30 Temmuz 2012 Pazartesi

Anitta'nın Laneti

KENDİME YAZILAR: Matematikte Sondan İkinciymişiz: Türkiye’ye bir açık oturumda konuşma yapmak üzere gelmiş olan Nobel ekonomi ödüllü matematikçi John Nash, Türkiye’nin matematik bilgisinde...

http://www.mutlueller.com  bloğunda yeni gelişmelerini takip ederken Mahfi Eğilmez'in sitesine rast geldim.Doğrusu Semi'nin bloğuna ne zaman uğrasam öğreneceğim mutlaka bir şeyler bulunuyor.Bu yüzden kendisi en sık takip ettiğim blogger arkadaşlarımın arasına girdi.

Ordan hareketle Mahfi Eğilmez'in matematikle ilgili yazısını okudum.
Mahfi Eğilmez de zaten sık takip ettiğim bir yazar.Kendisi ekonomist dışında tarihle de yakından ilgileniyor.Özellikle Hititlerle ilgili yazdığı Anitta'nın Laneti adlı kitabını okuduğumda Hititlerin şimdiki türklerin yaşayışıyla birebir örtüştüğünü gördüm.Yemekleri,kültürü ,ekonomisinin şimdiki yaşayışımıza benzerliği bende hayret uyandırmıştı.Önceden bu tür tarihe ilgi duymayan ben artık eski çağların medeniyetleriyle de yakın ilgilenir oldum.Yazarın aynı zamanda Hitit Ekonomisi ve Hattuşa'dan Kaçış başlıklı kitapları bulunuyor.
bu kitapları bulduğumda hemen bekletmeyip bir gecede bitiresim var.
Eski çağ medeniyetleriyle ilginiz yoksa bile başlamanız bu kitapla olasıdır.İlginiz varsa da tam sizin için biçilmiş kaftandır.


Kitap okumayı çok seviyorum.Ama seçimlerim genelde kıyıda köşede kalmış kitaplar olduğu için insanlar bu kitaplara önyargılı yaklaşıyorlar.Ama sözü edilen popüler kitaplara yeğ tuttuğumu söylemek isterim.
Ama şu durum da var :
Okuduğum kitaplar ne kadar kıyıda köşede kalmış olsalar da okuyucularım seçimlerime güvenirlerdi.Kütüphanede bir zamanlar çalışırken onlara kitap tavsiye etmemi isterlerdi.O da ayrı bir konu .Çok zor başkası için kitap tavsiye etmek.Kimisi amerikan edebiyatının bestseller kitabını yeğlerken kimisi ağır edebiyat türü kitapları tercih ediyor ,kimisi de klasik eser.
Buna göre benim de o kişiyi tanımak için bir yolum vardı.
-En çok sevdiğin kitap nedir ,diye sorardım.
Tolstoy derse klasiklerden seçme yapar burdan ileri giderek Nietczhe üzerine sohbet açardım.Kısa sürede onun okuma çizgisini anlardım. 
Genelde her kesimden birine kitap önerdiğim ve onların da bu kitapları beğenmişlikleri vardır.
Eğer benim gibi okuyucu geldiyse o zaten kendisi seçmek isterdi .Bilirdim o zaman ,rafta en diptekinin en okunmamış romanını alınacağını....
Ve kodlardım kendi zihnimde isimlerini...
-Hafızanız çok iyi derlerdi
aslında iyi olan hafızam değildi ;iyi olan o okuyuculardı.
Birinden öneri almak kötü değil.Ama bazıları ne istediğini bilmemek bir yana tutup en ağır kitapları alırlar ve ertesi gün gelip değiştirirlerdi.
Bazı kitapların zamanı vardır arkadaşlar,Oğuz Atay'ın Tutunamayanlar kitabının bir ilkokul çocuğuna ağır gelebileceği gibi mesela...Tabi çok zeki ve yaşından  olgun değilse....
Ahhh ah kütüphane günlerime dönüverdim...Evimde bir sürü kitap da olsa yeri dolmuyor...o koku..o sessizlik...sararmış demirbaş defterleri....
Özlemişim....
Ha ne diyorum Anitta'nın Laneti diyordum,okuyun bakalım ;önerdiğim okuyucular beğendiğini söylemişti,siz de beğenecek misiniz?
Yorum Gönder