezen Aksu'nun gidiyorum şarkısını duyunca...her yazı yazışımda fikirliğini...her Isparta sözcüğünü işittiğimde...her yemek yapışımda..her gökgürültüsü olduğunda....her aldığım kitapta..her Soner Yalçın'ın adını işittiğimde...ah bu aklıma gelenler...

Hermann Hesse -Bozkır Kurdu'nun Yolculuğu dese biri veya görsen, Eskişehirli Rus Göçmen Topçu Paryoşa gelir aklıma.Eskişehir Nevizade gelir sonracıma.İlk dönme dolaba binişim aklıma gelir.Oblomov muhabbetimiz düşer.

tiyatro,konservatuar,eskişehir,osmangazi yurdu,kırmızı,Ena,Deniz,Aşkı Memnun Beşir'i Baran ,Ranzanın altında bira içişimizin maceraları...aklıma geliyor işte...  

Felsefe mantık sosyoloji insan ilişkileri psikoloji dese birileri hemen Meral öğretmenim gelir.Onunla olan anılar  canlanır zihnimde.Nietzche Ağladığında kitabını görsem aklıma gelir.Albert Camus görsem aklıma gelir.Feminizm ,erkek düşmanlığı değil,kadın erkek eşitliğidir ,deseler aklıma gelir..




Bilimler Tarihi deseler Banu Alkan hocam aklıma gelir.Kitaplar,İpek Ongun,Maria Antionet aklıma gelir,tekerlekleri hatırlarım.

Bira,Efes Pilsen,Blue Cazz Bar ,Gun's roses Don't cry,saz ,suskunluk,küçük prens,yağmur deseler aklıma Karun suskunu gelir..



Yaşar -beni koyup gitme dese biri Alplerin Er kişisi aklıma gelir...

Makarna dese birileri sinema izleyelim dese bir zamanlar gönüllülerle buluşup bulup makarna yapışımız aklıma gelir.Ajan Salt denilse sinema günlerimiz aklıma düşer.

Seyirlik değil ömürlük olsun duyduğunda şişko matematik gelir aklına.Keşke bu şarkı onun varlığıyla benim için kötü bir anı olmasaydı dersin..
Bazen böyledir işte hatırlamaktan mutlu olmadığın anıları da çağrıştırır sana ,duydukların, izlediklerin.... 

Cemal Süreya,Oğuz Atay,Hüseyin Rahmi Gürpınar deseler Sanat Ritüel gelir aklıma.Ha bir de Stone Charden L'avventura şarkısı...



Yasaklı kelimelere değinmeden tabular edindiğimiz hayatta ,bazı kişiler çağrışım bile bırakmadan,çağrışımlarını hatırlamak istemediğimiz şekilde giderler sessizce hayatımızdan...İz bırakmadan gidenlerdir onlar...Ben de böyleyim işte kimince iz olan,kimince iz olunamadan silinen belki...kim bilir:)




18 Kasım 2012 Pazar

Duyanlar Duymayanlara İletsin:))


Şükriye Mutfakta !





Uzun zaman olmuştu ben mutfağa geçmeyeli, yeni lezzetler denemeyeli...
Beni bilen bilir ne zaman sinirli ,stresli olsam ben soluğu mutfakta alıyorum beyler bayanlar.
Ama bu kez keyfim gıcır gıcırdı. Aldım sazı elime çaldım tavayla tahta kaşığını.Zaman zaman aşçı mı olsam acaba diyorum.sonra tartıyorum zihnimde.cık !Olmaz ! Arada birde hobi olarak güzel ama hep yaparsam belki sıkılabilirim.Benim bir de kötü bir tarafım var hep aynı mekan kasar beni.Hep aynı haller böyle..Yok kalsın:))

Yemek yapmak,yemek yemek,yaptığın yemeği yedirmek,sevildiğini bilmek ,sevilerek iştahla yendiğini bilmek ancak misafirperver ruhumu kabartıyor.Ha bir de o var ,ben tek başımayken bir şey yemek istemem.İşte bu yüzden kendime karşı insafsız cimri kesilen ben ,sevdiklerimle yemek söz konusu olunca acayip savruk oluyorum.Öyle ki erkek arkadaşımla yemeğe mi gideceğiz ,onun hesabı ödemesinden rahatsız olan biriyim.Birikim yapma zorluğu yaşıyorum.

