1 Ekim 2012 Pazartesi

Tiyatro İzlenimlerimde Acı Tatlı

Bizim Uşak küçük bir il .
Bu küçük ilde herkesin buluşma yeridir Atatürk Heykeli önü.Hemen arkasında Valilik ve adliye vardır zaten.Tüm bankalar,iş merkezleri ,doktor muayenehaneleri,bankalar ne ararsan burdadır.İsmetpaşa Caddesidir burası.Eski Uşaklılar ,Uşak Lisesi mezunları bir zamanlar Mecburiyet Caddesi demişlerdir.Başka caddeler de vardır ama en işlek,en merkezi,cafe ve restorantları olduğu yerdir burası.

Caddede eviniz olunca bile hayatınız merak edilir.İstanbul'da Bebek ,Kadıköy nasıl merkezse Mecburiyet de böyledir .
Hatta merkezde oturduğum için arkadaşlarımın benim hep süslenerek bakkala gittiğimi düşünenleri vardır.Hani bazı anneler kızları için söyler ' Benim kızım rujunu sürmeden ,makyajını yapmadan şurdan şuraya gitmez '
Hadi be ordan sende ! Sanki magazincilere yakalanacağım !Sanki Nişantaşında oturuyorum.Yok öyle saçmalık! Her insan evladı gibi bakkala gidiyorum ve ekmeğimi alıp çıkıyorum.
Yalnız senin gibi unlu ekmek almıyorum.Bayağı olimpik bronz, gümüş, altın madalya karışımlı,süslü ekmekler alıyorum.Kilo yapmıyor onlar.Üzerinde de de yazıyor : Şanselize Şükriye, bakkalımdan ekmek aldı diye :-)))

Böyle komiklikleri oluyor bazı insanların.Oh oh ne güzel ,burda her akşam oturuyorsundur ,manzarayı izleyip , diyenler var. Ne manzarası göreceğim. E.T filmindeki canlılar gibi görüyorum caddeden geçen insanları.Gözlük takmadan göremiyorum uzağı ben.
Hahaha:-))Sanırsın ki Çamlıca'dan deniz manzarasına hulyalı hulyalı göz kırpıştırıp durursun!Arada bir oturduğum olur .Ama çok nadirdir hani.Şükrediyorum tabi böyle bir olanağım olduğu için ama abartmaya da lüzum yok henüz!
Uşak Merkez Atatürk Heykeli Önü
Ama şu saniyeden sonra abartabilirim.bugün çocuk tiyatromuz için okullara görüşmeye gittik.Bir hocamızdan dinlediğimiz olay beni çok şaşırttı ve üzdü.

Küçücük şehrimde ,bir avuççuk şehrimde Atatürk Heykelini görmeyen 8.sınıf çocuklar varmış.
Valilik nerde,diye soran.Şehir merkezini bilmeyen,gelmeyen çocuklar.Yürüsen 25 dakika ancak tutan bir mesafe....
Düşünebiliyor musunuz?İstanbul'da olup da denizi görememek gibi bir şey.Bu bana abartılması gereken bir gerçeklik duygusunu yüzüme tokat gibi şaklatan bir durum !

Geçen sene de yine böyle toplasan 25 dakikadan bile az olan mesafede bir okul -varoş ,ücra dediğimiz okullar bunlar- 6.sınıf bir çocuğa sorduk : Tiyatro için geliyoruz ,gelecek misiniz, diyoruz.
"Tiyatro ne ki " diyor bize. Bakın İstanbul,İzmir,Bursa,büyük şehirlerden bahsetmiyorum.
 Küçük bir şehirden ,ulaşımın çok sıkıntılı olmadığı bir yerden bahsediyorum.Çok sık gelmese de senede en azından 5 kez tiyatro izleyebileceğiniz bir şehirden bahsediyorum !
Ve bu çocuğun okuduğu okul ,tiyatroya izin vermiyordu.Biz kırdık bu zinciri,çok şükür.Bu sene ilk gideceğimiz okul da orası !

İşte bu yüzden tiyatroyu çok seviyorum.İşte bu yüzden onlara tiyatroyu götürmek istiyorum.İşte bu güzel çocuklar için Tiyatrro daha anlamlı!
Adını duyurmuş zenginlerin okuduğu devlet okulları için değil sadece,kolejler için değil ,asıl bu çocuklar için önemli Tiyatro!
Köyler,beldeler,ilçeler,küçük kasabalar için önemli !
Herkesin,her konservatuar öğrencisinin,mezununun görmesi gereken yerler ,yaşaması gereken anlar...O çocukların gözlerindeki ışık...İmza telaşları,fotoğraf telaşları....O kadar utanıyorum ki benden imza istediklerinde.
Ben kimim ki diyorum ama...O çocuğun hayatında ilk yakından gördüğü tiyatrocuyum ben....
Kendimi çok şanslı görüyorum bu yüzden....Bu çocuklar ki, geleceğimizin aydınlık yüzleri....Seviyorummmm....Çok hem de....
İyi ki bu işi yapıyorum,kendimi bazen çok eleştirsem de....
Yorum Gönder