28 Mayıs 2012 Pazartesi

Bana bi şeyler oluyor!



Bazen herşeyin üstüste geldiğini düşünenlerden misiniz?
Hep dengesizler beni mi buluyor?
Tanrım karşıma bir gün benden daha okuyan ,kültürlü,aktif hatta beni ezebilecek birini çıkarakacak mı?Yine de dilimi ısırayım.Bunu söylerken bir de karşıma katlanılmaz biri çıkar filan...Siz anladınız onu;)
Yoksa bana hep böyle kompleksli,egosu ezikle  tavan yapmış gelgitli  erkekler mi denk gelecek?
Ben mi çekiyorum bunları allahaşkına?
Uzaktan pek mi bir zengin görünüyorum acaba da ,hemen bir çocuk yanıma gelir para ister,dayandıkça dayanır sırtını bana?
Yoksa benim geleceğim böyle hep değişik değişik işlerde mi çalışmak olacak?Tiyatro hayatımın şah damarı tamam da ...

Kahretsin,ben de mi bir problem var,yoksa ay burcum terazinin dengesi mi değişiyor;yükselenimin yengeçliği tuttu ,Yoksa...Yoksa güneşin burcu aslanım bilmem kaçıncı evresinde de bir gezegenin galyanına mı  geliyor? Ne bu!Ayarım kaçıyor ha !

Kafam zehir gibi çalışıyor ama tüm bu sinir harbi durumunda.İlerdeki projelerimle ilgili habire resim çizip notlar alıyorum.Bir mekana gidip sevip sevmediğim yönlerini tartıp yöntem geliştiriyorum.

Şu ana kadar hep güzel işlerde çalıştım.İyi bir çevre edindim.Ama hiçbirinde uzun uzuuuun çalışma hayatım olmadı.Karışık tabi benim iş hayatına girişim.Önce gönüllü oldum sonra çalışanı oldum.Yani girdiğin her iş kurumunu iki açıdan gördüm.O kadar farklı ki...Hem kısa hem uzun...Dedim ya karışık biraz diye:)
Bu sebeple pek çok şey hakkında tecrübe sahibi oldum diyebilirim...Hatalarım,yediğim kazıklar oldu ama...Şöyle bakınca bir tek benim başıma gelmedi değil mi?Ne kadar canım acısa da,
bazen onlar olmasa hayatı öğrenemez,tecrübeleri edinemez,güvenli adımlar atamaz,şu an ki duruşumu belirleyemezdim diye düşünüyorum.
Bugünlerde tüüüm bu sorular geçerken zihnimden zaman zaman da çalışsaydım biraz daha bir üniversite okusaydım veya bitirseydim paşa paşa tüm bilgileri ezberleyip  atanıverseydim daha mı iyi olurdum ,diyorum
sonra bir bakıyorum...
tamam ara sıra huzursuzluğum olsa  da bazen kendi çapımda krizler yaşasam da belki tüm bunları üniversite okuyarak elde edemeyecektim...Böylesi bir yaşam bana göre değil...

Kpss'yi kazanıp yerleşen bir akrabama tebrik için aradığımda nazik bir teşekkür ederim sözünü duyacağıma 'eee şükriye bu işler kolay olmuyor' demişti.Sen bilgileri ezberleyip bu başarını iktidarda olan birine borçlu olduğunu söylüyorsan ,kendi emeğine yazık ediyorsan bırak ben de memur olamayıveririm..Peki sen özel sektörde çalışan bir insanın iletişim becerisine,problemlerin üstünden gelme becerisine mi sahipsin!
(Bu arada istisnalar elbette vardır,KPSS ayrı bir mevzu ama bu sınava girip de ilerde bizim çocuklarımızı yetiştirecek arkadaşlarımız var.Genelinde konuştum.) 

Aklıma geldi durduk yere bak,gördün mü neyse
Böylesi bir yaşamın bana göre olmadığını söylemek  bir teselli mi  sizce ? Öyle görünüyor.olabilir..Değil ! Ben şu ruh halimi saymazsam %95 memnunum .Geri kalan %5 lik  tedirginlik oranı içimdeki laf-ı güzaftan ibaret...
Geçecek geçecek biliyorum
Benim hala umudum var.....