neyse ne işte,onlar yerken ben de yiyorum..aç mı kalıyorum sanki :-))

neyse bak yaptığım şeyi anlatacaktım size ben.Görsel veremiyorum adım adım.Zira ben yemek blogu yazmıyorum.Sizler de az çok nasıl yapıldığını biliyorsunuz zaten.Ayrıca yemek yaparken müzik dinlediğim için kendimi kaybediyor,başka dünyaya geçiyorum.Bu yüzden öyle görsel mörsel aklıma gelmiyor:)  



bir zaman önce televizyonda izlemiştim.Balkabağı ile makarna sosu yapma tarifini not etmişim köşeye.Hazır buzdolabında kesilmiş balkabağı varken rendeleyeyim dedim.Rendeledim.Sonra biraz yağda orta büyüklükte bir soğan ve 1-2 diş sarmısağı ölddürüyorsun(çok çabaladım bu kelimeyi kullanmayayım diye ama bulamadım:) sonra üzerine eriyen bir peynir kaşar gibi labne gibi peynir ekliyorsun bir miktar.ben labne ekledim.Eeeee kendi yorumun nerde kaldı ? diyecek olursanız bombayı şimdi patlatıyorum :

Soğan ve sarmısağı yağda öldürmeden önce bir miktar hindistan cevizini yağda gezdirdim.Maksatım hindistan cevizi aromasının yağa geçmesini sağlamaktı. Bizim evdekiler beğendi.Makarna ile servis edince çok yakışıyor.Tatlımsı bir aromasının olduğunu da söyleyeyim.

Bizim evde bu tür denemeleri hep ben yaparım.Tatlıya bir çimdik tuz koyduğum kesindir.tuzluya da mutlaka aromalı,tatlı bir şey karıştırırım.sonra o beğenilince annem de öyle yapmaya başlar bir süre sonra.tıpkı pırasa yemeğine portakal suyu koyup pişirmem gibi:))Sonra ben denedikten sonra bir yemekle ilgi bir programda gördüm.Meğer benim gibi insanlar varmış.yalnız değilmişim :))

Bu fikri tarifine uygulayan benden önce biri var mı bilmem.Yine bu fikri şimdilik kendimin bulduğuma inanıyorum.Yarın bir gün nasıl olsa 'bak bir ben değilmişim bunu düşünen'derim nasıl olsa...

Rrrr  yazımdan sonra sular duruldu tatlım,çok şükür 

Ben de bundan sonra aklımı başıma devşirip sonradan pişman olacağım şeyleri yapmam..yapmamaya gayret ederim.Yaparsam iki ş'li eşşek olayım !

Allahısmarladık:) 




17 Kasım 2012 Cumartesi

Bu mim oyunculuğumu coşturdu be:-))

Miss Eliane geçtiğimiz günlerde beni de unutmayıp mimlemişti.Bu sıcak,samimi arkadaşımızın mimini seve seve keyifle yaparım dedim amaaa..Gel velakin, ya benim  aklıma onun bahsettiği mimle ilgili filmler gelmedi, ya zamanım olmadı ya da düşünme fırsatım olmadı.Derkeeen...
 Bugünüme dek uzandı bu güzel ama zorlu mim.
Çok teşekkür ederim Eliane.Bana kalbin kadar bu temiz sayfayı..pardon mimi gönderdiğin için:-))
Anı yazar gibi oldu değil mi;)

Hayatınız bir film olsa hangi filmde başrol olmak isterdiniz?

V  For Vandetta filminde Evey Hammond veya Amelie ,Macera Adası'ndaki Alexandra Rover ,
tiyatro/müzikal deseydin Chicago ve Notre Dame De Paris olurdu.Robert De Niro ile de Herkesin Keyfi Yerinde filminde kızını canlandırmak isterdim.

Sizi anlatan en iyi, en unutulmaz film sahnesi ne olurdu?


Gerçi kendisi gerçek bir karakter ama filmini izlemek de büyülemişti beni.Coco Chanel 'in erkek kıyafetlerini kendine çevirmesi bana yakın bir davranıştı.Çünkü ben seviyorum erkeklerin eşyalarını.Gömlek ,kazak,tişört ,pantolon dahi olabilir.İki erkek kardeşim olduğu için şanslı saydım kendimi hep.

Amelie gibi muzipçe fikirler benim de aklıma gelmiyor değil.Mesela apartmanda insanların ayakkabıları düzensiz ,sağa sola saçılıyorsa ,bir süre sonra ayakkabıların yerlerini dairelerle karıştır(mesela sana ait olan ayakkabının 6.dairenin önünde olması gibi )bak bir daha dağıtabiliyorlar ya da kapının önüne koyan var mı!:-))
Aklınızda en çok yer eden, adeta başucu cümleniz olan replik hangisi?
Şimcik şöyle oluyor sayın amilim(bu Memnan cümlesi nerden aklıma estiyse böyle)Oooooo nasıl başa çıkarız,her izlediğim filmden alıntıladığım replikleri yazsam buraya.Ki ben repliklerden ve oyuncuların hallerinden acayip etkilenen biriysem:))



V For Vandetta'nın sözleri beni çok etkiler.Anarşik durumlarımı hezeyana sokar hatta  

Kaybedenler kulübü adlı filmde üç tane özellikle dikkatimi çeken replik :

 " Kadınların özelliği ne biliyor musun?
   Seni sen yapan özelliklere âşık olup sonra senden o özellikleri almaya kalkıyorlar."

Ben bu durumu kadınlar erkekler diye değil çoğu insan için düşünüyorum.Genelde yaptıklarıma imrenilir.Ama sonra değiştirilmek istenirim.  Seni olduğun gibi kabul ediyorsam baştan,niye sonradan beni şikayet etmeye başlıyorsun ! Bu davranışı ben bile yapsam ben bile haksızım ! 


*Hiç aradığın şeyi bulduğunda, bulduğun şeyin aradığın şey olup olmadığına dönüp baktın mı ?


Ve son olarak filmlerle adeta bütünleşmiş o güzelim film müziklerinden favorileriniz hangileri? 
                 Chicago Soundtrack -Anastasia



Once - If you want me


Titanic-Celine Dion-My Heart Will Go On 


Amelie, V For Vandetta- Cry Me River, Goran Bregoviç -Çingeneler Zamanı- Ederlezi-

La Vita E Bella ,Kaybedenler Kulübü,The Age Of The Catedrals (Notre Dame De Paris ),İncir Reçeli...

Müzik arşivimde oldukça fazla dizi&film müziği bulunmakta.Hergün dinlemekte olduğum müzikleri ayırtetmekte zorluk çekiyorum.Sanki birini yazsam diğerine nankörlük yapıyormuşum gibi hissediyorum.Ama Burda da hepsini koyamam. Buraya eklediklerim en çok sevdiğim ,daha özel tuttuğum yok.Farklı tarzlarda olmasını gözettim.Hepsi bu ! 

Final müziğimizi de La Vita e  Bella filminin yani Hayat Güzeldir filminin müziğiyle noktalayalım bari,tam olsun:-))

Neden bir erkek bir kıza çıkma teklif etmez

Rrrrrrrr!

Öfke baldan tatlı derler.Keskin sirke küpüne zarar derler.Hep de sonradan aklıma gelir bunlar.İnsan kızınca,hep kendini haklı sanırsın ya.Bir hak bularak kendine kızar taşar.Bazen haklıyken bile haksız duruma düştüğün olur.Karşındakine bir şeyler söylemeye çabalarken,öfkeye tutulursun ,hiç düşünmediğin şeyler çıkar çıkar ağzından.sonra oturur kalırsın böyle poponun üstüne.Gel de git şimdi şiir akşamına ,Atilla İlhan şiirlerini oku ! 
Nasıl giderim nasıl ! Seni böyle kırmışken,hele de haketmediğin şekilde !
böyle anlarda iğreniyorum kendimden.soğuyorum.Bir tek sana bunları yaptığım için.Afedemiyorum kendimi.
A kişisini kırsam bu kadar yüreğime oturur mu bilmem. Bir kulp takarsın ,ama o da bana bunu yaptı diye..Sana diyemiyorum işte.
ama sana onlara demediğim şeyleri söylüyorum.söyledim.Onları kırmadığım kadar seni çok kırdım.
Hayatımda en çok seni üzdüm ben.En çok seni kırdım.Ama hayatımda en çok da seni çok sevdim.Seni görmem gereken birincil yakınım gibi değil ,insani yönlerini,bana farketmeden aşıladığın iyi yönlerin için sevdim.Neden insan en çok sevdiğin ve sevildiğin bildiğin insanı çok kırar ki !

Sanırım ben biraz uyumsuz ,huysuz ,hassas dengeler üzerinde yaşayan bir tipim.Birlikte yaşamayı zorlaştıran bir insanım sanki.
Kardeşim 'Abla olur bunlar,hepimiz insanız ' diyor.

Bilmem ,ben sanki hep problem çıkartıyormuşum gibi geliyor...