25 Mayıs 2012 Cuma

2.Bölüm : Panorama Defterinde Ben


İlkokul yıllarımdan bu yana fotoğraflarımı derleyip topluyorum.Ne kadar değişmişim.İlkokulda 'cüce'diyorlardı bana.Şimdi gülüp geçiyorum.Çünkü şimdi tam tersiyim.Ne kadar çok değişmişim.Şimdi ki halim defterde bile yerini al madı.
Laf aramızda bir zamanlar kendimi pek de güzel bulmazdım ben.Ama yıllar geçtikçe ben değiştim,hayata duruşum değişti,çevremdeki insanlar bile değişti.
Bir baktım ki,geriye meğer ne çok basamak çıkmışım arkamda derin bir uçurum sanki...
Fotoğrafta da zaten ilkokul yıllarım,ortaokul yıllarım,lise günlerimdeki halim,konservatuar sınavı giriş halim,iş yaşamına giriş halim....Hepsi çınar yaprağının baskısında minyatür gibi kaldılar.

Cin Ali'lere bir ara çok taktım ben.Habire Cin Ali çeşitlemeleri yapıyordum ben. Sonra bir gün Cin Ali figürleriyle günlük uğraşılarımı yazdım,çizdim,boyadım.
Ne yaparım?Ne severim?Nerelere giderim?Ben demek hangi mekanlar demek?
Bu soruların yanıtını Cin Ali karikatürleriyle resmetttim defterime.

Bir dönem değil hatta uzun bir dönem kütüphanede çalıştım.Hem gönüllü hem çalışan olarak.Dewey sınıflandırmasını iyi bilir,kitapları tasniflerim.Bu işi abartıp kendi kitaplarım arasında da küçük bir teşkilat kurdum.Bu yüzden Cin Ali resimlerim arasında kütüphane rafı görünüyor.

Tam benlik bir cümle.Bu cümle Bir sinema filminin gazete ilan resmiydi.Görünce hemen panorama defterinde yerini aldı.Her insan bir film,her hayat bir film Biz bu insanları ve hayatı seviyoruz,  bile denebilirdi hatta !!!

Tamam kabul ediyorum,günümüzde pek mektuplaşma kalmadı.Zarflar ancak fatura ya da banka bildirim ekstresi halinde geliyor adresimize .Ama ben bu geleneği yılda bir kez de olsa sürdürenlerden biriyim.

Mektup yazmayı severim.Mektup yolu beklemek de heyecanlı olur.Yazdığım mektup da öyle bir sayfa değildir.Yazdıkça yazasım gelir.İşte böyle özel bir anı da hemen defterimde yer alır.
İstanbul,Mersin yazışmaları... 


Zaman zaman oturduğum cadde güzergahında karpostal satan üniversiteli arkadaşlar oluyor.
Neden bilmem alnımda mı yazıyor bilmem,şap diye yapışırlar hemen.Nerden biliyorlar karpostallara hayır diyemeyeceğimi..Alırım ben de ...

Monet daha çok doğayı resmeder ,severim bana biraz romantik bir sanatçı gibi gelir.
Monet bana gücenmesin ama ben laf aramızda Chagall,Matisse,Salvador Dali resimlerini beğeniyor,kendime daha yakın buluyorum.

D&R'a uğradığımda kitaplar ve dergiler dışında ayrılamadığım yer varsa o da Karpostal ve zarfların olduğu bölümdür...



Bir ara güzide şehrimizde Assortie mağazası açılmıştı.Aradığım herşeyi orda buluyordum.Biraz fiyatı tuzluydu  ama allah var aldığım herşey  içime siniyordu.İşte öyle bir alışverişte mor bir zarfın içinde faturayı içine iliştirivermişlerdi.Ben de ona böyle bir düzenleme yaptım.İçine de kuru bir gül koyup sarı gülün kontrast oluşturduğu kombinle soluk benizli fotoğrafımı böylece defterimde değerlendirmiştim.