    

14 Kasım 2012 Çarşamba

Komik


-nasılsın ?
-bilmiyorum.
-bilmiyor musun?
Bilmiyorum.Bugünlerde olaylar ve durumlar karşısında nasıl hissedeceğimi bilmiyorum.Robot değilim ama sanki seriye bağlanmış oyuncak bebeklerden biri gibi hissediyorum.Sanki bir şeyler artık alışkanlık halini aldı.Monoton demek yersiz bir yakıştırma olabilir ancak.Ama...ama... bir şeyler eksik sanki...Nasıl desem..dışardan kendimi gördüğümde sürrealist bir benlik görüyorum.bir tarafım gerçek de bir tarafım pek masalsı ve bir çok mana yüklenebilecek çizgiler ve renkler görüyorum.
tuhaf tuhaf şeyler düşünüyor aklıma mesela.Sonra birşeye karar veriyorum.sonra vazgeçiyorum.sonra erteliyorum .sonra suçluyorum kendimi.Sonra suçlamaktan bile kendimi suçluyorum.tekerleme gibi tekrarlı,bilmeceler gibi gizemliyim.Bir cool havalar filan böyle..içimden şiirler geçiyor..içimden abdirik gubdirik edebiyat teşbihleri...yaz diyorum işte yaz bunları...içimde büyüyorlar..gerisi gelmiyor söz konusu kağıda yazmak olunca..içimden konuşmaya mı başladım yoksa...bir Selim'lik ,bir Turgut'luk bir Olric'lik var içimde..kimi zaman aldatılan bir kadın gibi hissediyorum..bazen serseri...değişmeye başladığımı,evrim geçirdiğimi duyumsuyorum.Habire içimden küfrediyorum...Ama Can Yücel'in şiirinde farketmeden kazara okuduğum şiirinde s...eyim sözcüğünü okuyunca utanca kapılıyorum..Çok içten pazarlıklı olduğumu düşünüyorum mesela..en çok kendimi hoyratca dövüyorum sözlerimle..Affedemiyorum bazen geçmişteki hatama...nerden aklıma gelir şimdi,keyfimi kaçırır diye içimden saydırıyorum.Dışımdan tek söylediğim söz ise ,eşşoğlueşşek,manda,öküz,salak,gerizekalı,süzme zekaltüm bu sözler sanki gelmişine geçmişine ettiğim küfürlerin özeti gibi..bende dillendirememe sorunu var..
Bazen içimde bazı hislerin yoksunluğunu yaşıyorum.mesela uzun süre oldu kimseye çok sevdiğimi söylemedim.


Bu mutluyum,mutlu değilim,huzurluyum huzurlu değilim muhabbeti değil.Teselliye ya da öneri kabulüm değildir arkadaşlarım.Çünkü şuna inanırım ben ,teselli kendinizi kandırabileceğiniz yalanlardır.İnsanlar teselli dinlemek istemezler.Çünkü teselliye muhtaç olduğunu düşündüğünüz insanların kulakları o zaman kapalı olur.Sizin söylediklerinizi ,kendisini anlamadığınızı düşünürler.Boş,yavan,söylenmiş olmak için söylenmiş sayılırsınız nazarında.bir insan ancak kendi kendisini teskin edebilir.Kendisi düzeltmek isterse düzeltebilir.
amannn hay senin diline..bak nerden nereye çektim konuyu...

siz yine başa sarın..filmi izleyin...çok takmayın böyle kendi halimle konuşmalara..Tipik ruh halimi artık çözüyor olsa gereksiniz,

bugün sahnede bir kaza atlattım ,oyun sırasında, sandalyeye oturmamla oturacak minderin yere düşmesi bşr olmaz mı...konuyu bağladık..ama aklıma geldikçe güle güle kahroluyorum..işte bu yüzden nasıl olduğumu bilmiyorum..oyuncak bebek gibiyim...düşünce gülenlerden:-)))


10 Kasım 2012 Cumartesi

Okuduklarımdan...

Cengiz Semercioğlu

Melike Karakartal

Güzin Abla

Ertuğrul Özkök

Zaytung Mizah

Refika Birgül-Mucize Lezzetler NTV

Nuran Çakmakçı -Çocuk Pedagogu

Ayşe Arman

Bugünün gazetelerinden gözüme takılanlar ve ilginizi çekeceğini düşündüğüm yazarlardan gündem yazıları. Yemek ,moda,mizah,kent kültürü,siyaset,aktüel,çocuk gelişimi gibi konulara değinen geniş bir yelpaze mevcut.

Paylaşmadan geçemedim.

Ben bu hafta Can Yücel okumaya  gidiyorum...

Şimdilik hoşçakalın.:-))

10 Kasım Tarihe Düştüğünde....


Atatürk'ten Son Mektup


Siz beni halâ anlayamadınız.
Ve anlamayacaksınız çağlarca da...
Hep tutturmuş 'Yıl 1919, Mayıs'ın 19'u' diyorsunuz.
Ve eskimiş sözlerle beni övüyor, övüyorsunuz.
Mustafa Kemâl'i anlamak bu değil,
Mustafa Kemâl ülküsü, sadece söz değil.

Bırakın o altın yaprağı artık,
Bırakın rahat etsin anılarda şehitler.
Siz bana, neler yaptınız ondan haber verin.
Hakkından gelebildiniz mi yokluğun, sefaletin?
Mustafa Kemâl'i anlamak yerinde saymak değil.
Mustafa Kemâl'in ülküsü, sadece söz değil.

Bana, muştular getirin bir daha,
Uygar uluslara eşit yeni buluşlardan..
Kuru söz değil, iş istiyorum sizden anladınız mı?
Uzaya Türk adını Atatürk kapsülüyle yazdınız mı?
Mustafa Kemâl'i anlamak avunmak değil,
Mustafa Kemâl ülküsü, sadece söz değil.

Halâ, o, acıklı ağıtlar dudaklarınızda,
Halâ oturmuş, 10 Kasımlarda bana ağlıyorsunuz.
Uyanın artık diyorum, uyanın, uyanın!
Uluslar, keşife çıkıyor, uzak dünyaların..
Mustafa Kemâl'i anlamak gözboyamak değil,
Mustafa Kemâl ülküsü, sadece söz değil..

Beni seviyorsanız eğer ve anlıyorsanız; 
Laboratuvarlarda sabahlayın, kahvelerde değil.
Bilim ağartsın saçlarınızı.. Kitaplar..
Ancak, böyle aydınlanır o sonsuz karanlıklar...
Mustafa Kemâl'i anlamak ağlamak değil,
Mustafa Kemâl ülküsü, sadece söz değil.

Demokrasiyi getirmiştim size, özgürlüğü..
Görüyorum ki, halâ aynı yerdesiniz, hiç ilerlememiş,
Birbirinize düşmüşsünüz, halka eğilmek dururken.
Hani köylerde ışık, hani bolluk, hani kaygısız gülen?
Mustafa Kemâl'i anlamak itişmek değil,
Mustafa Kemâl ülküsü, sadece söz değil.

Arayı kapatmanızı istiyorum uygar uluslarla.
Bilime, sanata varılmaz rezil dalkavuklarla.
Bu vatan, bu canım vatan, sizden çalışmak ister,
Paydos övünmeye, paydos avunmaya, yeter, yeter!
Mustafa Kemâl'i anlamak aldatmak değil,
Mustafa Kemâl ülküsü, sadece söz değil...


Halim Yağcıoğlu
                                  (Şiir Antoloji.com adresinden alıntılanmıştır.)

Yukarıda paylaştığım şiir, başka bir şaire ait diye düşünüyordum.Ama şairin ismini bile hatırlamıyordum.Şiir dizeleriyle aklımda,anlamıyla zihnime kazınmıştı,bundan emindim ama...Düşündüklerimi ve hissettiklerimi özetlemek için günün anlamına en uygun ve sevdiğim şiirdi bu dizeler...
Bu dizelerin üzerine bir kaç şey daha eklemek istiyorum izlenimlerimden yola çıkarak.

***

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı biliyorsunuz,yurt içinde bir handikap oluşturdu...Oysa Cumhuriyet milletimizin birliği ve demokrasisi için ,hepimizin varoluş bayramıydı.Hiçbir parti ve grupla,görüşle karıştırılmamalı,tek yürek olarak layığıyla kutlanmalıydı.Nitekim bunu bir nebze gerçekleştirdik..Gerçekleştirmeye çalıştık...

Ama bazı gördüklerim anlayışıma ters düşen tutumlardı. Sözde Atatürkçü'yüm diyenlerin, Atatürk'ün bakış açısını anlamadıklarının göstergesiydi bu yürüyüşler...Artık bu kavram ülkemizde etiketleşme ve kutuplaşma noktasına vardı.
Şöyle ki Atatürk'çü iseniz A partisi ;değilseniz B partisi oluyorsunuz. Açık,modern,çağdaş Türk kadını görünümü çiziyorsanız,başınız açıksa, A partisi; başınız kapalı ,tesettürlü iseniz B partisisinizdir.
Başınız kapalıysa,tesettürlüyseniz, dini bütün erdemli ,namuslu oluyorsunuz; 
açık bir bayansanız da her fenalık beklenebilir gibi bir imaj yaratılmaya çalışılıyor. İşte bu bence insanları ayrıma sokan kutuplaştırmanın önemli adımıdır.