Peki şimdi ne mi oldu mağazaya ; kapandı .Ben de o günden bu yana şehrimde bir başka büjiteri dükkanından alışveriş yapmadım onda yaptığım kadar. Kapandığında çok üzüldüğümü itiraf ediyorum !




Serpil diye bir arkadaşımla  geçirdiğimiz güzel bir günden anı.Parkta oturmuş çınar ağacının yaprağına tarih yazmıştık.Baktım sonra yaprak bozuluyor.Ben de yaprak baskısı yapıverdim.O günü unutmuyorum.

TEGV'in biz gönüllülere verdiği mıkanatıslı çerçevelerin içindeki sıcak çocuk gülümsemeleri.İşte bu gülüşler için TEGV var ya :-))

Başta çöp biriktiriyor gibi görünen ben hayatıma anlam ,dokunuş katan her nesneyi,resmi,fotoğrafı ,cümleyi ,sayamadığım bir çok şeyi Panorama defterine saklıyorum.

Şimdi soruyorum :
Sizce Panaroma Defterinin 3.Bölümü yazılır mı blogda? İşte bunu bekleyip göreceksiniz!!

Hayatınıza anlam katan dokunuşların yüreğinize sıcaklık vermesi umuduyla...

Hey insanlık,
Ne öğrendimse senden öğrendim,
Şimdi bir çirkef yüzünden
sendeki nefesimi hiçe mi sayayım?

12 Mayıs 2012 Cumartesi

I.Bölüm : Panorama Defteri

Merhaba ,
Takip edenler bilir bir yazımda panorama defterime aldığım notlardan ,yaptığım resimlere,ojelerle ne yaptığıma kadar geniş bir çizgide neler yaptığımı anlata anlata bitirememiş sonra da bir gün bununla ilgili alıntılar,fotoğraflar paylaşabileceğimi anlatmıştım.Hatırladınız mı?
Hatırlamak için okumak gerek,onu atlamışım ya da ilgimi çekmedi diyenler Küçük Küçük Notlarımdan Bir Buket aldı yazımda söylemiş olduğum bu küçük anektodları okuyabilirsiniz....


Gelişigüzel çizdiğim çiçeklere oje dokunuşu ve Audrey Hepburn'un güzel bir sözü.



Düğün davetiyesindeki gülü keser misin...üstüne yapıştırıp da kenarları kırmızı ojeyle geçer misin...Sonra o da yetmez...kırmızı kalemle üzerinden hafifçe boyar, çizgi görüntüsü oluşmasın diye pamukla yayar mısın...sonra üzerine de vernik yerine parlatıcı sürersin....Al sana işte bir gül resmi !
Zaman içerisinde beğendiğim bir şiir ,nükte ,kaside okursam onu da buraya ekleyeceğim.



Antalya'ya gittiğim 2008 senesiydi. Orada bulunan öğrenci ve TEGV gönüllüsü arkadaşlarımız biz üç kitap kurdunu alıp sahafa götürmüştü.Gördüğüm en büyük sahaftı.Ki,sahafın sahipleriyle ve çevre sakinleriyle görüştüğümüzde gittiğimiz bu sahaf Türkiye'nin en büyük sahafı olması yanında değişik eserleri de bulunduran en zengin sahaf olma özelliğini taşıyordu.O gün için -hatırlıyorum-dört tane kitap almıştım.La Traviata'tan tutun,Balzac'ın Vadideki Zambak ,Okul için oynanacak piyeslerine kadar uzanan 4 tane mihenk taşı gibi kitap.Tam da çıkarken Özdemir Asaf'ın bu kartını ve bir karpostl daha almıştım.
Hey gidi günler hey,çıkmak bilmemiştim sahaftan! Nasıl çıkarım ki hemen...o kitapların kokusu...envai kitap...eski aile fotoğrafları...eski kayıt altına alınmış kütüphane kayıtları...arapça demirbaşlar...neyse daha saymayayım bitmez çünkü...nerde derseniz inanın orasını bilemeyeceğim...