Bu yanlış algıyı bazen sivil toplum örgütleri de tetikliyor.Oysa sivil toplum örgütleri toplum yararı için yapılan,insanları asimile etmeyen,şekile sokmayan , kendi vizyonunu ve misyonunu belirlemiş tamamlamış gruplardır.Ama görüyorum ki, bazı STK'lar bu kutuplaştırmalara yardımcı oluyorlar.
Şöyle ki ,başı kapalı, türbanlı tabir edeceğim bir arkadaşım hiçbir parti ile alakası olmamasına rağmen gittiği Atatürkçü Düşünce Derneği'nde olumlu bir yaklaşımla karşılanmamıştır.Onu tanımaya çalışmamışlardır bile.İnsanların kendi tercihi ,neden insanları ikiciliğe itiyor !
Oysa Atatürk halkçılık ilkesini boşuna mı edinmişti ,hiçbir ayrım yapmadan her insan sosyal haklarıyla eşittir ,diye.Bu nasıl bir Atatürk severlik peki !



Bunun çıtası olmaz,başı kapalı diye bir insanı yargılayamazsınız;aynı şekilde başı açık diye bir insanı da şekle koyamazsınız.Zaten ülkemizde dengelerin değiştiğini görmüyor muyuz!
Önceden 1 mayıs'ta ,nevruz günlerinde büyük patırtı koparken şimdi aynı endişeleri 'cumhuriyet geliyor,yine olaylar çıkacak mı acaba' endişesi içinde bekler olduk.

Atatürk'ü andığımız bu günde bile aynı endişeleri taşıdık.Peki nedir bizi bu hale getiren ,kendi anladığımızı sandığımız Atatürk anlayışı mı,yoksa iktidar mı ! 
Tek suçlu yok ,çok suçlu ve çok sorumlu var ! Eğer gerçekten anlıyor olsaydık onu, bugün şikayet ettiğimiz durumlar (!) yangın oluşturmayacak,bu yangın da bu denli büyümeyecekti...
Ayrıca Cumhuriyet yürüyüşleri bile bazı grupların olayı çarpıtmasıyla farklı bir mecraya ulaşıyor.Konu cumhuriyet bayramı kutlamasıysa ,bunun içine o parti ,bu parti girmemeli.İlgili olan,olmayan parti için sloganlar atılmamalı.Bunun yerine saygı duruşu,istiklal marşı okunması,yeri geldiğinde bir Andımız, bir Gençliğe Hitabe, bir gençlik marşı ,Cumhuriyet marşı söylense hep birlikte ,marşlar söyleye söyleye yürüsek yollardan, asıl cumhuriyet yürüyüşü anlamını o zaman bulur.Uzun uzun nutuklar ,protokol konuşmaları yerine en etkili iletişim ve duyurum bu şekilde de sağlanabilir.Cumhuriyet holigan yetiştirmez,Cumhuriyet aydınlık zihinlerin ve yüreklerin çarpıntısını duymak ister bence :))

Bakıyorum ,ilgisi olmayan sözcükler kullanılıyor.İlgisi olmayan bir çok cümle sarfediliyor.Söylediğiniz doğru bile olsa ,bunun konuşulmasının yeri ve zamanı cumhuriyet yürüyüşleri değildir kanımca...

Bir de şu var,bu cumhuriyet yürüyüşlerini tertip eden bir parti oluyor. Yürüyüşlere gelen insanları da o partili diye gruba dahil ediliyor.Sadece o partiye aitmiş gibi Atatürk'ü sevmek!...



Cumhuriyeti biz kurduk,biz yaşatacağız diyorlar mesela...
Evet; halkın desteğiyle ,kabullenmişliğiyle kuruldu cumhuriyet ama biz kurmadık.Atatürk kurdu biz yaşatacağız!!! OLMALIYDI CÜMLE !

Ne kadar anladığımız belli değil mi Atatürkçülüğü...Eğer gerçekten anlasaydık onu, bir daha onun gibi biri gelmeyecek diye hayıflanmak yerine ,onun gibi birini aramaya kalkmak yerine insani gücümüzü birleştirirdik...Eğer gerçekten kalbimizde yaşatıyor olsaydık onu, onun bakış açısını doğru anlar,söylediklerini,yaptıklarını ,anılarını doğru yorumlardık.. Çocuklarımızı öyle yetiştirirdik ,çocuklarımızı topluma yararlı sivil toplum kuruluşlarına girmesi için teşvik ederdik.Onlarla beraber bizler de yürürdük.Şikayet etmek yerine çözümcü olurduk .

Mustafa Kemal'in askerleriyiz demekle, yürümekle ,iki slogan atınca cumhuriyetçi, Atatürkçü olunmuyor.Askerleriyiz demen için, senin de elini taşın altına koymak gerek ,arkadaşım !