Sayfada da yazdığı gibi Özdemir Asaf'ın şiir kartı ve yanında da bu şirin balerin kız fotoğrafı hemen defterimde yerini aldı bir anı olarak:)

Rahmetli karikatürist Turhan Selçuk'un Cumhuriyet Gazetesindeki Söz Çizginin köşesindeki karikatürü.Bu karikatürü çok sevip buzdolabına tutturmuş ,pek çok arkadaşımın ve çevremin bu eseri görmesini istemiştim.Sonra da panorama defterinde yer aldı....Ne kadar anlamlıııı!


2012 yılı Cumhuriyet Takviminden Cemal Süreya'nın ilk yayınlanmış şiiri de hemen defterimde yerini almış şanslılarımdan.

En yakın arkadaşlarımdan biriydi Serpil.Bakmayın böyle geçmiş di'li konuştuğuma.Hala sevdiğim saydığım,görüşmesek de kalbimde yeri kalmış sevdiğim bir arkadaşımdır.Aynı şehirde olmamıza rağmen iş yoğunluğumuzdan dolayı pek görüşemiyoruz.Çınar ağacını ve sonbaharı sevdiğim için bir ağaçtan koparıp bana bir yaprak verdi.yapıştırsam olmazdı.Ne yapsam diye düşünürken yaprak baskısı yapmaya karar verdim.



Herkes örgü örer ,puzzle yapar,mutfak işi yapar filan ya ben de böyle zaman zaman el işi yapıyorum.Bu dediklerimin arasında ben sadece mutfakta boğaza çalışanlardanım.örgü ile alakam pek yoktur.düzdür,terstir öremem ama tesadüf eseri horaşo denilen örgüyü yaptığım için en kolayıma gelen de odur.Onun haricinde örgü dağarcığım kıtıtır,özenirim sonra sıkılıveriririm.Biri bana örgü örse inanın bana canımı verebilirim.O kadar yani!İşte böyle herkes gider Mersin'e ,ben giderim tersine hesabı ben de desenimi çizerim.Sonra bulduğum renkli kağıtları yapıştıra yapıştıra kalemle kopara kopara küçük küçük derken bu şekli bezerim.Bu resimde folyo kağıdı,gazete parçası,el işi kağıdı filan kullanıldı.En son da yine vernikli görevli tırnak parlatıcı kullanıldı.
Balık yapılır da yelkenli gemi,dalga,deniz yapılmaz mı..ayıpsınız yani:-) Hemen hemen ikiletmeden şipşak konduruluverir işte böyle!!


Bu da peçetelerdeki bahar kelebeklerinin defterimin sayfalarına konmasının temsili resmi

Daha mı ? Yok o kadar değil. Benim defterimde çok var ama hepsini bugün yazmam gerekmiyor değil mi ama! O kadar çok ki,2.yazım çıkar.Ayrıca bundan sonra gelecek blog yazısı içinde kendimi gizli bir mahluk olmaktan çıkarıp direkt afişe edeceğim.



Bu arada kelebekleri kondurmuşken...
bahar geldi ya bahar...hıdralezi kutladık.Sonra dileklerimizi diledik.İlk kez hıdralezde pikniğe gittik arkadaşlarım,büyüklerim,ben işte.

Dediler ki dilek dile...
illa resim mi yapacağım dedim
yok şart değil ,yaz dediler 
başladım yazmaya 
geleceğe dair o kadar olmasını istediğim hayalim var ki 
yaz yaz bitmeedi
destan mı yazıyorsun dediler 
desinler,kime ne,ne gam
ismimi yazayım mı dedim bitişinde 
yaz dediler 
yazdım 
Çift ismim ve asil soyadımla 
hedef şaşırmasın 
sonra yetmedi doğum tarihimi ve telefon numaramı yazdım
içimden dua ederek attım akan suya
herkes bu muzipliğime güldü
gülsün 
belki ince ,nazik,huyuma suyuma ,türüme,popülasyonuma göre biri denk gelir de......


Sevgiyle kalın,
Dileklerinizin olması dileğiyle
  

3 Mayıs 2012 Perşembe

Mutfak Kaçamağı

Ne zaman gergin, ne zaman sıkıntılı olsam mutfağa girip soğuk salata,garnitür,aperatif meze gibi yiyecekler yaparken buluyorum kendimi. Karnım aç olsun olmasın keyif için salata yiyenlerden biriyim.Bu işi bir terapi olarak ciddiye alıyor ,sanattaki özgün yaratıcılığımı yiyeceklerde de kullanmaya devam ediyorum.

Biri değişik bir soğuk yemek mi hazırladı. Aynı lezzeti tutturana kadar onu yaparım .Baktım artık,elimin ayarı tuttu.O soğuk yemek üzerinde binbir türlü çeşitlemeler yapabilirim.

Zaten laf aramızda Cemal Süreya'nın 'Keşke bunun için sevseydim ' ile biten tüm şiirlerine kendimce çeşitlemeler yaptığım gibi:-))

Bunlardan bir tanesi aşağıdaki gece çeşitlemem :

deseydin yok diye yanımda para
bir ekmek koparırdık ekmeğin kenarından
ağzımda gevreyen kenarın gibi
çıtır tarafı yanağımı keserdi
keşke bunun için sevseydim seni

Neyse siz anladınız beni .Anladınız anladınııız:-) Ben bu konuda daha fazla sözcük sarfetmeyeyim o halde .

Kıssadan hisse yine gergin olduğum bir hafta ,eve de erken gelmişim .Ben şimdi mutfağa girip şöööyle soğuk bir aperatif hazırlamam mı...Hazırlarım...Sonra onun için kollarımı sıvamaz mıyım....Sıvarım .

Kırmızı lahanayı  ince ince doğrayıp tuzla ve biraz limonla ovdum...

Laf aramızda ovdurdum anneme.çünkü onlar rengini salınca elin mor mor oluyor.Annem kıyamadı ellerimin mor olmasına;)
Sonra 2 havucu rendenin küçük tarafından rendelemem mi....Rendeledim.  Dereotu ve maydanoz kıydım.Hepsini karıştırdım.Sonra bir kenarda da bir diş sarmısakla iki çay kaşığı kadar mayonez ile sarmısaklı yoğurt hazırladım mı sana....Üzerine dereotu ve kırmızı pul biberle süsledim mi al sana ,harika bir salata....



Sizin damak tadınıza hitap eder mi bilmem .Kendim yapmış da övünmüş gibi olmayayım .....Amaaa tam da ağzımıza layık olmuş ki, salatadan bir kaşık kadar kalmadı. O anda uydurduğum bu basit salatayı şefin menüsü ( ! )ne koyuyorum.

Siz de deneyip üzerine bir değişiklik yaparsanız paylaşın. Telif hakkından değil canııım,benim de aklıma gelmeyen bir şey olmuştur,siz de paylaşın,ben de yapayım diye...Yoksa buncağızcık şeyden telif melif almam....Afiyet bal şeker olsun :-))) 



2 Mayıs 2012 Çarşamba

1 Mayıs 'ta 'Şehir Tiyatroları Yok Edilemez ' Yankıları



Bazen çizmeyi aştığımızın farkında mıyız?
İktidara oy verirken insanlar bir gün kendilerine  'sen kimsin,haddini bileceksin'denileceğini  bilselerdi yine oylarını onlardan tarafa kullanırlar mıydı acaba?

Bir zamanlar benim Atatürk'üm, bizim Atatürk'ümüz '
Hepiniz milletvekili olabilirsiniz, bakan olabilirsiniz… Hatta cumhurbaşkanı olabilirsiniz. Fakat sanatkâr olamazsınız. ' sözleriyle  sanatçıya önem verirken, Tiyatro duayeni Muhsin Ertuğrul tiyatro perdelerini açmakta öncü olurken ,seneler sonra bir bakıyoruz, sesini çıkattığı için başbakanım  tiyatro sanatçılarına 'sen kimsin ' diyor...
Bu ülkede tek gerçek siyaset,futbol ,ekonomi olamaz ;gerçek olan insanla canlıyla olan her daldır .Ki,sen sanatı,sanatçıyı ,tiyatroyu nasıl bir hiç sayabilirsin. Senin değerlerin nedir !!!