Atatürk'ün uşağının kaleminden yazılan monografik bir kitap.Atatürk'ün gündelik hayatına değinen kitapta sevdiği yemeklere,sofralarına,ilişkilerine,alışkanlıklarına ve daha bir sürü ayrıntıya şahit oluyoruz.Giderayak bir kitap tavsiyesinde bulunayım dedim. 

Bir de Atatürk belgesellerinde Atatürk'ü kötü gösteriyor ,şöyle yapıyor ,böyle yapıyor diye eleştirenler var.Şunu kabullenin Atatürk de bir insandı ve herkes gibi onun da iyi ve kötü tarafları oluyordu..Tamam iyi yönü daha fazla ağır basıyordu ama insanları da olduğu gibi kabul etmek lazım..Onu gözünde ilahlaştırıp, onun hiç kusuru  olamazmış gibi göstermek de akla  mantığa aykırı geliyor bana.Bu davranış bana gerçeğe gözünü kapamış gibi görünüyor.Çağdışı ve yobaz bulduğum da bir gerçek. Doğru değerlendiremeyişimizin bir yanılgısı da burda yatıyor işte.

Sanıyorum bu anlayışlar da az okuyuşumuzun,bilinçli kitap okumayışımızın toplum olarak eksiklerinden kaynaklanıyor.Bilgiyi alma,süzme,yorumlama,değerlendirme vasıflarımız eksik kalıyor kanımca.Bir avuç insan bunu yapıyor ama bildiklerimizi yansıtmamız da eksik kalıyor kanımca...Sanıyorum bizim de hitabet gücümüz hatip gibi güçlü değil :)

Ne diyelim böyle düşünce akşamları da mı oluştursak , Ölü Ozanlar Derneği'ndeki grup toplantısı gibi  
veya 
Herkesi güzel konuşma ve diksiyon kursuna mı muaf tutsak ???

Mustafa Kemal Atatürk'ü ölümünün 74.yılında minnetlerimizle anıyorum.....

Aydınlıkla kalın...




   

Çok Kısmetliyim Ben Ya:)

video
Hani geçen gün odamın dekorasyonunu değiştirdim dedim ya.Düşündüm taşındım bunları nasıl sergilesem diye.Aslında amacım bir kaç fotoğrafı birleştirip tek fotoğraf yapmaktı ,öyle koymaktı.Ama şimdilik onu yapmayı beceremediğim için bu klibi yaptım.Movie maker konusunda da iyi sayılmıyorum ama bu acemiliğimi ve ürkekliğimi atmam için bir yol oldu.Şarkı yine bugünlerimin takıntısı Nil'den.Anlamı ise büyük : Ben buraya çıplak geldim heyhat,utanmam yok ,pes etmem yokkk....

Şimdi ben bunu becerdim ya,aklımda movie maker ile ilgili fikirlerim canlandı.

Dün gittiğimiz okuldaki yansımalar beni oldukça olumlu etkiledi.Hele de çocukların ilgisi,imza almak istemeleri,hele hele sevimcimi gördükçe resim yapıp yapıp getirmeleri..Tanrım ,bu mutluluk paha biçilemezzz!

Ben çok şanslı çok kısmetli biriyim yaa...Sanırım bu durum bulaşıyor da...Mutluluğu dibine kadar yaşıyorum bu durumlarda ben...Hatırlayınca,yazınca,paylaşınca katlanıyor bu mutluluk....:-))

 Bana hani resim yaptılar diyordum ya ,klipte gördüğünüz resimler çocukların yaptıkları.Elif Nur,Sude,Ramazan,Esme,Gülsüm....Bir el sallayışları var ki...Ah ah mutluluk sarhoşu olmak demek bu işte...

Sevgiler....    

8 Kasım 2012 Perşembe

beceremiyorum demiyor da...



Arkadaşlar ne oldu biliyor musunuz! Ben anlatmasam nerden bileceksiniz değil mi ! Benim ki de laf !

Dışardan bir ses :
-Laf !

Lafı uzatacağım kesin.Hazır olun:)

Dışardan bir ses :
-Eyvaaah yandık desene,susmaz şimdi bu.Akşama kadar çenesi çalıştı ,şimdi elini çalıştırmaya gelmiş bu deli.

Geçen gün kaydımı yenilettim.Tek dersim kaldı.Malum matematik.Takip edenler bilir.

Dışardan bir ses :
-Sağır sultan bile duydu kız.Biraz kıtık akıllı mısın ne !

Okul harcımı ödedim.

Dışardan ses :
Hani kaldırılmıştı o.Fazla ödemedin değil mi.Bak bir de tek ders,görüyor musun sen:(

Bandrol için gittiğimde kitabımın güncellendiğini gördüm.O sıkıcı matematik konuları gitmiş yerine ilkokul kitabı gibi örnekli ,çözümlemeli,okuma parçalı,matematikçi biyografileri içeren renkli bir basım gelmiş.Konular ın bazısı kaldırılmış gibi geldi.Bazıları da eklenmiş.Mesela limitleri görmedim ama havuz problemleri var.Kaptınız? Sınav ocakta.Vatana millete hayırlı olsun.Kredili sistem bana yarayacak gibi sanki.Hem ocakta verirsem matematik dersini ,ikinci dönem 3'ten ders almaya başlayacağım.
İşte ben buna oynamam mı ya oynamam mı,haydi eller havaya.Hop tek hop tek,tey tey tey lü lülülü :-)
ıslıııık ,ıslllık !



Yapmam gereken işleri ,ertelediğim işleri de yaptım bu sırada.Mesela Kereviz Pırasa Pazıyaprağı Seçme Sınavına girmiştim.Oksijeni Süzme Yaşam Mandası'nın şifresini unutunca ben geç öğrendim.Akrabalar sorup duruyordu.ben de bilmiyorum ki,diyordum.Kesin akıllarından hakkımda, düşük almış da ondan söylemek istemiyor,  düşüncesi geçmiştir.
Geçsin ! O zaman da söylerdim 68 aldığımı .Çok mu önemli sanki !

Hem siz onu geçin şimdi ,ben ne yaptım biliyor musunuz !

Dışardan Bir Ses:
-Ee uzattın sen de ama.Sen söylemesen nerden bileceğiz.Lafı uzatma da söyle,ne yaptın ?

Dedim ya bandrol yapıştırtım.Yeni kitabım oldu gıcır gıcır.Ordan çıkınca sen ne görsen beğenirsin ! Eczanenin önünde iki tylhot grip ilacı kutusu.Dikdörtgen iki kutu.Eczacıya sordum ,alabilir miyim diye.Güleryüzlü bir akadaşmış .Gülümsedi.Tabi,dedi.
Caddeleri aştım ,sokakları aştım,mahalle mahalle dolandıktan sonra yuvama, daha önemlisi odama geldim.O iki kutu ile ne yaptım biliyor musunuz !
raflı dolap yaptım :))kapaklarını kestim.üst üste koydum.iki taburenin üzerine antrasit yeşil renginde örtüyü örttükten sonra bu raflı dolap düzenlememi koydum. alt gözüne dvd'lerimi koydum üst gözüne de fular,eşarp,atkı,şal,bere,şapka ne varsa sıra sıra koydum.

Kış gelince gardropa eşya sığdırmak mümkün olmuyor.Bir görseniz haftalardan beri bir yeri boşaltıyorum,bir yer bozuluyor.En çok da kitaplarım yer kaplıyordu,dergiler,arşivler...Çantaları da severim ama onlar hadi biraz daha kolay,içiçe geçince oluyor.Çorap takıntım var.O da hadi, halledildi.Şimdi artık bu raf düzenlemesiyle odam düzeldi.

Bugünlerde Antalya'da piyano festivali,Alaçatı'da caz festivali var .Elimde de Hüseyin Rahmi Gürpınar 'ın Deli Filozof'u var:) Kafamda da daha yapmam gereken şeyler ,bir kaç şeyler daha var.Tiyatrodan sonra çarşıya çıkışım da ayrı bir konu zaten ...

Dışarıdan bir ses:
-Hiç konu bitmez ki sen de.

Blog yorumlarımın küçük görünmesi ve yazımın altında sosyal paylaşım butonlarının olmaması ile ilgili sıkıntı yaşıyorum.Ama onlar bir süre daha öyle kalmak zorunda,şimdilik...

Dışarıdan bir ses:
-beceremiyorum demiyor da...

Hey dışardaki ses ,benle ne alıp veremediğin var senin ?Hep her söylediğime arkadan muhalefet eder durursun öyle ! 
Odamın yeni dekorasyonunu paylaşacaktım,Kars hakkında ilginç şeyler söyleyecektim daha...Tüm hevesim gitti ya !

Dışarıdan bir ses :
-Bence yeterince konuştun zaten.Fotoğrafları paylaşsaydın iyiydi ama..

Paylaşmıyorum işte .O da ertesi yayına kaldı.
Al sana işte !Gidiyorum ben !Bir daha gelme arkamdan,istemiyorum seni !

Dışarıdan bir ses :
-Heyyy gitme ...

ERROR ...ERROR...SERVİCE UNAVAİLABLE ....

Dışarıdan bir ses :
-Gitti !