Bu ülkenin edebiyata,sanata,spora,ilime,bilime her zaman ihtiyacı var. Eğitim öğretim ve görgü sadece kuran öğretmekle olmuyor.Sen sanatı kutuplaştırırken ,özelleştirip sermaye haline getirirken ,şehir tiyatrolarını özelleştirmekle üstüne 'sen kimsin' demekle birilerinin damarına fazla basıyorsun.Bu nasıl bir cüretkarlık,bu ne oldum delisi olmacılıktır ,şaşıyorum !

Bundan aylar öncesinde Mart ayları başında Çeşme'de bir Gençlik Kurultayı oldu. Kültür ve sanat ,serbest zamanların doğru değerlendirilmesi,rehberlik ve danışma grubunun konuları arasında bunlar konuşulmuştu.
Bir tanesi tutmuş demişti ki : çocuklarımıza,gençlerimize yeterli bir din eğitimi verilmiyor.
Bir tanesi gençlerin büyüklerine karşı saygısızlığını din bilgisi ,kuran kerim okumasını bilmeyişine yormuştu.
Toplantı sonunda bunlar rapor halinde bakanlığa verilecekti.Bunlar mı verildi!
Oysa o kurultay toplantısında Kültür sanat festivalleri olsun denildi. Bunlar için ayrı günler olsun.Bir hafta iki hafta bu etkinlikler sürsün denildi . din dil mezhep ,türbanlı türbansız ,tasavvufi ,modern, çok çeşitli aktiviteler olsun,cüzi ücretlerde gösterimler olsun ,hem katılım artsın hem de çeşitlilik olsun dendi. Gençlik merkezleri yetersiz,daha donanımlı hale gelmeli, dendi.
 Bunun benzeri ,yapılacak olduğunda çok büyük külfetler oluşturmayacak bu çözümler neden dikkate alınmıyor?Yerel yönetimin desteği kısıtlı dedğimizde acaba bir üstten biri aradı mı,bu konuyal ilgili ,gerekli birimlere bir yazı yazıldı mı 'yerel tiyatroyu kurun,koruyun,destekleyin'diye . Tiyatroyu,sanatı daha çok etkinleştireceğimiz yerde neden özelleştirip halkın rağbetini engelliyoruz?

Biri bana bir eksiğim ve hatam varsa söyleyebilir mi! 

Şehir Tiyatroları da özelleştirilmeye doğru gidiyor. Özel tiyatrolar ise kendi çarklarını zor döndürdüğünden bahsediyor.Devletin bu konuda ödenek veya yardım ettiği de kulağıma pek de çalınmadı. Özel tiyatrolar maliyetini karşılamak için haliyle şehir tiyatroları ve devlet tiyatrolarından farklı tarifeli oynuyorlar.Bu durum da haliyle hem oyuncu hem izleyici hem de tiyatroyu sahneleyen arka ekip tarafından sıkıntı oluşturuyor.



Günlerden bu yana bir çok yerde Şehir tiyatroları tepkisi devam ediyor.Bu gidişe etmeye de devam edecek gibi görünüyor.
1 Mayısta biz de bir tiyatro oyuncusu olarak şehrimizde  er meydanındaydık . Er meydanı diyorum çünkü, pek çok kimse düşüncesini haykıra haykıra söyleyemiyor . 1 Mayıs madem ki işçi bayramı ,madem ki emekçilerin bayramı biz de tiyatroya ,sanata emeğimizi koyduğumuz için er meydanındaydık .Söyleyeceklerimiz olduğu için,korkmadığımız için,düşüncemizi dürüstçe söyleyebilidğimiz için  er meydanızdaydık .Sesimi duyurabildiğim için mutluyum ,gururluyum!

Haldun Taner'in Sercem Kocanın Kurnaz Karısı oyundan bir dörtlükle bitireceğim :

İsterse sanat karın doyurmasın
Yemek sanatkâra iyi değildir
Aç ayı oynamazsa oynamasın
Bir sanatkâr asla ayı değildir

1 MAYIS Emek Bayramımız - İşçi Bayramımız kutlu olsun